6. bölüm / 10
Şafakta Operasyon5. BÖLÜM
Bölümler 10Şu an: 5. BÖLÜM
Askeriyeye döndüğümüzde kaldığım koğuşa gittim. Tek derdim duşumu alıp o şerefsizin sorgusuna girmekti. Her şeyden daha istekliydin. Bu operasyonun amacı ne kadar bu şefsizi almak olmasada ele başını bulamamıştık. Belki de o anda kaçmıstı.
Bir sürü ihtimal vardı. Hızlıca soğuk suda duş alıp giyindim. Sorgu odasının olduğu yere doğru yürürken arkamdan tanıdık bir ses yankılandı:
“Ak”
Binbaşı Yankıydı seslenen. Anlamamak mümkün değildi. Arkamı döndüm selam verdim. “Komutanım,” dedim. Aramızda on adımlık mesafe vardı, beş adım atarak yaklaştım. “bir sorun mu var?”
Yankı’nın cevabı hemen gelmişti, “Eğer sorguya gidiyorsan boşuna yorulma o şeefsizin sorgusuna ben giriyorum.”
En nefret ettiğim şeyde her defasında bu oluyordu. Benim devraldığım işi bir bakıyorum başkasına vermiş oluyorlar. Bu bahtım galiba bana asla gülmeyecekti. “Komutanım, yanlış anlamazsanız neden ben sorguya girmiyorum?” Dedim.
Yüzüme bakmayı bir saniye bile kesmedi. ,”Yorgunsunuzdur Ak. Yeni çıktınız operasyondan. O yüzden ben devraldım” dedi.
“Komutanım, yorgun değilim sorguya girebilirim. Bu sorguya girmek istiyorum,”
“Ak, bu bir emir. Git ve dinlen.”
“Emredersiniz Komutanım!”
Evet, sorguya giremediğim yetmiyormuş gibi birde dinlenme emri almıştım. Hayır, anlamıyorum yorgunda değilim ki.
Uyuzluk yaptı işte,
Dedi iç sesim yine. Bu sefer çok haklıydı bir şey demeyecektim. Koğuşa doğru yürümeye devam ederken telefonum çaldı, arayan Alpocuktu. Telefonu açtım, “Ne oldu, yine ne yaptın okulda?”
Ahizeden kınayıcı bir ses yükseldi: “Aşk olsun abla, bu sefer okulla ilgili değil annemle seni ziyaret etmeye geldik.”
Gözlerim kısıldı, “Trabzon’dan Şırnak’a. Ziyarete geldiniz. Alp, ablacım şaka yapıyorsan hiç komik değil haberin olsun.” Dedim.
“Evet abla. Niye buna bu kadar şaşırdın? Annem seni soruyor bu arada. Neredeymiş ablan diye diye bir hâl oldu.”
Gözlerim iyice kısıldı, “Yedek anahtarın yerini biliyorsun dimi?” dedim. Onaylayan mırıltılar çıkardı. “Ben şu an eve gelebilir miyim bilmiyorum. Siz eve girin tamam mı?”
Onaylamak adına tamam demediği için yeniledim sorumu: “Tamam mı Alp?”
Sonunda yine isyan ederek, “Duydum, tamam abla. Aynı soruyu bir kere söylesen yeter!”
“Onay ver o zaman”
“Neyse görüşürüz. Kapattım.” Dedi.
“Al-“
Telefonun yüzüme kapanmasıyla cümlem ağzıma tıkandı. Hayır, bu ziyaret işi nerden çıkmıştı. Bu bölge zaten o kadar güvenli değildi.
Koğuşa giden yolumu değiştirdim. Hikmet Albay’ın odasına doğru ilerledim. Kapının önüne geldiğime bir kaç saniye düşündüm. Kapıyı tıklattım. Gir diyen sesle odaya girdiğimde Hikmet Albay, “Gel evlat” dedi. “Bir sorun mu var?”
“Komutanım, bir mazuru olmazsa iki günlük izin alabilir miyim?”
“Bir şey mi oldu Ak?” Diye sordu. Şaşırmış olmalıydı. Normalde hiç bir zaman kendim gelip izin istemezdim. Ya hafta sonu izinleri olurdu, ya da uzun süreli operasyonlardan sonra verilen izinleri olurdu.
“Bir şey olmadı komutanım. Ailem ziyarete gelmiş. Evde tek bırakmayı uygun göremiyorum içinde bulunduğumuz bölgeden dolayı.” Dedim.
“Anladım. İyice dinlen Ak. Ailen ile iyi vakit geçir.”
***
Askeriyeden çıkmış, arabama binmiştim. Yağmur yağmaya başlamıştı. Radyoyu açtım kafa dağıtmak için bir şeyler dinlemek iyi gelir diye. Radyodan yükselen sesi dinledim sadece.
