7. bölüm / 9
MASKELİ HÜKÜMDARSIR
Bölümler 9Şu an: SIR
- 1 BÖLÜM 1: KUSURSUZ TESADÜF1.037 kelime
- 2 KÜLLERİNDEN DOĞAN ÖFKE1.523 kelime
- 3 KRALİÇE’NİN SANTRANÇ TAHTASI809 kelime
- 4 DİKENLİ GÜLLER VE YENİ GÖLGELER1.199 kelime
- 5 MASUM MASKELER ŞİFRELİ KRALLIK1.055 kelime
- 6 GÜMÜŞ1.457 kelime
- 7 SIR1.240 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 SUSPUS MERMİ1.050 kelime
- 9 ZAMANIN DURDUĞU AN1.639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~Keyifli okumalar~
Yazar’dan
Begüm elindeki kahve bardağını masaya bıraktı. Yüzünde ilk kez zafer tebessümü yoktu; aksine, iliklerine kadar hissettiği o gerçek gerilim ve tehlike vardı.
"Viktor blöf yapmıyor Barlas," dedi Begüm, sesi titreyerek. "Kartal en ufak bir şüphe kırıntısıyla bile atölyeye gelirse, benim gözlerimin içine baktığı an anlar. Kartal aptal değil... O gözlerdeki karanlığı yıllardır taşıyor."
"Emin olamıyorum Begüm," dedi Barlas, gözlerinde gerçek bir endişeyle. "Kartal bir kez şüphelenmeye başlarsa ikimizi de o atölyenin ortasında gözünü kırpmadan infaz eder." Derin bir nefes alıp Begüm, “O kadar kolay değil Kuzgun’u yok etmek. Kartal aptal değil ama aşık…”
Begüm’ün bu söylediğine karşı Barlas, “Onun için hiç bir aşk ihanet ve yıllardır aradığı Kuzgun’un önüne geçemez Begüm, oyunu kural dışı oynamamız gerekiyor. Tek bir hata ikimizde dahil bütün izlerimizi silmeye yeter.”
Saatlerin sonunda Begüm ve Barlas plan ve taktik değiştirmeye karar verdiler. Şimdilik durup etrafta olup biten şeyleri gözlemleyeceklerdi.
Sabah Saatleri
İstanbul’un üzerindeki kurşuni bulutlar, şehre kasvetli bir ayaz indirmişti. Holding binasının kırkıncı katındaki devasa camların arkasından Boğaz’ın dalgalı suları kapkaranlık görünüyordu.
Kartal, masasının üzerindeki dosyalara bakmıyordu. Viktor Malikov’un o dondurucu ses tonu, kulağında bir çınlama gibi yankılanmaya devam ediyordu: "Kartal... Yanında beslediğin, masum sandığın o kadının arkasına bak. Kuzgun bir kadın. Ve senin tam burnunun dibinde."
Kartal elindeki gümüş çakmağı ritmik bir şekilde açıp kapatıyordu. Güm. Çıt. Güm. Çıt.
Sözde Viktor, Kuzgun’un ismini ve yüzünü açıklamak için Kartal’ı kendi şartlarında bir görüşmeye çağırmıştı. Kartal aptal değildi; bunun bir pusu veya zihinsel bir harp olduğunu biliyordu. Viktor ona doğrudan bir isim vermemişti ama attığı zehirli tohum zihninde filizlenmişti bir kez. Kartal, Begüm’ün o narin yüzünü, restorasyon atölyesindeki tozlu fırçalarını, Barlas’ın ağzından kaçırdığı o "Akay" ismini zihninde bir yapboz gibi birleştirmeye çalışıyordu.
O sırada kapı hafifçe vuruldu ve içeri Eren girdi. Yüzünde alışılmışın dışında, gergin bir ciddiyet vardı."Patron," dedi Eren, sesini alçaltarak. "Viktor’un konvoyu hareketlendi ama hedef holding değil. Karadeniz sahilindeki eski tersaneye doğru geçiyorlar. Seni oraya çağırıyor. Tek gelmeni, aksi takdirde Kuzgun’un tüm dosyasını şehre yayacağını söylüyor."
Kartal çakmağı masaya sertçe bıraktı. Koyu renk gözlerinde dondurucu bir şimşek çaktı. "Tek gitmeyeceğimi o da biliyor Eren. Arabaları hazırlayın. Ama önce..." Kartal duraksadı. Bakışları Boğaz’a kaydı. "Atölyeye uğrayacağız."
