KÜL & YANKI kitap kapağı

8. bölüm / 10

KÜL & YANKI

Bölüm 7 — Babasının Oğlu

Vaveyla Yazarı: C A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 7 — Babasının Oğlu

Kapının kapanışını dinledim. Ardından Viktor’un ayak seslerini. Koridorun sonunda birkaç saniye durdu. Rafael’in alçak sesle söylediği bir şey vardı; kelimeleri seçemedim. Sonra merdivenlerden indi. Elim hâlâ masanın kenarındaydı. Bilgisayarın ekranında dalga biçimleri, az önce öğrendiklerimizden habersizmiş gibi duruyordu. Babamın adı, o küçük mavi çizgilerin arasında saklanmıştı. On iki yıl boyunca evimizde, fotoğraf albümlerinde, annemin sustuğu yemek masalarında dolaşmış; şimdi başka bir adamın son gecesinde karşıma çıkmıştı. Kaydı kapattım. Telefonumdaki fotoğrafı büyüttüm. Babamın montunun sağ cebinde küçük bir yırtık vardı. Annem o yırtığı dikmişti. Bunu hatırlıyordum; iplik bulamadığı için siyah yerine lacivert kullanmış, babam da kimsenin fark etmeyeceğini söylemişti. Fotoğraf gerçekti. En azından babam gerçekti. Diğer adamların yanında neden durduğunu bilmiyordum. Kapıya yürüdüm. Rafael, duvarın karşısında bekliyordu. Beni görünce doğruldu.
“Odanda kalman daha iyi olur.”
“Viktor mu söyledi?”
“Hayır.”
Bu cevaba şaşırdım. Rafael başını hafifçe merdivenlere çevirdi.
“Ben söylüyorum.”
Aşağıdan bir sandalye sesi geldi. Ardından Vittorio’nun sesi.
“Burası çok değişmiş.”
Kayıttaki adamın sesiyle aynıydı. Kulaklık olmadan da tanıyordum artık. Rafael’e baktım.
“Sen de tanıdın mı?”
Ne sorduğumu anlamıştı. Bir an gözleri çalışma odasının içine kaydı.
“Kaydı dinlemedim.”
“O zaman neden odama dönmemi istiyorsun?”
Bu kez cevap vermedi. Koridorun sonunda geniş bir merdiven boşluğu vardı. Taş duvarlar, alt kattaki sesleri yukarı taşıyordu. Birkaç adım ilerlediğimde Rafael beni tutmadı. Yalnızca benimle birlikte hareket etti.Korkuluğa yaklaşmadım. Duvarın yanında durup aşağıyı dinledim.
“Kardeşinin odasını açtırmışsın,” dedi Vittorio.
Viktor’un cevabı gecikmedi.
“Benim evimde neyi açtırdığımı sana kim söylüyor?”
Babası hafifçe güldü.
“Beatrice on sekiz yıldır bu aileyle.”
“Beatrice’ye soru sormayı bırak.”
Gülüş sona erdi. Aşağıda kısa bir sessizlik oldu. Ardından bir bardak masaya kondu.
“Kardeşini özlemek seni herkesten şüphelenmeye mecbur bırakmıyor.”
“Onun öldüğü gece neredeydin?”
Soru öyle doğrudan geldi ki Rafael’in yanımda nefesini tuttuğunu duydum. Vittorio cevap vermeden önce boğazını temizledi.
“Bunu daha önce konuştuk.”
“Sen konuştun.”
“Milano’daydım.”
“Bütün gece?”
“Viktor.”
“Bütün gece mi?”
Sesindeki ısrar, atölyede kullandığı sertlikten farklıydı. Beni cevap vermeye zorlayan adamın yerinde şimdi, bir cevabın yanlış çıkmasını istemeyen bir adam vardı.
“Uçuş kayıtlarına bakabilirsin,” dedi Vittorio.
“Bakıyorum.”
Yeniden sessizlik. Duvara biraz daha yaklaştım. Taşın soğuğu sweatshirt’ümün üzerinden omzuma geçti. Vittorio bu kez daha alçak konuştu.
