15. bölüm · Kraliçenin Doğuşu ve Devri
YAZLIK SARAY
“Yalnız mı gideceğiz yoksa?” dediğinde kraliçenin gözleri ışıldıyordu. Kral tereddütle kafasını kaşıdı.
“Şey… Yani düşes ve Bayan Vespera da geliyor ama ana hizmetçiler ve muhafızlar dışında kimse yok. Yani baş başa kaldığımız anlar da olacak. Siz hiç merak etmeyin kraliçem.” dediği anda kraliçe kaşlarını çattı.
“Oğlumuzu götürmüyoruz ama düşes geliyor öyle mi?”
“Kraliçem daha yeni iyileştiniz. Üstelik Bayan Vespera da kadın ama neden sadece düşese kızıyorsunuz anlayamıyorum. Bazen en yakınınızdan bile korkmanız gerekir. Benim buradaki amacım sizlerin arasını ısıtmak. Nitekim olgun karakterli biri olduğunuz için kabul edersiniz diye düşünüyorum. Prens Alaric’in ise eksik kaldığı derslere yoğunlaşması gerekiyormuş. Bu yüzden biz yetişkinler olarak birkaç günlüğüne güzel bir kaçamak yapabiliriz. Bu size de iyi gelecektir.” diyerek tatlı dille açıklama yaptı. Kraliçe geri uzandı ve gözlerini yumdu.
“Pekâlâ kralım. Fakat bilmenizi isterim ki ben onunla yan yana gelmek istemiyorum. Sizin de beni kırdığınızı tekrardan hatırlatmak isterim.” dediğinde kral emrini almış asker gibi dikeldi.
“Siz nasıl isterseniz kraliçem. Ben o halde diğerlerine haber yollatıyorum. Size de hafif bir yemek sofrası hazırlatacağım. Birazdan oğlunuz da burada olur.” dedi ve kraliçeyi alnından öpüp odadan çıktı. Kraliçe ise kralın kapıdan çıkarkenki görüntüsünü izleyerek içinden “En yakınımızdan korkmak mı? Neden böyle bir şey dedi ki?” dedi ve düşüncelere daldı.
Betty ve Seraphina mahkeme olayını hala konuşurken Enya kapıyı tıklatarak içeri girdi.
“Yine mi bir şey bulamadın?” diye sordu Seraphina. Bir yandan da mahkeme olayını es geçip mektubu arıyorlardı. Enya olumsuzca başını salladı.
“Ne zamandır arıyoruz ama bulamadık düşesim. Yine de size başka bir haber getirdim.”
“Peki… Söyle bakalım.” dedi Seraphina keyfi düşmüş bir şekilde. Enya daha da yaklaştı.
“Az önce kralımızın kapı muhafızlarından biri beni durdurdu. Kralımız yanında birkaç kişiyi daha alarak yazlık saraya geçecekmiş. Sizin de katılımınız isteniyor.”
“Helen’in rahatsızlığından endişe duymuş olsa gerek. Yine de onun için değil aile baskısıyla ve keyfi için olduğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam.” dedi sessizce.
“Ne dediniz düşesim?”
“Biraz uzaklaşırsak kafamız dağılır yani iyi olur diye düşündüm. Hem yazlık sarayda daha iyi araştırma yapabilirsiniz. Hem belki ben de biraz rahatlarım ve Artem’i düşünmem azalır.” dedi. Sanki onu her an sarayda bir yerden çıkacakmış gibi düşündüğü için gereksiz beklentiye giriyor olmayınca da canı sıkılıyordu. Enya hemen ekleme yaptı.
“Ama duyduğuma göre herkes gelmeyecekmiş. Siz de sadece yanınıza birini alabilirmişsiniz.”
“Ne planlıyor bu adam?” diyerek düşünmeye başlasa da bir şey bulamadı.
“Her neyse. Betty sen benimle gelirsin, Enya sen de burada kalırsın. Böylece iki saraydan da bilgi toplamaya çalışırsınız. Ne zaman yola çıkılıyormuş peki?”
“Yarın sabah erkenden.”
“Aciliyeti olması da tuhaf. O halde bana ufak bir çanta hazırlarsınız.” dediğinde Enya ve Betty reverans yaparak işe koyuldular.