Eğer seni kırdıysam, darıl bana
Ama bir gün beni ararsan, bak ruhuna
Birden gecem tutarsa, güneşi çevir bana
Sevgilim bağışla, biraz zor olsa da
Müslüm Gürses-Affet. En sevdiğim şarkılardan birisiydi. Nakaratı yaklaşırken elimile direksiyonda ritim tutmaya başladım.
Çünkü sen çölüme yağmur oldun,
Sen geceme gündüz oldun,
Sen canıma yoldaş oldun
Sen kışıma yorgan oldun…
Bu şarkının nakaratı benim için hep çok derin olmuştu. Nakarattaki tüm kelimeler… Anlamları… Bu şarkı bana her defasında bir şeyi getiriyordu.
Bayrak
Uzun bir süre farklı müzikler çaldıktan sonra lojmana varmıştım. Bulunduğum kata merdivenlerden ikişer çıkarak ulaştım. Anahtarımı çıkarttım. Daha kilidi çevirmeden kapı açıldı. Kapıyı açan Alpo’ydu.
Beni gördüğünde anın da boynuma sarılmıştı. Ama ben kaşlarımı çatmıştım. Kapıyı kim o demeden açması sinirlendirmişti beni. Bulunduğumuz bölge zaten yeterince terörist kaynıyordu.
Arkadan annem de gelmişti. Alp sarılmasını bitirdiğinde annemle de sarıldık içeri geçerken Alp’e söyleniyordum, “Kapı kim o demeden açılmaz Alp. Bir öğretemedik sana. Bu bölge zaten yeterince terörist kaynıyor!”
“Abla, tamam. Bir daha olmaz. Ne söylenip duruyorsun. Allah Allah…”
Odama giderken bir anda Alp’e döndüm, “Laf yetiştirme bana 17 yaşına geldin,” dedim. “Bir sorumluluk sahibi olamadın.”
***
Üstümü değiştirdikten sonra annemin, “Ayça, lahana sarması soğumadan gel.” Demesiyle odadan çıktım. Masada duran lahana sarmalarını gördüğümde gözlerim adeta parlamıştı. Banyoya gidip ellerimi yıkadım ve sofraya oturdum. Annemler de masaya oturduğunda yemeğe başlamıştık.
Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar iştahlıydım. Ağızıma bir tane daha sarma atmışken annemin, “E, kızım sizin meseleler ne oldu Kaan ile?”
Ağzımdaki lokma bir an boğazıma kaçtı annemin dediklerini duyduktan sonra. Öksürüklerimin arasında, “Anne şimdi onu nerden çıkardın?”
Anneme bu merak fazlaydı. Kaan ile sevgiliydik sevgili olmasına da artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyordum. Bu iki günlük izinde, ayrılmak istediğimi ona söyleyecektim.
Yemeklerimiz bittikten sonra anneme sofrayı toplamasında yardım ettim.
Odama gittiğimde benim ahiretlikler yine mesaj yağmuruna tutmuştu grubu.
çalışmıyor Beyin.exe. ✨🧠
Hafsa: Kızlar Kerem beni aldatmış
Zeynep: Onu zaten gözüm tutmamıştı.
Mehlika: ya, kızım biz sana o kadar dedik bak bu çocuk doğru durmuyor diye
İlayda: Dinleyen kim ki zaten?!
Kızlar ne oluyor? Kerem derken?
Olanlara anlam vermiştim fakat keremin kim olduğunu çözememiştim.
İlayda: Ah balım tabii haberin yok senin. Kerem Hafsa’nın geçen hafta sevgili olduğu, yontulmuş bir odun.
Hafsa: Hatırlatmayın ya! Değiştirin konuyu!
… Madem konu değişsin diyorsunuz o zaman bende size haber vereyim. Kaan’dan ayrılacağım.
Grup bir anda öncekinden daha da hareketlendi
Zeynep: Ne demek ayrılacağım kız? Gül gibi adam niye bırakıyorsun?
Mehlika: İki yıldır sevgilisiniz Ayça cidden ayrılacak mısın?
İlayda: Şaka yapıyorum de!
Hafsa: Kız, çocukluğunuzdan beri bir birinizi tanıyorsunuz ne ayrılması?!
Bilmiyorum… Artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum sadece arkadaşım gibi.
Hafsa: Bu mu yani bacım. Cidden ayrılma nedenin bu!
Zeynep: Aslında mantıklı bir gerekçen var bacım. Ona karşı arkadaşlıktan başka bir şey hissetmiyorsan ayrı. Arkandayız.
Her kararımda arkamda olduğunuzu biliyorum. Neyse görüşürüz yorgunum, biraz dinleneceğim.
İlayda: İyi dinlenmeler bacım.
Telefonu kapattım ve baş ucumda ki komedinin üstüne bıraktım. Abajurun etrafa yaydığı hafif turuncu ışıkta düşünce okyanusumun ortasında kayboldum.
Bölüm etkileşimi
