13. bölüm / 15
~Sadece bir intikam~Bölüm 13; Gerçek bir evlilik değil
Bölümler 15Şu an: Bölüm 13; Gerçek bir evlilik değil
- 1 Bölüm 1;Sadece Bir İntikam676 kelime
- 2 Bölüm 2; Evlenmek mi?736 kelime
- 3 Bölüm 3; karım olmanı849 kelime
- 4 Bölüm 4; Evleniyorum1.005 kelime
- 5 Bölüm 5; Seviyorum Geceyi666 kelime
- 6 Bölüm 6; Bir Hata1.128 kelime
- 7 Bölüm 7; İyimisin?690 kelime
- 8 Bölüm 8; Ay güzelliği742 kelime
- 9 Bölüm 9; Sahte Gülüşler1.055 kelime
- 10 Bölüm 10; Kara sevda1.006 kelime
- 11 Bölüm 11: Kızıl bela1.297 kelime
- 12 Bölüm 12; inatçı keçi1.389 kelime
- 13 Bölüm 13; Gerçek bir evlilik değil1.172 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Bölüm 14; Sabret807 kelime
- 15 Bölüm 15; Bir Masum Daha828 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecenin anlatımı ile
Yüzüme vuran Güneş ışığı ile uyandım. Gözlerimi ağır ağır aralarken esnedim. Gözlerimi tam açtığımda olduğum yerde kala kalmıştım. Çünkü ben koltukta değil rüzgarın yatağındaydım. Toparlanıp oturur pozisyona geldim. Karşımdaki koltuğa baktım ve koltuk boştu. Durdum.
Eğer ben burda yattığıysam rüzgar koltukta yatması gerekiyordu. Ama yoktu.
Hayır hayır
Dedim içimden. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. Elimi sağ tarafıma attıp yanımı yokladım. Elim yatakta boşluğa düştü.
Tuttuğum nefesimi verdim ve derin bir nefes aldım. Baktım. Gerçekten de yoktu. Olmaması gerketi zaten. Olsaydı bağırıp tüm evi buraya yıkabilirdim.
Peki gerçekten nerdeydi? Sabah saat 10 ve neden yoktu?
Neyse dedim ve ayağa kalktıp yatağı topladım. Üzerimi giyindim. Siyah gömlek ve siyah mini bir etek giyip siyah ince çorapla bacaklarımı belirttim. Üzerime de belde biten deri ceketimi alıp saçlarımı dalgalı yaptım. Hafif bir makyaj ile aşağıya indim. Topuklu ayakkabılarım ile evi inletmiştim.
Aşağıda merdiven ve salon Birleşik olduğu için merdivendeyken onları görmüştüm. Rüzgarı görür gibi oldum ama o değildi. İkizi demirdi. Ve emir. İkisi beraber PlayStation oynuyorlardı.
Onlara kısaca baktım ve mutfağa girdim İlayda kahvaltı hazırlıyordu.
- günaydın
Dedim. Mis gibi kuymak kokuyordu. Belki de tek yediğim yemek olabilirdi.
- günaydın
Dedi İlayda. Ocaktaki kuymağa bakıp kokusunu çektim. İlayda salatalık kesiyordu.
- mis gibi kokuyor, ellerine sağlık.
Dedim. Tebessüm ile yanıtladı
- şimdiden afiyet olsun
Dedi ve kestiği salatalıkları tabakta masanın bir köşesine bıraktı.
Kuymağıda bir kere karıştırıp onu da masaya bıraktı.
Aniden mutfağa emir girmişti.
- kuymak mi o?
Ded. Kokusunu almış olmalıydı. İlayda gülümseyerek kafasını salladı. Emir hayranlıkla ofladı ve ilaydanın yanağına derin bir öpücük bıraktı.
- Canım sevgilim benim
Hızla masaya geçip oturunca demirde geldi. Onlara bakarken kendimi gülerken bulmuştum.
- günaydın yengelerim
Demir masanın bir uçuna geçerken ters bir bakış attım ve yüzümdeki gülüş sönmüştü.
- günaydın
Dedi İlayda ama ben hala günaydın demedim.
- ne yengesi lan?
