10. bölüm · Nicolas Swift

SON VARİS

Neval Ak

Gece, Thendarit'in üzerine ağır bir sessizlik bırakmıştı.
Nicolas şehrin dışındaki eski vadide tek başına yürüyordu.
Yanında ne asker vardı ne de koruma.
Sadece kılıcı ve cevaplanmamış soruları.
Yıllardır düşmanı olarak gördüğü kişiyle buluşmaya gidiyordu.
Ama garip olan şuydu...
İçinde korkudan çok merak vardı.
Çünkü Morvian ona saldırmak için birçok fırsat bulmuştu.
Ama hiçbirinde bunu yapmamıştı.
Bu, Nicolas'ın anlamadığı şeydi.
Vadiye ulaştığında soğuk bir rüzgâr esti.
Karanlığın içinden biri çıktı.
Morvian.
Her zamanki gibi sakindi.
Nicolas kılıcına dokundu.
Morvian hafifçe gülümsedi.
"Endişelenme."
"Bugün savaşmayacağız."
Nicolas ona baktı.
"Bu cümleyi senden ikinci kez duyuyorum."
Morvian durdu.
"Çünkü bazı savaşlar kılıçlarla kazanılmaz."
Nicolas yaklaşmadı.
"Ne istiyorsun?"
Morvian ona baktı.
"Gerçeği anlatmak."
Nicolas acı bir şekilde güldü.
"Herkes bunu söylüyor."
"Çünkü herkes kendi bildiği gerçeği taşıyor."
Morvian vadinin derinliklerine baktı.
"Ama benim anlatacağım şey, kimsenin bilmediği bir gerçek."
Nicolas sessiz kaldı.
Morvian konuşmaya başladı.
"Ben ilk varis değildim."
Nicolas şaşırdı.
"Ne?"
"Swift ailesinin tarihini yanlış biliyorsunuz."
Bir adım attı.
"Ben seçilen kişi değildim."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Öyleyse neden herkes senden korkuyor?"
Morvian'ın yüzünde kısa bir hüzün belirdi.
"Çünkü seçilmediğim hâlde yükü taşıdım."
Sessizlik oldu.
Nicolas dikkatle dinliyordu.
"İlk kral öldüğünde herkes gücün bana geçeceğini düşündü."
"Fakat taç beni reddetti."
Nicolas şaşırdı.
"Taç mı?"
Morvian başını salladı.
"Evet."
"Çünkü ben gücü istiyordum."
Nicolas bu sözleri duyunca sustu.
Morvian devam etti.
"Sonra yıllar boyunca herkes beni canavar olarak anlattı."
"Kimse neden böyle olduğumu sormadı."
Nicolas yavaşça konuştu.
"Peki neden?"
Morvian gözlerini ona çevirdi.
"Çünkü bir seçim yapmak zorunda kaldım."
"Ne seçimi?"
Morvian'ın sesi ağırlaştı.
"Bir kişiyi kurtarmak mı..."
"Yoksa bütün bir krallığı mı?"
Nicolas'ın aklına Kaelion'un sözleri geldi.
Morvian devam etti.
"Ben krallığı seçtim."
"Ve o gün..."
Bir an durdu.
"İnsanlığımı kaybettim."
Nicolas sessiz kaldı.
Çünkü karşısındaki kişi ilk kez bir düşman gibi konuşmuyordu.
Yaralı biri gibi konuşuyordu.
Ama bu, yaptıklarını değiştirmiyordu.
"Yaptıkların yine de doğru değildi."
Morvian başını salladı.
"Hayır."
Şaşırtıcı şekilde kabul etti.
"Değildi."
Nicolas ona baktı.
"Öyleyse neden devam ediyorsun?"
Morvian'ın gözleri karardı.
"Çünkü artık geri dönemem."
Bir an sessizlik oldu.
"Sen dönebilirsin."
Nicolas şaşırdı.
"Ne demek istiyorsun?"
Morvian ona yaklaştı.
"Sen benim yapamadığımı yapabilirsin."
"Neyi?"
Morvian fısıldadı.
"Gücü reddetmeden, ona teslim olmadan yaşayabilirsin."
Nicolas cevap veremedi.
Çünkü ilk kez Morvian onu yok etmek isteyen biri gibi değil...
Onu uyarmaya çalışan biri gibi görünüyordu.
