22. bölüm · ORADA KALAN
.
Öğleden sonra, evin içine süzülen ışık yumuşaktı. Duru koltuğun köşesine oturmuş, dizlerini kendine çekmişti. Pencere açıktı; dışarıdan gelen sesler, hayatın ona dokunmadan geçtiğini hissettiriyordu. İnsanların konuşmaları, uzaktan gelen bir müzik, bir arabanın ani freni… Hepsi gerçekti ama hiçbiri onun merkezinde değildi.
Bilgisayar açık kaldığı yerden duruyordu. Az önce yazdığı başlık ekranda hâlâ parlıyordu: Orada Kalan.
Bu başlığa baktıkça içinde garip bir sakinlik oluşuyordu. Sanki uzun zamandır adını koyamadığı bir hissin nihayet karşılığı bulunmuştu.
Yazmaya devam etmedi. Yazmak bazen kelimelerle değil, beklemekle olurdu. Duru bunu öğrenmişti.
Telefonu sessizdeydi ama yine de eline aldı. Mert’ten hâlâ yeni bir mesaj yoktu. Bu, içini sıkmadı. Tam tersine, onun da düşünmeye ihtiyacı olduğunu kabul etmek, Duru’ya beklenmedik bir saygı hissi verdi. Eskiden böyle olmazdı. Eskiden suskunluk, Duru için belirsizlikti. Şimdi ise suskunluk, bir alan demekti. Kendi kendine fısıldadı:
“Her şey hemen netleşmek zorunda değil.”
Bu cümle, odanın içinde yankılandı. Kendisine söylenmişti. Duru artık bazı şeyleri kabullenmeyi öğreniyordu. Mesela ne yaparsa yapsın bazı insanların hiç değişmeyeceğini, yaşadıklarını değiştiremeyeceğini, geçmişten kurtulamayacağını ve dahasını artık anlamıştı.
