7. bölüm / 20
Nicolas SwiftKAYIP KAN
Bölümler 20Şu an: KAYIP KAN
- 1 KÜL2.184 kelime
- 2 THENDARİT2.255 kelime
- 3 MİRAS2.254 kelime
- 4 GÖLGE2.194 kelime
- 5 İLK TAÇ1.887 kelime
- 6 KARANLIĞIN MÜHRÜ1.804 kelime
- 7 KAYIP KAN1.697 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 TAHTIN GÖLGESİ1.556 kelime
- 9 KIRIK TAÇ1.533 kelime
- 10 SON VARİS1.570 kelime
- 11 UNUTULAN KRALLIK573 kelime
- 12 İLK GÖLGE1.826 kelime
- 13 KAYIP MİRAS2.354 kelime
- 14 İLK KARANLIK795 kelime
- 15 KIRILAN MÜHÜR621 kelime
- 16 SON SAVAŞIN GÖLGESİ1.221 kelime
- 17 SON KAPI1.420 kelime
- 18 SON EŞİK1.744 kelime
- 19 SON SAVAŞ1.206 kelime
- 20 YENİ ÇAĞ1.536 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tapınağın içindeki savaş birkaç dakika içinde başlamıştı ama Nicolas için zaman durmuş gibiydi. Etrafındaki askerlerin saldırıları, taş duvarlardan yankılanan sesler ve yükselen enerji birbirine karışıyordu.
Fakat onun dikkatini çeken tek şey kendi içindeki değişimdi.
Gücünü kullandığında sadece mavi ışık ortaya çıkmıyordu.
Karanlık bir gölge de onunla birlikte hareket ediyordu.
Sanki içinde başka biri vardı.
Sanki yıllardır uyuyan bir şey sonunda gözlerini açmıştı.
Nicolas bir saldırıyı durdurdu ve geri çekildi.
"Hayır..."
Elara ona baktı.
"Nicolas?"
Nicolas ellerine baktı.
"Bu benim gücüm değil."
Aldren hemen yanına geldi.
"Ne hissettin?"
Nicolas cevap vermekte zorlandı.
"Bir şey..."
Bir an durdu.
"Bir şey beni kullanmaya çalıştı."
Aldren'in yüzü ciddileşti.
"Kontrolü kaybetmedin."
"Kaybetmeye çok yaklaştım."
Tam o sırada mor mühür taşıyan askerlerden biri yeniden saldırdı.
Nicolas bu kez kendini savunmak için değil, sakin kalmak için mücadele ediyordu.
Öfkesini kullandığında karanlık güç yükseliyordu.
Sakin kaldığında ise mavi ışık güçleniyordu.
Bunu fark etti.
Güç, duygularına bağlıydı.
Ama hangi duyguya izin vereceğine kendisi karar veriyordu.
Nicolas elini kaldırdı.
Enerji bütün odayı kapladı.
Askerler geri savruldu.
Fakat Nicolas bu kez karanlığı bastırmayı başardı.
Savaş sona erdiğinde tapınakta sadece sessizlik kaldı.
Yerde kalan askerlerden biri son nefesiyle konuştu.
"Geç kaldın..."
Nicolas yanına eğildi.
"Ne için?"
Asker gülümsedi.
"Gerçeği öğrenmek için."
Sonra sustu.
Elara sessizce yaklaştı.
"Kim bunlar?"
Aldren yerdeki mühürü inceledi.
"Eski bir tarikat."
Nicolas ona baktı.
"Morvian'ın tarikatı mı?"
Aldren başını salladı.
"Hayır."
Herkes şaşırdı.
"Morvian'dan önce var olan bir grup."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Yani daha eski bir tehdit mi var?"
Aldren cevap vermedi.
Bu sessizlik cevaptan daha korkutucuydu.
Nicolas tapınaktaki kitaba baktı.
Babası bu şeyleri biliyordu.
Ama neden ona bırakmıştı?
Neden şimdi ortaya çıkıyordu?
