55. bölüm / 57
Ölüm paradoksu (BL)55. Bölüm [2. Kış İndirimi: İrade Satışta]
Bölümler 57Şu an: 55. Bölüm [2. Kış İndirimi: İrade Satışta]
- 1 1. Bölüm666 kelime
- 2 2. Bölüm448 kelime
- 3 3. Bölüm803 kelime
- 4 4. Bölüm397 kelime
- 5 5. Bölüm422 kelime
- 6 6. Bölüm474 kelime
- 7 7. Bölüm448 kelime
- 8 8. Bölüm713 kelime
- 9 9. Bölüm490 kelime
- 10 10. Bölüm413 kelime
- 11 11. Bölüm568 kelime
- 12 12. Bölüm327 kelime
- 13 13. Bölüm520 kelime
- 14 14. Bölüm536 kelime
- 15 15. Bölüm312 kelime
- 16 16. Bölüm532 kelime
- 17 17. Bölüm501 kelime
- 18 18. Bölüm609 kelime
- 19 19. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 1]485 kelime
- 20 20. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 2]462 kelime
- 21 21. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 3]916 kelime
- 22 22. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 4]578 kelime
- 23 23. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 5 ]978 kelime
- 24 24.Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 6 ]487 kelime
- 25 25. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 7]906 kelime
- 26 26. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 8]766 kelime
- 27 27. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 9 ]386 kelime
- 28 28. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 10 ]499 kelime
- 29 29. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 11 ]633 kelime
- 30 30. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 12 ]1.014 kelime
- 31 31. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 13 ]703 kelime
- 32 32. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 14]683 kelime
- 33 33. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 15]594 kelime
- 34 34. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 16 ]346 kelime
- 35 35. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 17 ]605 kelime
- 36 36. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 18]560 kelime
- 37 37. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 19]424 kelime
- 38 38. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 20]565 kelime
- 39 39. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 21]868 kelime
- 40 40.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 22]621 kelime
- 41 41.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 23]787 kelime
- 42 42.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 24]1.291 kelime
- 43 43. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 25]1.727 kelime
- 44 44. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 26]1.053 kelime
- 45 45. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 27]1.880 kelime
- 46 46. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 28]1.629 kelime
- 47 47. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 29]713 kelime
- 48 48. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 30]1.577 kelime
- 49 49. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 31]2.070 kelime
- 50 50. Bölüm1.815 kelime
- 51 51. Bölüm1.627 kelime
- 52 52. Bölüm2.360 kelime
- 53 53. Bölüm1.419 kelime
- 54 54. Bölüm [1. Kış İndirimi: İrade Satışta]2.109 kelime
- 55 55. Bölüm [2. Kış İndirimi: İrade Satışta]1.084 kelime · Okuduğun bölüm
- 56 56. Bölüm [3. Kış İndirimi: İrade Satışta]1.855 kelime
- 57 57. Bölüm [4. Kış İndirimi: İrade Satışta]2.028 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şimdi ne yapacağını tamamen şaşırmıştı. Dışarıdaki o tekinsiz şeyin, incecik ahşap kapının hemen arkasında, kıpırdamadan beklediğini hissedebiliyordu. En büyük korkusu, içeride canlı birinin olduğunu ona belli etmekti. Belki de kapıyı çaldıktan sonra içeride kimse olmadığını düşünüp gidecekti. Bu ihtimale tutunmaya çalıştı ama bunun ne kadar zavallıca bir umut olduğunu kendisi de biliyordu. O şey hâlâ oradaydı ve gitmeye niyeti varmış gibi görünmüyordu.
Ölüm sessizliğine gömülen evin içinde beklerken zihni istemsizce yıllar öncesine kaydı. Çocukluğunda duyduğu eski bir hikâye... Gece yarısından sonra gelen bir şeyle ilgiliydi.
O zamanlar henüz on iki ya da on üç yaşlarındaydı. Emre'nin ailesinin yanında yaşadığı dönemlerdi. Bir gün ev kadınlarla dolmuş, geleneksel bir gün düzenlenmişti. Masalar yemeklerle taşmış, kahkahalar yükselmiş, müzikler açılmıştı. Saatler ilerledikçe herkes yorulup koltuklara dağılmıştı. İşte tam o sırada, odanın köşesinde sessizce oturan en yaşlı kadın konuşmaya başlamıştı.
Kadının anlattığı hikâye, geceleri ortaya çıkan ve seçtiği kapıya üç kez vuran bir varlıktan bahsediyordu. Büyük ihtimalle çocukları korkutup evde tutmak için uydurulmuş sıradan bir masaldı. Ama o yaşlarda Fatih buna inanmış, haftalarca karanlık bastığında yatağında gözlerini tavana dikerek uyumaya çalışmıştı. Sonra zamanla unutmuştu.
