1. bölüm / 13
Sahte Kaza1. Bölüm
Bölümler 13Şu an: 1. Bölüm
- 1 1. Bölüm531 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm2.416 kelime
- 3 3. Bölüm3.435 kelime
- 4 4. BÖLÜM3.888 kelime
- 5 5. BÖLÜM5.930 kelime
- 6 Açıklama86 kelime
- 7 6. BÖLÜM4.460 kelime
- 8 7 . BÖLÜM3.019 kelime
- 9 8 . BÖLÜM2.809 kelime
- 10 9. BÖLÜM5.023 kelime
- 11 10. BÖLÜM1.196 kelime
- 12 11. BÖLÜM5.815 kelime
- 13 12. Bölüm5.506 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Velmira keyifli okumalar dilerr
★★★
Telefonumun ekranındaki saat 23.47'yi gösteriyordu.
Haber merkezindeki floresan ışıklar gözlerimi yakıyordu. Masamın üzerinde boş kahve bardakları, yarım kalmış notlar ve günlerdir peşinden koştuğum dosyalar vardı.
Bir haberin peşindeydim.
Yine.
Patronum birkaç saat önce eve gitmem gerektiğini söylemişti. Dinlememiştim.
İnsanlar gazetecilerin sadece soru sorduğunu sanıyordu.
Yanılıyorlardı.
Gazeteciler cevap ararken kendi hayatlarını unutuyorlardı.
Ben de unutuyordum.
Bilgisayar ekranına son kez baktım. Çantamı omzuma atıp binadan çıktım.
Gece fazlasıyla serindi.
Gökyüzü yıldızlarla doluydu.
Normalde böyle şeylere dikkat etmezdim.
Ama o gece ettim.
Belki de her şey başlamadan önceki son sakin andı.
Tam yürümeye başlamıştım ki telefonum çaldı.
Arayan babaannemdi.
Yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi.
"Efendim, babaanne."
"Kızım, yarın müsait misin?"
"Bir aksilik çıkmazsa evet."
"Çatı katını temizlerken annenle babana ait olduğunu düşündüğüm birkaç eski kutu buldum."
Ayaklarım bir anda yavaşladı.
Anne ve baba...
Yıllar geçse de alışamadığım iki kelime.
Göğsümün tam ortasında eski bir yaranın kabuğu yeniden kalkmış gibiydi.
"Yarın gelirim."
"Beklerim, kızım."
Telefon kapandı.
Ben ise uzun süre karanlık sokağın ortasında kaldım.
Düşüncelerimin içinde kaybolmuş bir halde.
★★★
ERTESİ GÜN
Babaannemin evi çocukluğumun geçtiği yerdi.
Kapıdan içeri girer girmez tanıdık kokular burnuma doldu.
Tarçın.
Eski ahşap.
Ve yılların bıraktığı o sıcak his.
"Hoş geldin, kızım."
Babaanneme sarıldım.
Bir süre sohbet ettikten sonra çatı katına çıktım.
Kutuların önüne çömeldim.
İlk kutuda eski kıyafetler vardı.
İkinci kutuda kitaplar.
Üçüncü kutuda birkaç oyuncak.
Çocukluğuma ait eşyaları görünce istemsizce gülümsedim.
Sanki yıllardır görmediğim küçük bir parçama rastlamıştım.
Saatler geçmiş gibiydi.
Tam vazgeçmek üzereydim ki köşede duran siyah bir kutu dikkatimi çekti.
Diğerlerine göre çok daha temizdi.
Sanki biri onu özellikle saklamıştı.
Kutuyu yavaşça açtım.
İçinde birkaç fotoğraf vardı.
Fakat en arkadaki sararmış fotoğraf gözümü hemen yakaladı.
Elime aldım.
Annem ve babam.
Gençtiler.
Mutlulardı.
Yaşıyorlardı.
Boğazım düğümlendi.
Parmaklarım annemin yüzünde dolaştı.
O kadar zarif görünüyordu ki...
Babam ise her zamanki gibi gülümsüyordu.
Bir anlığına fotoğraftaki dünyaya girmek istedim.
Onların hâlâ yaşadığı o zamana.
Fotoğrafı çevirdim.
Arkasında solmuş bir yazı vardı.
"EĞER BİZE BİR ŞEY OLURSA AYBARS'I BUL."
Kalbim göğsüme sertçe vurdu.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Aybars kimdi?
Ve annemle babam neden onu bulmamı istemişti?
★★★
Eve döner dönmez bilgisayarımın başına geçtim.
Merak içimi kemiriyordu.
Arama motoruna ismi yazdım.
Sonuçlar saniyeler içinde ekranı doldurdu.
Aybars Demir.
Başarılı iş insanı.
Genç girişimci.
Yılın yatırımcısı.
Sayfalarca haber vardı.
Ama ilginç olan bunlar değildi.
Aybars hakkında herkes bir şey söylüyordu.
Fakat kimse aynı şeyi söylemiyordu.
Kimi onu bir dahi olarak görüyordu.
Kimi tehlikeli biri olarak.
Kimi ise adını bile anmaktan kaçınıyordu.
Bu tuhaftı.
Fotoğrafına baktım.
Yaklaşık yirmi altı yaşlarında görünüyordu.
Keskin yüz hatları vardı.
Bakışlarında ise açıklayamadığım bir şey.
Sanki fotoğrafın içinden bile insanı izliyordu.
Zihnimde annemlerle bu adam arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışırken ekran bir anda karardı.
Kaşlarım çatıldı.
Elektrikler kesilmemişti.
Tam bilgisayarı kontrol edecektim ki telefonum titredi.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtım.
Bilinmeyen Numara : Fotoğrafı bulduğunu biliyorum. Aybars'tan uzak durman senin için daha iyi olur. Yoksa sıradaki cenazeyi senin için kaldırırız.
Nefesim kesildi.
Bir an ekrana bakakaldım.
Bu da neydi?
Kimdi bunlar?
Beni nereden tanıyorlardı?
Sorular zihnimde birbirine girerken istemsizce pencereye döndüm.
Ve onu gördüm.
Bir adam.
Karanlığın içinde duruyordu.
Hiç kıpırdamıyordu.
Sanki saatlerdir oradaymış gibi.
Yüzünü seçemiyordum.
Ama bana baktığını biliyordum.
Doğrudan bana.
Kalbim hızlandı.
Perdeyi kapatmak istedim.
Ama yapamadım.
Gözlerimi ondan ayıramıyordum.
Bölüm etkileşimi