Atölyenin içi ılık, boya ve tiner kokuluydu. Radyoda alçak sesle çalan klasik müzik, dışarıdaki fırtınayla tezat oluşturuyordu. Begüm, üzerindeki lekeli iş önlüğü, dökümlü krem rengi kazağı ve darmadağın topladığı sarı saçlarıyla tuvalin başındaydı. Dışarıdan bakıldığında, dünyadan ve yeraltının kanlı hesaplaşmalarından tamamen bihaber bir sanatçı gibi duruyordu.Ama tuvale attığı her fırça darbesinde, kalbinde amansız bir fırtına kopuyordu.
Barlas’tan gelen son istihbarat mesajı telefonunda kilitli duruyordu: 'Viktor, Kartal ile buluşuyor. Kuzgun’un kadın olduğunu ve ipuçlarını Kartal’ın önüne atacak. Süremiz tükeniyor.'
Begüm fırçayı tutan parmaklarının titrememesine gayret ediyordu. Viktor’un Kartal’a Kuzgun’un Begüm olduğunu doğrudan söyleyemeyeceğini biliyordu; çünkü Viktor, bu kozu Kartal’ı tamamen avcunun içine almak için aşamalı kullanmak istiyordu. Ancak Kartal’ın öğreneceği her bir detay, Begüm’ün boynundaki ilmeği biraz daha sıkıyordu. Begüm rahat değildi. Göğsünün üzerindeki o görünmez ağırlık, nefes almasını güçleştiriyordu.
Pirinç çanın şıngırtısıyla kapı açıldı.
Begüm yavaşça arkasını döndü. Kapıda, lacivert kaşmir palto tasarımıyla, gözlerinde fırtınalar taşıyan Kartal duruyordu.Begüm, yüzüne anında o alışılagelmiş, tatlı ve hafif şımarık "Begüm” gülümsemesini yerleştirdi. Fırçayı kenara koyup önlüğünün ceplerine ellerini soktu.
"Ooo, mafya babamız yine habersiz baskınlarda..." dedi Begüm, sesine neşeli ve takılgan bir ton vererek. "İçeri girerken kapıyı çalmak gibi bir medeniyet belirtisi göstermeyi ne zaman düşüneceksiniz Kartal Bey?"
Kartal adımlarını yavaşça atölyenin ortasına doğru attı. Gözleri Begüm’ün üzerinde duraladı. Kızın o rahat, şakacı hali... Acaba bu bir maske miydi, yoksa gerçekten dünyadan habersiz bir masumiyet mi? Kartal aralarındaki mesafeyi kapattı.
"Seni görmek için randevu almam gerekiyordu da ben mi kaçırdım?" dedi Kartal. Sesi alçak, pürüzsüz ama derinden gelen bir sorgulama taşıyordu."Tabii ki almalısın!" dedi Begüm, gözlerini süzerek. Kartal’a doğru bir adım yaklaştı. "Burası çok yoğun bir sanat atölyesi bayım. Şu tabloya baksana, saatlerdir bununla uğraşıyorum. Ama sen gelip heybetinle bütün ışığımı kapatıyorsun."
Begüm parmağını Kartal’ın göğsüne hafifçe vurdu. Kalbinin üzerindeki o sert kumaşa dokunduğu an, adamın kaslarının ne kadar gergin olduğunu hissetti. Kartal tebessüm etmiyordu. Gözleri Begüm’ün elmacık kemiklerinde, dudaklarında ve en çok da gözlerinde geziniyordu.
"Işığını kapatmak istemem," dedi Kartal, elini kaldırıp Begüm’ün yanağındaki küçük bir boya lekesini başparmağıyla yavaşça silerken. Dokunuşu tüy kadar hafifti ama bakışları bir bıçak kadar keskindi. "Sadece... bu aralar etrafımda çok fazla gölge var Begüm. Buraya, o gölgelerden kaçıp nefes almaya geliyorum."Begüm’ün kalbi bir anlığına sekteye uğradı. Gölge. Kartal kelimeleri rastgele seçmiyordu.
Begüm içinin çekildiğini hissetti ama istifini hiç bozmadı. Hafifçe başını yan yatırdı, gözlerini hafifçe kısarak Kartal’a baktı."Gölge mi?" dedi, hafifçe gülerek. "Yine mi o karanlık işlerin? Bak Kartal, eğer buraya gelip bana o sert, tehlikeli adam rolleri keseceksen söyle, sana bir çay demleyeyim de yumuşa. Zira o kaşların çatılınca yaşlı amcalara benziyorsun."