Tam o anda vadinin içinden büyük bir enerji yükseldi.
Morvian'ın yüzü değişti.
"Geç kaldık."
Nicolas hazırlandı.
"Ne oldu?"
Morvian gökyüzüne baktı.
"Çünkü asıl düşman..."
Bir an durdu.
"Artık uyandı."
Vadinin içindeki enerji giderek güçleniyordu.
Toprak titriyor, eski taşlar yerlerinden oynuyordu.
Nicolas etrafına baktı.
"Bu ne?"
Morvian cevap vermedi.
Çünkü ilk kez onun yüzünde gerçek bir endişe vardı.
"Bu olmamalıydı."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Sen de bilmiyor musun?"
Morvian ona baktı.
"Hayır."
Bir an sustu.
"Çünkü bunu ben başlatmadım."
Yerlerin arasından karanlık bir ışık yükseldi.
Yüzyıllardır mühürlü kalan eski bir sembol ortaya çıktı.
Nicolas'ın kolyesi tepki verdi.
Morvian'ın gözleri büyüdü.
"Swift mührü..."
Nicolas eline baktı.
"Ne oluyor?"
Morvian yaklaşmadı.
"Sana söylemem gereken bir şey daha var."
Nicolas ona döndü.
"Yine mi bir sır?"
"Bu sonuncusu."
Morvian derin bir nefes aldı.
"Senin içinde mühürlenen güç..."
Bir an durdu.
"Aslında bir silah değildi."
Nicolas bekledi.
"Öyleyse neydi?"
"Bir kapı."
Sessizlik oldu.
"Ne kapısı?"
Morvian'ın sesi alçaldı.
"İlk gücün dünyaya geçiş kapısı."
Nicolas'ın yüzü değişti.
"Yani ben..."
"Evet."
Morvian başını salladı.
"Sen gücü taşımıyorsun."
"Sen onun kilidisin."
Tam o anda yer yarıldı.
Vadinin altından eski bir yapı yükselmeye başladı.
Nicolas ve Morvian istemsizce geri çekildi.
Bu yapı daha önce hiç görülmemişti.
Üzerinde aynı sembol vardı.
Ama bu kez Swift ailesinin değil.
Daha eski bir sembol.
Morvian fısıldadı.
"Hayır..."
Nicolas ona baktı.
"Ne?"
"Bu sembol..."
Morvian'ın sesi değişti.
"İlk krallıktan bile eski."
Bir anda yapıdan bir ses geldi.
"Sonunda."
İkisi de dondu.
Ses yaşlı değildi.
Genç de değildi.
Sanki binlerce kişinin aynı anda konuşması gibiydi.
"Nicolas Swift."
Nicolas kılıcını çekti.
"Sen kimsin?"
Ses cevap verdi.
"Ben sizin unuttuğunuz başlangıcım."
Morvian ilk kez geri adım attı.
"Bu imkânsız."
Ses devam etti.
"Swiftler beni mühürledi."
"Morvian beni serbest bırakmaya çalıştı."
"Ve şimdi son varis kapıyı açacak."
Nicolas öfkelendi.
"Ben kimsenin kapısı değilim."
Vadinin içindeki enerji yükseldi.
Morvian Nicolas'a baktı.
"İşte bu yüzden seçildin."
Nicolas ona döndü.
"Ne?"
"Çünkü ilk kez biri gücü değil, kendi iradesini savunuyor."
Bir süre ikisi de sustu.
Çünkü yıllardır düşman olarak görülen iki kişi, aynı gerçeğin içinde duruyordu.
Nicolas yavaşça konuştu.
"Bu şeyi durdurabilir miyiz?"
Morvian ona baktı.
"Birlikte."
Nicolas şaşırdı.
"Seninle mi?"
"Evet."
"Yıllardır savaştığın kişiyle?"
Morvian'ın yüzünde küçük bir ifade belirdi.
"Belki de yıllardır yanlış kişiye karşı savaştım."
Tam o anda yapının kapıları açıldı.
İçeriden güçlü bir ışık yayıldı.
Ve içeride tek bir şey vardı.
Kırılmış eski bir taç.
Ama bu taç...
Nicolas'ın elindeki taçtan farklıydı.
Üzerinde tek bir yazı vardı.
"İlk Kral."
