KÜL & YANKI kitap kapağı

3. bölüm / 10

KÜL & YANKI

Bölüm 2 — Viktor Moretti

Vaveyla Yazarı: C A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 2 — Viktor Moretti

Kapıyı açmadım.
“Kapalıyız.”
“Fark ettim.”
Sesi alçaktı. Cümlesinde ne acele ne de rica vardı.
“Yarın gelin.”
“Yarın o kayıt burada olmayacak.”
Telefonu daha sıkı tuttum.
“Polisi arıyorum.”
Camın arkasındaki gölge kıpırdamadı.
“Arayabilirsiniz. Kapıda bekleyeceğim.”
Bu cevabı beklemiyordum. Atölyenin içindeki büyük ışığı kapattım. Dışarıyı daha iyi görmek için cama yaklaşırken ayaklarımın altında bir parça bant çıtırdadı. Adam, yağmurun altında şemsiyesiz duruyordu. Otuzlarının başında görünüyordu. Koyu saçları suyla ağırlaşmış, alnına birkaç tutam düşmüştü. Yüzünü tanımam bir saniye sürdü. Haberlerdeki fotoğraflarında daha uzaktan çekilmişti. Siyah paltosu geniş omuzlarına tam oturuyor, açık yakasının altında koyu renk gömleği görünüyordu. Camın hemen üstündeki lambanın ışığı yüzünün bir tarafını aydınlatmıştı: belirgin elmacık kemiği, düz bir burun, kısa sakalın daha da keskin gösterdiği güçlü bir çene. Sol kaşının ucunda ince, eski bir iz vardı. Kalın kaşlarının altındaki gözleri griydi; yağmurla bulanmış camın ardından bile açık renklerini seçebiliyordum.
Fotoğraflar onu olduğundan daha sıradan göstermişti. Yakından bakıldığında insanın ikinci kez bakacağı kadar yakışıklıydı. Fakat yüzündeki ifade, o ikinci bakışı rahatça yapmaya izin vermiyordu. Ağzında bir gülümsemenin izi yoktu; bakışlarını üzerimden çekmesini beklerken kendi yüzümün fazla görünür kaldığını hissettim.
Viktor Moretti.
Gözleri kapının kilidine, sonra elime indi.
“Telefonu bırakmanızı söylemedim, açmanız gereken tek şey kapı.”
“Bunun kulağa nasıl geldiğinin farkında mısınız?”
“Evet.”
Anahtarı çevirmedim. O da bir süre bir şey söylemedi. Sonra cebinden bir kart çıkardı. Üzerinde numara yazıyordu. Camın önünde tutarken elinin üstündeki eski bir yara izini fark ettim.
“Avukatım. Arayıp kim olduğumu doğrulatabilirsiniz.”
“Kim olduğunuzu biliyorum.”
“Öyleyse birkaç dakikayı atlayabiliriz.”
“Kardeşinizin kaydını mı istiyorsunuz?”
İlk kez yüzünde bir şey değişti. Çok küçük bir değişimdi. Bakışı omzumun üzerinden çalışma masasına kaydı.
“Kardeşimin sesini duydunuz mu?”
Cevap vermem gecikti. Viktor kartı indirdi.
“Öldürüldü,” dedim.
Yağmur, aramızdaki camdan aşağı kayıyordu. Adamın kaşları bile kıpırdamadı. Ama sağ eli yan tarafında kapandı.
“Kapıyı açın.”
Bu kez sesindeki sakinlik zorlanıyordu. Zinciri takılı bırakıp kilidi çevirdim. Kapıyı ancak birkaç santim aralayabildim. Viktor açıklığa baktı. Sonra yüzüme.
“Bir ses kaydı kapı aralığından incelenmez.”
“Bir mafya lideri de benim atölyeme kolayca alınmaz.”
Arkasındaki arabanın ön kapısı açıldı.
Viktor elini kaldırdı. Arabadan çıkan adam olduğu yerde kaldı. O hareketi izlerken midemdeki sıkışma büyüdü. Benim için sıradan bir kapının önünde, bir adamın işaretiyle diğerinin durduğu bir düzen kurulmuştu.
“Gireceğim,” dedi Viktor.
“Eşyalarımı alamazsınız.”
“Bunu dinledikten sonra konuşacağız.”
Kapıyı kapatmaya başladım. Eli açıklığa girmedi. Beni engellemedi.
“Elena.”
Adımı kullanışı yakın gelmedi. Bir dosyanın kapağını okur gibiydi.
