25. bölüm · Mukadder
25.bolum
Laradan devam
Köy küçük bir yer.
Sır tutamaz.
Gerçek, rüzgâr gibi yayılır.
O sabah Havva annemin sesiyle uyandım.
“Duru ortalarda yok,” dedi.
Yüzü tuhaftı.
İçimde bir şey kıpırdadı.
Öğlene doğru Rıza dayı geldi.
Sert adımlarla.
Kadir de arkasındaydı.
İkisi de susuyordu.
Bu, iyi bir şey değildi.
Kadirden devam
Telefonu masaya fırlattım.
Mesajlar silinmişti.
Ama operatörden alınan kayıtlar silinmezmiş.
O gece Lara’ya attığım mesajın saati…
benim telefonumdan atılmıştı.
Ama ben uyuyordum.
Odasına giren biri vardı.
Duru.
Her şey ortaya döküldü.
Arda’yla konuşmaları.
Planları.
Mesajlar.
Midem bulandı.
Ben…
ben Lara’ya inanmadım.
Onu aramadım.
Onu dinlemedim.
Ve o kaçırılırken
ben nefret ettim.
Kendimden iğrendim
Laradan devam
Gerçeği öğrendiğimde…
Hiç ağlamadım.
Sadece başımı salladım.
“Demek o yüzden,” dedim.
Beni dinlememişti.
Bir mesajla silmişti.
Sevgi buysa…
ben yanlış sevmiştim.
Duru köyden gönderildi.
Ama mesele Duru değildi.
Mesele Kadir’di.
Babamla son oturduğumuz yere gittim.
Güneş batıyordu.
Turuncu ışık toprağa vuruyordu.
Rüzgâr hafifti.
Tam gözlerimi kapatmıştım ki
adımın söylenişini duydum.
“Lara.”
Sesini tanımamak mümkün değildi.
Kadir.
Gelmişti.
Yanıma oturdu.
Bir süre sustuk.
Sonra patladı.
Kadirden devam
“Niye hiçbir şey söylemedin?” dedim.
Saçmaydı.
Ama içimdeki suçluluğu öfkeyle bastırıyordum.
“Ben sana inanmadım diye mi sustun?”
Bana döndü.
Gözleri sakindi.
Bu daha çok canımı yaktı.
Laradan devam
“Ben kaçırıldım Kadir,” dedim.
Sakin.
“Sen mesaj attın.”
Sakin.
“Ben seni aradım.”
Sakin.
“Sen açmadın.”
Sakin.
Sesi yükseldi.
“Ben bilmiyordum!”
Ben de bağırdım.
“Bilmiyorsan sorardın!”
Rüzgâr sertleşti.
“Bir mesajla sildin beni!” diye bağırdım.
“Bir mesajla bitirdin!”
Uzakta bir hareket oldu.
Rıza dayı yaklaşmaya başlamıştı
Ama biz kimseyi görmüyorduk
Kadirden devam
“Ben seni kaybettiğimi sandım!” diye bağırdım.
“Arda’yla gittiğini sandım!”
“Bana ‘rahatsız etme’ yazdın!”
Sesi titremedi.
“Ben yazmadım,” dedi.
O an…
Dizlerimin bağı çözüldü.
Laradan devam
“Sen bir kere bile kalbime güvenmedin,” dedim.
“Ben senin için savaştım.”
“Sen benim için susmayı seçtin.”
Ayağa kalktım.
“Bitti Kadir.”
Arkamı döndüm.
Kadirden devam
Gitmesine izin veremezdim.
Bu sefer susamazdım.
Bağırdım.
Gerçekten bağırdım.
“Çünkü seni bu kafamdan çıkaramıyorum!”
Durdu.
Rıza dayı ve Duru da durmuştu.
Köyün üstüne sessizlik çöktü.
“Sana aşığım Lara!” diye haykırdım.
Göğsüm yandı.
“Ne yaparsam yapayım, kimi yanıma koyarsam koyayım… sen çıkmıyorsun!”
Sesim kırıldı.
“Ben seni sevdim.
Hâlâ seviyorum.
Ve bunu inkar etmekten yoruldum!”