Dedim sertçe. Masaya oturup bana baktı. İfadesizce
- sanada günaydın yenge
Dedi Demir tekrardan. Ters ters bakarken
- sabır ya
Diye mırıldandım. Emir ekmeğe uzandığı için
- ekmeği uzatsana Demir
Dedi.
İlayda çayları doldurup masaya oturunca bana baktı
- gelsene
Dedi. Elime sadece çayımı aldım.
- ellerine sağlık
Dedim ve devam ettim
- sabah Sabah kahvaltı yapınca midem bulanır.
Dedim ve en ters bakışları emirde yedim.
- adamların sabah kahvaltısında midesi bulanıyor, biz kahvaltı yapmayınca kendimizden geçiyoruz. Adaletsizliğe gel.
Dedi ağızda kuymak varken. Gözlerimi devirdim.
Çayımı içerken gözüm parmağımdaki yüzüğe daldı. Yüzükle oynarken düşünmeye başladım.
Peki ya gerçekten de gerçek bir hayatım olursa? Peki ya gerçekten de her gün mutlu mutlu uyanırsam? O zaman ne olacaktı?
Yok sa gerçekten de boktan beter bir hayatım mı olacak? Her günüm aksiyonla geçerse? Silahımı tutmadığını, silahımı kana bulamadığım bir günüm olmazsa?
Ya bu intikam hikayesi tüm masumları kana bularsa? En korktuğum da buydu zaten.
Yeterince intikam için oynayan piyonlar var. Daha fazlasına gücüm yeter mıydı bilmiyorum?
Düşüncelerim ile kendimi yerken sıkıntıyla belli belirsiz iç çektim.
- yenge?
Dedi emir. Emirin sesi ile ayrıldım.
- Ne yengesi lan?!
Dedim demire yaptığım terslik ile.
Emir ağzına kuymaklı ekmek atarken noldu dercesine kafasını salladı.
Derin bir soluk verdim ve kaynar, dumanı üzerinde olan çayımı kafama diktim. Çay boğazımı yakmıstı ama umursamadım. Demir yüzünü ekşiltti.
Çayımı tezgahın üzerine bıraktım.
- yenge boğazın-
Dedi Demir ama gerisini getirmesini izin vermedim.
- yengenin-
Tam küfür edecekken kendimi tuttum. Emir yüzünü eksileterek bana baktı
- ne kadarda yanlış bir iletisim. Daha nazikce uyarır mısın yenge?
Dedi büyük bir resmi sesi ile. İlayda gülmemek için gözlerini devirdi.
- Bir kere daha bana yenge derseniz
Dedim sakinlik ile. Devam ettim
- ikinizinde dilini çıkartıp birbirine bağlar sike sike sikerim.
Dedim. Emir ağzına kuymaklı ekmek atarken bana baktı. Elini Okey dercesine onayladı. Arkamı dönüp topuklu ayakkabı seslerim ile evden ayrıldım.
Otopark indim ve kendi arabama bindim. Arka koltuğunda duran avukat cübbemin üzerine çantamı attım. Arabayı çalıştırıp adliyeye sürdüm.
★★★★
Yazar anlatımı ile;
Rüzgar sabahın erken saatlerinde kalkıp ofisine gelmişti. Doldurması gereken evrak ve dosyaları vardı.
Evrakları ve dosyaların arasında kaybolmuş bir şekildeyken kapısı çaldı.
- gir
Dedi rüzgar sakinlik ile. Asistanı Samet;
- Rüzgar bey Cemre hanım sizinle görüşmek istiyor.
Rüzgar dosyalardan kafasını kaldırıp sertçe kapıya baktı. Hedefinde Samet değil kapı ardında bile görebildiği Cemre vardı.
- alma
Dedi rüzgar. Samet kapıyı kapatıp çıkaracakken odaya Cemre girmişti.
- ne demek alma?
Dedi. Rüzgar dosyalarla ilgilenirken ona bakmadan derin, sabırlı bir iç çekti. Samet cemrenin kolundan tutup dışarı çıkartmaya çalışırken rüzgar
- Samet
Dedi ve devam etti.
- sen çık ben hallederim
Samete karşı olabildiğince nazik konuşmaya çalışıyordu ama başarısızdı. Samet anlamıştı bu tonunu. Samete kızgın değil cemreye kızgın olduğunu anlamıştı Samet. kafasını sallayıp dışarı çıktı. Kapıyı kapatma sesi gelince Cemre konuştu
- dün gece o kadar yazdım. Neden cevap vermedin?
