Nicolas Swift kitap kapağı

16. bölüm / 20

Nicolas Swift

SON SAVAŞIN GÖLGESİ

Vaveyla Yazarı: Neval Ak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: SON SAVAŞIN GÖLGESİ

Thendarit savaş alanında sessizlik vardı.
Ama bu sessizlik huzurdan değil, yaklaşan fırtınadan doğuyordu.
Seran gitmişti.
Fakat ardında bıraktığı şey, bir yenilgi değildi.
Tam tersine...
Herkes biliyordu ki asıl savaş henüz başlamamıştı.
Nicolas elindeki mühre baktı.
Artık eskisi gibi değildi.
Üzerindeki çatlaklar kaybolmuş, yerini yeni bir sembol almıştı.
Ama bu sembol ne Swift ailesine aitti ne de eski krallıklara.
Bu, ilk kez ortaya çıkan bir işaretti.
Kaelion yanına geldi.
"Ne hissediyorsun?"
Nicolas cevap vermeden önce düşündü.
"Hiçbir şey."
Kaelion şaşırdı.
"Hiçbir şey mi?"
Nicolas başını salladı.
"Eskiden güç içimde bir ses gibiydi."
"Şimdi ise..."
Bir an durdu.
"Sanki beni dinliyor."
Kaelion sessiz kaldı.
Çünkü bu, yüzyıllardır kimsenin başaramadığı bir şeydi.
Morvian onlara yaklaştı.
"Bu iyi bir şey gibi görünebilir."
Nicolas ona baktı.
"Ama?"
Morvian'ın yüzü ciddiydi.
"Ama her yeni güç yeni bir sınav getirir."
Aurel uzaktan onları izliyordu.
Yüzünde düşünceli bir ifade vardı.
Nicolas ona döndü.
"Bir şey saklıyorsun."
Aurel bakışlarını kaçırmadı.
"Evet."
"Neyi?"
Aurel cevap vermeden önce uzun süre sustu.
"Seran'ın amacı sadece mührü kırmak değildi."
Nicolas kaşlarını çattı.
"Başka ne istiyor?"
Aurel yavaşça konuştu.
"Seni."
Herkes sessizleşti.
Kaelion hemen sordu.
"Neden?"
Aurel Nicolas'a baktı.
"Çünkü sen onun planındaki tek eksik parçaydın."
Nicolas anlamaya çalıştı.
"Benim gücüm mü?"
"Hayır."
Aurel başını salladı.
"Senin seçimin."
Bu söz Nicolas'ın aklında kaldı.
Çünkü Seran'ın başından beri istediği şey güç değildi.
Bir karar anıydı.
Onu diğerlerinden farklı yapan şeydi.
Sarayda büyük bir toplantı yapıldı.
Krallığın bütün liderleri oradaydı.
Arven masanın başında duruyordu.
"Durumumuz açık."
Haritayı gösterdi.
"Seran geri çekildi."
"Ama bu geri çekilme bir hazırlık olabilir."
Lucien eski kitapları masaya bıraktı.
"Eski kayıtları inceledim."
Herkes ona baktı.
"İlk Karanlık tek başına hareket etmez."
Nicolas sordu.
"Ne demek istiyorsun?"
Lucien kitabı açtı.
"Seran bir taşıyıcı."
"Yani onun arkasında..."
Aurel cümleyi tamamladı.
"Bir kaynak var."
Odadaki herkes sustu.
Kaelion sordu.
"Seran bile bir araç mı?"
Aurel başını salladı.
"Evet."
Nicolas düşündü.
"Öyleyse gerçek düşman kim?"
Aurel'in cevabı gecikmedi.
"İlk karanlığın kendisi."
Bir an sessizlik oldu.
Çünkü şimdiye kadar herkes bir kişiyle savaşmıştı.
Ama aslında karşılarındaki şey bir düşünceydi.
Kontrol.
Korku.
Umutsuzluk.
Gece olduğunda Nicolas sarayın çatısına çıktı.
Thendarit'in ışıklarını izliyordu.
Yanına Elara geldi.
"Yine düşünüyorsun."
Nicolas hafifçe gülümsedi.
"Bunu herkes söylüyor."
"Çünkü doğru."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Elara konuştu.
"Korkuyor musun?"
Nicolas dürüstçe cevap verdi.
"Evet."
Elara şaşırmadı.
"Eskiden bunu söylemezdin."
"Eskiden güçlü görünmem gerektiğini düşünürdüm."
"Şimdi?"
Nicolas gökyüzüne baktı.
"Şimdi güçlü olmakla güçlü görünmenin farklı olduğunu biliyorum."
Elara hafifçe gülümsedi.
"Bu yüzden seni seçti."
Nicolas ona baktı.
"Belki."
Bir an durdu.
"Belki de beni seçen güç değil."
"Benim yaptığım seçimlerdi."
Tam o sırada sarayın çanları tekrar çaldı.
Ama bu kez herkes biliyordu.
Bu bir saldırı değildi.
Bu bir çağrıydı.
Kuzeyden gelen eski bir enerji dalgası bütün krallığı sardı.
Aurel hızla geldi.
"Nicolas."
"Gitmemiz gerekiyor."
Nicolas ayağa kalktı.
"Nereye?"
Aurel'in yüzü ciddiydi.
"İlk tapınağa."