Yolculuk boyunca aklındaki sorular çoğalmıştı.
Fakat bir soru diğerlerinden daha güçlüydü.
"Ben neyim?"
Gece çöktüğünde ekip tapınaktan ayrılmaya karar verdi.
Ama Nicolas gitmeden önce gizli odadaki siyah taşa son kez baktı.
Taşın üzerinde yeni bir yazı oluşmuştu.
Daha önce yoktu.
Nicolas yaklaştı.
Yazı yavaşça ortaya çıktı.
"Swift kanı kaybolmadı."
Nicolas okumaya devam etti.
"Sadece saklandı."
Altında tek bir isim vardı.
"Lucien Swift."
Nicolas dondu.
"Bu isim..."
Aldren'in yüzü değişti.
"Nereden biliyorsun?"
Nicolas yazıya bakıyordu.
"Çünkü bu ismi daha önce duydum."
Elara şaşırdı.
"Nerede?"
Nicolas yavaşça cevap verdi.
"Rüyalarımda."
Sessizlik oldu.
Aldren'in gözleri büyüdü.
"Bu mümkün değil."
Nicolas ona döndü.
"Yine ne biliyorsun?"
Aldren cevap vermedi.
Nicolas'ın sabrı tükeniyordu.
"Aldren."
Yaşlı adam sonunda konuştu.
"Lucien Swift..."
Bir an durdu.
"Senin sandığın gibi bir isim değil."
Nicolas bekledi.
"Kim o?"
Aldren'in sesi kısıldı.
"Senin gerçek atanın adı."
Nicolas şaşkınlıkla baktı.
"Ama ilk kralın adı farklıydı."
"Evet."
Aldren başını salladı.
"Çünkü tarih değiştirildi."
Nicolas'ın yüzü ciddileşti.
"Kim değiştirdi?"
Aldren cevap vermeden önce tapınağın derinliklerinden bir ses geldi.
"Ben."
Herkes hızla döndü.
Karanlığın içinden biri yürüyerek çıktı.
Ama bu kez bir düşman değildi.
Bu kişi Nicolas'ın hayatındaki en büyük sırlardan birini taşıyordu.
Ve yüzünü gördüğü anda Nicolas'ın bütün dengesi değişti.
Çünkü karşısındaki kişi...
Swift ailesinden biriydi.
Tapınağın içindeki hava bir anda değişmişti. Nicolas karşısındaki kişiye bakıyordu ama zihni bunu kabul etmekte zorlanıyordu.
Swift ailesinden biri...
Yirmi yıldır herkes ailesinin yok olduğunu söylemişti.
Herkes öldüklerini düşünmüştü.
Ama şimdi karşısında biri vardı.
Adam yavaşça karanlıktan çıktı.
Saçları griye dönmüş, yüzünde yılların izleri vardı.
Ama gözleri Nicolas'a çok tanıdık geliyordu.
Çünkü o gözler...
Kendi gözlerine benziyordu.
Nicolas kılıcını kaldırdı.
"Sen kimsin?"
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra cevap verdi.
"Ben Lucien Swift."
Nicolas'ın eli dondu.
Bu isim.
Daha önce rüyalarında duyduğu isim.
Duvarlarda gördüğü isim.
Ve şimdi karşısındaki insan.
"Bu imkânsız."
Lucien ona baktı.
"Thendarit'te bunu çok duyacaksın."
Nicolas öfkeyle yaklaştı.
"Hayır."
Sesi sertti.
"Benim ailem öldü."
Lucien'in yüzündeki ifade değişti.
"Öyle inanmanı istediler."
Aldren hemen öne çıktı.
"Lucien."
Lucien ona baktı.
"Yıllar oldu Aldren."
Nicolas ikisine döndü.
"Sen onu tanıyorsun."
Aldren sessiz kaldı.
Bu kez Nicolas'ın öfkesi yükseldi.
"Tabii ki tanıyorsun."
Lucien başını eğdi.
"Onu suçlama."
Nicolas ona baktı.