Laradan devam
Arkam dönüktü.
Kalbim çarpıyordu.
Bir yılın acısı.
Bir gecenin ihaneti.
Bir mesajın yıkımı.
Hepsi içimdeydi.
Yavaşça döndüm.
Gözlerine baktım.
“Geç kaldın,” dedim.
Ama sesim eskisi kadar sert değildi.
Bir adım geri attım.
“Ben artık kendimi seçiyorum.”
Güneş tamamen battı.
Gökyüzü mora döndü.
“Sen beni sevmiş olabilirsin,” dedim.
“Ama ben artık kendimi sevmeyi öğreniyorum.”
Ve yürüdüm.
Kadirden devam
Arkamda gün batımı.
Önümde boşluk.
Aşk bazen bağırarak söylenir.
Ama affedilmek için
bağırmak yetmezmiş.
Günler Sonra
Kadir pes etmedi.
Ama bu sefer bağırmadı.
Israr etmedi.
Kapıya dayanmadı.
Sadece vardı.
Sabahları Havva teyzenin odununu taşıdı.
Esra’yı okula bıraktı.
Rıza dayının işine yardım etti.
Lara’nın yüzüne bakmadı bile.
Ama hep yakındı.
Laradan devam
Ona her baktığımda içimde iki şey çarpışıyordu.
Birincisi:
“Bana güvenmedin.”
İkincisi:
“Ben hâlâ seni seviyorum.”
Bu ikinci düşünceye sinir oluyordum.
Bahçede karşılaştık bir gün.
“Kolay mı?” dedim.
Ne demek istediğimi anladı.
“Değil,” dedi.
“Bir mesajla sildin beni,” dedim.
“Bir mesajla kendimi de sildim,” dedi.
Cevap vermedim.
Ama içimde bir şey yumuşadı.
Kadirden devam
Onu güldürmeye çalışmadım.
Hak etmediğimi biliyordum.
Sadece sabrettim.
Bir akşam kapısının önüne çay bıraktım.
Bir not bile yazmadım.
Sabah fincan boştu.
İşte o an umut ettim.
Laradan devam
Onu affetmek istemiyordum.
Ama onsuz düşünmek de istemiyordum.
Bu daha sinir bozucuydu.
Bir gece yine babamla oturduğum yere gittim.
Ay vardı.
Hava serindi.
Arkamdan adımlar geldi.
Dönmedim.
“Korkmuyorum artık,” dedim.
“Benim yüzümden korktun zaten yeterince,” dedi.
Yanıma oturdu.
“Ben seni sevmek istiyorum,” dedim.
Sesim titremedi ama kalbim titredi.
“Belki de sana aşığım.”
Yutkundum.
“Ama bunu kabullenmek çok zor oluyor.”
Bana baktı.
Sessizdi.
Devam ettim
“Çünkü sana güvenmek istiyorum ama sen bana güvenmedin.”
“Beni yordun Kadir.”
“Çok yordun.”
Gözleri doldu ama konuşmadı.
Sonra yavaşça dedi ki:
“Ben seni kaybetmekten korktum.”
“Kaybettim sandım.”
“Ve en büyük hatayı yaptım.”
Elini dizlerine koydu.
“Ben senin kalbine güvenmedim.”
“Beni affetmek zorunda değilsin.”
“Ben uğraşırım.”
“Bir gün değil, bin gün gerekirse.”
Sustum.
Rüzgâr saçımı yüzüme getirdi.
Elini uzatmadı.
Bu hoşuma gitti.
“Ben sana hâlâ çok sinirliyim,” dedim.
“Biliyorum.”
“Kırgınım.”
“Biliyorum.”
“Ve seni sevmek kolay değil.”
“Ben kolay adam olmadım zaten.”
İlk kez hafifçe gülümsedim.
Çok hafif.
“Beni yeniden kazanman lazım,” dedim.
“Hazırım.”
Bir adım yaklaşmadı.
Sadece baktı.
Bu defa gözlerinde acele yoktu.
Sabır vardı.
________________________
Kadir sen bari TC erkeği gibi olma
Lara sende çok naz yapma
Aşık usandırır