Kaelion şaşırdı.
"Orası yıllardır kapalı."
Aurel başını salladı.
"Artık değil."
Morvian kılıcını aldı.
"Seran orada."
Aurel cevap vermedi.
Ama sessizliği yeterliydi.
Yolculuk başladığında herkes farklı düşünceler içindeydi.
Nicolas geçmişine.
Kaelion kendine.
Morvian hatalarına.
Aurel ise yıllardır sakladığı gerçeğe.
İlk tapınağa vardıklarında karşılarında devasa taş kapılar vardı.
Üzerlerinde iki sembol bulunuyordu.
Swift.
Ve bilinmeyen ikinci işaret.
Kaelion kapıya yaklaştı.
"Bu sembol..."
Nicolas baktı.
"Ne?"
Kaelion fısıldadı.
"Bu benim gördüğüm bir sembol."
Herkes ona döndü.
"Nerede?"
Kaelion cevap verdi.
"Çocukken."
Bir an sustu.
"Rüyalarımda."
Kapılar kendiliğinden açıldı.
İçeriden soğuk bir hava geldi.
Ama asıl korkutucu olan içerideki yazıydı.
Nicolas ışık tuttu.
Yazıyı okudu.
"Son seçim geldiğinde..."
"İki yol birleşecek."
"Ve biri sonsuza dek kaybolacak."
Herkes sustu.
Çünkü bu bir uyarı değildi.
Bir kehanetti.
Aurel'in yüzü değişti.
"Hayır..."
Nicolas ona döndü.
"Ne?"
Aurel yavaşça cevap verdi.
"Bu kehanet..."
"İlk Karanlık ortaya çıktığında yazılmıştı."
Morvian sordu.
"Sonunda ne olacak?"
Aurel Nicolas'a baktı.
Ve cevabı söylemekte zorlandı.
"Bir varis kalacak."
"Diğeri..."
Bir an durdu.
"Yok olacak."
Tapınağın içinde yankılanan sessizlik, dışarıdaki bütün sesleri yutmuştu.Nicolas yazının önünde hareketsiz duruyordu."Bir varis kalacak...Diğeri yok olacak."Bu cümle zihninden çıkmıyordu.Kaelion yavaşça yanına geldi."Sanırım kehanet ikimizden bahsediyor."Nicolas başını çevirdi."Kehanetler geleceği söylemez.""Sadece insanların korkularını büyütür."Kaelion hafifçe gülümsedi."Eskiden senin kadar umutlu değildim."Morvian ağır adımlarla tapınağın merkezine ilerledi.Duvarlara dokundu.Binlerce yıllık taşların üzerinde kılıç izleri vardı."Burada savaşılmış."Aurel başını salladı."İlk savaş."Lucien şaşkınlıkla sordu."İlk Kral burada mı savaştı?"Aurel cevap verdi."Hayır."Bir an sustu."İlk Kral burada kardeşine karşı savaştı."Herkes donup kaldı.Nicolas yavaşça döndü."Kardeşi mi vardı?"Aurel gözlerini kapattı."Tarih bunu sildi."Tapınağın en iç duvarındaki taşlar çatlamaya başladı.Toz bulutunun arasından eski bir kabartma ortaya çıktı.İki genç adam yan yana duruyordu.Birinin elinde ışığı simgeleyen kılıç vardı.Diğerinin elinde siyah bir mühür.Altında tek cümle yazıyordu:"Krallık iki kardeşle başladı."Kaelion fısıldadı."Demek bütün hikâye..."Lucien cümleyi tamamladı."Taht kavgasıyla başlamadı."Aurel başını salladı."Hayır."Nicolas gözlerini kabartmadan ayırmadı."Peki neden biri tarihten silindi?"Aurel derin bir nefes aldı."Çünkü kaybeden sadece savaşı kaybetmedi."Bir an durdu."Adını da kaybetti."Tam o anda tapınağın zemini yeniden titredi.Derinlerden gelen metal sesleri yankılandı.Morvian kılıcını çekti."Hazır olun."Karanlığın içinden onlarca eski muhafız çıktı.Fakat bu kez saldırmadılar.İki yana açılarak uzun bir koridor oluşturdular.Koridorun sonunda siyah pelerinli biri görünüyordu.Seran.Yavaş ama emin adımlarla yürüyordu."Sonunda geldiniz."Nicolas öne çıktı."Bizi buraya sen mi çağırdın?"Seran gülümsedi."Hayır."Başını yukarı kaldırdı."Sizi kaderiniz çağırdı."Kaelion öfkeyle konuştu."Kader diye bir şey yok."Seran'ın bakışları sertleşti."Öyle mi?"Elini kaldırdı.Tapınağın tavanında ışıklar yanmaya başladı.Yüzlerce eski isim taşların üzerine kazınmıştı.Nicolas dikkatlice baktı.Hepsinin yanında tek bir tarih vardı.