5. bölüm / 13
Sahte Kaza5. BÖLÜM
Bölümler 13Şu an: 5. BÖLÜM
- 1 1. Bölüm531 kelime
- 2 2. Bölüm2.416 kelime
- 3 3. Bölüm3.435 kelime
- 4 4. BÖLÜM3.888 kelime
- 5 5. BÖLÜM5.930 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Açıklama86 kelime
- 7 6. BÖLÜM4.460 kelime
- 8 7 . BÖLÜM3.019 kelime
- 9 8 . BÖLÜM2.809 kelime
- 10 9. BÖLÜM5.023 kelime
- 11 10. BÖLÜM1.196 kelime
- 12 11. BÖLÜM5.815 kelime
- 13 12. Bölüm5.506 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanların kaçma şansı yoktu bir yerden bedenen ayrılsan bile ruhun orada kalabiliyordu. Buda bedenin zaten oradan gitmek istemediğinin kanıtıydı. Ama inanır mısınız ben hem bedenen hem ruhen Aybars' ın yanından gitmek istiyordum.
Ama bir yerde de garipsemiyordum.
Ama garipti.
ADAM MAFYA TABİİ Kİ GARİP BİR ŞEYLER OLACAK.
Ama bu çok farklı bir şey babaannemin evinde bulduğum fotoğrafta Aybars yazıyordu fakat soyadı veya başka belirleyici özellikler yoktu.
Benim bu adamda fikir kılmamın nedeni karanlık güçleri olmasıydı öyle ki o karanlık gözlerine bile işlemişti
Gülümsediğinde, gülümsemesi gözlerine ulaşmıyordu.
Farklı şeyler vardı ve beni ona çekiyordu. Ama çekilmemeliydim.
Şuan da onun arabasındaydık ve bu fazla gericiydi.
Bu adamın acaba kaç tane arabası vardı.
Çünkü bu kendimi Spiderman sanıp atladığım araba değildi.
" Bu arabadan da mı atlamayı düşünüyorsun ? "
" Ne münasebet be. "
" Aynen seni ben aramasam inanırdım. "
" Ha ha ne kadar komik ."
" Evet"
" Kes " Offf kanka bu kadar gereksiz cesarete gerek yok ne kanıtlamaya çalışıyon yani.
" Bu cesaretini neye yormalıyız gerçek beni görmediğin için mi bu kadar rahatsın."
" Gerçek sen ne ya meraktan soruyorum."
" Umarım karşılaşmazsın." Bir korktum ama ya off bu adam çok gerici.
★★★
Uzun bir yolculuğun sonunda çok fazla işlek olmayan ormanlık bir yer geldik koskocaman bir ev vardı.
Mübarek ev değil malikâne, malikâne değil saray gibi bu ne ya gördüğüm kadarıyla üç katlıydı kesin asansör vardır bu evde sonuç olarak zengin evi.
Bende fakir değildim yani de bu kadar zengin de değilim.
" Gözlerinle evi yemen bittiyse arabadan inip içeri girebilirsin."
" Yaa benim işe gitmem gerek neden buradayım ."
" Laf değiştirme hızına bayıldım gerçekten, ama yinede soruna cevap vereyim işin için gerekli izni aldırdım bir hafta izinlisin."
" Oha bir hafta burada mı kalacağım."
" O kadar süreceğini sanmıyorum ama en geç bir hafta sonra gidersin."
" Nedenini sorsam."
" Sorabilirsin."
" Neden buradayım."
" Söyleyeceğim demedim."
Gerizekalı herif ya ters ters bakmakla yetindim çok komikti gerçekten (!)
" Her neyse eve gir benim bir işim var halledip gelirim, en üst kat sağda ki en son odayı senin için hazırlattım."
" Neden?"
"Şu soruyu sormayı bırak hem daha cümlemi tamamlamadım."
" Tamamla o zaman."
" Sana verilen odadan çıkma evde tek sen olacaksın zaten başka odalara girme sakın tamam mı?"
" Offf tek başıma odada ne yapcam."
" Salona inebilirsin."
" Sağol."
" Rica ederim."
Ama ben bana yapma denilen şeyleri yaparım ki.
" Açsın zaten dışardan istediğin yemeği söyle adresi dışarıda ki adamlar verir. "
" Niye evde mutfak yok mu ?"
" Varda sen pek yemek yapan bir tip gibi durmuyorsun."
Nasıl bir tip gibi duruyorum acaba ben ya valla meraktan.
" Her neyse diyeceklerim bu kadar başka herhangi bir odaya girme, bir şey olacak olursa dışarıdaki adamlara söylersin."
" Tamam, ne zaman geleceksin ?"
" Bilmem."
" İyi ." Dedim ve arabadan indim. Kapıyı kapatırken gözgöze geldik ama üstünde çok durmadım kapıyı kapattıktan sonra arkama bakmadan büyük kapıya doğru ilerledim.
Ben gelmeden açılmıştı zaten, büyük kapıdan içeri girdiğimde arabanın uzaklaşma sesi geldi.
Evin önünde ki merdivenlere kadar uzanan taş yol vardı fakat taşların üstüne cam ile kaplamışlardı içlerinde ise şuan yanmasa bile görünen küçük LED lambalar vardı iki yanıda çimenlikti beni asıl şaşırtan büyük bir ağacın altında oturan bir grup insan görmem di çünkü Aybars kimsenin olmadığından bahsetmişti.
" Aaa bu kim ?"
" Sen tam olarak kimsin ve neden bizim mülkiyetimizdesin ?"
Konuşan aynı kişiydi büyük bir ihtimalle yanında ki kıvırcık kız ağzını kapatmasaydı aynı soruyu farklı kalıplarda sormaya devam ederdi.
Ne diyeceğimi bilmiyordum ama bir şekilde kim olduğumu söylemem gerekiyordu.
" Selam Aryel ben."
" Soyadın ne ? "
" Sezer."
" AAAA CİDDİ MİSİN GAZETECİ OLAN MI ?"
Beni tanıyan bir kitlenin olduğunu biliyordum fakat bu kadarını gerçekten beklemiyordum.
" Evet ."
" Neden bizim evdesin, haber yapmaya mı geldin?"
" Sence haber yapmaya gelmiş gibi bir halim mi var?"
O kadar yüksek bir kahkaha attı ki zaten tok olan sesi kahkaha ile dahada toklaşıyordu.
" Doğru yok şu kombine baksana ."
Adam haklı ya cidden bu kombin nee şort, t shirt, ev topuzu muhteşem üçlü.
" Lan gerizekalı herif, kızla doğru konuşsana."
Karşısında oturan bir diğer erkek onu uyarmıştı fakat o pek takıyor gibi değildi.
" Her neyse sen bunların zevzekliğine bakma hoşgeldin bizde çıkıyorduk zaten takıl istediğin gibi."
Konuşan bir diğer kızdı.