Şimdi ise yıllar sonra, tam da böyle bir gecede, o hikâye sebepsizce zihninin derinliklerinden çıkıp gelmişti. Nedenini bilmiyordu. Üstelik masalın ayrıntılarını da hatırlamıyordu. Aklında kalan tek şey kapıya vurulan o üç darbeydi.
Tam o anda kapıdan yeni bir ses yükseldi.
Tak.
Ses öylesine ağır ve tok çıktı ki Fatih'in omuzları istemsizce kasıldı. Gözlerini kapıya dikti. Sanki yeterince uzun bakarsa ahşabın arkasını görebilecekti. Kalbi göğsüne vuruyor, her saniye biraz daha hızlanıyordu.
Derken elindeki telefondan keskin bir uyarı sesi yükseldi.
Fatih'in kanı çekildi.
Ekranda beliren bildirim şarjın bitmek üzere olduğunu söylüyordu ama artık bunun hiçbir önemi yoktu. Sessizliğin içinde yankılanan o kısa dijital ses ona bir çığlık kadar yüksek gelmişti. Kapının arkasındaki şeyin bunu duymuş olabileceği düşüncesi bile nefesini kesmeye yetti.
Panikle ekrana uzandı. Parmakları titriyordu. Birkaç başarısız denemenin ardından telefonu tamamen sessize almayı başardı.
Sonra yeniden hareketsiz kaldı.
Kapıdan birkaç adım uzakta, elinde telefonla öylece dikiliyordu. Gözleri kapıdan ayrılmıyor, kulakları karanlığın içinden gelebilecek en ufak sesi yakalamaya çalışıyordu. Ev yeniden sessizliğe gömülmüştü. Sessizliğin geri dönmesi onu rahatlatmamıştı. Aksine, kapının ardındaki şeyin ne yaptığını bilmemek daha korkutucuydu.
Tam o sırada yeni bir ses duyuldu.
------------------------------------------------------------------------------------------
Ayağının altındaki taş kaymış, Buse dizlerinin üzerine sertçe düşmüştü. Yanındaki Olkun hemen telaşla eğilip ona yardım etmeye çalıştı. Buse'nin gözleri dolmuştu. Kızarmış koluna bakıyor, arada burnunu çekiyordu. Düşmenin verdiği acıyı belli etmemeye çalışsa da yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
Melisa içinden ofladı. Drama kraliçesi yine iş başındaydı. Arkasına bile bakmadan yürümeye devam etti. Arkasından kendisine seslendiklerini duyuyor ama umursamıyordu.
"Melisa!"
Olkun'un sesi peşinden geldi. Tam dönüp cevap verecekken arkasında yeni bir gürültü koptu. Buse yeniden yere düşmüştü. Olkun aceleyle Melisa'ya seslenirken farkında olmadan elini bırakmış, Buse de dengesini kaybederek ikinci kez yere kapanmıştı.
Selim birkaç saniye içinde yanlarına ulaştı. Önce Buse'nin yaralarına baktı, ardından bakışlarını Olkun'a çevirdi. Yüzündeki ifade açıkça onu suçluyordu. Hiçbir şey söylemeden eğilip Buse'yi kucağına aldı.
"Sen Melisa'ya git," dedi sakin ama itiraza yer bırakmayan bir ses tonuyla. "Ben Buse'yle ilgilenirim."
Olkun'un yüzü gerildi. Söylemek istediği şeyler olduğu belliydi ama kendini tuttu.
Uzaklaşan Melisa'ya baktı, sonra gözlerini Buse'ye çevirdi. Kızın yüzündeki acı ifadesini görünce olduğu yerde kaldı.
"Boş ver," diye mırıldandı. "Bir şey olmaz ona."
Melisa'nın huyunu biliyordu. Sinirlendiğinde tek başına dolaşır, sonra hiçbir şey olmamış gibi geri gelirdi.
Bu yüzden onun arkasından gitmedi.
Selim cevap vermedi.
Buse'yi taşıyarak yakındaki evlerden birine doğru yürümeye başladı. Olkun da çantasını omzuna yerleştirip peşlerinden gitti.
İçinden küfrediyordu.
Bu lanet yere geleli üç saat olmuştu.
Omuzları ağrıyor, sırtındaki yük her adımda biraz daha ağırlaşıyordu. Üstelik bütün bu zahmet birkaç video çekip internete yüklemek içindi.
Bir cinnet ve hemen arkasından gelen bir avuç şehir efsanesi.
Terk edilmiş bir site.
Birkaç korku hikâyesi.
Hepsi bundan ibaret olmalıydı.
En azından Olkun öyle olduğuna inanıyordu.
