38. bölüm / 40
Rüya Gezgini38. BÖLÜM Gerçekler
Bölümler 40Şu an: 38. BÖLÜM Gerçekler
- 1 1. BÖLÜM İlk Gezi1.255 kelime
- 2 2. BÖLÜM Yeniden1.263 kelime
- 3 3. BÖLÜM Yenilik1.434 kelime
- 4 4. BÖLÜM Çıkmaz1.149 kelime
- 5 5. BÖLÜM Korku1.063 kelime
- 6 6. BÖLÜM Cesaret1.094 kelime
- 7 7. BÖLÜM Tutsak1.069 kelime
- 8 8. BÖLÜM Yalnız1.036 kelime
- 9 9. BÖLÜM Çözüm1.000 kelime
- 10 10. BÖLÜM Sen...1.026 kelime
- 11 11. BÖLÜM Çocukluk1.255 kelime
- 12 12. BÖLÜM Proje1.036 kelime
- 13 13. BÖLÜM Şans1.090 kelime
- 14 14. BÖLÜM Risk1.159 kelime
- 15 15. BÖLÜM Kırık Dökük1.103 kelime
- 16 16. BÖLÜM Af1.056 kelime
- 17 17. BÖLÜM Anne1.032 kelime
- 18 18. BÖLÜM Aile1.034 kelime
- 19 19. BÖLÜM Panda1.552 kelime
- 20 20. BÖLÜM Rüya1.078 kelime
- 21 21. BÖLÜM Sebep1.087 kelime
- 22 22. BÖLÜM Merak1.085 kelime
- 23 23. BÖLÜM İstekler1.122 kelime
- 24 24. BÖLÜM Kalp1.043 kelime
- 25 25. BÖLÜM Konser1.231 kelime
- 26 26. BÖLÜM Baba meselesi1.199 kelime
- 27 27. BÖLÜM Bul beni1.163 kelime
- 28 28. BÖLÜM Yalan ve Gerçek1.325 kelime
- 29 29. BÖLÜM Normal Bir Gün1.769 kelime
- 30 30. BÖLÜM Sürpriz1.024 kelime
- 31 31. BÖLÜM Kayıp1.022 kelime
- 32 32. BÖLÜM Çelişki1.180 kelime
- 33 33. BÖLÜM Film944 kelime
- 34 34. BÖLÜM Öpücük1.108 kelime
- 35 35. BÖLÜM Uykusuzluk1.072 kelime
- 36 36. BÖLÜM Tanıdık1.037 kelime
- 37 37. BÖLÜM Uyan1.471 kelime
- 38 38. BÖLÜM Gerçekler1.194 kelime · Okuduğun bölüm
- 39 39. BÖLÜM Hisler1.327 kelime
- 40 40. BÖLÜM Sonralar688 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Üzgünüm Rüya.”
Rasim ağabey evin önünden hızla geçtiğinde panik tüm bedenimi sarmıştı, hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyordum ben resmen şu anda kaçırılıyordum.
“Rasim ağabey ne yapıyorsun?”
“Üzgünüm, Rüya. Mecburum.”
“Neye mecbursun ya? Nereye gidiyoruz?”
Konuşturmaya çalışıyordum ama konuşmuyordu, ağzından yanlışlıkla tek kelime kaçırsa benim işime gelirdi. Telefonumu çıkardım cebimden hızla ve babama konum atmaya çalıştım ama ellerim titriyordu, nefesim düzensizdi. Araba giderek hızlanıyordu tıpkı kalbim gibi korkuyordum çok korkuyordum, korkudan titriyordum ama kıpırdayamıyordum.
“Ailenin zengin olduğunu herkes biliyor, Rüya bilmemesi gerekenler bile biliyor.”
Arabanın dikiz aynasından bana bakarak konuşuyordu sanki beni sakinleştirmeye çalışıyor gibiydi, film gibiydi yaşadığım olay beni kaçıran adam şoförümdü ve beni sakinleştirmeye çalışan da aynı kişiydi.
“Olabilir, ne olmuş yani?”
Cevap vermedi, beni cevapsız bıraktı. Umurunda bile olmadığıma o kadar emindim ki ama kanıtlayamazdım.
“Söylesene! Sana diyorum.”
Rasim ağabey aniden fren yaptığında telefonum elimden düştü ve koltuğun altına girdi. Siktir.
“Ne yapıyorsun sen?”
“Kontrolü kaybettim, Rüya. Kemerini bağla.”
Ne? Nasıl? Bu kadarı da fazlaydı, bu kadar felaket benim başıma üst üste gelmemeliydi. Neden şimdi? Neden ben? Hemen kemerimi kontrol ettim zaten bağlıydı sonra gözlerimi yola çevirdim, bir sağa bir sola gidiyordu araba.