Sabah olduğunda Seraphina da üzerini yolculuk için ayarlayıp saçlarını alttan topuz yaparak bağladı. Kafasına toka takacakken çekmecesinde Artem için diktiği mendili gördü. İçinden “Acaba yanıma alsam mı?” diye düşündü. Sonra ikileme kapıldı. “Ya biri görür de ne olduğunu sorarsa? Ya krala vermek zorunda kalırsam?” diyerek almaktan vazgeçecekken elleri ondan bağımsız hareket ederek mendili aldı ve üzerine giydiği yarım kollu hırkasının cebine koydu.
“Artem henüz gelmedi ama hediyesinin gelmesi gerekiyormuş demek ki. İyi hadi gel bakalım.” diyip Enya ve Betty’e baktı. Hazırlığı çoktan bitirmişlerdi. Enya'ya sarılıp vedalaştı.
Betty ile buluşma noktasına indiler. İndiklerinde hali hazırda duran Vespera ve hizmetlisi Olga'yı gördü. İkisi de burnu havada etrafı izliyorlardı. Hizmetli kadının önünde birden fazla çanta vardı. Seraphina ve Betty çantaları görünce şaşırdı. Vespera da onlara göz ucuyla bakıp konuşmadan duramadı.
“Bu ufacık çanta ile nereye gidiyorsunuz düşes? Kralımız bize bir lütufta bulunup birkaç günlük tatil hediye etmişken böyle özensiz davranmak hiç yakışı kalmıyor.” diyerek eliyle ağzını kapatıp güldü. O gülünce hizmetlisi de güldü. Sanki daha önce hiç tartışmamışlar gibi davranıyordu. Seraphina cevabını esirgemedi.
“Siz de upuzun bir yolculuğa çıkıyor gibi görünüyorsunuz Bayan Vespera. Sizi tanımasam bu saraydan ayrıldığınızı düşünürdüm.” diyerek şakayla karşılık verdi. Vespera anında bozulsa da belli etmemeye çalıştı ve kahkaha attı.
“Ben kendine değer veren bir kadınım. Bu nedenle böyle özeniyorum işte. Yoksa sizleri bırakma gibi bir niyetim hiç yok!” dedi. Seraphina ise bilerek cevap vermedi yoksa bu laf dalaşı uzar giderdi. Zaten çok geçmeden de kral ve kraliçe de gelmişlerdi. Kraliçe hala solgun görünse de iyi gibiydi. Kral da onu elinden tutuyordu.
“Günaydın Bayan Vespera, günaydın düşes.” diyerek onları selamladılar. Onlar da reverans yaptılar. Kral etrafta bulunan hizmetlilere eşyaları toparlayıp at arabalarına yüklemelerini emretti. Üç araba vardı. İlkine kral, kraliçe ve iki hizmetli binmişti. Önünde de iki muhafız bulunuyordu. Her at arabasının önünde iki muhafız bulunuyordu. Seraphina ve Betty ikinci arabaya binmişlerdi. Vespera ve hizmetlisi de son arabaya binmişti.
Yolculuk biraz uzun sürmüştü. Kralın neden erkenden yola çıkmak istediği anlaşılıyordu. Betty eski bir haritayı elinde tutup Seraphina’ya gösterdi.
“Bakın düşesim yazlık saray denize çok yakın bir yerde. Belki de krallığın bir sahili bile vardır. Daha önce giden hizmetlilerden oranın çok güzel bir yer olduğunu duydum. Doğaylada iç içeymiş. Benim gelmemi istediğiniz için o kadar şanslıyım ki. Çok minnettarım.” dediğinde Seraphina onu dinlemeden haritayı incelemeye devam ediyordu.
“Bize Artem’in nereye gittiğini tam olarak söylemediler. Acaba nerede?” dediğinde Betty gülümsedi.
“Ben de bu yüzden haritayı yanıma almıştım. Hizmetlilerden duyduğuma göre Baş Komutan Artem ve adamları şu bölgeye gitmişler.” diyip haritadan bir bölgeyi işaret etti. Seraphina haritayı eline alıp inceledi.
“Onlar nereden biliyorlarmış?” diye sordu.
“Şey… Yani Bay Artem, kadınlar arasında baya popüler.” dedi çekinerek.