“Finch’le görüştüğünü duydum.”
“Daha görüşmedim.”
“Görüşeceksin.”
“Bunu da mı Beatrice söyledi?”
“Şehir küçük.”
“Yalnızca sen sorduğunda.”
İlk kez Viktor’un sesinde açık bir öfke duydum. Bağırmıyordu. Ama her kelimeyi söylemeden önce kendisini durduruyor gibiydi. Babası bunu fark etmiş olmalıydı.
“Luca’nın neyin peşinde olduğunu bilmiyorsun.”
“Sen biliyor musun?”
Bir sandalye geriye çekildi. Rafael kolunu çok hafif önüme uzattı. Ona baktım. Başını salladı.
Buradan sonrası olmaz.
Aşağıda Vittorio konuştu.
“Kardeşin bazı insanları yanlış değerlendirdi.”
“Hangilerini?”
“Ölü bir çocuğun hatalarını sıralamak istemiyorum.”
Viktor’un cevabı o kadar alçaktı ki duymak için istemeden öne eğildim.
“O zaman ondan çocuk diye bahsetmeyi bırak.”
Rafael’in yüzüne baktım. Çenesindeki kas gerilmişti. Bu evde Viktor’un ne kadar tehlikeli olduğunu herkes biliyordu. Fakat babasının yanında, herkes başka bir şeyi de hatırlıyor gibiydi. Geri döndüm. Dinlediğim her cümle, beni bir sonraki cümleyi duymaya zorluyordu. Böyle devam edersem korkuluğa yaklaşacak, aşağıya bakacak, belki kendimi gösterecektim. Babamın adını duymuş olmak, cesaretimi değil sabırsızlığımı artırmıştı.
Çalışma odasına girip telefonumu aldım. Annemi aradım. Açmadı. Bir kez daha aradım. Yine açmadı.
Mesaj yazdım.
Anne, müsait olduğunda beni hemen ara. Babamla ilgili bir şey sormam gerekiyor.
Gönderdikten sonra cümlenin ne kadar korkutucu olduğunu fark ettim. Arkasından başka bir mesaj yazmaya çalıştım.
İyiyim diye başladım. Sonra sildim. İyi değildim. Ama hayattaydım.
Sonunda yalnızca Benimle ilgili acil bir durum yok yazdım. Kapının dışında Rafael’in telefonu titreşti. Cevap verirken koridorda biraz uzaklaştı. Aşağıdan ayak sesleri geldi. Birinin gitmek üzere olduğunu düşündüm. Merdiven boşluğundan Vittorio’nun sesi yükseldi.
“Annen yaşarken bu evin kapıları açık olurdu.”
Viktor bir şey söyledi. Duyamadım.
“Her kapalı kapının arkasında korunacak bir şey olduğunu sanma” diye devam etti babası. “Bazen insan yalnızca neyi sakladığını merak eder.”
Bilgisayarımın ekranına baktım.Kapıya baktım. Sonra arkamdaki pencereye. İçeride olduğumu biliyor muydu? Rafael geri geldi. Bu kez yüzünde açık bir uyarı vardı. Kapının önünde durdu. Vittorio’nun adımları merdivenlerde duyuldu. Yavaş, düzenli. Bir adam kendi oğlunun evinde dolaşıyordu. Ben ise o adımları duyunca masanın üstündeki zarfı kapatmaya, telefonumun ekranını söndürmeye başladım. Rafael kapıyı biraz daha örttü. Tam kapatmadı. Koridordan Vittorio’nun sesi geldi.
“Yeni bir çalışan mı?”
“Misafir” dedi Rafael.
“Öyle mi?”
Bir an sonra Viktor’un sesi duyuldu.
“Baba.”
Vittorio’nun ayak sesleri durdu. Kapının dar açıklığından yalnızca siyah bir paltonun kolunu görebiliyordum. Parmakta altın bir yüzük vardı. Fotoğrafta babamın yanında duran adamın elinde de aynı yüzük görünüyordu.
“Misafirlerinle tanışamaz mıyım?” diye sordu.