Bu yüzden etrafına dikkat etmiyordu.
Bu yüzden onları izleyen şeyi de fark etmedi.
Kırık evlerden birinin karanlık penceresinde hareketsiz duran siluet gözlerini gruptan ayırmıyordu.
İnsan şekline benziyordu.
Ama uzaktan bile bir şeylerin yanlış olduğu hissediliyordu.
Siluet kıpırdamadan onları izledi.
Grup birkaç metre daha uzaklaşınca başı yavaşça onların yönüne döndü.
Ardından pencerenin karanlığından çekildi.
Bir süre sonra, sessiz sokakta yankılanan adımların çok gerisinde, başka bir şey de yürümeye başladı.
__________________________________________
O sırada arabanın içinde yankılanan şiddetli öksürük sesleriyle birlikte sitenin önünde bir araba durdu.
Arabanın kapısı açılır açılmaz önce Yankı indi. Daha ayağını yere basar basmaz yeniden öksürmeye başladı. Bir elini arabanın kaputuna dayamış, hafifçe öne eğilmiş halde dakikalarca sürecekmiş gibi görünen nöbetini bastırmaya çalışıyordu.
Arkasından, hareket ettikçe çıkardığı zincir şakırtılarıyla Yasmin araçtan indi. Kısa bir an öksüren Yankı'ya baktı, ardından gözlerini devirip dikkatini sitenin girişine çevirdi.
Önlerinde yükselen büyük demir kapı yarı açıktı. Hemen yanında bulunan güvenlik kulübesi boş görünüyordu. Kapıyı tutan kalın zincirler ise doğal şekilde kırılmışa benzemiyordu. Sanki güçlü bir aletle zorla parçalanmışlardı.
Yasmin'in kaşları çatıldı.
Tam o sırada koluna dolanmış tesbihe benzeyen boncuklardan hafif bir titreşim hissetti. Hızla koluna baktı. Boncuklar kendi kendilerine hareket ederek bileğinden ayrıldı ve birkaç saniye içinde koyu kırmızı renkte bir bilekliğe dönüştü. Ancak dönüşüm tamamlanmasına rağmen titreşim devam ediyordu.
Sanki onu bir şey konusunda uyarmaya çalışıyorlardı.
Öksürüğü nihayet duran Yankı da yanına geldi. Bir süre sessizce içeri baktıktan sonra elindeki tableti açıp ekrandaki verileri incelemeye başladı.
"Burası olduğuna emin misin?" diye fısıldadı Yasmin.
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. Sanki yüksek sesle konuşursa bir şeylerin dikkatini çekeceğinden korkuyordu.
Yankı gözlerini ekrandan ayırmadan birkaç saniye daha verileri inceledi. Ardından uzakta görünen yanmış evlere baktı ve başını salladı.
"Evet. Arama sinyali buradan gelmiş görünüyor."
Bu cevap Yasmin'in içini hiç rahatlatmadı.
Bu normal değil," dedi Yasmin sessizce. "Merkeze haber ver."
Yankı zaten telefonunu çıkarmıştı. O da aynı şeyi düşünüyordu.
Ortada normal olmayan bir şeyler vardı.
Üstelik havadaki mana yoğunluğu her an bir zindanın oluşabileceğini gösteriyordu. Eğer gerçekten bir zindan açılırsa bunun düşük seviyeli olmayacağı da oldukça açıktı.
Tam Yankı arama tuşuna basacağı sırada sitenin derinliklerinden gelen bir ses ikisini de yerlerinde dondurdu.
Bir kadın çığlığı.
Sessizliği yaran çığlık o kadar netti ki ikisinin de duymaması imkânsızdı.
Yasmin'in gözleri anında sertleşti.
Bir saniye bile kaybetmedi.
Bileğindeki boncuklar hızla uzayıp birleşerek zincire dönüştü. Aynı anda beline bağlı duran yarasa kafatası hafifçe titremeye başladı.
Yasmin kapıya doğru koştu.
Zaten kırılmış olan zincirleri tekmeyle savurarak demir kapıyı ardına kadar açtı ve hiç tereddüt etmeden içeri daldı.
"Yasmin!"
Yankı'nın sesi arkasından yükseldi.
"Bekle! Bu bizim çözebileceğimiz bir şey olmayabilir! Takviye beklemeliyiz!"
Ama Yasmin onu dinlemedi.
Çığlığın geldiği yöne doğru koşmaya devam etti.
Yankı birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Ardından küfrederek onun peşinden koştu.
Tam site sınırını geçtiği anda telefon ekranındaki sinyal göstergesi birden sıfıra düştü.
Bağlantı kesilmişti.
Arama yarıda kalmıştı.
Kimseye haber verememişti.
Bölüm etkileşimi
