6. bölüm / 10
KÜL & YANKIBölüm 5 — Üç Kısa, Bir Uzun
Bölümler 10Şu an: Bölüm 5 — Üç Kısa, Bir Uzun
- 1 GİRİŞ272 kelime
- 2 Bölüm 1 — Ölü Adamın Sesi639 kelime
- 3 Bölüm 2 — Viktor Moretti801 kelime
- 4 Bölüm 3 — Yanlış Daire757 kelime
- 5 Bölüm 4 — Misafir Odası780 kelime
- 6 Bölüm 5 — Üç Kısa, Bir Uzun623 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 6 — Kayıtta Olmayan İsim874 kelime
- 8 Bölüm 7 — Babasının Oğlu1.445 kelime
- 9 Bölüm 8 — Direksiyonun Başındaki Adam1.409 kelime
- 10 Bölüm 9 — Cam Kırıkları1.783 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlk iki gün Viktor’u yalnızca kapı aralıklarında gördüm. Birinden çıkarken, diğerine girerken. Onun için yemek masası bile çalışmaya devam edilen bir yerdi. Telefonuna gelen bildirimleri ekranı çevirmeden okuyabiliyordu. Beatrice tabağını önüne koyduğunda teşekkür ediyordu ama çoğu zaman yemeğin yarısını bırakıyordu. Ben de çok farklı değildim. Iris kuzeninde kalıyordu. Mara atölyeyi birkaç günlüğüne kapatmıştı. Polis yeniden ifade vermemi istediğinde Noah benimle geldi. Konuşmamı engellemedi; yalnızca anlamadığım sorularda araya girdi. Viktor’un evinde olduğumu söyledim. Memurun yüzü, bu bilgiyle birlikte değişti. Bunu Viktor’a akşam anlattığımda yalnızca başını salladı.
“Şaşırdı mı?”
“Hayır. Beni biraz daha az ciddiye almaya başladı.”
Viktor cevap vermedi. Ona kızmak için daha kolay bir neden aradım. Bulamadım. Zaten yeterince vardı. İkinci gecenin sonunda kayıttaki arka plan sesi üzerinde çalışırken yanıldığımı anladım. Düdük değildi. En azından gemiden gelmiyordu. Ardından düzenli aralıklarla küçük bir mekanik çarpma duyuluyordu. Aynı ses sekiz yıl önce yaptığım bir okul projesinde vardı. Şehirdeki eski makinelerin seslerini toplamıştık.
Arşivimi açtım. Viktor çalışma odasına girdiğinde iki dosyayı art arda dinliyordum.
“Bir şey mi buldun?”
Parmağımı kaldırdım. Bana ilk kez bir işaret vermiştim. Yüzünü görmek için başımı çevirmedim. Kayıt bittiğinde diğerini açtım. Üç kısa, bir uzun.
Aynı ses.
“East Quay’deki eski yük asansörü,” dedim.
“Vagon platforma geldiğinde uyarı veriyor. Sekiz yıldır aynı bozuk sesi çıkarıyor.”
Viktor masaya yaklaştı.
“East Quay kullanılmıyor.”
“Çalışıyorsa biri kullanıyor.”
Ekrana eğildi. Elini masaya koyduğunda kollarımızın arasında birkaç santim kaldı. Gömleğinin manşeti katlanmıştı. Daha önce gördüğüm yara izi bileğinden biraz yukarı devam ediyordu. Bakışımı ekrana çevirdim.
“Kaydı orada yaptı,” dedim. “Ya da çok yakınında.”
Viktor telefonunu çıkardı.
“Rafael. Doğu rıhtımının—”
“Beni de götürün.”
Konuşmayı kesti.
“Hayır.”
“Birden fazla bina var. İçerideki yankıyı da karşılaştırabilirim.”
“Hayır.”
“O zaman soracağınız şeylere telefondan cevap veririm.”
Bana baktı. Bir şey söylemedim. Sonunda telefonuna döndü.
“Sabah. Önce binayı kontrol edin.”
Aramayı bitirdi.
“Sen dışarıda kalacaksın.”
“İçeri girmek zorunda değilim.”
“Bunu yarın da hatırla.”
Sonra kapıya yürüdü. Masaya oturduğumda yerimde başka bir şey olduğunu fark ettim. Bir bardak kahve. Ne zaman bıraktığını görmemiştim. Viktor kapıdan çıkarken bardağa baktım.
“Süt koymuşsunuz.”
“Beatrice nasıl içtiğini söyledi.”
Teşekkür etmek için ağzımı açtım. Kapı çoktan kapanmıştı.
Eski rıhtıma sabah altıda gittik. Şehir henüz uyanmamıştı. Limanın bu kısmında deniz açık gri görünüyordu. Suya inen taş basamakların arasından otlar çıkmıştı. Viktor arka koltukta yanımdaydı. Yol boyunca konuşmadık. Binaya yaklaşınca arabayı durdurdu.
“Tekerleklerin sesi kayıtta vardı” dedim.
“Düz zeminde değil. Birleşim yerlerinden geçiyor.”
Rafael başını çevirdi.
“Eski raylar hâlâ içeride.”
Viktor’un telefonu çaldı.
Dinledi.
“Tamam.”
Arabadan indi. Ben de kapıyı açtım. Olduğu yerde durdu.
“Dışarıda.”
“Biliyorum.”
Çantamdan küçük kayıt cihazımı çıkardım. Binanın açık kapısına doğru çevirdim. İçeriden bir adam demir bir levhaya vurdu. Rafael benim istediğim aralıklarla birkaç ses daha kaydetti. Kulaklıkla dinledim. Çıplak beton, yüksek tavan, sağ tarafta dar bir bölüm.
“Kayıttaki mekân bu,” dedim.
Viktor kapıya baktı. Yüzünde memnuniyet yoktu. Burası, kardeşinin son nefes aldığı yerdi. O an kendimi bir anlığına işimde iyi hissetmiş olmamdan utandım.
“Viktor.”
İlk kez adı ağzımdan kendiliğinden çıktı. Başını çevirdi.
“İçeri girmek zorunda değilsin.
”Gözleri yüzümde kaldı. Sonra binaya girdi. Ben arabaya döndüm. Yirmi dakika sonra yan kapıdan bir adam çıkardılar. Elleri arkasında bağlı değildi ama Rafael dirseğinden tutuyordu. Adamın alnında kan vardı. Yürürken sendeledi. Viktor birkaç adım gerisindeydi. Midem kasıldı.
“Ne oldu?”
Adam yüzüme bakmadı. Viktor cevap vermedi.nRafael onu diğer arabaya götürdü.
“Size bir soru sordum.”
“Duydum.”
“Onu siz mi dövdünüz?”
Viktor durdu. Soğuk hava, ağzımızdan çıkan nefesi görünür yapıyordu.
“Evet.”
Kelimeden kaçınmamıştı.
“Ne biliyordu?”
“Luca’yı burada gördüğünü.”
“Ve söylemesi için—”
“Evet.”
Geriye bir adım attım. Viktor bunu gördü. İkimiz de sessiz kaldık. Onu anlamak için bulduğum küçük nedenler, az önceki adamın kanlı yüzünün yanında çok zayıf görünüyordu.
“Benden bunu normal bulmamı beklemeyin” dedim.
“Beklemiyorum.”
“Ama yapmaya devam edeceksiniz.”
Cevap vermedi. Arabaya kendim bindim. Kapıyı kendim kapattım. Eve dönene kadar aramızda ilk yolculuğumuzdan daha büyük bir mesafe vardı. Bu kez mesafenin ne olduğunu biliyordum.
Bölüm etkileşimi