Viktor cevap vermeden önce bir adım attı. Paltonun kolu görüşümden çıktı; yerini Viktor’un koyu renk gömleği aldı.
“Bugün değil.”
O kadar kısa bir cümleydi ki kendi kalbimin sesini yeniden duymaya başladım. Vittorio hafifçe nefes verdi.
“Senden izin isteyecek yaşta değilim.”
“Ben de evimde kimin kalacağını açıklayacak yaşta değilim.”
Rafael kıpırdamadı. Ben de. İki adam arasındaki sessizlikte, merdivenlerin altındaki saatin vuruşu duyuldu. Vittorio sonunda konuştu.
“Kardeşinin başına gelenlerden sonra insan biraz daha dikkatli davranmanı bekliyor.” Viktor’un cevabı değişmedi.
“Dikkatli davranıyorum.”
Bir süre kimse hareket etmedi. Sonra Vittorio geri çekildi. Ayak seslerini merdivenlerde, ardından girişte duydum. Ön kapı kapandığında omuzlarımın ne kadar gerildiğini fark ettim. Rafael kapıyı açtı. Viktor arkasındaydı.
“Gitti mi?” diye sordum.
“Evet.”
“Beni biliyor.”
“Birinin burada olduğunu biliyor.”
“Bunun ne farkı var?”
Viktor cevap vermedi. Rafael’e dönüp kısa bir şey söyledi. Rafael uzaklaştı; koridorun sonundaki kapıyı kapattı. İkimiz yalnız kalınca telefonumdaki fotoğrafı yeniden açtım.
“Bu fotoğrafı kim gönderiyorsa, babanın buraya geldiğini de biliyor olabilir.”
Viktor ekrana baktı.
“Mesajın saati?”
Gösterdim. Babası kapıdan girmeden birkaç dakika önce gelmişti. Viktor telefonunu çıkardı. Bir mesaj yazdı, ardından cebine koydu.
“Evdeki herkesin telefonuna mı bakacaksın?”
“Önce giriş kayıtlarına.”
“Babanın sesini neden başta tanımadın?”
Gözleri bana döndü.
“Kaydın o kısmı boğuktu.”
“Az önce konuşurken hiç boğuk değildi.”
“Biliyorum.”
“Ve hâlâ Milano’da olduğunu söylüyor.”
Viktor masanın kenarına yaslandı. Elleri yanında, açık duruyordu.
“Uçağı o gece Milano’ya inmiş.”
“İçinde o var mıymış?”
Bakışı değişti.
“Onu kontrol ettiriyorum.”
İlk kez aynı soru üzerinde durduğumuzu hissettim. Bunun bana güven verdiğini söyleyemezdim. Yalnızca odadaki bütün düşüncelerin bana ait olmadığını bilmek, biraz daha rahat nefes almamı sağladı.
“Kaydı ona dinletmedin” dedim.
“Hayır.”
“Neden?”
“Duyduğumuz kişinin o olduğuna inanıyoruz. Bunun neden kayıtta olduğunu bilmiyoruz. Şu anda ne bildiğimizi ona söylemek istemiyorum.”
“Baban olduğu için mi?”
Viktor’un çenesi gerildi.
“O yüzden sormamı istemediğim soru çok daha fazla.”
Cevap vermedim. Telefonumu masaya bırakırken elim titredi. Camın kenarındaki su bardağına çarptım. Bardak devrildi. Viktor, su bilgisayarıma ulaşmadan bardağı kaldırdı. Ben dosyaları çekmek için uzandım. Parmaklarım ıslak kâğıtların altında kaydı.
“Elena. Bırak.”
“Bilgisayar—”
“Ben aldım.”
Gerçekten de bilgisayarı masanın kuru tarafına çekmişti. Bardağı dik tutuyor, boş eliyle çekmeceden bir bez çıkarıyordu. Geriye çekildim. Suyu silmesini izlerken daha kötü bir şey oldu. Ağlamaya başladım. Sertçe değil. Ses çıkarmadan. Gözlerimden, engelleyemeyeceğim kadar hızlı akan birkaç damla. Başımı çevirdim.Viktor elindeki bezi masaya bıraktı. Bir şey söylemedi. Bunu tercih ettim. Sakin ol deseydi muhtemelen öfkelenecektim.