Saçları dalgalıydı ve sarışın olması çok ayrı bir hava katıyordu.
Gerçekten su gibiydi, düz ve kalkık burnu kalemle çizilmiş gibi olan dudakları ve kıvrık kirpikleri ile parıl parıl parlıyordu.
" Görüşürüz."
Dedi hepsi bir ağızdan ve çıktılar bende kapıya yöneldim, böyle bir evde beni tek bırakacak kadar tanımıyordu.
Ve güvenmemesi gerekiyordu çünkü ben gazeteciydim ve haber yapmak için her şeyi yapardım üstelik tanımadığım bir adamın evinde.
Galiba güvendiği şey mafya oluşuydu.
Eeee yani mafya oluşu yeterli bir sebep olabilir di.
Ama banane.
Ben bu evde rahat durmazdım.
Kamera varsa her halükarda rahat durmalıydım, umarım yoktur.
Merdivenlerden çıkıp kapıya ulaştığımda yanımda aniden biri belirdi.
Yani bu bir kişi olarak değil rahat beş kişi olarak anlatılabilir di tabii.
" Odanızı biliyorsunuz zaten buyrun." Dedi ve kapıyı açıp eliyle girmem için yönlendirdi. Cevap vermeden kendimi içeride bulmuştum.
İçerisi genellikle koyu renkler ile dizayn edilmişti.
Koyu renkler tercih edilmiş olsada güzel bir atmosferi vardı.
Kapıdan girdikten sonra sola döndüğümde kocaman bir salon ile karşılaşmıştım gerçekten kocamandı siyaha yakın gri tonlarında ki koltuk takımı vardı, duvar boydan boya cam ile kaplıydı ve bu herşeyden güzeldi gördüğüm kadarıyla cam kapı balkona açılıyordu ve bu balkon yer ile bitişikti.
Koltuk takımı köşem şeklinde değildi ama köşeye bağlı kenarların önüne koyulmuştu.
İki tane kocaman modern koltukların ortasında bir tane sehpa vardı üzeri ise süs eşyaları ile doluydu.
sağ tarafta kalan duvarın neredeyse hepsini kaplayan bir ekran vardı sadece kenarlardan bir iki parmak boşluk bırakılmıştı.
Sinema salonu gibiydi.
Köşede oyun konsolları vardı ve cam duvarın hemen köşesinde kitap okumak için bir yer vardı.
Bunlar dışında odada olan şeyler tablolardı.
Onun dışında ortası bomboştu ve halı vardı ayakkabılarımı çıkarmam gerektiğini düşündüm ve hemen geri kapının önüne gidip ayakkabılarımı bıraktım tahmin ettiğim gibi fakat ilk başta göremediğim iki tane ayakkabılık vardı birinde ev terlikleri diğerinde ise dışarıdan gelince ayakkabılarımızı koymamız için
bir ayakkabılık vardı.
Kendi ayakkabımı çıkardım ve terliklerden pembe olanı alıp ayağıma geçirdim.
Üçüncü kata çıktım.
Ve ASANSÖR YOKTU
İnanabiliyor musunuz ?
Ben inanamıyorum çünkü bu adam zengin ve sarayı var asansör de olmalıydıı.
Sağdaki en son odayı bulup girdim içerisi bordo rengi ile dizayn edilmişti ve harikaydı.
Normalde çıkıp haber ile ilgili bir şeyler bulmak isterdim ama maalesef.
Evde kamera yoktu.
Yani siz öyle düşünebiliyordunuz fakat benim gibi dikkatliyseniz ve bir haberciyseniz evin içindeki böcek kameraları fark ediyordunuz.
Odalarda yoktu, yani benim kalacağım odada yoktu diğerlerini bilemiyordum ve bilememek canımı sıkıyordu.
Acilen haber yapmam lazım benim.
Ne zamandır ertelesemde telefonuma gelen bildirimlere şuan bakacaktım.
* DEDİKODU DEĞİL ARAŞTIRMA ADLI GRUBUNUZDAN MESAJLAR VAR.
Meltemkuşş: Aryelllll Hanımmm neredesiniz yaa.
Bir sürü mesaj vardı ama en son ki mesajdan başka hiç bir mesajı okumamıştım ve sadece ona cevap yazmıştım.
Siz: Başıma neler geldiğini bilmiyorsunuz 🤧🤧
Arda Delisii: Zengin kocaya mı kaçtınız? Eee artık bizide görürsünüz.
Siz : Arda başta sana olmak üzere size bir şey söyleyeceğim sakin kalın.
Arda Delisii: Kesin kaçtı.
Nisacıkk: Şefff beni de diğer kocamdan çocuğum diye yanına alsana.
Siz: Kimseye kaçmadım.
Arda Delisii: Eee o zaman ne olduuuuuu çaflatmazmısınız insanı.
Siz : Zengin bir kocaya kaçmamış olsamda daha zengin bir mafya tarafından kaçırıldım hemde günde iki kereee farklı kişiler tarafından ikiside mafya anlıyor musunuzz???
Arda Delisii: OHA CİDDİLİ Mİİİİİİİ
Siz : Sence Ardaaa
Meltemkuşş: Peki kimmm??????
Siz : Şeyy ya birincisi Kerem Tok, ikincisi Aybars Şahin.
Arda Delisii: OHAAAAAAAA YUHHHHH ÇÜŞŞŞŞ VAY BEE
Meltemkuşş: Yok artıkkkkk şeff alalım seni oradannn zor durumda mısın?
Mikrofon Kerem: Salak mısın ? Zor durumda olsa elinde telefon mu olur ?
Nisacıkk: Offf farkında mısınız?? Şef zor durumda olmasada tehlikeli insanların yanında.
Kızıl Böcekk: OHAAAA İKİ DAKİKA YOKTUM OLANLARA BAKK
Siz : Öyle işte haberiniz olsun diye şey ettimmm.
Siz : İyiyim ben merak etmeyinnnn öpüldünüzzz.
Hepsi görüşürüz dedikten sonra mesaj kısmından çıkıp arama yerine girdim şuan tek eksik bacımdıı.
Aradığım anda açılmasını beklerken biraz daha sonra açıldı.
" Aryel ne oldu canım?" Sesi nefes nefese geliyordu.
" İyi misin sen ? Sesin biraz değişik geliyor."
" Yoo iyiyim gayet iyiyim çok iyiyim."
" Anladım ben kaçırıldım hemde Aybars tarafından yaaa inanabiliyor musunn?"
" Evet evet canım eeee teyzenden haber var mı?"
Allah kahretsin ya benim teyzem yoktu ve eğer birimiz birimize böyle diyorsa dedikodunun veya konunun yanımızda olduğunu anlamamız gerekiyordu.
ŞU AN YANINDA BİRİ VARDI AMA KİMM
" Yanında kim var acil bir şekilde anlatmaya çalış."