“Fren tutmuyor.”
Muhtemelen kendi kendine söyleniyordu ama arabada ben de vardım ve söylediği her şeyi duyuyordum.
“Nasıl ya? Neden? Emin misin?”
Bana cevap vermiyordu ya beni cevap verecek kadar önemsemiyordu ya da durum baya kötüydü, ilkini tercih ederdim. Yolun neredeyse boş olması iyiye işaret olsada önümüzde viraj olması hiç iyi değildi çünkü araba yavaşlamıyordu çünkü rampa aşağı iniyorduk ve araba giderek hızlanırken Rasim ağabeyin yapabildiği tek şey kornaya basmak ve önümüzdeki sürücüleri uyarmaktı. Viraja yaklaşıyorduk ve elimden hiçbir şey gelmiyordu gözlerimi sıkıca kapatsam ve bu anın bir kâbus olduğunu kanıtlayacak bir şey yaşasam, mesela uyanmak gibi, rahatlayacak veya en azından düzgün nefes alacaktım ama yaşadığım an gayet gerçekti çünkü uyanmıyordum.
“Her şey için çok geç biliyorum ama çok özür dilerim Rüya. Ölmezsem ve canlı kurtulursam sana söz teslim olacağım.”
Bu sözlerin şu anda benim için hiç değeri yoktu çünkü söz konusu olan sadece onun canı değildi, benim canıma ne olacağı da belli değildi. Çok hızlıydık ve virajdan tam dönememiştik, arabanın sağ tarafı yol kenarındaki demirlere çarpmış ve takla atmaya başlamıştı. Her taklada ölüme daha çok yaklaştığımı hissediyor ve yapamadığım veya yapmadığım şeyler için pişmanlık duymaya başlamıştım ama şu anda çok geçti her şey için. En son olarak arabanın bir yere çarptığını hissettim aynı şekilde ben de kafamı cama gibi sert bir yere çarptım.
~
Kafamın sol tarafına elimi götürdüm en son hatırladığım kesik anılardan birisi de kafamın acıdığıydı hatta elime gelen kan lekesini de az çok hatırlıyordum. Doktorum buraya getirildiğim zamanı ve sonrasını bana anlattığında önceki anılarımı da hatırlamıştım.
“Buraya geldiğinde seni direkt ameliyata aldık, beyin kanaması geçiriyordun ve cam parçaları vardı yüzünde. Ameliyatın sırasında her şey iyiydi ama sonraki testlerde ensefalit enfeksiyon belirtileri göstermeye başladın sonra beynin kendisini kapattı yani komaya girdin. Kısaca özet bu. Çok şükür ki çok uzun sürmedi bu durum. Durumun için daha sonra bilgi vereceğim.”
Dedikten sonra gülümsemişti doktorum, karşıma geçmiş bana gülümsemiş tüm bu yaşadığım olayları sindirmem çok kolaymış gibi karşımda dikelmiş sonrada gitmişti. Her şey yalandı, yaşadığımı sandığım hiçbir şey gerçek değildi yani ben sadece hayal görmüştüm. Yaşadığım onca şeyi aslında yaşamamıştım, boş hissediyordum kendimi. Annem ve babam odaya girdiklerinde bana endişeli gözlerle baktıklarını bildiğim için ikisinin de gözlerine bakmadım, bakamadım onlar hastaneye gelmeden önce neler yaşadığımı biliyorlar mıydı bilmiyordum.
“Nisa gitti mi?”
Hiç bekletmeden babam cevap verdi.
“Gitti, güzelim. Yarın tekrar gelecek.”
“Anladım.”
“Sen nasılsın kızım?”
Dedi annem hiç beklemediğim şekilde. Geçirdiğim kaza ve koma sürecim ikisi için de kötü bir süreç olmalıydı ikisinin de hal ve tavırlarının nasıl değiştiğini görüyordum ve bu üzücüydü, bana karşı tavırlarının yumuşaması için komaya girmem gerekmişti. İnanılır gibi değildi.
“İyiyim.”
Olabildikçe kısa tutuyordum cevaplarımı çünkü ben konuştukça onlar soru soracaktı ama ben bu soruları cevaplayabilecek kadar iyi hissetmiyordum ya da ikisine karşı kırgın hissettiğim için konuşmak istemiyordum.
“Aç mısın?”
“Hayır, baba. Uyumak istiyorum sadece.”
“Tabi kızım, nasıl istersen.”
Gözlerimi kapatmamın tek sebebi onlardan kaçmak istememdi ve uyku uydurduğum bir bahaneydi sadece. Bedenim hala yorgundu sanki ben komadayken üstümde fil varmış gibiydim, hareket etmek, konuşmak istemiyordum sadece uyumak istiyordum ve sessizlik olsun istiyordum konuşma sesleri bile kulaklarımı tırmalıyordu artık.
