14. bölüm / 57
Ölüm paradoksu (BL)14. Bölüm
Bölümler 57Şu an: 14. Bölüm
- 1 1. Bölüm666 kelime
- 2 2. Bölüm448 kelime
- 3 3. Bölüm803 kelime
- 4 4. Bölüm397 kelime
- 5 5. Bölüm422 kelime
- 6 6. Bölüm474 kelime
- 7 7. Bölüm448 kelime
- 8 8. Bölüm713 kelime
- 9 9. Bölüm490 kelime
- 10 10. Bölüm413 kelime
- 11 11. Bölüm568 kelime
- 12 12. Bölüm327 kelime
- 13 13. Bölüm520 kelime
- 14 14. Bölüm536 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15. Bölüm312 kelime
- 16 16. Bölüm532 kelime
- 17 17. Bölüm501 kelime
- 18 18. Bölüm609 kelime
- 19 19. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 1]485 kelime
- 20 20. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 2]462 kelime
- 21 21. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 3]916 kelime
- 22 22. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 4]578 kelime
- 23 23. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 5 ]978 kelime
- 24 24.Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 6 ]487 kelime
- 25 25. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 7]906 kelime
- 26 26. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 8]766 kelime
- 27 27. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 9 ]386 kelime
- 28 28. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 10 ]499 kelime
- 29 29. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 11 ]633 kelime
- 30 30. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 12 ]1.014 kelime
- 31 31. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 13 ]703 kelime
- 32 32. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 14]683 kelime
- 33 33. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 15]594 kelime
- 34 34. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 16 ]346 kelime
- 35 35. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 17 ]605 kelime
- 36 36. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 18]560 kelime
- 37 37. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 19]424 kelime
- 38 38. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 20]565 kelime
- 39 39. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 21]868 kelime
- 40 40.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 22]621 kelime
- 41 41.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 23]787 kelime
- 42 42.bolum [ kanlı kanatların Melodisi • part 24]1.291 kelime
- 43 43. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 25]1.727 kelime
- 44 44. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 26]1.053 kelime
- 45 45. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 27]1.880 kelime
- 46 46. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 28]1.629 kelime
- 47 47. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 29]713 kelime
- 48 48. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 30]1.577 kelime
- 49 49. Bölüm [ kanlı kanatların Melodisi • part 31]2.070 kelime
- 50 50. Bölüm1.815 kelime
- 51 51. Bölüm1.627 kelime
- 52 52. Bölüm2.360 kelime
- 53 53. Bölüm1.419 kelime
- 54 54. Bölüm [1. Kış İndirimi: İrade Satışta]2.109 kelime
- 55 55. Bölüm [2. Kış İndirimi: İrade Satışta]1.084 kelime
- 56 56. Bölüm [3. Kış İndirimi: İrade Satışta]1.855 kelime
- 57 57. Bölüm [4. Kış İndirimi: İrade Satışta]2.028 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Neden uyanmıyor?" diye kısık bir ses duydu Fatih. O sırada bir hasta odasının banyosunda çöp poşetini değiştiriyordu. İçeriden iki kişinin konuşması geliyordu. Fatih, yaptığı işe devam ederken bir yandan da kulak kabarttı. Tam o sırada odanın kapısı açıldı ve içeri giren yeni ayak sesleri duyuldu.
Burası tek kişilik bir odaydı ve Fatih’in içerideki hasta hakkında pek bir bilgisi yoktu; sadece uzun süredir komada olduğunu biliyordu. Doğrusu bu kat normalde onun sorumluluk alanında değildi ama buraya bakan görevli izne çıkınca, işler geçici olarak Fatih’in üzerine kalmıştı. İçerideki sesler giderek yükseldi ve sert bir tartışmaya dönüştü. Gelenlerden biri, konuşma tarzından anlaşıldığı kadarıyla doktordu.
Birden, yaşlı bir adama ait olduğu anlaşılan öfkeli bir nida yankılandı:
"Eğer uyanmazsa, bu hastaneyi hepinizin üzerine yıkar, burayı size mezar yaparım!”