“Üç haftadır o geceyi bilen birini arıyorum. İlk kez birinin yüzünde gerçek bir cevap görüyorum.”
Zinciri açmadan önce Iris’e konumumu ve onun adını gönderdim. Viktor bunu gördü. Bir yorum yapmadı. İçeri girdiğinde atölye küçülmüş gibi oldu. Uzun olduğu için değildi yalnızca. Etrafına bakışı, odadaki her şeyi nerede kullanabileceğini ya da nereden zarar görebileceğini düşünüyormuş izlenimi veriyordu.
Masamın önüne geldi.
“Dinletin.”
“İkinci sesin kim olduğunu biliyor musunuz?”
“Henüz dinlemedim.”
“Bu cümleyi kurarken çok naziksiniz.”
Bana baktı.
Ben sustum.
Cesaretimin önemli bir kısmının korkudan geldiğini o an fark ettim. Kaydı açtım. Kulaklığı uzattım.
Almadı.
“Hoparlörden.”
Ses atölyeye yayıldı.
Babanla böyle konuşmazdın.
Viktor’un bakışı ekrandan ayrıldı. Pencereye yöneldi, orada kaldı. Silah sesi geldiğinde durdurma tuşuna bastım.
“Devam edin.”
“Sonrasında konuşma yok.”
“Devam edin.”
Dinlettim.
Bir dakika boyunca yalnızca sürtünme ve motor sesi duyuldu. Viktor iki elini masanın kenarına koydu. Eğilmedi. Başını önüne düşürmedi. Hiçbir şey söylemeden dinledi. Onun yüzüne bakmayı bıraktım. Bir insanın kardeşinin ölümünü dinlediği sırada yanında oturmak, beklediğimden daha ağırdı.
Kayıt bitince sesi kapattım.
“Başınız sağ olsun,” dedim.
Birkaç saniye sonra doğruldu.
“Zarf nerede?”
Gösterdim.
Teslim formunu inceledi. Parmağı adımın üzerinde durdu.
“Bu iş size özellikle verilmiş.”
“Atölyede bu işi ben yapıyorum.”
“Başka kim var?”
“Mara. Sahibi.”
“Gelen kuryeyi gördünüz mü?”
Başımı salladım.
“Ben başka bir kayıtla çalışıyordum.”
Viktor telefonunu çıkardı. Kısa bir mesaj yazdı.
“Size mesaj geldi mi?”
Telefonumu göstermedim. Bana dönmesiyle birlikte sesi biraz sertleşti.
“Elena.”
“Adımı böyle söylemeniz cevap verme zorunluluğu yaratmıyor.”
“Sizinle tartışmak için vaktim yok.”
“Benim de tehdit edilmek için.”
Çenesi gerildi. Sonra geri çekildi.
“Gelen mesajları bilmem gerekiyor.”
Ekranı çevirdim. Üçünü de okudu.Sonuncuda gözleri durdu.
Kapının önündeki adama güvenme.
Telefonumu bana geri verdi.
“Numarayı kaydedin. Mesajları silmeyin.”
“Kaydı siz mi istettiniz?”
“Hayır.”
“O zaman burada olduğumu nereden biliyorsunuz?”
“Luca’nın kullandığı kartlardan birinin bu sabah Finch’e teslim edildiğini öğrendim. Finch’in ofisinden de buraya gönderilmiş.”
“Bunu kimden öğrendiniz?”
Cevap vermedi.
Kartı bilgisayardan çıkardım. Elimde tutarken Viktor ona baktı.
“Onu almam gerekiyor.”
“Polise vereceğim.”
“İki hafta önce kardeşimin telefonunu inceleyen memur, içinde hiçbir şey olmadığını söyledi. Aynı gün telefon kayboldu.”
Bunun doğru olup olmadığını bilmiyordum. Bilmediğimi yüzümden anlamış olmalıydı.
“Beni tanımıyorsunuz,” dedi. “Güvenmeniz için bir nedeniniz yok.”
“Sonunda aynı fikirdeyiz.”
“Ama o kartı size gönderen kişiyi de tanımıyorsunuz.”
Hafıza kartını avucumun içinde kapattım.
“Öyleyse bugün kimseye vermiyorum.”
Uzun bir sessizlik oldu. Viktor paltosunun düğmesini ilikledi.
“İyi.”
Kapıya yürüdü. Çıkmadan önce masamdaki kartvizitlerden birini aldı.
“Kayıt hakkında kimseyle konuşmayın.”
“Bu da bir emir mi?”
Başını çevirdi.
“Birinin kardeşimi öldürdüğünü duydunuz. O kişi bunu sizin de duyduğunuzu bilmiyor olabilir.”
Kapıyı açtı.
“Bildiğinde başka bir tavsiyem olacak.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.