" Offf sen diyince benimde canım erik çekti."
Ayyyy yanında Efe var ama ne alaka bu kaçırıldım diyincede büyük bir tepki vermedi.
" Sen benim bulunacağımı ve Aybars' ın beni alacağını biliyor muydunn Miraaaa"
" Bende seni seviyorummm bayabay."
" Seni varya," Derken telefonu yüzüme kapatmıştı.
Haberi vardı.
Ve bana söylememişti.
Her neyse, gönül isterdi ki bu mafya evinden haber çalayım ama maalesef bir yerlerimiz yemiyor.
O yüzden sakince aşağıya indim ve kapının sol tarafında kalan mutfağa girdim.
Burasıda kocamandı diğer odalar gibi.
Ve fazla güzeldi.
Aybars' ın düşündüğünün aksine çok güzel yemek yapardım.
Şimdi de yapacaktım çünkü açtım.
Dolabı açtığımda ağzına kadar doluydu.
" Hay maşallah." diye mırıldandım.
Gerçekten herşey vardı ama benim gözüm tavukta takılı kalmıştı bence döner yapabilirdim.
Tavuğu çıkarıp tezgaha koyduktan sonra çekmeceleri karıştırdım ve siyah eldivenleri buldum hemen elime geçirdim.
Dolapları karıştırarak ekmeklerin olduğu dolabı buldum normal ekmeklerin yanında lavaş da vardı şuan acayip mutluyum yaa.
Tavuğu önce haşladım daha sonra didikledim baharatlarını koydum ve kavurdum ocağın altını kısıp bıraktım, domates sos için domatesleri soyup rendeledim daha sonra küçük bir tencereye koydum içerisine biraz da su ve kekik ekleyip kaynamaya bıraktım.
Tavuk ve sos hazır olduğunda ocağın altını kapattım ve lavaşa sosu sürdüm daha sonra tavuğu koydum ve bolca acı sos ve pul biber koydum offf çok acı olmalıydı acı olmadan tadı çıkmazdı.
Döneri hazır ettikten sonra tost makinesinde bastırdım böylece daha hazırmış gibi duruyordu.
Bir yandan da telefonumda çalan şarkıyı mırıldanıyordum.
Toplam sekiz tane döner olmuştu onları tabağa koyup ortada ki adanın üstüne koydum.
Tezgahın üstünü temizledikten sonra şarkıyı kapattım ve arkama döndüm.
Döner dönmez gördüğüm silüetle yerimden sıçradım ve ağzımdan;
'hih' nidası döküldü.
" Napıyorsun sen burada? "
" Ev benim." Adam çok mantıklı konuşuyor yalnız.
" Ne zamandan beri ordasın ?"
" En başından beri."
" Ama ben farketmedim."
" Normal, her neyse yemek yapabildiğini bilmiyordum."
" Hakkımda hiç bir şey bilmiyorsun ."
" Düşündüğünden daha fazla şey biliyorum."
" Aynen."
" Her neyse bana da verirsin diye düşünüyorum."
" Dışarıda yeseydin dönerimi kimseyle paylaşmam."
" Çok bencilce bir hareket."
" Farkındayım." Ama ben öyle dönerimi herkesle paylaşamamkiiiii
Aybars beni dinlemeden dolabı açtı ve ayran çıkardı iki tane kocaman bardağa ayran koyup bana da uzattı.
" Ben senin aksine ayranımı paylaşacağım."
" Ne büyük bir lütuf."
" Farkındayım." Benim kelimelerimi bana kullanıyordu ve bu sinir bozucuydu.
" Acılı yaptım ama dikkat et."
" Yani."
" Sende pek acı tipi yok."
" İkimizde ön yargılarımızı kurmalıyız."
" Katılıyorum, her neyse ye bakalım güzel olmuş mu?"
Dönerden kocaman bir ısırık aldı.
Ben heyecanla verceği tepkiyi beklerken o önce gözlerini kapattı sonra yutkundu ve gözlerini açtığında ilk defa bir duygu gözlerine işlenmişti.
Hayranlık.
Ve biraz da beğeni gibi ama yemeğe yani herhalde yemeğedir.
" Nasıl?"
" Sen müthiş bir şeysin efsane olmuş eline sağlık."
" Ciddi misin? "
" Tabii ki de şüphen olmasın."
" Ayy afiyet olsun." Beğenmesi gerçekten hoşuma gitmişti.
" Sen bunlardan tahminen ne kadar yersin ?"
" Bir tane."
" Kızım, o zaman neden sekiz tane yaptın. "
" Aaaaa sanane ."
" Tamam tamam, ben yerim."
Dedi ve ikinci dürümünü almadan önce bir tane benim önüme bıraktı.
" Ye ."
" Tamam." Dedim ve yemeye başladım offf gerçekten güzel yapmışım.
Ayranının bittiğini fark ettiğimde bardağını alıp ayran doldurdum.
" Teşekkürler."
" Rica ederim." Bulunduğum ortamı veya kişiyi garipsememiştim bir yerden bakılınca korkutucuydu evet ama bana bir kötülük yapmamıştı ve iki arkadaş gibi oturup yemek yiyorduk.
Normaldi her şey.
Normaldi değil mi?
" Bugün bahçede bir grup oturuyordu, tek olacağımı söylediğin için bir an garipsedim ama onlar beni garipsemedi."
" Bende burada olduklarını bilmiyordum, evden çıktıktan sonra beni aradılar hatta Emre senin üstündekiler ile ilgili bir şeyler söylemiş takma onu."
" Ha yok sorun değil, bir yerde haklı zaten, özel olmazsa kimdi onlar."
" Ailem."
" Kuzenlerin falan mı?"
" Kardeşlerim."
" Anladım." Yuh lan beş tane kardeşi mi vardı. Normaldi evet ama beklememiştim.
" Yani kan bağıyla kardeş değiliz."
" Haaa dostluk sizin ki."
" Evet ."
" Çok iyi onları seviyorsun."
" Evet ." Ben daha birinci dürümümün yarısındayken o üçüncüsünün yarısındaydı.
" Efe peki o da mı dostun?"
" Evet, ortaokuldan beri tanışıyoruz."
" Aaaa cidden mi ? Bizde Mira ile öyleyiz. "
" Sende onu seviyorsun."
" Herşeyden çok."
Bir süre sessizce yemeğini yedi. dördüncü dürümünüde bitirmişti.
Sanki biraz fazla yemişti.
" Lokmalarımı saydığını düşüneceğim."
" Hı." Yüzünde alaycı bir gülümseme oluşmuştu.
" Ha yok ya dalmışım."
" Anladım." Bence anlamamıştı çünkü ben de ne dediğimi anlamamıştım.
" Efe gelecek birazdan haberin olsun."
" Tamam."
Yemeğimi yedikten sonra benim için hazırlanan odaya geçtim, çift kişilik yatağın her iki yanında komidin vardı.