"Onu mu savunuyorsun?"
"Hayır."
Lucien'in sesi sakindi.
"Gerçeği söylüyorum."
Nicolas birkaç adım attı.
"Gerçek ne?"
Lucien uzun süre sustu.
Sonunda konuştu.
"Ben senin amcanım."
Sessizlik.
Nicolas'ın yüzündeki ifade değişti.
"Amcam mı?"
"Evet."
"Babamın kardeşi."
Lucien başını salladı.
Nicolas geri çekildi.
Yıllardır ailesi hakkında bildiği her şey parçalanıyordu.
"Sen neden hayattasın?"
Lucien'in bakışları karardı.
"Çünkü benim ölmem gerekiyordu."
Elara şaşırdı.
"Ne demek bu?"
Lucien tapınağın duvarlarına baktı.
"Yirmi yıl önce Thendarit düştüğünde herkes bir şey kaybetti."
Bir an durdu.
"Ben ise ismimi kaybettim."
Nicolas dikkatle dinliyordu.
"Arven mi?"
Lucien başını salladı.
"Hayır."
Bu cevap herkesi şaşırttı.
"Arven sadece bir parçaydı."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Öyleyse asıl sebep ne?"
Lucien ona baktı.
"Kraliyet ailesinin içinde başlayan bir savaş."
Nicolas sustu.
"Swift ailesi kendi içinde bölündü."
Aldren'in yüzü değişti.
Lucien devam etti.
"Bir taraf gücü korumak istedi."
"Diğer taraf?"
"Yok etmek."
Nicolas anlamaya çalışıyordu.
"Morvian?"
Lucien başını salladı.
"Morvian sadece ilk kişiydi."
"Ne demek?"
Lucien yavaşça yaklaştı.
"Morvian'ın amacı hiçbir zaman Thendarit'i yok etmek değildi."
Nicolas dikkat kesildi.
"Onun amacı..."
Lucien'in sesi fısıltıya dönüştü.
"Swift kanının içindeki gücü serbest bırakmaktı."
Nicolas'ın kalbi hızlandı.
"Benim içimdeki şeyi mi?"
"Evet."
Lucien ona baktı.
"Çünkü sen sadece varis değilsin Nicolas."
Bir an durdu.
"Sen son mühürsün."
Nicolas'ın yüzü değişti.
"Ne mührü?"
Lucien cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Binlerce yıl önce kapatılan şeyin mührü."
Elara sessizce fısıldadı.
"Ne kapatıldı?"
Lucien karanlık tapınağa baktı.
"İlk gücün kaynağı."
Nicolas'ın aklı karışmıştı.
"Yani bütün bunlar benimle mi ilgili?"
Lucien başını salladı.
"Evet."
"Neden?"
Lucien ona baktı.
"Çünkü Nicolas..."
Sesi ciddileşti.
"Sen sadece gücü taşıyan kişi değilsin."
Bir adım yaklaştı.
"Sen o gücün neden mühürlendiğinin cevabısın."
Lucien'in sözleri tapınağın içinde yankılanıyordu.
"Sen o gücün neden mühürlendiğinin cevabısın."
Nicolas uzun süre konuşmadı.
Çünkü artık cevaplardan çok korkuyordu.
Her öğrendiği gerçek, daha büyük bir sırrın kapısını açıyordu.
"Anlat."
Lucien ona baktı.
"Her şeyi mi?"
Nicolas başını salladı.
"Bu kez yarım gerçek istemiyorum."
Lucien derin bir nefes aldı.
"Binlerce yıl önce Thendarit kurulmadan önce bu topraklarda iki büyük güç vardı."
Elara dikkatle dinliyordu.
"Biri yaşamı ve dengeyi koruyan güçtü."
Lucien devam etti.
"Diğeri ise daha farklıydı."
Nicolas sordu.
"Ne farklı?"
"Her şeyi değiştirmek isteyen bir güç."
Aldren sessizce ekledi.
"Karanlık güç."
