4. bölüm / 10
KÜL & YANKIBölüm 3 — Yanlış Daire
Bölümler 10Şu an: Bölüm 3 — Yanlış Daire
- 1 GİRİŞ272 kelime
- 2 Bölüm 1 — Ölü Adamın Sesi639 kelime
- 3 Bölüm 2 — Viktor Moretti801 kelime
- 4 Bölüm 3 — Yanlış Daire757 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 4 — Misafir Odası780 kelime
- 6 Bölüm 5 — Üç Kısa, Bir Uzun623 kelime
- 7 Bölüm 6 — Kayıtta Olmayan İsim874 kelime
- 8 Bölüm 7 — Babasının Oğlu1.445 kelime
- 9 Bölüm 8 — Direksiyonun Başındaki Adam1.409 kelime
- 10 Bölüm 9 — Cam Kırıkları1.783 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Iris kapıyı pijamasıyla açtı.
“Mesajındaki Viktor Moretti, gerçekten Viktor Moretti miydi?”
Ayakkabılarımı çıkarırken başımı salladım.
“Senin normal iş günün tanımını tekrar konuşmamız gerekiyor.”
Elinde tahta kaşık vardı. Arkasındaki mutfaktan yanık domates kokusu geliyordu. Bir an her şey o kadar tanıdıktı ki ağlamak istedim. Iris yüzüme baktı. Kaşığı bıraktı.
“Ne oldu?”
Yalan söylemeyi denedim. Ağzımdan ancak “Bir kayıt” çıktı. Masaya oturduk. Birkaç parça ekmek kopardım. Iris hiç yemedi. Ben anlattıkça gözü telefonuma gidiyordu.
“Bunu bir gazeteciye de götürebiliriz” dedi sonunda. “Polisle aynı anda. Birden fazla kişide olursa—”
“Ya yanlış kişiye verirsek?” Iris sustu. Söylediğim cümle canımı sıktı. Birkaç saat önce böyle düşünmezdim. Şimdi daha şimdiden Viktor’un şüphelerini kendi düşüncelerimden ayıramıyordum.
“Önce yarın Mara’yla konuşacağım,” dedim. “Zarfın nasıl geldiğini öğrenirim.”
Iris masanın üstünden elimi tuttu.
“Bu gece yalnız değilsin.”
Gece yatarken hafıza kartını çalışma masamın çekmecesine koymadım. Çekmeceler aranırdı.Bunu bilmeme neden olacak hiçbir hayat deneyimim yoktu. Yine de biliyordum. Kartı mutfakta, yıllardır kullanmadığımız bozuk çay kutusunun kapağına sıkıştırdım. Dosyanın kopyası atölyedeki bilgisayarda ve kendi bilgisayarımda vardı. Ham kayda hiç dokunmamıştım. Uyumadan önce Viktor’un verdiği numara geldi aklıma. Kartvizit cebimdeydi. Çıkarıp komodine bıraktım. Sonra ışığı söndürdüm.
Koridordan gelen ilk sesi rüyamın içinde duydum. Bir şey düşmüştü. İkinci ses, kapımızın kilidiydi. Gözlerimi açtım. Odamdaki duvar saati üçü on dokuz geçiyordu. Iris’in odası koridorun karşı ucundaydı. Ayağa kalkmadan önce birkaç saniye dinledim. Kapımızın önünde bir erkek fısıldadı.
“Yavaş.”
Kalbim öyle sert çarptı ki yatağın sallandığını sandım. Telefonu aldım. Acil arama ekranını açarken parmağım yanlış tuşa değdi. Tekrar denedim.Kapı açıldı. Çığlık atmadım. Nefesimi bile alamıyordum. Odamın kapısını kilitledim. Polisi arayıp adresi fısıldadım. Operatör konuşurken dışarıdan bir sandalye devrildi.
“Iris,” dedim.
Sesim telefonun diğer ucundaki kadına değil, kapının arkasındaki karanlığa gitmişti. Iris bağırdı. Telefonu elimden düşürmedim. Ama operatörün söylediği hiçbir şeyi artık anlamıyordum. Koridora çıkan kapımın kolu aşağı indi. Bir kez. Sonra daha sert.
“Kapıyı aç.”
Tanımadığım bir erkekti. Geri çekilirken ayağım yatağın kenarına çarptı. Adam kapıya vurdu.
“Elena. Kartı ver, gidiyoruz.”
Pencereye baktım.Üçüncü kattaydık. Altımızdaki dar avluda çöp kutuları vardı. Atlarsam ne olacağını hesaplayabilecek durumda değildim. Operatör telefonda adımı söyledi. Adam kapıya yeniden vurdu.
