4. bölüm / 9
MASKELİ HÜKÜMDARDİKENLİ GÜLLER VE YENİ GÖLGELER
Bölümler 9Şu an: DİKENLİ GÜLLER VE YENİ GÖLGELER
- 1 BÖLÜM 1: KUSURSUZ TESADÜF1.037 kelime
- 2 KÜLLERİNDEN DOĞAN ÖFKE1.523 kelime
- 3 KRALİÇE’NİN SANTRANÇ TAHTASI809 kelime
- 4 DİKENLİ GÜLLER VE YENİ GÖLGELER1.199 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 MASUM MASKELER ŞİFRELİ KRALLIK1.055 kelime
- 6 GÜMÜŞ1.457 kelime
- 7 SIR1.240 kelime
- 8 SUSPUS MERMİ1.050 kelime
- 9 ZAMANIN DURDUĞU AN1.639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
~Keyifli okumalar~
Yazar’dan
O gecenin üzerinden iki gün geçmişti. İstanbul yeraltı dünyası, Kadıköy limanındaki patlamanın yankılarıyla çalkalanıyordu. Ancak karanlık sularda tehlike tek bir taraftan gelmezdi. Kartal’ın ailesi tek güçlü güç değildi; Karadeniz ve Balkanlar hattını kontrol eden Dimitri ve onun İstanbul’daki gözü kulağı olan acımasız Servet Haznedar, patlayan depodan sonra Kartal’ın güç kaybettiğini fark etmişti. Servet, Kartal’ın zaafını bulup onu masadan silmek için pusuda bekleyen zehirli bir yılandı.
Kartal ise tüm bu yeraltı satranç oyununun ortasında, aklını tek bir noktaya sabitlemişti: Begüm.
Ona "Begüm" derken hissettiği o narin hisler, kızın gerçek adının "Akay" olduğunu öğrenmesiyle ve Barlas’ın gölgesiyle birleşince çıldırtıcı bir arzuya dönüşmüştü. Onu hem korumak hem de tamamen kendi dünyasına hapsetmek istiyordu.
Öğleden sonra yağmur şehri esir almışken Kartal, siyah arabasıyla Begüm’ün tarihi atölyesinin önüne yanaştı. Koruma ordusunu sokağın başında bıraktı, içeri tek başına girdi. Atölyenin kapısındaki çan hafifçe çaldı. İçeride vernik, eski kağıt ve Begüm’ün o imza kokusu amber ve vanilya birbirine karışmıştı.
Begüm, yüksek bir ahşap merdivenin üzerinde, eski bir yağlı boya tabloyu temizlemekle meşguldü. Üzerinde bol, hafif boya lekeli beyaz bir gömlek ve koyu renk bir pantolon vardı. Açık sarı saçları darmadağın bir topuz yapılmış, birkaç tutam beline ve boynuna dökülmüştü.
Kartal adımlarını sessiz tutarak merdivenin dibine kadar geldi. Yukarıya, o kusursuz profile baktı. Göğsündeki o yabancı, yakıcı his yine uyandı."Yukarılar tehlikelidir," dedi Kartal. Sesi derin, pürüzlü ve son derece sakindi.Begüm irkilerek aşağı baktı. Kartal’ı gördüğünde gözlerinde anlık bir şaşkınlık belirdi, ardından hemen o ‘çekingen ama dik’ duruşuna büründü.
"Haber vermeden gelmeyi alışkanlık haline getirdin, Kartal," dedi Begüm, merdivenden aşağı bir basamak inerek. "Ayrıca ben yükseklerden korkmam."
"Ben senin düşmenden korkarım," dedi Kartal, gözlerini kızın gözlerinden bir an bile ayırmadan.Begüm son basamağa geldiğinde Kartal bir adım öne çıktı. Aralarındaki mesafe bir nefes kadar azaldı. Begüm geriye çekilmek istedi ama arkasındaki ahşap çalışma masası kaçışını engelledi. Kartal iki elini de masanın üzerine, Begüm’ün iki yanına koyarak onu kendi koruma halkasının veya hapishanesinin içine aldı.
Begüm’ün kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu tamamen rol değildi; Kartal’ın yaydığı o yoğun baskı ve tehlikeli erkeklik aura'sı, bedeninde gerçek bir elektriklenme yaratıyordu.
"Ne yapıyorsun?" diye fısıldadı Begüm. Bakışları Kartal’ın koyu gözleri ile dudakları arasında gidip geldi. "Burası benim çalışma alanım."