Bu tehditvari sözlerin ardından odaya ağır bir sessizlik çöktü. Fatih, banyoda donup kaldı. İçinden, (Yok artık,) diye geçirdi. Gerçekten böyle olaylar oluyor muydu? İnsanlar bu şekilde konuşma cesaretini nereden buluyordu?
Fatih poşeti taktıktan sonra daha fazla kulak misafiri olmak istemedi. Doktorun alçak sesle yaptığı açıklamalar eşliğinde banyodan çıkıp odanın kapısına yöneldi. O sırada gözü gayriihtiyari içeri kaydı.
Yatağın başında bekleyen yaşlı bir adam ve karşısındaki doktoru gördü. Ancak az önce "Neden uyanmıyor?" diye soran o ilk sesin sahibi görünürde yoktu. Fatih, daha fazla dikkat çekmeden odadan çıktı.
Fatih odadan çıkıp uzaklaşmaya başlasa da o öfkeli ses peşini bırakmıyordu. Yaşlı adamın bağırışları kapalı kapıların ardına sığmıyor, tüm koridoru bir sis gibi etkisi altına alıyordu.
Ses, hastanenin o steril ve soğuk beyazlığına çarpıp yankılandıkça her şeyi daha da tekinsiz kılıyordu. Koridorun diğer ucundaki hemşirelerin bile başlarını eğip hızla uzaklaştığını gördü Fatih. Adamın öfkesi sadece o odayı değil, sanki tüm katın havasını ağırlaştırmıştı.
Fatih adımlarını hızlandırdı. Ve bağırış seslerini arkasında bıraktı.
Asansöre yöneldiğinde katın kalabalıklığını fark etti. Günün yoğunluğu sürüyordu; hastane son zamanlarda hiç olmadığı kadar kalabalıktı. Aynı fısıltıları yine duyuyordu. Bunun psikolojik mi yoksa gerçek mi olduğunu ayırt edemiyordu
Acım… acım.
Belki de Emre’yi o odada bırakmış olmasının yarattığı huzursuzluktu. Düşünmemeye çalışsa da, aklının bir köşesinde sürekli orası vardı.
Mesainin bitmesine yalnızca bir saat kalmıştı, ama zaman ilerlemek bilmiyordu.
O sırada “dink” diye bir ses geldi ve asansörün kapısı açıldı. Fatih, ayağını içeri atmadan önce bir an durdu; en son yaşadıkları aklına geldi. İçeride dört kişi vardı ve hepsi ona sorgulayıcı bakışlarla bakıyordu.
Daha fazla oyalanmadan elindeki temizlik arabasıyla asansöre bindi. Onun girmesiyle birlikte gözlüklü bir adam kaşlarını çattı ve geri çekildi; temizlik arabası asansörün büyük bir kısmını kaplamıştı.
Bir kat aşağı düğmesine bastı ve beklemeye başladı. O sırada içeridekilerin bakışlarını fark etti; ister istemez kaşlarını çattı. Hepsinin onu izlediğini hissediyordu.
İki genç kız birbirlerinin kollarına girmiş, tek kelime etmeden ona bakıyordu.
Gözlerindeki korku saklanacak gibi değildi. Gözlüklü adam, az önce ona kaş çatan kişi, temizlik arabası yüzünden köşeye sıkışmış ve kaşlarını çatar bir şekilde bakışlarını Fatih'e dikmişti. Diğer adam da yanında durmuş, farklı bir şekilde donuk bir ifadeyle Fatih’i süzüyordu.
Bir şeyi mi böldüm? diye düşündü Fatih. Ne olduğunu anlayamıyordu. Onlar onu izliyorsa, o da onları izledi.
Bu bakışlar kızları daha da tedirgin etmiş olacak ki, birbirlerine biraz daha sokuldular.
Tam o sırada bir “dink” sesi daha duyuldu. Fatih, kendi katına geldiğini sanarak inmek için döndü; fakat o an bir şey fark etti.
Asansör aşağı değil, yukarı çıkmıştı.
Kaşlarını çattı. Asansörün aşağı çağrıldığına emindi.
Bölüm etkileşimi