Ölüm tarihi."Bunlar kim?"Seran cevap verdi."Senden önce gelen bütün varisler."Nicolas'ın nefesi kesildi.Yüzlerce isim vardı.Bazılarının yanında yalnızca birkaç yıllık ömür yazıyordu.Bazılarının yanında ise uzun savaşlar."Hepsi aynı seçimle karşılaştı."Seran yavaşça Nicolas'a yaklaştı."Ve hepsi kaybetti."Nicolas geri çekilmedi."Ben onlar değilim."Seran gözlerinin içine baktı."Onların hepsi de bunu söyledi."Bir anda duvardaki isimlerden biri parlamaya başladı.Nicolas ismi okuyunca dondu."Kael Swift."Babasının adı...Nicolas'ın sesi titredi."Babam..."Aurel başını eğdi."Evet."Seran konuşmaya devam etti."Baban da bu tapınağa geldi."Nicolas'ın kalbi hızlandı."Sonra?"Seran cevap verdi."Yanlış seçimi yaptı."Tapınakta derin bir sessizlik oluştu.Nicolas öfkeyle kılıcını çekti."Yalan söylüyorsun."Seran gülümsemedi."Hayır."Elini duvara uzattı.Eski taşların arasından bir anı ortaya çıktı.Işıkların içinde genç Kael Swift görünüyordu.Yalnızdı.Yaralıydı.Ama gözlerinde aynı kararlılık vardı."Eğer oğlum bir gün buraya gelirse..."Kael'in sesi tapınağın içinde yankılandı."Ona benim yaptığım hatayı söylemeyin."Nicolas'ın gözleri doldu."Baba..."Görüntü devam etti."Çünkü onun kendi yolunu seçmesi gerekiyor."Işık yavaşça kayboldu.Hiç kimse konuşamadı.Seran sessizliği bozdu."Şimdi anlıyor musun?"Nicolas cevap vermedi.Seran devam etti."Bu savaş güç savaşı değil."Bir adım daha attı."Bu savaş mirası kimin değiştireceğinin savaşı."Tam o anda tapınağın en derin kısmından korkunç bir kükreme yükseldi.Bütün taşlar çatladı.Zemin ikiye ayrıldı.Aurel'in yüzündeki bütün renk çekildi."Çok geç..."Morvian bağırdı."Ne oluyor?"Aurel'in sesi neredeyse fısıltıydı."O...uyanıyor."
Tapınağın derinliklerinden yükselen kükreme taş duvarları titretti.Toz bulutları tavandan dökülürken eski sütunların üzerindeki mavi kristaller birer birer yanmaya başladı.Nicolas istemsizce kılıcını sıktı.Yerdeki çatlaklardan yükselen siyah ışık bütün salonu kaplıyor, duvarlara kazınmış eski sembolleri tek tek aydınlatıyordu.Aurel'in yüzü bembeyaz olmuştu."Bu sesi unutacağımı sanmıştım." diye fısıldadı.Morvian gözlerini karanlığa dikti."Demek gerçekten varmış."Seran birkaç adım geri çekildi.Yüzünde ilk kez saygıya benzeyen bir ifade vardı."Bin yıl boyunca uyudu." dedi alçak bir sesle."Artık yeniden uyanıyor."Nicolas bakışlarını ondan ayırmadı."Sen onu kontrol edebileceğini sanıyorsun."Seran hafifçe gülümsedi."Hayır."Bir an durdu."Kimse İlk Karanlığı kontrol edemez.Ben sadece onun kapısını açtım."Yer yeniden sarsıldı.Tapınağın merkezindeki taş platform ikiye ayrıldı.Altından siyah kristallerle çevrili devasa bir boşluk ortaya çıktı.Boşluğun içinden yükselen karanlık sis, canlıymış gibi hareket ediyor, yaklaştığı taşları yavaşça çatlatıyordu.Kaelion kılıcını kaldırdı."Bu şey canlı."Lucien eski kitabın sayfalarını telaşla çevirdi."Burada yazıyor..."Sesi titriyordu."İlk Karanlık bir beden değildir.O insanların korkularıyla şekillenir."Nicolas başını çevirdi."Yani ne kadar korkarsak..."Lucien cümleyi tamamladı."O kadar güçlenir."Bu sözlerin ardından tapınağın içini derin bir sessizlik kapladı.Herkes istemeden de olsa nefesini tuttu.Nicolas gözlerini kapadı.Babası Kael'in sözleri aklına geldi."Kendi yolunu seç."İçindeki korkuyu bastırmaya çalışmadı.Onu kabul etti.Ve yeniden gözlerini açtı."Geri çekilmeyeceğiz." dedi kararlı bir sesle."Ama öfkeyle de saldırmayacağız."Morvian ona baktı."Planın ne?"Nicolas tapınağın merkezini işaret etti."Önce onu anlamamız gerekiyor."Seran başını iki yana salladı."İşte bu yüzden seçildin."Bir an sessiz kaldı."Ve işte bu yüzden kaybedeceksin."Tam o sırada siyah sisin içinden iki parlak göz açıldı.Salonun sıcaklığı bir anda düştü.Hiç kimse konuşamadı.Çünkü ilk kez karanlık...onlara bakıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18