“Anladım…” dedi. Sonra bir anda kızardı. İçinden “Neden böyle hissettim ki? Yoksa onu kıskanıyor muyum?” diye düşünmeye başladı. Öksürüp haritayı dikkatle incelediğinde gözü bir şeye çarptı.
“Aaa! Bu bölge yazlık saraya yakınmış.”
“Evet evet! Ben de bunu fark etmenizi bekliyordum. Belki de Bay Artem görevini bitirip yazlık saraya döner.” dedi mutlulukla. Seraphina başını iki yana salladı.
“Pek sanmıyorum ama bakalım artık.” diyerek koltuğunda geriye yaslandı ve dışarıyı izledi. Akşama doğru yazlık saraya varılmıştı. Güneş batmak üzereydi. Herkes yol yorgunluğundan perişan haldeydi. Kraliçe, Seraphina’ya karşı soğuk davransa da Vespera konusunda da ne yapacağını bilemiyordu. Herkes arabadan inmişti.
“Kraliçem izin verirseniz eğer ben, muhafızlarımla beraber ava çıkmak isterim.”
“Öyle mi? Ben de isterseniz size katılabilirdim.” dediğinde kral onu omuzlarından tuttu.
“Çok isterdim ama olmaz kraliçem. Siz buraya dinlenmeye geldiniz. Biraz denize girmek size iyi gelebilir. Ben de adamlarımla akşam için güzel bir yemek bulur getiririm.” dedi. Bu sırada Seraphina ve Vespera da konuşmayı dinliyordu. Hizmetliler de eşyaları at arabalarından indirip odalara çıkarıyorlardı. Kraliçe devam etti.
“Ama siz pek avcılık yapmazsınız ki. Bıraksaydınız muhafızlarımız halletseydi. Siz de benimle beraber denize girerdiniz. Hem sınırlara yakınız sizi de tehlikeye atmayalım.” dediğinde Vespera öne doğru atıldı.
“Kraliçem lafınızı kesiyorum ama kralımız için hiç endişelenmeyin. İsterseniz ben ve düşes de ava gider ona eşlik ederiz. Değil mi Düşes Al Dara?” diyerek ona döndü.
“Ben hayatımda hiç avcılık yapmadım ki.”
“Bunları öğrenmen gerekir sonuçta. Haksız mıyım kralım?” dediğinde kral güldü.
“Kraliçem de onaylarsa neden olmasın?” diyerek eşini yanağından öptü. Kraliçe ne diyeceğini bilemeden yanında duran Leydi Marta’ya baktı.
“Yani…” dediğinde kral onun olumsuz bir yanıt vermesini bile beklemeden sevinçle alkışladı.
“Çok iyi! Hadi hava iyice kararmadan yola koyulalım.” diyerek muhafızlarına işaret yaptı.
Herkes etkinlik için hazırlık yaparken kraliçe ve Leydi Marta sahile gitmişlerdi. Betty de Seraphina'yı giydiriyordu. Deriden yelek, başlık ve ok çantası vermişti.
“Düşesim gelmemi istemediğinize emin misiniz?”
“Biraz senin de dinlenmeye ihtiyacın var Betty. Hem merak etme kralın yanında olacağım.”
“Kraliçemizin de kabul etmesi tuhafıma gitti.”
“Benim de öyle.” diyen Seraphina’nın da bu meseleyi düşündüğü belliydi.
“Bay Dimitri de gelse iyi olurdu aslında.” diye ekleyerek Seraphina'nın ellerine eldiven taktı.
“Bakacağım artık başımın çaresine. Sürekli abime de bağlı kalamam.” diyerek Betty ile vedalaşıp kral ve Vespera’nın yanına gitti. Hepsi güzelce giyinip kuşanmışlardı. Vespera da Seraphina gibi ok çantası kullanırken kralın da hazırlıklı giyinmesi dikkat çekmişti.
“Evet hanımlar hadi o halde yola koyulalım. Karanlık olursa yolu bulmakta zorlanırız.” dediğinde Vespera, kralın yanında güle oynaya giderken Seraphina da çocuklarıymış gibi peşlerinden geliyordu. Hatta bir ara muhafızlardan biri onu uyarmak durumunda kalmıştı.