Modern bir odaydı.
Çünkü adamlar zengin.
Mantıklı.
Ev de modern sonuçta.
Bir süre sonra kapım açıldı ve içeri Aybars girdi arkasından Efe' yi görüyordum büyük bir ihtimalle Mira' nın yanından geliyordu.
Saçları nemli duruyordu yeni duş almışa benziyordu.
" Beni niye sevgilimin yanından zorla getirdin ki daha doğru düzgün vakit geçirememiştik."
" Efe, sus artık."
Tamamen içeri girdi ve elinde ki poşetleri bıraktı.
" İçlerinde kıyafet var rahatça giyinebilirsin."
" Teşekkürler."
" Rica ederim." Dedi ve çıktı.
Bende kalkıp hemen poşetlere baktım hepsi yeni alınmış ve bedenime uygun kıyafetler di.
Bu adam benim bedenimi nereden biliyor du?
Her neyse şuan bunu düşünmeyecektim.
Burada stichli krop şort takımı vardı.
Stich ne alaka ya.
Ama diğerlerine bakmadan onu ve iç çamaşırlarını alıp banyoya geçtim.
Benim kullandığım şampuan ve bakım eşyaları var dı.
Bu adam ya müneccim boku yemişti yada korkutucu bir gücü vardı.
Umarım ilk seçenektir.
Her neyse bunuda sonra düşünecektim.
Duşumu alıp tekrar odaya geçtim saçımı yukarıdan ev topuzu yaptım. Bu topuzu seviyordum ama Emre'nin sözleri ile bir an gerçekten bozulmuştum.
Ama hemen ifademi toparlamıştım çünkü bu dünya bazı insanların laflarını takmak için kısaydı.
Aslında benim düşüncem sadece laflar değil yaşadığımız olayları da kafaya takmamaktı çünkü takarsanız yaşayamazdınız.
Mesela şöyle düşünün ben şuan burada olanları Kerem denen adamı, Aybars' ı , Efe' yi veya şuan burda istemesem de durmamı düşünecek olsaydım işin içinden çıkamazdım.
Evet gericiydi ve farkettirmesem de korkuyordum.
Ama gösteremezdim insanlar birbirlerinin yüzlerinde ki maskeye o kadar alışıklar ki hissettikleri duygular yalan mı yoksa gerçek mi bazen anlayamıyorlar.
Bu en yakınınız olsa bile geçerlidir mesela ben Mira' yı anlarım her ne yaparsa yapsın arkasında da dururum ama belkide bazen onu tam anlamıyla anlayamam çünkü onun yaşadıklarını yaşamadım nasıl hayatla başa çıktığını bilmiyorum oda benim hayatımı yaşamadı ve herşey her zaman paylaşılmaz en yakının olsa bile.
Bundan dolayı üzülmek bana çok saçma gelir.
Tabii ki üzülmemeliyiz demiyorum mesela ben ailemi kaybettiğimde üzülmüştüm hemde fazlasıyla.
Demek istediğim eğer gerçekten değer verdiğin insanları kaybetmediysen veya onlar seni en can alıcı noktandan vurmadıysa hayata üzülmene gerek olduğunu düşünmüyorum.
Daha fazla düşünmeden ayağa kalktım bugün sadece sabah kahve içmiştim bence evde kahve vardır.
Kapıyı açıp koridora çıktım.
Aşağı kata indiğimde Aybars' ın bağırdığını duydum sesi daha koridorun ucuna geliyordu.
" Efe salak salak konuşup benim asabımı bozma ben böyle bir şey olsa bile o anlaşmaya uyup hayatımı mahvetmem hem söz konusu sadece benim hayatım değil onun da hayatı."
Sessiz adımlarla çalışma odası olduğunu düşündüğüm odaya adımladım en sevdiğim özelliklerimden biri gölge gibi sessizce ilerleyebilmem di.
Tabii ki mesleğimin getirisi de vardı.
Bir süre sonra Efe' nin sesini duydum.
" Lan ben mi yaptım anlaşmayı bana ne diye bağrıyorsun ama düşüncelerimiz doğruysa anlaşmaya karşı gelirsen olacakları biliyorsun."
" Banane."
" Lan ne demek banane senin hayatın söz konusu aynı zamanda babanın ve o kızın da hayatı söz konusu."
" Babamın hayatı ile ilgilenmiyorum eğer düşündüğümüz gibi ise o kızı da babasıyla abisi korusun onu ilgilenmiyorum."
" Sen böyle biri değilsin Aybars kendine gel belki de kabul etmeyecek kızını."
" Ben ilgilenmiyorum dedim Efe."
" Seni tanıyamıyorum abi sen bu değilsin."
" Ne yapayım Efe istemediğim bir hayata göz mü yumayım."
" Öyle bir şey olmayacağını sende biliyorsun en fazla altı ay zaten."
" Sen evlen o zaman."
Sesleri kapıya doğru yaklaşmaya başlayınca hemen merdivenlere yöneldim ve aşağıya indim.
Duyduğum kadarıyla Aybars biri ile evlenmeliydi ama istemiyor du.
Kim isterdi ki?
Mutfağa geldiğimde hemen kahve malzemelerini buldum ve kahveyi hazırladım.
Kahve olurken bir bardakta su doldurdum ve içecekken içeri Efe girdi .
Ağzıma bir yudum aldım o sırada Efe konuşmaya başladı.
" Buraya sevgilimin yanından geldim lütfen bana da kahvenden ver sonuç olarak baldızımsın."
Dediği an içtiğim suyu yüzüne püskürttüm.
" Ne yapıyorsun kızım ."
" Ne ne ne ne dedin anlayamadım?"
" Evet biz sevgiliyiz."
" Kimle ? "
" Kızım ıqüsüz müsün?"
" Oha Mira' yla mı?"
" Aferin çok zekisin bravo gözlerim yaşardı."
" Sus be ."
" Ben sana anlatır diye düşünmüştüm nasıl olsa telefonun yanında."
" Ya şarjım bitmişti offf şarj aletin var mı?"
" Evet salona telefonumu takmıştım dolmuştur al."
" Sağol ."
" Rica ederim." Şaşırmıştım ama mutlu da olmuştum.
Ama bir yerden koku geliyordu kafamı ocağa çevirdim saliselik bir sürede sonra tekrar Efe' ye baktım ama gözlerim fal taşı gibi açılarak tekrar ocağa döndü.
" LAN KAHVE ." Kahve taşmıştı ve cezvenin plastiği yanmıştı.
" Maşallah pek hamaratsın ."
" Sen baksaydın lan o zaman."
" Sus." dedi ben o sırada cezvenin kulpunu tuttum buda yanmama yol açtı hemen bıraktım ama bu seferde ocağı daha fazla batırdım.
" Lan kızım mal mısın elinin yancağını farketmez mi bir insan ?"
" Sus" dedim acılı bir şekilde.