Lucien başını salladı.
"İnsanlar ona karanlık dedi. Ama aslında mesele karanlık değildi."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Öyleyse neydi?"
"Kontrol."
Lucien'in sesi ağırlaştı.
"Bu güce sahip olan kişi dünyayı istediği gibi şekillendirebilirdi."
Nicolas yavaşça anladı.
"Ve Morvian bunu istedi."
"Evet."
"Benim içimdeki şey de bu mu?"
Lucien ona baktı.
"Hayır."
Bir an durdu.
"Senin içinde olan şey, onu kontrol edebilecek tek şey."
Nicolas sustu.
Yani o bir silah değildi.
Bir kilitti.
Ama kilidin anahtarı olmak da onu tehlikeden uzaklaştırmıyordu.
Lucien devam etti.
"İlk Swiftler bu yüzden bir karar verdi."
"Neydi?"
"Gücü bir insanın içine mühürlemek."
Nicolas'ın yüzü değişti.
"Bir insanın içine..."
"Evet."
Lucien ona baktı.
"Fakat o kişi sonsuza kadar yaşamadı."
Nicolas yavaşça fısıldadı.
"Ve güç nesilden nesile geçti."
Lucien başını salladı.
"Ta ki sana kadar."
Sessizlik oldu.
Nicolas eline baktı.
Yıllardır sıradan biri olduğunu düşünmüştü.
Şimdi ise bütün bir tarihin taşıyıcısıydı.
"Babam bunu biliyor muydu?"
Lucien'in yüzü değişti.
"Evet."
Nicolas'ın gözleri doldu.
"Annem?"
"Evet."
"Ve yine de bana söylemediler."
Lucien sessiz kaldı.
Nicolas'ın sesi kırıldı.
"Benim seçim hakkımı aldılar."
Lucien yaklaştı.
"Hayır."
Nicolas ona baktı.
"Ne hayır?"
"Onlar sana seçim bırakmak istedi."
"Nasıl?"
"Çünkü seni bu yükle büyütmek istemediler."
Nicolas cevap veremedi.
Lucien devam etti.
"Kael ve Lyra seni bir varis olarak değil, oğulları olarak gördü."
Bu söz Nicolas'ı susturdu.
Çünkü hayatında ilk kez ailesi hakkında duyduğu şey bir görev değil, sevgiydi.
Tam o anda tapınak yeniden sarsıldı.
Ama bu kez deprem değildi.
Bir çağrıydı.
Lucien'in yüzü ciddileşti.
"Burada kalamayız."
Nicolas ona döndü.
"Neden?"
Lucien yukarı baktı.
"Çünkü Morvian bizi buldu."
Aldren kılıcını çekti.
"Bu mümkün değil."
Lucien sakin kaldı.
"Artık birçok şey mümkün."
Tapınağın dışından karanlık bir enerji yayıldı.
Nicolas o hissi tanıyordu.
Daha önce rüyalarında gördüğü şeydi.
Morvian.
Elara endişeyle baktı.
"Ne yapacağız?"
Nicolas birkaç saniye sustu.
Sonra kılıcını eline aldı.
"Kaçmayacağız."
Aldren ona baktı.
"Nicolas..."
"Hayır."
Nicolas kararlıydı.
"Hayatım boyunca herkes beni korumaya çalıştı."
Gözleri kapıya döndü.
"Bu kez ben savaşacağım."
Kapının dışında bir ses duyuldu.
"Nicolas Swift..."
Morvian'ın sesi.
"Sonunda gerçek aileni buldun."
Nicolas kapıya baktı.
"Ve şimdi..."
Morvian devam etti.
"Gerçek düşmanınla tanışma zamanın geldi."
Tapınağın kapıları ağır bir gürültüyle açıldı.
Dışarıdaki karanlık içeri doğru yayıldı.
Sanki ışık bile o gölgeden kaçıyordu.
Nicolas kılıcını sıkıca tuttu.
Bu anı yıllardır bilmiyordu.
Ama bir şekilde bekliyordu.