Eski yapının kapıları tamamen açıldığında içeriden yayılan ışık bütün vadiyi kapladı.
Nicolas ve Morvian sessizce içeri girdi.
Yüzyıllardır kimsenin ulaşamadığı bir yere adım atıyorlardı.
Duvarlarda eski yazılar vardı.
Savaşlar.
Krallar.
Ve unutulmuş gerçekler.
Nicolas elini taşlara sürdü.
"Burada ne olmuş?"
Morvian cevap vermedi.
Çünkü o da ilk kez bazı şeyleri görüyordu.
"Ben de bilmiyorum."
Nicolas ona baktı.
"Sen her şeyi bildiğini sanıyordum."
Morvian hafifçe başını eğdi.
"Ben sadece bana gösterilen kısmı biliyordum."
İlerledikçe büyük bir salona ulaştılar.
Salonun ortasında eski taç duruyordu.
İlk Kral'ın tacı.
Fakat kırılmıştı.
Nicolas yaklaştığında taşın üzerinde yazılar ortaya çıktı.
"Bir kralın en büyük gücü, hükmetmek değildir."
Nicolas okumaya devam etti.
"Seçim yapabilmektir."
Morvian sessizce baktı.
Çünkü bu sözleri daha önce duymuştu.
Ama hiç anlamamıştı.
Bir anda salonun ortasında bir görüntü oluştu.
İlk Kral.
Genç hâliyle karşılarında duruyordu.
"Bu mesajı gören kişi..."
Görüntü Nicolas'a baktı.
"Son varistir."
Nicolas dikkat kesildi.
"Swift kanı taşıyan son kişi."
İlk Kral devam etti.
"Ama unutma."
Bir an durdu.
"Kan seni seçmez."
"Kararların seni seçer."
Nicolas sessiz kaldı.
İlk Kral'ın görüntüsü Morvian'a döndü.
"Sen de buraya geleceksin."
Morvian dondu.
"Benim için mi?"
Görüntü başını salladı.
"Çünkü en büyük hatayı yapan kişi..."
Bir an durdu.
"En büyük değişimi de başlatabilir."
Morvian'ın yüzü değişti.
Yıllardır ilk kez biri ona tamamen bir canavar gibi bakmıyordu.
Görüntü tekrar Nicolas'a döndü.
"İki yolun olacak."
"Birinci yol."
Salonun bir tarafı aydınlandı.
"Gücü kullanmak."
"İkinci yol."
Diğer taraf karardı.
"Gücü yok etmek."
Nicolas kaşlarını çattı.
"İkisinin de sonucu ne?"
İlk Kral cevap verdi.
"Gücü kullanırsan insanlar sana bağlanır."
"Gücü yok edersen insanlar seni unutur."
Nicolas düşündü.
"Üçüncü bir yol yok mu?"
Salon sessiz kaldı.
Morvian Nicolas'a baktı.
Çünkü bu soruyu yıllar önce kendisi de sormuştu.
İlk Kral'ın görüntüsü hafifçe gülümsedi.
"İşte doğru soru."
Nicolas şaşırdı.
"Ne?"
"Ben de üçüncü yolu arayan birini bekliyordum."
Bir anda yerdeki yazılar değişti.
Yeni bir cümle ortaya çıktı.
"Yeni çağ, eski seçimlerle başlayamaz."
Morvian yavaşça fısıldadı.
"Nicolas..."
Nicolas ona baktı.
"Ne?"
Morvian'ın yüzünde ilk kez umut vardı.
"Senin farkın bu."
Tam o anda yapının dışından büyük bir patlama sesi geldi.
İkisi de döndü.
Bir enerji dalgası bütün salonu sarstı.
Morvian'ın yüzü değişti.
"Onlar geldi."
Nicolas kılıcını çekti.
"Kim?"
Morvian cevap verdi.
"İlk gücün gerçek sahipleri."
Kapının dışında karanlık figürler belirdi.
Ve onların lideri konuştu.
"Sonunda kapı açıldı."
Nicolas hazırlandı.
Figür devam etti.
"Teşekkürler, Nicolas Swift."
Bir an durdu.
"Bizim için mührü sen kırdın."
Yapının içindeki hava değişmişti.
Kapının önünde duran karanlık figürler yavaşça içeri girdi.
Onların varlığı bile salonun içindeki ışığı azaltıyordu.