“Perdeyi çeker misiniz? Işık rahatsız ediyor uyuyamıyorum.”
“Tabi güzel kızım.”
Babam hemen harekete geçmiş ve perdeyi çekerek odaya güneş ışığının girmesini engellemişti. Yarın doktorum durumum hakkında bilgi verecekti ve ne zaman taburcu olacağımı söyleyecekti bu yüzden hemen yarın olsun istiyordum. Aceleci davranıyordum belki evet ama kafam o kadar karışıktı ki en azından evimde olmak beni biraz olsun rahatlatırdı sonuçta evim konfor alanımdı.
~
Akşama doğru Nisa okuldan gelmişti ve bana gün içinde yaşadıklarının özetini geçiyordu çok uzun bir şekilde hem de, birden aklıma Sarp geldi.
“Nisa, Sarp ve Toprak ile konuşuyor musun?”
Hatırladığım anıların ne kadarı gerçekti bilmiyordum bu yüzden bu soruyu sormam gerekiyormuş gibi hissetmiştim.
“Sarp’ı mı soruyorsun sen şu anda bana?”
Evet, asıl amacım buydu ama bunu nasıl anlamıştı ki?
“Yani,”
“Tamam boş ver çok üstüne gitmeyeceğim. Evet, ikisi ile hala görüşürüm sonuçta proje ortaklarımız.”
“Anladım. Sağol.”
“Bu kadar mı? Başka sorun yok mu?”
“Bu kadar. Daha ne sormam lazım?”
“İyi, peki. Sen bilirsin.”
Çok umurumda değilmiş gibi davranmaya çalışıyordum ve başarılı olup olmadığımı bilmesemde devam ettim rol yapmaya. Hastane yemeğim geldiğinde Nisa da evine gitti sonuçta onun da bir ailesi vardı. Yemeğimi yedikten sonra televizyonun karşısında uzandım ardından gözlerimi kapattım.
~
58 gün önce sabah olduğunu çalan alarmımla anlardım ama artık doktorumun odaya girip “Evet en sevdiğim hastam bu gün nasıl?” sorusu ile gözlerimi açıyordum. Anne ve babam odada değillerdi muhtemelen kahvaltı için kafeteryaya gitmişlerdi.
“Günaydın. Bu gün nasılsın, Rüya?”
“İyiyim, sanırım.”
“Sanırım derken?”
“Şimdi uyandım ya hani, henüz emin değilim.”
“Anladım ama bence gayet iyisin.”
“Ne zaman taburcu olacağım ben?”
“Bir bakayım, en az iki en fazla dört hafta sonra.”
“Ne? Cidden mi?”
“Cidden. Neden bu kadar acele ediyorsun?”
“Bu yıl çok kritik bir yıl, sınava gireceğim ben bu yıl doktor bey.”
“Sınav mı? YKS sınavı mı?”
“Evet,”
Doktorun yüzü değişti, durgunlaştı gibiydi.
“Rüya, sınav bitti.”
İşte tam şu anda başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü, işte tam şu anda ben tüm her şeyimle hazırlandığım sınavı kaçırmıştım, işte tam şu anda her şey boş gelmeye başlamıştı ama her şeyden önce Nisa bana hiçbir şey söylememişti.
“Ne?”
Sesim çok kısık çıkmıştı ben bile duymakta zorlanmıştım, bu şaşkınlık sorusu değildi, bu soru hayal kırıklığı barındıran bir soruydu.
“Rüyacığım elli altı gündür komadaydın ve sen hastaneye geldiğinde zaten bir ay kalmıştı sınava.”
Evet, hayat bizi beklemiyordu ve ben bunu şu anda anlıyordum. Doktor haklıydı ben tamı tamına elli altı gün uyudum ve zaman ben uyurken de akmıştı.
“Anlıyorum.”
Anlamak istemiyordum ama inat etmenin bir faydası yoktu bana kaybettiğim zamanı getirmeyecekti keşke geri dönebilseydim eskiye, elli altı gün öncesine ama böyle bir şansım yoktu ve ben ileriye bakacaktım. Ne olursa olsun. Seneye girerdim o zaman ben de hem daha iyi çalışırdım daha azimli olurdum ayrıca ben yalnız da değildim ki, anne ve babama ne kadar kırgın olsamda şu andan sonra yanımda olacaklarını biliyordum ve Nisa vardı her zaman olduğu gibi tam yanımdaydı. Bir de Sarp meselesi vardı tabi ki, duygularımı dile getirmek artık hiç ertelemeyeceğim bir şey olmuştu, zaten kaybedecek bir şeyim de yoktu. Hayatımı sırasıyla düzene sokacaktım taburcu olduğumda ve her şeye baştan başlayacaktım.
..
Bölüm etkileşimi