Kartal öne doğru biraz daha eğildi. Yüzleri arasındaki mesafe milimlere indi. Kartal elini yavaşça kaldırıp Begüm’ün yanağına dokundu. Başparmağı, kızın elmacık kemiğinin üzerinde yumuşakça gezindi. Dokunuşu sert bir mafya liderine göre inanılmaz derecede narindi.
"Zihnimi işgal ediyorsun Begüm," dedi Kartal, fısıltısı kızın dudaklarına çarptı. "O gece restoranı terk ettiğinden beri tek bir saniye bile aklımdan çıkmadın. Barlas denen o herifin senin adını söyleyişi, sana bakışı... İçimde neleri uyandırdığını biliyor musun?"
Begüm gülümsedi. O küçük, tehlikeli gülümseme Kartal’ın aklını başından almaya yetti. "Kıskançlık mı, Kartal? Veliaht bir mafya lideri, sıradan bir restoratör kadını mı kıskanıyor?""Sen sıradan değilsin," dedi Kartal, sesi arzudan iyice kısılarak. Diğer elini Begüm’ün beline koydu ve onu kendine doğru çekti. Bedenleri birbirine temas ettiğinde ikisinin de nefesi kesildi. "Sen benim çözemediğim tek bilmecesin. Ve ben bana ait olanı kimseyle paylaşmam."
Kartal, kızın sarı saçlarının arasına parmaklarını doladı ve dudaklarını Begüm’ün boynuna doğru bastırdı. Tenine konan o sıcak, tutkulu öpücük Begüm’ün omurgasından aşağı bir titreme gönderdi. Kartal yavaşça yukarı çıktı, dudakları Begüm’ün dudaklarına değmek üzereydi ki... Begüm elini Kartal’ın geniş göğsüne koydu ve onu hafifçe ama kararlılıkla itti.
"Yavaş ol, Kartal," dedi Begüm, nefes nefese. Gözlerindeki buz gibi ışık geri dönmüştü. "Ben senin kolayca elde edebileceğin o kadınlardan değilim. Beni kazanmak istiyorsan, önce güvenimi kazanmalısın."Kartal, kızın bu dik duruşu karşısında hırsla gülümsedi. Geri çekildi ama gözlerindeki o karanlık tutku ateşi hâlâ yanıyordu.
"Seni kazanacağım," dedi Kartal. "Ne pahasına olursa olsun."O sırada atölyenin dışındaki sokakta, koyu camlı bir otomobil yavaşça süzüldü. Arabanın arka koltuğunda oturan adam, Servet Haznedar’ın sağ koluydu. Elindeki kamerayla Kartal’ın atölyeden çıkışını ve penceredeki Begüm’ün siluetini fotoğrafladı.
"Servet Bey," dedi adam telefona. "Kartal’ın zayıf noktasını bulduk. Yanındaki sarışın bir kız... Kartal onun için çıldırıyor."Telefondan Servet Haznedar’ın kıkırdayan, zehirli sesi geldi: "Harika... Kuzgun ile uğraşırken Kartal’ı can evinden vuracağız. O kızı takibe alın."
Aynı akşam...
Begüm, penthouse'unun terasında Barlas ile buluştu. Barlas’ın elindeki tablette yeni bir dosya açıktı."Servet Haznedar şehre indi," dedi Barlas, yüzü sertleşerek. "Kartal’ın zaafı olduğunu düşündüğü için seni takibe aldırmış."Begüm elindeki kadehten bir yudum aldı. Sarı saçları gece rüzgarında uçuşurken gözlerinde şeytani bir zeka parıldadı."Servet mi?" dedi Begüm. "Ahmak. Kartal’ı vurmak için beni kullanmaya çalışacak...""Bu tehlikeli Begüm," dedi Barlas, adım atarak. "İki ateş arasında kalacaksın."
"Hayır Barlas," dedi Begüm, arkasına dönüp Barlas’a bakarak. "İki ateşi birbirine düşüreceğim. Servet Kartal’a saldırdığında, Kartal’ın yanında durup onun gözündeki 'kahraman' olacağım.”
Barlas kollarını göğsünde kavuşturup tek kaşını kaldırdı. "Kahraman ha? Kartal’ın o koruma içgüdüsünü iyice tepesine çıkaracaksın yani."