Nicolas kılıcını kaldırdı.
Morvian yanında durdu.
Yıllardır birbirlerine düşman olan iki kişi...
Şimdi aynı düşmana karşı duruyordu.
Öndeki kişi başını kaldırdı.
"Ne garip."
Sesi soğuktu.
"Swift'in son varisi ve düşmüş varis aynı yerde."
Morvian sertçe baktı.
"Sen kimsin?"
Figür hafifçe gülümsedi.
"Biz unutulanlarız."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Ne istiyorsunuz?"
"Kapıyı."
Morvian cevap verdi.
"Kapı açılmayacak."
Figür ona baktı.
"Sen hâlâ anlamadın."
Bir adım attı.
"Kapıyı açan kişi sensin."
Morvian'ın yüzü değişti.
Nicolas ona baktı.
"Ne demek istiyor?"
Morvian sessiz kaldı.
Çünkü cevabı biliyordu.
Yıllar önce gücü ararken yaptığı her şey...
Bu ana ulaşmıştı.
Figür devam etti.
"Morvian, sen gücü serbest bırakmak istedin."
"Ama hiçbir zaman tamamlayamadın."
Gözleri Nicolas'a döndü.
"Çünkü son parça eksikti."
Nicolas elindeki gücü hissetti.
"Ben."
"Evet."
Figür gülümsedi.
"Sen."
Nicolas öfkeyle konuştu.
"Ben sizin planınızın bir parçası değilim."
Figür cevap verdi.
"Yanılıyorsun."
Bir an durdu.
"Sen planın kendisisin."
Tam o anda saldırı başladı.
Karanlık enerji bütün salonu kapladı.
Nicolas kendini korumak için gücünü kullandı.
Ama bu kez farklıydı.
Karanlık güç onu ele geçirmeye çalışmadı.
Çünkü Nicolas artık ondan kaçmıyordu.
Onu kontrol etmeye çalışmıyordu.
Onu kabul ediyordu.
Morvian bunu görünce şaşırdı.
"Sen..."
Nicolas ona baktı.
"Ne?"
"Sen bunu başardın."
Nicolas saldırıyı durdurdu.
"Nasıl?"
Morvian'ın sesi sakindi.
"Gücü yenmeye çalışmadın."
Bir an durdu.
"Onunla dengede kaldın."
Nicolas ilk kez kendi içindeki gücün korkutucu olmadığını hissetti.
Asıl tehlike güç değildi.
Onu kullanan kişinin niyetiydi.
Savaş devam ederken salon sarsılmaya başladı.
Duvarlardaki eski yazılar parladı.
İlk Kral'ın sesi yeniden duyuldu.
"Seçim yapıldı."
Herkes durdu.
Ses devam etti.
"Yeni varis bulundu."
Nicolas etrafına baktı.
"Ben mi?"
Sessizlik oldu.
Sonra cevap geldi.
"Hayır."
Nicolas şaşırdı.
"Ne?"
İlk Kral'ın sesi yankılandı.
"Çünkü sen artık sadece varis değilsin."
Morvian ona baktı.
"Öyleyse ne?"
Cevap bütün salonda duyuldu.
"Sen yeni başlangıcın taşıyıcısısın."
Bir anda büyük bir ışık yayıldı.
Karanlık figürler geri çekildi.
Ama liderleri hâlâ ayaktaydı.
"Bu daha başlangıç."
Nicolas ona baktı.
"Kaçıyorsun."
Figür gülümsedi.
"Hayır."
"Biz hazırlanıyoruz."
Sonra karanlığın içinde kayboldu.
Salon sessizleşti.
Nicolas ve Morvian karşı karşıya kaldı.
Artık aralarındaki savaş bitmişti.
Ama daha büyük bir savaş başlamıştı.
Morvian yavaşça konuştu.
"Artık beni düşmanın olarak görmüyorsun."
Nicolas ona baktı.
"Hayır."
Bir an durdu.
"Ama seni tamamen affettiğim anlamına da gelmez."
Morvian ilk kez hafifçe gülümsedi.
"Adil bir cevap."
Nicolas dışarıdaki karanlığa baktı.
Thendarit hâlâ onları bekliyordu.
Ama artık eski savaş yoktu.
Yeni bir çağ başlıyordu.
Ve bu çağın ilk adımı...
Son varisin seçimiyle atılmıştı.