2. bölüm / 10
KÜL & YANKIBölüm 1 — Ölü Adamın Sesi
Bölümler 10Şu an: Bölüm 1 — Ölü Adamın Sesi
- 1 GİRİŞ272 kelime
- 2 Bölüm 1 — Ölü Adamın Sesi639 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm 2 — Viktor Moretti801 kelime
- 4 Bölüm 3 — Yanlış Daire757 kelime
- 5 Bölüm 4 — Misafir Odası780 kelime
- 6 Bölüm 5 — Üç Kısa, Bir Uzun623 kelime
- 7 Bölüm 6 — Kayıtta Olmayan İsim874 kelime
- 8 Bölüm 7 — Babasının Oğlu1.445 kelime
- 9 Bölüm 8 — Direksiyonun Başındaki Adam1.409 kelime
- 10 Bölüm 9 — Cam Kırıkları1.783 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Port Vesper’da yağmur yağdığında liman kokusu şehrin içine kadar gelirdi. Tuz, mazot, ıslak demir.
Atölyenin camları buğulanmıştı. Kalorifer borusundan yükselen tıkırtı dışında içeride yalnızca kulaklığımdaki piyano sesi vardı.
Aynı üç saniyeyi kırkıncı kez dinliyordum. Kayıttaki kadın, şarkının ortasında gülmüştü. Müşterimiz, kırk yıl önce kaybettiği eşinin o gülüşünü biraz daha net duymak istiyordu.
Sesin gerisindeki uğultuyu azaltınca kahkaha ortaya çıktı. Kısacık, utanmış bir kahkaha. Sonra piyano devam etti. Dosyayı kaydedip kulaklığı çıkardım.
Saat sekizi on iki geçiyordu. Gözlüğümü burnumun üzerine ittim. Kalın siyah çerçevesi, saatlerce ekrana baktığım günlerde yüzümün bir parçasına dönüşüyordu. Koyu kestane saçlarımı sabah tepemde gelişigüzel toplamıştım; kalemimi bulamayınca topuzun içinden çıkarmıştım. Üzerimde dizleri hafifçe bollaşmış gri eşofmanım ve Iris’ten aldığım, ellerimi neredeyse tamamen örten bir sweatshirt vardı. İşe yürüyerek geldiğim için giydiğim eski spor ayakkabılarının kenarları hâlâ nemliydi. Mara’nın müşterilere görünmeden önce kendime çeki düzen vermem gerektiğini söylemesine alışmıştım. O gün müşterilerle ekran ilgilenmiş, ben kulaklığımın içinde kalmıştım.
Mara, çalışma masasının öbür ucunda faturaları topluyordu.
“Bunu da bitirdikten sonra eve gidiyorsun.”
“Hangisini?”
Önüme kahverengi bir zarf bıraktı.
“Finch Vakfı’ndan geldi. Eski liman arşivinin sergisi için.”
“Yarın yaparım.”
“Adam özellikle bu gece ön inceleme istedi. Elli daha eklemiş.”
Bu para banyomuzdaki sızıntıyı tamir ettirmiyordu ama elektrik faturasının canını biraz yakabilirdi.
Zarfı açtım.
İçinden küçük bir hafıza kartı, üzerinde envanter numarası bulunan bir etiket ve katlanmış teslim formu çıktı. Formda adım yazıyordu. E. Ward — ses restorasyonu. Kart eski değildi. En fazla birkaç yıllıktı.
“Arşiv sergisi için biraz modern değil mi?”
Mara omuz silkti.
“Ben müşterilerimizin tarih bilgisi için ücret almıyorum.”
Paltosunu giydi. Çıkarken kapıda durup beni işaret etti.
“Dokuzda kapat. Iris beni arayıp yine seni kaybettiğini söylerse telefonunu açmayacağım.”
Iris’ten gerçekten de üç mesaj vardı.
Akşam yemeği konusunda önemli bir gelişme.
Makarnayı yaktım.
Bu durumda önemli gelişme şu: ekmek al.
Gülümseyerek cevap yazdım. Ardından kartı bilgisayara bağladım. Tek bir ses dosyası vardı. Yirmi üç dakika, on sekiz saniye. Kaydın başında rüzgâr duyuluyordu. Mikrofonun üzerine sürtünen kumaş, arada bir metalik bir vurma sesi. Birkaç dakika sonra bir erkek nefes aldı. “Bu dosya…” dedi. Sonrası sert bir hışırtının altında kayboldu. Ses seviyesini düşürüp ham kaydın bir kopyasını çıkardım.
Kulaklığımı yeniden taktım.
“…bana bir şey olursa…”
Sandalyede doğruldum. Kapı gibi bir şey açıldı. Uzakta motor çalışıyordu.
“Luca.”
Başka bir erkekti bu. Daha yaşlı, sakin. İlk ses cevap verdi.
“Senin burada ne işin var?”
Sessizlik.
Sonra yaşlı adam: “Babanla böyle konuşmazdın.”
Fareyi hareket ettiren elim durdu. Moretti ailesini tanımak için suç haberlerini takip etmek gerekmiyordu. Limandaki konteynerlerin önemli bir kısmı onların şirketlerinden geçiyordu. Kasım ayında yardım balosuna, aralıkta soruşturmaya, ocakta yeniden yardım balosuna çıkarlardı. Luca Moretti’nin fotoğrafını da üç hafta önce bütün şehir görmüştü. Gece yarısı arabasıyla limana düşmüştü. Yirmi altı yaşındaydı. Gazeteler kazayı yazmıştı. Kulaklığı çıkarmadan ekrandaki tarihe baktım. Dosyanın bilgileri değiştirilmişti; hangi gece kaydedildiğini anlayamıyordum.
Genç adam yeniden konuştu.
“Viktor biliyor mu?”
Karşısındaki cevap vermedi.
“Sana bunu yapmayacağını söyledim.”
Arka planda bir ses yükseldi. Üç kısa, bir uzun. Gemi düdüğüne benziyordu ama kulağıma daha ince gelmişti.Sonra bir sürtünme. Ayakların zeminde kayması.
“Bekle.”
Luca’nın sesi artık daha yakındı.
“Ben kopyasını—”
Patlama çok kısa sürdü. O kadar kısa ki ilk dinleyişimde bilgisayarın hoparlöründen geldiğini sandım. Sonrasında biri sertçe nefes aldı. Bir şey düştü. Mikrofon kumaşın altında ezildi ve kayıt boğuldu.
Kulaklığımı çıkardım. Atölye aynıydı. Sarı masa lambası, Mara’nın bıraktığı yarım çay, camın kenarındaki hasta fesleğen. Benim için artık aynı değildi. Telefonu elime aldım. Polis numarasını yazmak üzereydim ki ekranımda bir bildirim belirdi.
Bilinmeyen numara.Kayıt sana ulaştı mı? Bir süre mesaja baktım. Cevap yazmadım. İkinci mesaj geldi. İkinci sesi temizleyebildin mi? Sandalyeyi geriye çektim. Tekerleklerden biri yerdeki kabloya takıldı. Numarayı aradım. Kapalıydı. Üçüncü mesajı arama sona ermeden gördüm. Kapının önündeki adama güvenme. Başımı kaldırdım. Yağmurun arkasında bir araba duruyordu. İçinde kimseyi seçemiyordum. Ama atölyenin kapısındaki dar camda bir gölge vardı.
Zil çaldı.
Bir kez.
Sonra kapının dışından bir erkek sesi geldi.
“Elena Ward.”
İlk düşüncem ismimi nereden bildiği değildi. İçeride olduğumu nereden bildiğiydi.
Bölüm etkileşimi