" Harbi ıqüsüzsün lan " dedi ve buzluktan buz alarak elime yapıştırdı bir an soğukla irkilerek geri çektim ve bu daha fazla sızlamasına sebep oldu hemen geri yapıştırdım elime.
" Ne yaptınız lan mutfağa ." Diyerek ortama dalış yapan kişi Aybars' dan başkası değil di.
Ve şüphesiz en şaşkın olan oydu.
Efe' nin ense köküne bir tane yapıştırdı.
" Bu kız sen yokken mutfakta Oscarlık performans sergiledi , sen geldiğinde bir şeyler oldu çık git. “
“ Ben çok meraklıydım burada kalmaya lan.”
“ Belli zaten .”
“ Ha ha ha ne kadar komik.”
Bunlar böyle kavga ediyor ama benim elim yanıyor ya.
“ Elim yanıyor.”
Sonunda Aybars bana baktı gözlerimdeki ifadeyi görünce harelerini elime indirdi.
“ Kızı mı yaktın ?”
“ Lan o kendi kendini yaktı zaten bana gerek kalmadı.”
“ Sus, lütfen sus migrenimi arttırmaktan başka hiç bir işe yaramıyorsun, lan yanığa buz mu konulur ?”
“ Konulamaz mı ?”
“ Cahilsin .”
“ Çok ayıp.” Bunlar yine bir kavgaya tutuşuyorlardı ama araya yine ben girdim.
“ Elim acıyor.” Aybars hemen bana yaklaştı dibine kadar girdiği için bir an kendimi onun etki alanında buldum.
Çok kısa sürdü ama.
Yani kısa olduğunu düşünüyorum .
“ Acır tabii yanığa buz koyulmaz ki.”
Tam elini uzatmış buzu benden alacaktı ki elimi hemen geri çektim.
“ Buzu çekince acıyor ama.”
“ Çekmezsem su kabarcığı oluşur ama .”
“ Ama çok sızlıyor.”
“ Diğer elinle elimi tutabilirsin.”
“ Sıkarsam ve canın acırsa ?”
“ Senin sıkmandan bir şey olmaz .”
Bu adam beni çok hafife alıyor du.
“ Kapı olayını hatırlatırım.”
“ Boşluğuma denk gelmişti .”
“ Anladım.”
“Eee tutacak mısın ?”
“ Hayır.”
“ Sen bilirsin.”
Fazla romantik oldu gerçekten gözlerim dolu dolu bakıyorum.
HÖDÜK.
Neyse sakin ol kızım sen istemedin sonuç olarak.
Bir anda buzu çekince elim sızladı ama tepki vermemeye çalıştım.
“ Eeee bunu çektik ne yapacaksın şimdi ?”
“ Yumurta akı süreceğiz.”
“ Elime.”
“ Eline.”
“ Kokar.”
“ Sızısı geçer “
“ Kesin mi?”
“ Yüzde yüz.”
“ Tamam.” İkna olma sürem bu kadar hızlı olmamalıydı ama maalesef böyleydim.
“ İkna süren göz yaşartıcı .”
Konuşan Efe’ ydi ona o kadar ani ve sert bakmıştım ki bir an gözüm karardı.
Aybars ile aynı anda;
“ Sen sus.” Dedik.
“ Lan yeter, senin yüzünden ikiye bir sus deniliyor bana kendimi evlatlık gibi hissetmeme neden oluyorsun. Mira’ nın evinde de aynısı yaptın.”
“ Vah vah ne kadar üzücü.”
“ Lan elim yanıyor.” Ben yine ve yine aralarına girdim yoksa bunlar susmazdı.
Aybars hemen dolaptan yumurta aldı ve akını bir kaba aktardı.
Yetenekliydi.
Şaşırdım.
Sol elimi elinin içine aldı ve işaret ile orta parmağına sürdüğü akı nazikçe yanan yerlere sürdü.
Bir süre sonra kurudu ve tekrar sürdü.
Bu şekilde devam etti en sonunda kuruduğunda yıkadık ve Efe’ nin ne ara getirdiğini bilmediğim yanık kremini sürüp beyaz bir bandaj ile sardı .
Dediği gibi sızısını almıştı.
“ Teşekkür ederim.”
“ Rica ederim.”
“ Sızısını aldı mı ?”
“ Aldı aldı.” Elimi bırakıp tezgahı sildi sonra bana döndü ve ;
“ Bizimkilerle pikniğe gideceğiz haberin olsun.” Piknikleri çocukluğumdan beri çok severdim huzur verici geliyordu.
İçten içe beni de çağırmasını istedim ama neden çağırsın ki ?
“ Sen de gel,” bir saniye kadar durdu ve ekledi;
“ İstersen yani.”
“ İsterim de beni tanımıyorlar ya.”
“ Sorun olmayacaktır.”
“ Emin misin ?”
“ Evet .” Şu an havalara uçabilirdim ama uçmayacağım.
Sonuç olarak ben mallık yapıp bütün klişelik hakkımı kullanarak adamın üstüne de uçabilirdim.
Ama yapmadım.
İradem için beni alkışlayın.
Teşekkürler.
“ Olur o zaman hemen üstümü değiştirip geliyorum.”
“ Bekliyoruz eline dikkat et acele etmene gerek yok.”
“ Tamam” Dedim ve hızlıca merdivenleri çıktım hatta bir ara ayağımda kaydı ama rahatta kalın hayattayım.
Odaya girdim ve poşetlerden kıyafet seçmeye çalıştım kahverengi bir eşofman siyah dar bir t-shirt aldım ve hemen giydim saçım zaten ıslaktı tarayıp ensemden hafif yukarıda biten bir at kuyruğu yaptım.
Çantamda olduğunu hatırladığım kirpik kıvırıcı, rimel, dudak kalemi ve ruju aldım sade bir makyaj yapıp malzemeleri çantama geri koydum cüzdanımı ve telefonumu koyacakken aklıma şarjım olmadığı geldi.
Gerçekten kendimi büyük bir klişenin içinde hissediyordum.
Hemen aşağıya indim ve Efe’ nin şarj aletini gözlerimle aradım prizde bırakmıştı hemen koştum fakat ucu benimkine uymuyordu.
Onu da aldım ve dışarı çıktım Efe ve Aybars arbalarının önündeydiler hemen Efe’ ye yöneldim.
“ Sen benimle geleceksin.”
Diyen Aybars’ a parmağımla dur işareti yaptım ve Efe’nin yanına gittim.
“ Bu şarj aleti senin de mi ?”
“ Evet şarjım yok dedin ya.”
“ Teşekkürler ama benim telefonuma uymuyor.”
Dedim ve ona geri uzattım.
“ Android değil mi seninki.”
“ Hayır .”
“ Aybars’ ın ki uyar sana muhtemelen.”
“ Anladım neyse orada görüşürüz.”
“ Görüşürüz.”