“Babamla ilgili bildiğim her şeyi annem anlattı,” dedim.
“Bir kaza. Islak yol. Hastane. Hepsi bu.”
Viktor’un bakışı yüzümdeydi.
“Şimdi onu arıyorum. Ve açmıyor.”
Telefonumu uzandı, sonra durdu.
“Numarasını bana verirsen bulunduğu adrese birini gönderebilirim. Kapısına gitmez. Önce dışarıdan bakar.”
“Onu korkutma.”
“Korkutmayacağım.”
“Sen gitme.”
Bir an gözlerini kaldırdı.
“Gitmem.”
Telefonumdaki numarayı ona gösterdim. Yazarken ellerimin titrediğini görmezden geldi. Bu küçük şeyi fark ettim. Fark etmek istemediğim hâlde. Annem yirmi dakika sonra aradı. Viktor hâlâ odadaydı. Telefonumdaki adı görünce kapıya doğru yürüdü.
“Kal,” dedim.
Döndü. Ona güvenip güvenmediğimden emin değildim. Ama annemin söyleyeceği şeyi bir kez daha, tek başıma duymak istemiyordum. Telefonu açtım.
“Anne?”
“Ne oldu?”
Sesi telaşlıydı. Arka planda sokak gürültüsü vardı.
“Eve mi gidiyorsun?”
“Marketten çıkıyorum. Elena, babanla ilgili ne soracaktın?”
Gözlerim Viktor’a kaydı.
“Bir fotoğraf buldum.”
Annem sustu.
“Babamın yanında iki adam var. Birini tanıyorum.”
Market poşetinin hışırtısı duyuldu.
“Fotoğrafı gönder.”
Gönderdim. Telefona yeniden döndüğümde annemin nefesi değişmişti.
“Bunu nereden buldun?”
“Önce yanındaki adamın kim olduğunu söyle.”
“Elena.”
“Vittorio Moretti. Değil mi?”
Uzun bir sessizlik oldu. Viktor, kapının yanında duruyordu. Hareket etmedi. Annem bu kez daha alçak sesle konuştu.
“Şu anda neredesin?”
Cevap vermedim.
“Elena, sana bir şey sordum.”
“Güvendeyim.”
“Yanında biri var mı?”
Viktor’a baktım.
“Var.”
“Kim?”
Boğazımı temizledim.
“Viktor Moretti.”
Annem öyle hızlı nefes aldı ki bir an telefonun bağlantısının bozulduğunu düşündüm.
“Beni dikkatle dinle,” dedi.
Kendi sesim uzaktan geliyordu.
“Babamı tanıyorlar, anne.”
“Biliyorum.”
Odanın içinde hiçbir şey hareket etmedi. Viktor’un yüzündeki ifade, annemin cevabını duyup duymadığını anlayamayacağım kadar sabitti.
“Biliyor musun?”
“Elena, o evde sana ne anlattılarsa—”
“Bana henüz hiçbir şey anlatmadılar.”
Sesim yükselmişti.
“Babamın adını bir kayıtta duydum. On iki yıl önce öldüğünü söylediler. Bunu yapan adamı dinledim. Sen bana yıllarca kaza olduğunu söyledin.”
Annem ağlamadı. Keşke ağlasaydı. O zaman sesindeki bu hazırlıklı sessizliği duymayacaktım.
“Bir kazaydı,” dedi.
Gözlerimi kapattım.
“Yalan söyleme.”
“Kaza kısmı doğru.”
Viktor başını hafifçe kaldırdı. Annem devam etti.
“Ama baban o gece arabayı kullanmıyordu.”
Elim telefonun etrafında sıkıldı.
“Kim kullanıyordu?”
Cevap gelmeden önce, kapının yanında duran adama baktım. Viktor artık bana bakmıyordu. Bakışları yerdeydi. Annem, onun söylemediği ismi söyledi.
“Viktor.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.