"Tam olarak bu," dedi Begüm, gözlerinde tehlikeli bir ışıkla. "Servet, beni Kartal’ın zaafı zannedip ellerini kirletecek. Kartal ise o piçe öyle bir ceza kesecek ki, sokaklar kan gölüne dönecek. Biz o kargaşanın ortasında sıyrılıp, Hamdi Bey’in kasasını tamamen boşaltacağız." Barlas hafifçe gülerek başını salladı. "Riskli oyun Begüm. Ama seni durduramayacağımı biliyorum."
Aynı dakikalarda, İstanbul’un diğer ucunda, karanlık bir deponun önünde akaryakıt kokusu ve yağmur suyu birbirine karışmıştı.
Servet Haznedar’ın adamı Cılız Tahsin, arkasında iki korumasıyla birlikte Kartal’ın lojistik merkezlerinden birini gözetliyordu. Ellerini paltosunun ceplerine sokmuş, dişlerinin arasındaki kürdanı çeviriyordu."Şimdi dinleyin," dedi Tahsin arkasındakilere. "Kartal o sarışın kadının peşindeyken buradaki tır sevkiyatı savunmasız. Malları ateşe vereceğiz, Kartal’ın kellesini de Servet Bey’e götüreceğiz."
Ancak planı tamamlayamayacaklardı
Karanlığın içinden patlayan bir fren sesi sokağın sessizliğini demir gibi yardı. Farların göz alıcı beyaz ışığı doğrudan Tahsin’in üzerine düştü. Kapılar aynı anda açıldı. Kartal’ın sadık sağ kolu Remzi, arkasında üç ağır silahlı adamıyla birlikte sessizce ama ölümcül bir hızla sokağı bastı.
"Kıpırdamayın!" diye kükredi Remzi, elindeki susturuculu silahı doğrudan Tahsin’in alın çatısına nişan alarak.Cılız Tahsin eli belindeki silaha uzanmaya yeltendiği an, Remzi tetik düşürmedi; sadece dipçikle adamın yüzüne öyle sert bir darbe indirdi ki, Tahsin kanlar içinde yere kapaklandı. Korumalar ellerini kaldıramadan Kartal’ın adamları hepsini etkisiz hale getirdi.
Remzi, kanlar içinde yerde inleyen Tahsin’in yakasından tutup onu ayağa kaldırdı. Gözlerinde zerre acıma yoktu."Servet’e söylersin," dedi Remzi, sesi pürüzlü ve buz gibiydi. "Kartal Bey’in mescidine giren, kellesini koltuğunda taşır. Bu da size ilk ve son uyarımız."
Tahsin’i sertçe yere fırlatıp arabaya bindiler. Konvoy karanlığa karışırken, Kartal bu hamlesiyle Servet’e sahadaki kimin patron olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı.Ertesi gün, atölyenin loş ve boya kokulu atmosferinde...
Kartal, kapıdan içeri girdiğinde üzerinde yine o kusursuz kömür grisi ceketi vardı. Ama yüzünde dünkü baskının o sert çizgileri hâlâ duruyordu. Doğrudan Begüm’e doğru yürüdü.Begüm, elindeki fırçayla tuval üzerine çalışıyormuş gibi yaparken Kartal’ın ağır adımlarını duydu. Adam gelip arkasında durdu, ellerini masaya dayayarak onu adeta kuşattı."Dün gece atölyenin etrafında dolaşan itleri temizledim," dedi Kartal, sesi alçak ve fırtınalıydı. "Servet sana yaklaşmaya çalışıyor Begüm. Sana zarar vermelerine asla izin vermeyeceğim."
Begüm fırçayı yavaşça bıraktı ve arkasına döndü. Yüzüne o korkmuş ama derinden hayranlık duyan kadının maskesini kusursuzca yerleştirdi. Ellerini Kartal’ın göğsüne koydu."Kartal... Beni korkutuyorsun," dedi Begüm, titrek bir sesle. "Bu adamlar senin peşindeyse, ben senin yanında durdukça..."Kartal, kızın çenesini parmaklarıyla nazikçe kavrayıp başını yukarı kaldırdı. Gözlerinde sadece o kadına ait deli bir tutku vardı.
"Korkma," dedi Kartal, nefesi Begüm’ün dudaklarına değerken. "Servet denen o iti bu şehirden silmeden bana rahat yok. Sen sadece arkama yaslan ve izle."
Begüm, Kartal’ın bu hırsla parlayan gözlerine bakarken içinden gülümsedi. 'İstediğim tam da bu, Kartal... Sen Servet’i silerken, ben de seni bu tahttan indireceğim.'
Bölüm sonu~
Güzel yorumlarınızı bekliyoruum~
Bölüm etkileşimi