Dediğinde bende arkamı döndüm ve Aybars’ ın arabasına ilerledim.
Yolcu koltuğuna oturduktan sonra Aybars’ın gelmesini bekledim.
Arabaya bindikten sonra o da geldi ve yola çıktık.
“ Ayyy benim arabam canım arabam nerdee.”
“ Kızım sakin ol bir Mira’ ya verdin ya.”
“ Haa doğru neden demiyorsun.”
“ Dedim ya .”
“ Sus.” Hemen Mira’ yı aramak için telefonuma atıldım ama şarjım yoktu.
“ Offf .” sesli bir oflamamla Aybars’ ın bana baktığını hissettim ama ona bakmadım veya ondan şarj aletini istemedim çünkü Efe ile konuşmalarımızı duymuştu ve eğer vermek isteseydi verirdi.
Bir anda önümden bir kol uzandı ve torpido gözünü açtı şarj aletini çıkarıp kucağıma bıraktı.
“ Al uyuyordur inşallah.” Hemen ucuna baktım uyuyor du.
“ Uyuyor çok teşekkür ederim nereye takacağım.”
Şuan bulunduğumuz araba diğerlerinden herhangi biri değildi.
Eliyle bir noktayı gösterdi hemen taktım ve telefonumun açılmasını bekledim.
“ Bir şey diyeceğim senin kaç tane araban var.”
“ Yirminciden sonra bende saymayı bıraktım.”
“ Anladım.” Oha anlamamışım bir anda kafamı ona çevirdim.
“ Yuh yirmiden sonra mı? Oha.”
Yüzünde alaycı bir gülümseme oldu.
“ Boşuna mı dünya benden korkuyor sanıyorsun.”
“ Bunun arabalarla ilgisi tam olarak ne ?”
“ Bir ara hatırlat garajı gezelim.”
“ Neden ?”
“ Çünkü hepsi Kerepsetial araba.”
“ Oha çüş yuh ne diyorsun be yirmiden fazla araban var ve bunlar Kerepsetial öyle mi doğru mu anladım?”
“ Öyle .” Sertçe yutkundum.
Aybars Demir düşünülenden daha güçlüydü.
Kerepsetial arabalar dünyanın belli kişilerinde vardır ve bunlar bir elin parmağını geçmez onlarda da en fazla üç tane olur ama Aybars yirmiden fazla olduğunu söylüyordu.
Dünyada yapılan karanlık işler, ortada dönen yüklü paralar ve daha nice karanlık işlerden sonra elde edilen arabalardı.
Ve bunun sadece bir tanesini elde etmek için canını dahi ortaya koyanlar vardı.
Aybars’ da yirmiden fazla var olayın ciddiyetini anlayın .
“ Korktun mu?”
“ Ne alakası var ?”
“ Kerepsetial arabaların ne olduğunu biliyorsun değil mi ?”
“ Eee yani.” Galiba kendisinden korkmamı istiyordu.
Bir yerde haklı olabilir.
“ Kızım ben mafyayım farkındasın demi?”
Cümleyi kurduktan sonra yüzünü buruşturup devam etti .
“ Bu nasıl garip bir cümle lan.”
“ Bunu anlayabildiysen ne güzel,” dedim ve nefes alıp devam ettim.
“ Aslında benim aklımı karıştıran başka bir şey var.”
“ Dinliyorum.”
“ Yanlış anlama ama ben en iyi haberciyim ve diğerlerinin aksine sadece gazetenin arkasında değil kamera önünde de bulunuyorum,”
“ Biliyorum.”
“ O zaman bana neden bu kadar güveniyorsun sonuç olarak haber için her şeyi yaparım.”
“ Bunun sana güvenmekle alakası yok , haber yapmak istemeni de anlıyorum,” durdu dudağını yaladı ve devam etti.
“ Ama akıllı bir kadınsın benim de hayatım normal değil ee haliyle haber yapılmasını istemem sende bunu anlarsın diye düşünüyorum.”
“ Tehdit mi ediliyorum.”
“ Hayır olası bir durumda sakin durmayacağımı belirtiyorum.”
“ Bence senin hakkında haber yapsam bana dokunmazsın.”
“ Beni daha tanımıyorsun ama evet, sana veya başka bir kadına bedensel şiddet uygulamam fakat psikolojik olarak rahat bırakmam o yüzden benim rahat olmam gerek bunun içinde sen ve senin meslektaşların benim hakkımda haber yapamaz.”
“ Bence yanılıyorsun, habercilik zaten kimsenin bilmediği şeyleri gün yüzüne çıkarmaktır . Yani bu benim mesleğim ve emin ol haber için elime malzeme geçerse senin yapacaklarını düşünmem.”
Bu gerçekti mesleğime âşık biriydim ve elime koz geçerse kullanırdım ama Mira ile ilgili bir haber olacak olsa veya sevdiğim başka biri ile ilgili bir haber olsa, olmasını engellerdim.
Ama Aybars sevdiğim biri değil di.
Olmayacaktı.
Olmamalıydı.
“ Cesaretlisin.”
“ Evet.”
“ Sen yine de bana bulaşma sevdiğin şeyler var sonuç olarak.”
Tehdit.
Şantaj.
Montaj.
Mesleğim getirisi hepsini çok severim.
“ Mesleğim de sevdiğim şeyler arasında.”
“ Onu da alırım o zaman.”
Dudaklarımdan histerik bir gülüş çıktı.
“ Haber yapacaksam zaten zaafını bulurum, sende beni hafife alma bence.”
“ Tehdit mi ediliyorum.”
“ Hayır olası bir durumda sakin durmayacağımı belirtiyorum.”
Yine ve yine dudaklarına alaycı bir gülümseme yerleştirdi bence bu onun maskesiydi.
“ Her neyse yaşayıp görelim.”
“ Bence de.”
★★★
Sonunda araba piknik alanlarının olduğu yere giriş yapmıştı kapıda ki korumanın olduğu yerde durduk.
Aybars canını açıp konuştu.
“ Kapalı otoparkta yer var mı ?”
“ Evet Aybars Bey.”
“ Tamamdır kolay gelsin.”
“ Sağ olun.”
Çok geniş olmayan bir yola girdikten sonra kapalı otopark göründü.
“ Kendi paranla araba aldın mı hiç ?”
“ Bunlarda benim paramla alınmış bir şey .”
“ Öyle değil, yeraltı hariç araba aldın mı ?”
“ Evet .”
“ Kaç tane?”
“ Saymadım.”
“ Şaka mı?”
“ Hayır .”
Bunlarda ki zenginlik şaka mı ya ?
Değil.
“ Bir şey sorsam cevaplar mısın ?” Bir anda böyle bir soru sormasını beklememiştim.
“ Sorduğun soruya bağlı.”
“ Mehmet Öz ve Saliha Karayel arasında gerçekten bir ilişki var mı ?”
