Bölüm 8; Ay güzelliği

Vaveyla Yazarı: Afra Dır

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Bölüm 8; Ay güzelliği

Yüzüme vuran Güneş ışığı ile uyandım. Abim odama sakın bir şekilde girdi. Üzerimdeki yorganı cekistirmeye başladı.
- kalk
Dedi kısaca. Uykum çok hafif olduğu için anında uyandım. Yavaş yavaş gözümü açarken tepemde dikilen abim ilk bocaldım
- abi?
Dedim uyku sersemliğim ile.
- hayırdır. Üzerime atlayıp kafamı koparmak yokmu?
Dedim. Hala uyku sersemi iken. Toparlanıp oturur pozisyona geldim. Saçımı toparlamaya çalıştım.
- çok mutlu bir günde sanki. Uyandırmak için kafana atlayım
Kaşlarımı çattım.
- öğrendin mi?
- öğrenmemek daha güzle
Durdum. Bir an düşündüm.
- rüzgardan mi öğrendin?
- hayır
- kimden öğrendin o zaman
- eliften
- Elif?
Bir anlık o kimdi diye düşünürken abim konuştu
- kızıl bomba vardı ya şirkette
- kızıl bamba?
Dedim tekrardan. Gerçekten dün ki olaylardan her şeyi unutmuştum.
Abim bir süre yüzüme baktı ve anlamamı bekledi.
Anlık bir parlama ile
- Heee
Dedim. Şimdi hatırlamıştım. Abimi sakinleştirmeye çalışan o kızı şimdi hatırlamıştım. Rüzgarın da kız kardeşiydi.
- heee
Dedi abim beni taklit ederken. Abime göz ucuyla baktım.
- kızıl bomba derken?
Abim bana tekrardan döndü. Göz ucuyla baktı bana. Sonra tam döndü.
- ne demeye çalışıyorusun abicim
Omuz silktim
- hiç
Dedim. Üzerimdeki yorganı çekip ayağa kalktım. Abimin karşısına geçtim ama onunla yüz yüze konuşamıyorum. Omuzuna anca geliyordum.
- sadece kızıl bomba ne alaka onu anlamadım?
Dedim şaşkınlığını devam ederken.
- e kızıl saçlı...
Bir kaç saniye bakıştık. Anlamsız bakışları benimleydi. Bakışları bir o kadarda komikti.
'Ee yani' dercesine bakışlarım ondayken ofladı
- offf. Çok konuştun kalkta hazırlan.
Diyerek beni dolabıma sürükledi. Tam o sırada kapı çaldı. Odama giriş yapıldı. Korkarak bakarken kapıda doğa ile karşılaştım.
Nefes nefese kalmıştı.
- Ay yoruldum
Dedim ve hemen bana saldırdı. Abim ve ben şaşkın şaşkın bakarken doğa abimlede kafa tokalaşıp bizim ona ters bakışlarımızı nihayet fark etti
- ne var be?
Dedi. Elindeki çantayı yatağa fırlatıp ayağındaki topukluyu çıkarttı.
- ay varya dün bir nöbet vardı. Hayır sanki tüm İstanbul hastaydı. Canım çıktı yani
Dedi ayaklarını ovustururken
- kızım sen nasıl girdin içeriye
Dedi abim şaşkınca
- ee abi gece bana evin yedek anahtarını vermişti. Tabi sen o zaman İtalya'daydın ama
Abim şaşkınca bir bana bir doğaya baktı
- Allah'ım bir tane salak vardı. Diyerini al benden Allah'ım
Dedi. Ben kıkırdadım. Doğa şaşkınca abime döndü
- ayıp
Dedi doğa. Abim salak dercesine odadan çıktı. Ben odadan çıkarken hala gülüyordum
- ee neyse boşver şimdi sen hazırlan seninde bu gün izin günün benimde, diyorum ki şöyle bi' sahile mi gitsek hem konuşuruz

Doğru ya. Doğa hiç bir şeyi bilmiyordu. Sözde bacımdır kendisi. Ama dün nöbette olduğu için rahatsız etmek istemedim.
Doğa yataktan kalkıp makyaj masasına gitti. Masadaki dudak parlatıcısını aldı ve dudaklarında gezdirmeye başladı
- kanka
- he?
Dedi doğa makyaj masasındaki dudak parlatıcımı denerken.
- kanka bu gün düyün yapılacakmış
Doğa aynadan bana baktı. Elindeki dudak parlatıcısı masaya düştü ve bana döndü. Pozisoyu asla bozulmadı.
- Ne
Dedi. Bir nefes verdim. Doğaya olayları anlatmak, onun verdiğin tüm sorulara cevap vermek, anlaması için beklemek çok zor olacağını bu cevabı ile anladım

★★★★
Doğaya tüm olayları anlatırken bir yandan da hazırlanıyordum. Siyah saçlarımı hafif dalgalı yapıp bıraktım. Makyajımı ise mavi gözlerimi ortaya çıkartacak şekilde yaptım. Dolabıma yönledigimde nihayet doğa tüm olayları anlamıştım. O sırada odaya babam gelmişti. Yanında ise yaşlı bir kadın. Kadın beni görünce büyülenmiş gibi bakıyordu. Kadına gülümsedim.
- noluyor. Kim bu?
Dedim. Baba demedim çünkü bu saatten sonra diyemezdim.
- kızım bu hanım Efendi sen kocanın teyzesiymiş.
Dedi. Şok içinde kaldım. Bocalmıştım. Bir süre bende doğa da kadına şaşkınca baktık. Ne yapmam gerektiğini bilmediğim için doğa hemen mudale etti
- ee buyrun, kusura bakmayın oda bir az dağınık. Geceyi hazırlıyorduk da
Dedi doğa. Kadını içeriye alırken bile kadın bana gülümseyerek bakıyordu. Kadın doğaya döndü. Doğanın doğal sarı saçlarının uçlarına dokundu. Onada hayranlıkla bakıp bana döndü
Bir adım bana yaklaştı. Aynı şekilde benimde saçlarıma dokundu. Dokunurken inanılmaz nazikti
- sen ne güzelsin öyle
Dedi. Gülümsedim. Mahcubiyet içinde
- teşekkür ederim.
Diye bildim sadece. Kadın ellerini benden çekti ve hem doğaya da bana da baktı
- maşallah...
Diye mırıldandı
- biri Okyanus gibi gözleri siyah saçları ile ay güzelliği
Dediğinde bana baktı.
- biri de ela gözleri, sarı saçları ile orman güzelliği
Dediğinde ise doğaya baktı. Doğada mahcubiye ile teşekür etti.
Kadın gözlerini bizden ayıramiyordu.
Kahverengi gözleri ile bakarken aniden bir isim çıktı azından
- aslı ya ne kadar çok benziyorsun öyle.
Durdum. Yüzümdeki gülümseme bir anda indi. Kafamı belli belirsiz salladım. Yutkunmaya çalıştım ama yutkunamadım, konuşmaya çalıştım ama konuşamadım, tepki vermeye çalıştırma ama vermedim. Sadece baktım.

DEVAM EDECEK

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.