Morvian sonunda karşısındaydı.
Karanlık zırhının içinde sakin bir şekilde duruyordu.
Yüzünde öfke yoktu.
Sadece bir insanın yıllarca beklediği cevabı bulmuş gibi bir ifade vardı.
"Nicolas Swift."
Nicolas ona baktı.
"Adımı biliyorsun."
Morvian hafifçe gülümsedi.
"Sen doğduğun günden beri seni biliyorum."
Bu söz Nicolas'ın öfkesini artırdı.
"Benim ailemi yok ettin."
Morvian'ın yüzü değişmedi.
"Hayır."
Bir adım attı.
"Ben sadece onların yaptığı seçimin sonucuyum."
Aldren hemen öne çıktı.
"Yalan söylüyorsun."
Morvian ona baktı.
"Sen hâlâ gerçeği saklayanlardan mısın?"
Bu söz Aldren'i susturdu.
Nicolas bunu fark etti.
"Ne demek istiyor?"
Kimse cevap vermedi.
Morvian Nicolas'a döndü.
"Bak işte."
Sesi sakindi.
"Yine herkes senden bir şey saklıyor."
Nicolas'ın eli sıkıldı.
"Benimle oyun oynama."
Morvian başını eğdi.
"Oyun oynamıyorum."
Bir an durdu.
"Seni uyandırmaya çalışıyorum."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Beni neden istiyorsun?"
Morvian'ın cevabı gecikmedi.
"Çünkü sen benim tamamlanmamış hikâyemsin."
Herkes sessiz kaldı.
Nicolas anlamadı.
"Ne?"
Morvian yavaşça konuştu.
"Sen ve ben aynı güçten doğduk."
Nicolas'ın yüzü değişti.
"Hayır."
"Evet."
Morvian ona baktı.
"Aramızdaki fark şu."
Bir adım daha yaklaştı.
"Ben gücü kontrol etmek istedim."
"Sen ise onu anlamaya çalışıyorsun."
Nicolas kılıcını kaldırdı.
"Ben asla sen olmayacağım."
Morvian gülümsedi.
"İşte bunu görmek istiyordum."
Bir anda bütün tapınak sarsıldı.
Karanlık enerji Nicolas'a doğru hareket etti.
Elara bağırdı.
"Nicolas!"
Ama Nicolas kaçmadı.
Gücünü serbest bıraktı.
Mavi ışık ve karanlık enerji karşı karşıya geldi.
İki güç birbirine çarpınca tapınağın duvarları titredi.
Nicolas ilk kez Morvian'ın gücünü hissetti.
Ve korktu.
Çünkü içinde bir parçası ona tanıdık geliyordu.
Sanki yıllardır içinde uyuyan bir şey ona cevap veriyordu.
Morvian bunu fark etti.
"Gördün mü?"
Nicolas zorlanarak cevap verdi.
"Ne?"
"Sen de bunu hissediyorsun."
Nicolas daha fazla dayanamadı ve geri çekildi.
Morvian saldırmadı.
Sadece baktı.
"Bugün seni öldürmeye gelmedim."
Herkes şaşırdı.
"Neden?"
diye sordu Nicolas.
Morvian'ın cevabı soğuktu.
"Çünkü henüz hazır değilsin."
Karanlık enerji geri çekilmeye başladı.
Ama gitmeden önce son bir şey söyledi.
"8. günün gecesinde Thendarit'in kalbi yeniden açılacak."
Nicolas ona baktı.
"Ne olacak?"
Morvian gülümsedi.
"Ya sen kral olacaksın..."
Bir an durdu.
"Ya da son Swift olacaksın."
Sonra karanlık tamamen kayboldu.
Tapınakta sessizlik kaldı.
Nicolas uzun süre kapıya baktı.
Artık düşmanı onu beklemiyordu.
Düşmanı ona bir seçim bırakmıştı.
Ve bu seçim...
Bütün Thendarit'in kaderiydi.
Bölüm etkileşimi