Bu kez ahşap çatladı. Sonra dışarıda başka bir ses duyuldu. Ağır bir darbe. Bir küfür. Kapının arkasındaki adam geri çekildi. Koridorda ayak sesleri birbirine karıştı. Duvara biri çarptı. Iris ağlıyordu.
“Elena.” Viktor’un sesi. Onu hemen tanımış olmak midemi daha da kötü yaptı.
“Kapıyı açma,” dedi.
“Ben söyleyene kadar.”
Yatağın yanına çöktüm. Telefon hâlâ kulağımdaydı. Birkaç saniye geçti. Belki daha fazla.
“Şimdi açabilirsin.”
Kilidi çevirdim ama kapı çatlayan yerinden sıkışmıştı. Viktor dışarıdan itti. Açıldığında ilk gördüğüm şey gömleğinin kolundaki kandı.
İkinci şey, Iris’in merdiven başında bir adamın montuna sarılmış oturduğuydu.
Yanına koştum.
“İyi misin?”
Başını salladı. Kolu titriyordu. Bileğinde kırmızı bir iz vardı.
Viktor eğilip bana dokunacak gibi oldu, vazgeçti.
“Yaralandın mı?”
“Hayır.”
“Bak bana.”
Bakmadım.
Iris’in yüzünü ellerimin arasına aldım. Viktor tekrar sormadı. Arkasındaki adam yerdeki saldırganın kollarını tutuyordu. Diğeri görünmüyordu.
“Öteki nerede?” diye sordum.
“Kaçtı,” dedi Viktor.
“Nasıl buradaydınız?”
Rafael sokakta bekliyordu. İçeri giren adamları gördü.
”Iris’in üzerindeki montun sahibi başını kaldırdı. Sol kaşının altında yeni bir kesik vardı.
“Polis geliyor,” dedim.Viktor bana baktı. Sonra adamına.
“Burada kal. Her şeyi olduğu gibi anlat.”
Rafael şaşırmadı.Ben şaşırdım.
Merdivenden mavi ışıklar yansımaya başladı. Yerdeki saldırgan ilk kez konuştu.
“Yanlış evi—” Viktor onun önüne çömeldi. Adam sustu.
“İçerideki kadının adını söyledin,” dedi Viktor.
“Yanlış ev değildi.”
Söylerken sesini yükseltmemişti. Adamın yüzündeki korkuya baktım. O an Viktor’un bana birkaç saat önce kullandığı soğuk sesle, bu adama kullandığı ses arasındaki farkı duydum. Bana sinirlenmişti. Bu adama karşı herhangi bir duygu göstermiyordu. Ve ikincisi çok daha kötüydü. İfademizi verdiğimizde sabah olmuştu. Iris’in kuzeni onu almaya geldi. Birlikte gitmemi istedi. Gitmek istedim. Normal bir arabaya binmek, normal bir evde perdeyi çekmek ve bir daha o kaydı düşünmemek istedim. Ama saldırgan benim adımı söylemişti. Kuzeninin yanında küçük bir çocuk vardı. Gözüm ona kayınca Iris anladı.
“Bu senin suçun değil,” dedi.
Başımı salladım. İnanmak için biraz daha zamana ihtiyacım vardı. Binanın önünde Viktor bekliyordu.Ellerini yıkamıştı. Gömleğindeki kan duruyordu.
“Evin artık güvenli değil.”
“Bunu görmek için uzman olmam gerekmiyor.”
Geceden beri ilk kez sesim biraz kendime benzemişti. Viktor karşılık vermedi. Arabaya baktım.
“Beni nereye götürüyorsunuz?”
“Geçici olarak güvenli bir yere.”
“Bu cümledeki hiçbir kelimeyi sevmiyorum.”
“Bir otel seçebilirsin. Ama seni nerede bulduklarını bilmeden başka bir adresin güvenli olduğuna söz veremem.”
Yorgundum.
Bu yüzden ikna edilmem kolaylaşmış değildi. Sadece korkum, düşüncelerimin hepsine aynı anda yetişiyordu.
“Telefonum bende kalacak.”
“Evet.”
“Iris nerede olduğumu bilecek.”
“Evet.”
“Çalışmam gerekecek.”
Bu kez cevap vermeden önce durdu.
“Bunun için düzenleme yaparız.”
Kapıyı kendim açtım. Arabaya binmeden ona döndüm.
“Sizden de korkuyorum.”
Viktor’un yüzünde teselliye benzeyen hiçbir şey yoktu.
“Biliyorum,” dedi. Sonra biraz kenara çekildi.
Bölüm etkileşimi