Kartal’ın dudaklarının kenarında çok hafif, zoraki bir kavis oluştu. "Yaşlı amca ha?""Evet," dedi Begüm, adamın paltonun yakalarını düzeltir gibi yaparak ellerini onun göğsüne koydu. Bu temas, hem adamı yumuşatma hamlesiydi hem de Begüm’ün kendi korkusunu bastırma çabası. "Bana bak Kartal... Bir sorun mu var? Aklın nerede senin?"Kartal, Begüm’ün ellerini kendi büyük avuçlarının içine aldı. Kızın parmakları sıcacıktı ama Kartal o parmakların bir silah tetiğine ne kadar yakışacağını düşünmekten kendini alamadı.
Bu düşünce zihnini zehirliyordu."Bir adam var," dedi Kartal, sesi fısıltıya dönüştü. "Bana bir bilmece sundu. Yakınımdaki bir hayaletten bahsediyor."Begüm’ün sırtından aşağı buz gibi bir ter damlası süzüldü. Yüzündeki neşeli ifadeyi tutmak şu an hayatının en zor operasyonuydu.
"Bilmecelerden nefret ederim," dedi Begüm, elini Kartal’ın avucundan yavaşça çekip arkasını dönerken. Masadaki bezle ellerini silmeye başladı. "Ayrıca senin o karanlık dünyandaki adamların ne söylediği beni ilgilendirmez. Sen koskoca Kartal’sın, elin adamının lafıyla aklını mı karıştırıyorsun? Yoksa..." Begüm aniden döndü, parmağını Kartal’a salladı. "Yoksa beni bir ressamla değil de gizli bir ajanla mı aldatıyorsun?"Bu şaka, ortamdaki o ağır havayı yırtmak için atılmış bir kurşun gibiydi.
Kartal Begüm’ün bu çocuksu çıkışına baktı. Yüzündeki o mimikler, o alıngan tavır... Bir mafya liderinin veya amansız bir suikastçı olan "Kuzgun"un sergileyebileceği bir oyunculuk olabilir miydi? Eğer öyleyse, Begüm dünyanın en tehlikeli kadınıydı.Kartal yavaşça Begüm’e doğru yürüdü. Kızın tam önünde durdu. Eğilip kulağına doğru fısıldadı."Seni kimseyle aldatmam Begüm. Ama bir gün... arkamdan bir iş çevirdiğini öğrenirsem, o zaman ne yaparım bilmiyorum."Begüm’ün nefesi boğazına tıkandı. Kartal ilk kez ona bu kadar açık ve tehditkar bir ima ile yaklaşmıştı. Begüm yutkundu, gözlerinin içine dik dik baktı.
"Benim arkandan iş çevirecek vaktim yok Kartal Bey. Tablolarım ve senin bu çekilmez hallerin bana yetip artıyor," dedi, sesindeki titremeyi gizleyerek. "Şimdi git artık. İşin gücün vardır senin."Kartal kızın yüzünü son bir kez süzdü. "Gidiyorum. Ama aklım burada kalacak. Her zamankinden daha çok."Kartal arkasını dönüp atölyeden çıktı. Pirinç çan son kez şıngırdadı.Kapı kapandığı an, Begüm’ün dizlerinin bağı çözülür gibi oldu. Masaya tutundu. Yüzündeki o neşeli, şakacı kadın maskesi saniyeler içinde eriyip gitti. Yüzü bembeyaz olmuştu.
Cebindeki telefonu çıkardı. Titreyen parmaklarıyla Barlas’ı aradı.Barlas telefonu ilk çalışta açtı. "Begüm! Kartal yanında mı?""Gitti..." dedi Begüm, sesi nefes nefeseydi. "Barlas, Kartal bir şeylerin eşiğinde. Bana ima yaptı. Viktor ona bir şeyler söyledi veya söylemek üzere. Rahat hareket edemeyiz artık.""Viktor ile buluşmaya gidiyor Begüm," dedi Barlas, arka plandan gelen klavye sesleri arasında. "Eren ve adamları tersaneye doğru harekete geçti. Viktor, Kartal’ın zihnine 'Kuzgun bir kadın' fikrini iyice kazıyacak. Ama Kartal senin adını henüz net olarak duymadı. Kartal’ın öğrenmesini engellemek zorundayız!"
Begüm gözlerini kapattı. İçindeki o amansız Kuzgun yeniden şahlandı. Korku, yerini ölümcül bir soğukkanlılığa bıraktı."Kartal öğrenmeyecek Barlas," dedi Begüm, sesi bu kez çelik gibi keskin çıkarak. "Viktor o ağzını Kartal’ın yanında tamamen açamadan... O tersaneyi Viktor’un başına yıkacağız. Kartal gerçeği öğrenecekse bile, bunu bir düşmanın ağzından değil, zamanı geldiğinde benim silahımın ucundan öğrenecek."
Bölüm sonu~
Sizce Kartal öğrenecek mi???
Bölüm etkileşimi