Dedi. Rüzgar artık Sabrı taşmıştı. Sabrı yoktu aslında.
- uyuyordum Cemre. Kusura bakma
Cemre rüzgarın cevabına ters bir bakış atarken bir adım attı rüzgara. Gözleri hafif dalmışken konuştu
- Karımla uyuyordum demiyorsun da.
Dedi sesi titrerken. Rüzgar cemrenin cevabına ters bir bakış atıp kafasını dosyalardan kaldırdı. Keskin siyah gözlerinde cemreye bakarken en ufak bir parlama dahi yoktu.
- Ne saçmalıyorsun sen?
Cemre sinirle tebessüm etmeye çalışırken çantasını şiddetle açıp içinden telefonunu çıkartı. Sosyal medyada yıkılan haberi rüzgarın dosyalarla dolu masasına fırlattı telefonu.
- bu konuyu saçmalıyorum rüzgar bey
Dedi. Hala sakindi Cemre
- bu ne?!
Dedi aniden büyük bir patlama ile. Rüzgar habere ifadesizce bakarken cemrenin haykırışlarını duymuyordu bile.
- cevap ver!.. bu ne? Ne demek oluyor bu?!
Rüzgar haberi sessizce okurken cemre ağlamamak için zor duruyordu
BÜYÜK AŞKLAR
İKİ DÜŞMAN ŞİRKETLERİNİN PRENSİ VE PRENSESİ EVLENDİ
Sesinde ağlamaklı ve büyük bir hayal kırıklığı vardı. Gözlerinden bir damla yaşakarken rüzgar sonunda Cemre ile göz göze geldi.
- sakinleş
Dedi büyük bir sakinlik ile rüzgar
- Ne sakinleşmesinde bahsediyorsun sen! Lan sen evlenmişsin! Hemde benimle sevgili iken! Şimdi kalkmış bana sakinleş mi diyorsun sen?!
Diye haykırdı Cemre. Sesinde titreme yoktu. Hayal kırıklığı vardı.
Rüzgar ifadesizce bakarken
- dinleyeceksen otur. Dinlemeyeceksen defolup gidebilirsin
Dedi. Cemre sinirle gülerken önündeki sandalyeye oturdu.
- ne diyeceksin ben mecburen evlendim. Gerçek bir evlilik değil bu. Keyfe evlendim mi diyeceksin?
Cemrenin sözü bitince konuştu rüzgar
- aynen onun diyeceğim.
Cemre kaşlarını çattı. Sinirle kahkahalar atarken eğildiği yerden doğruldu. Rüzgar sabırla cemrenin gülüşün bitmesini bekledi.
Cemrenin yüzündeki gülümseme anında indi
- ne anlatıyorsun ya sen.
- bu evlilik gerçek bir evlilik değil Cemre. Zorla bir evlilik. Senin bildiğin bir evlilik değil. Çok fazla burda esmeni gerektirecek hiç bir şey yok. Sadece dışarıya karşı gerçekten evli gibi görünücez
Kaşlarını çattı Cemre. Nefesi titrerken
- ne?
Dedi. Rüzgar ayağa kalktı
- ne duyduğuysan o Cemre. Şimdi bu duyduklarını kimseye söyleme.
Dedi ve odanın kapısını sertçe açıp aynı sertlik ile şiddetle kapattı. Cemre olduğu yerde donup kalmışken ekrenı açık olan fotorafa baktı.
Daha önce görmediğiniz uzun siyah gür saçlı, keskin mavi gözleri olan bir kadın beyazlar içindeydi. Dans ettiği adam ise siyahlar içinde rüzgardı. Birbirlerine ne yakın ne uzantıları. Yakın durmayan çalışan, birbirlerinin istemeyen iki kişi gibi görüyorlardı.
Cemre derin sıkıntılı bir nefes verdi. Geriye yaslanıp saatlerce odada düşünmeye başladı. Daha sonra yere attığı çantasını yerden aldı telefonu ile beraber şirketten ayrıldı.
DEVAM EDECEK
aşkım yorumunu merak ediyorum. Takip edip yorum yapmayı unutma. Seni seviyorum 💚
Bölüm etkileşimi