“ Meslek içerisinde sorulan soruları dışarıdan biri ile paylaşamam .”
“ Neden ?”
“ Meslek öncesi yemin törenlerini bilir misin?”
“ Evet .”
“ O zaman .”
“ Anladım.”
Ben konuşmayı burada sonlandıracak diye düşünürken tekrar konuştu.
“Bir kere söylesen ne olur cevabın ne olursa olsun senin adını vermeyeceğim.”
“ İnsanlar için bir şey olmaz.”
“ O zaman.”
“ Kişiliğime ihanet ederim, prensip gereği.”
“ Böyle bir şey olacak olsa haberlerden duyarız sonuçta.”
“ O zamana kadar bekle o zaman.”
“ İyi .”
★★★
(Aybars Demir’ in anlatımı ile)
Arabayı uygun bir yere park ettikten sonra yanımda ki kadına baktım.
Neden benimle olduğuna bilmiyordum ama olmalı gibi hissettiriyor du.
DNA testi için Aryel’ den örnek almıştım önemli olan Nusret ve Kerem Tok’ dan örnek almaktı.
Bunun için adamlarının içeri sızmasını istemiştim.
En yakın zamanda onların da örneği gelirdi.
Kerem ile eskiden çok iyi dosttuk.
Hatta kan kardeşiydik.
Hâlâ öyleyiz ama araya giren nedenlerden dolayı düşman gibi görünüyorduk.
Ama ikimizde bir birimizin arkasını kollardık.
Fakat bir birimize belli etmezdik.
“ Geldik in hadi.”
“ Telefonumun şarjı birazdan dolar hem arkadaşlarım ile konuşmam gerek gelirim ben.”
“ Numaramı kaydet o zaman.”
“ Tamam.” Dedi.
Bende numaramı söyleyip arabadan indim kapıyı kapatmadan önce.
“ Kaçmazsın diye düşünüyorum.”
Dedim içten içe kaçmayacağına inanıyordum ama güvenemiyordum.
“Kaçacak olsam kırk kere kaçmıştım ve sen beni bulamamıştım.”
“ Emin misin? En son kaçtığında ben yakaladım seni .”
“ İstisnalara inanırım ve o sırada gerçekten yorgundum ama yinede isteseydim beni bulamazdın.”
Çok net konuşuyor du ve bu bazen afallatıyor du.
“ Çok eminsin.”
Sadece gülümsemişti.
Gülümseyince güzeldi.
Aslında gördüğüm en güzel kadındı.
Sonuç olarak bu bir şey ifade etmiyordu.
Etmemeliydi.
Etmiyordu demi?
Yeşilliklerin arasından geçerek bizimkilerin yanına ulaştım.
Emre hemen ayağa kalktı ve bana sarıldı.
“ Abim.” Suçunu biliyordu.
Benden ayrıldığında kafasına vurdum.
“ Lan oğlum kızın kombini ile neden dalga geçtin.”
“ Ya abi bunlar abartıyor.”
“ Aynen Emre aynen.”
“ Hem bu kız kim abi?”
“ Sanane.”
“ Yengem olma ihtimali.”
“ Öyle bir şey değil kes sesini.”
“ Tamam.”
Yere koydukları minderlerden birinede ben oturdum hepsi hoş geldin dedikten sonra Melis konuştu.
“ Abi gazeteci kadınla senin alakan ne?”
“ Bir şeyler aklımı karıştırıyor benimle bir süre.”
“ Anladım abi.” Açılmamış olan su şişelerinden bir tanesini alarak içtim.
Bu sırada Aryel’ de karşıdan geliyordu ama modu düşmüş gibiydi .
Yanımıza gelince.
“ Selam .” dedi ama zoraki bir cümleydi.
Burada mı olmak istemiyordu ?
“ Selam.” Hepsi bir ağızdan selam verdiğinde yüzünde bir gülümseme oluştu.
Ama sanki içten değildi yinede gözlerinde samimiyet duygusu vardı.
Gözlerini kaldırdı ve benimkilerle buluşturdu.
Samimiyet ve sıcaklık bir anda kayboldu.
Öfkeli gibi bakıyordu.
Bir an gözlerinden kararsızlık da geçti.
Elindeki anahtarı bana uzattı ve tek boş yer olan yanıma oturdu.
“ İyi misin?”
Kafasını bana çevirdi gözlerinde birden fazla duygu geçiyordu ama hangisi daha net anlayamıyorum.
“ Evet.”
“ Emin misin ?”
Sadece kafası ile onayladı.
Bir şeyler ters gidiyordu ama ne olduğunu bilmiyordum.
“ İşlerimin aksamaması için bilgisayarıma ve dosyalarıma ihtiyacım var acil haberler olduğu için evden çalışacağım.”
“ Tamam eve geçtiğimizde her şey hazır olacaktır merak etme, başka istediğin bir şey var mı ?”
“ Ekran gözlüğüm de lazım ama evime girmesinler Mira onlara verir.”
“ Tamamdır halledeceğim.”
Bir anda Efe araya girdi.
“ Sevgilimden bahsettiniz hayırdır .”
“ Bir daha sevgilim dersen seni boğarım.”
“ Devrem mi diyeyim abi ? Sevgilim işte .”
Kafamı Aryel’in tarafına çevirdiğimde dizlerini kendine çekmiş kollarınıda bacaklarına sarmış bir halde çimlere bakıyordu.
Emre’nin ona seslenmesiyle çenesini dizlerine yasladı ve sorduğu sorulara kısa kısa cevap verdi.
“ Aryel Mira’ yı çağırsam gelmek ister mi?”
Efe’ nin sorusuyla ona odaklandı.
“ O pek piknik insanı değildir ama sen çağrırsan gelmek ister.”
“ Tamam arayayım ben o zaman.”
Tekrar Emre’ye dönmüştü.
Bu kıza bir anda neler olmuştu.
★★★
(ARYEL'İN ANLATIMI İLE)
Ruhum çekilmiş gibi hissediyordum. Gülmek içimden gelmiyordu. Aybars arabadan gittikten sonra babaannem ve Mira ile konuştum. Mira o kadar mutluydu ki onun mutluluğu ile bende mutlu olmuştum. Daha sonra Arda aramıştı beni merak ettiği için aradığını düşünmüştüm
Ama o araştırdığı bilgiler için aradığını dile getirmişti.
Babaannemin evinde bulduğum notu ve ailemin kasasını araştırmasını istemiştim.
( ARDA İLE KONUŞMA)
“ Patroniçe nasılsın ?”
“ İyiyim Arda sen nasılsın?”
“ Boş verin beni sizi araştırmamı istediğiniz konuyla ilgili bir şeyler öğrendiğim için aradım.”
“ Çıktı mı bir şeyler.”
“ Evet ama isterseniz yüz yüze olduğunuzda konuşalım.”
“ Sıkıntı yok zor durumda değilim.”
“ Mevkiden çıkayım mı ?”
Mevkiden çıkmak istediğine göre önemli bir şeyler öğrenmişti.
“ Çık.”
“ Abla sakin kal tamam mı ?”
“ Tamam oğlum çatlatmasana insanı.”
“ Şimdi nota falan baktım ben ama nottan pek bir şey anlamadım Nilgün abla ve Erhan abinin kaza görüntülerine ulaşabildim abla hatırlarsan basına fren bozukluğu için araba kazası oluştu demişlerdi.”
Nasıl unutabilirdim ki ?
“Evet devam et.”
“heh işte o aslında saldırıymış demek istediğim zorla indiriyorlar arabadan darp edip arabaya koyuyorlar yani ikisi de baygın durumda ve arabanın ayarlarıyla oynayıp uçuruma gönderiyorlar.”
Şu an kendimi O kadar kötü hissediyordum ki ağlayamıyordum bile.
“İyi misin abla?”
“ İ... iyiyim devam et.”
“Ben de diğer arabaların plakasını araştırdım ve tek bir isme kayıtlı çıktı.”
“Kim?”
“Sedat Demir Aybars Demir’in babası.”
( ŞİMDİ Kİ ZAMAN )
Şu an Aybars’ a her baktığımda babasının yaptıkları aklıma geliyordu ve istemsizce geriliyordum.
“ Selam.” Diyerek yanımıza gelen Mira’ ydı.
Hemen ayağa kalktım ve sıkıca sarıldım.
“ İyi misin bebeğim ?”.
“ Çok kötüyüm.” Konuşurken sesim titremişti ağlamamak için ve diğerlerinin bizi duymaması için zaten kısık konuşuyordum.
“ Arkaya geçelim .”
“ Hayır sonra.”
“ Tamamdır.” Dedi ve geri çekildi.
“ Gözlerin kızarmış gel elini yüzünü yıkayalım.”
“ Tamam.”
Dedim ve arkama bakmadan çeşme tarafına ilerledim.
Mira’ da arkamdan geliyordu.
Çeşmeye ulaşınca yüzümü soğuk suyla yıkadım Mira’ da
Mira’ da arkamdan geliyordu.
Çeşmeye ulaşınca yüzümü soğuk suyla yıkadım Mira’ da bağlı saçımdan çıkan bir kaç tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdı.
“ Eve gidip konulabiliriz.”
“ Aybars bırakmıyor.”
“İsteseydin kırk kere çıkmıştın o evden.”
“Ama beni orada bağlayan bir şey var ve ben o an içimde ne varsa onu yaparım.”
“ Bilmez miyim?”
“ Seninle konuştuktan sonra Arda aradı onunla konuştuğumuz konu biraz canımı sıktı sıkılmayacak bir konuda değildi Aybars’ın yanından ayrıldığımda veya eve gittiğimde konuşalım .”
“ Sen nasıl istersen canım.” Gözlerine minnet ile baktım ve arkamı döndüm birinin bizi dinlediğini biliyordum ve kokusundan anladığım kadarı ile Aybars’ dı ve karşımda ki görüntü bunu kanıtlıyor du.
Mutfakta bile fark etmiştim ama sezilerimin bu kadar iyi olmasını bilmesini istememiştim.
Ve o kadar yavaş ve sessizce geliyordu ki onun geldiğini anladığımı anlaması onu şüphelendirirdi.
“ Mira sen bizimkilerin yanına geç.”
Aybars’ ın konuşması ile Mira bana baktı gözlerimi yumarak onu onayladım.
Mira yanımızdan ayrıldığında konuştu.
“ Arda kim ?”
“ Sanane.”
“ Bana bak bir anda sana ne oldu bilmiyorum ama benimle düzgün konuş ve sevgilin olduğunu bilmiyordum.”
“ Hakkımda hiç bir şey bilmediğini biliyorum.”
Boyu çok uzun olduğu için kafamı kaldırmam gerekiyordu.
Ama o sağ olsun yüzüme yaklaşarak bana yardımcı olmuştu(!)
“ Hakkında bildiğim şeyler senin kendi hakkında bildiğim şeyleri geçer,”
Dilim usulca dudaklarımda gezindi.
Sonra devam ettim.
“ Arda’ yı tanımıyorsun ama hayatın hakkında bilgi sahibiyim diyorsun,”
Dudaklarımdan histerik bir gülüş kaçtı.
“ Oysa Arda hayatımın merkezinde olan kişilerden.”
Açıkçası benim hakkımda bildiği bir şeylerin olduğunu düşünmüyordum. Evet mafya ama hayatım bu adamlar girmeden gayet sıradandı.
Arda’ yı tanımaması ise her şeyden normaldi.
Arda iki isimliydi ve internet üzerinde ismi Ali olarak çıkardı kimlikte Arda’da yazıyor ama sistem Ali’ yi öne çıkarıyordu.
“Arda kim ?”
“ Sana ne?”
Gözlerini kapattı içine derin bir nefes aldı ve devam etti. Galiba kendini sakinleştirme yöntemi falandı.
“ Öğrenmem beş dakika bile sürmez .”
“ Emin ol umurumda olsaydı adımı dahi öğrenemezdin.”
“ Sen öyle san.”
“ Aynen çekil şimdi .”
Yanından geçip gidecekken kolumdan tuttu ve durdurdu.
“ Arda’ yı değilde o zaman canını sıkan şeyi öğreneyim.”
“Bunu demekten sıkıldım ama sana ne ?”
“ Öğrenmeliyim.”
“ Neden ?”
“Yok etmek için .”
“ Sana mı kaldı?”
“ Çevrendekilerin üzdüğünü düşünürsek evet bana kaydı.”
“İyi araştır bul o zaman.”
“ İyi bulayım o zaman.”
Bu sefer yanından ayrılarak geçip gittim.
Etki alanından çıkmamla içime anlamsız bir şey düştü.
Anlamsız olduğu için şu an adlandıramadım mümkünse bir süre daha da adlandırmayayım.
“ İyi misin Aryel ?”
Soru Emre’ den gelmişti.
“ Evet teşekkürler.”
Sadece gülümseyerek baktı. Bir kardeş sıcaklığı almıştım ondan samimiydi.
Bir süre daha orada kaldık yemekler yendi dedikodular yapıldı ve en son arabalara dağıldı ben şu an Aybars’ ın arabasında kafamı arkaya yaslamış cama bakar bir şekilde oturuyordum.
Camdan çok onun yansımasına da bakıyordum.
Yakışıklıydı .
Ama bir şeyler saklıydı çehresinde .
Sanki herkese sert bakan gözleri bana bakınca yumuşaklık kazanıyordu. Ama bu düşünce saçmalıktan ibaretti çünkü biz çok ani tanışmıştık ve bunun yeterli bir sebep olmadığını düşünmekteyim .
Bölüm etkileşimi