“Fazla arkada kalmayın Düşes Al’Dara. Hava kararmak üzere.” dedi. Seraphina hızlanarak onların yanına doğru geldi. Önden giden kral ve Vespera'nın kahkahaları tüm ormanda yankılansa da ne konuştukları ayırt edilemiyordu. Bir süre ikili uzakta gördükleri tavşanı nişan alıp vurmayı denedi ama tavşan çok hızlı olduğu için isabet ettiremediler. Seraphina ise onları izliyordu.
“Biraz paslanmışım herhalde. Umarım akşama elimiz boş dönmeyiz.” dedi kral gülerek.
"Kralım isterseniz biraz daha şu tepelere çıkalım. Oralarda ala geyikler varmış.” dedi yardımcısı. Kral uzakları önce bir inceleyip sonra onaylasa da Seraphina onları durdurdu.
"Kralım ben gerçekten avlanmayı bilmiyorum. Size ayak bağı olurum. Hem akşam olmak üzere. İzin verirseniz saraya dönmek isterim.” dediğinde kral onu iki elinden sımsıkı tuttu. Seraphina çekmeye çalışsa da çekemedi. Vespera da gözünü ona dikmişti.
“Olur mu öyle şey sevgili Al’Dara? Sizsiz nereye gideriz?” dedi kral.
“Bence düşese birinin yardım etmesi gerekiyor. İsterseniz ben öğretebilirim kralım.” dediğinde kral bir ona bir de Seraphina'ya baktı.
"Peki o zaman ben ala geyiklere bakmaya gideyim siz de burada kalıp tavşan avlayın. Burası daha güvenli. Yarım saate tekrardan burada buluşuruz." dediğinde Vespera sinsice gülümsedi. Kral ve yardımcısı tepeye doğru giderken Seraphina'nın yanında sadece bir muhafız kalmıştı. Vespera, muhafıza ters ters baktı.
"Ama siz böyle dik dik bakarsanız ben çok çekinirim ve düşese avcılık öğretemem." dediğinde muhafız tedirgin olup arkasını dönerek uzaklaştı.
"İşte bakın düşes orada bir tavşan var!" diyen Vespera eline bir ok alıp nişan aldı. Öyle yakından vurmuştu ki neredeyse Seraphina'nın kolunu sıyıracaktı.
"Ben bir yerde tavşan görme-" diye cevap verecekken Vespera oku ona doğru doğrultup sessiz olmasını söyledi. Muhafız ise uzaklaştığı için olanları duymuyordu.
"İşte tavşanımız burada. Küçük, masum bir kız gibi davranıp aramıza sızdı. Kralımızın senin gibi çelimsizde ne bulduğunu merak ediyorum." diyip tekrar oku fırlattı. Seraphina oktan kaçmayı başarmıştı. Muhafız bir terslik olduğunu sezse de onlar çoktan uzaklaşmışlardı.
"B-Bayan Vespera ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Derhal indirin o oku. Biri sizi görürse başınız belaya girebilir!" dediğinde Vespera gülmeye başladı.
"Niye girsin ki? Bir suikaste kurban giden deneyimsiz düşes ve bu haksızlığa dayanamayan bir muhafızın isyanı. Çok mantıklı değil mi?" diyerek tekrar ok fırlattı. Bu sefer öyle yakındandı ki Seraphina'nın topuzunu teğet geçti.
"Benden ne istiyorsunuz cidden?"
"Ne mi? Güldürme beni Seraphina. Ne istediğimi bence gayet iyi biliyorsun. Düşesliği bırak ve hayatımızdan kaybol. Sen olmasaydın ben zaten çoktan Cavareth'i ayartıp kraliçe ve oğlundan da kurtulacaktım ama sen geldin ve her şeyi mahvettin!" diyerek öfkeyle son okunu da fırlatınca Seraphina kaçarken taşlara takılıp bir uçurumdan aşağı yuvarlandı. En son duyulan şey ise çığlığı olmuştu. Vespera koşarak uçurumun kenarına geldi. Fazla yüksek olmasa da ağaçlardan ötürü uçurumun sonunun nereye gittiği görünmüyordu. İlk başta telaşlanan Vespera'nın şimdi ise yüzü gülüyordu.
"İyi bari birinden kurtardık. Artık yoluma engel olamaz." diyerek kralı aramaya başladı. Kralı yakınlarda görünce muhafızın henüz gelmediğini gördü. Bu sırada kral ve yardımcısı yakaladıkları ala geyiği pür dikkat inceliyorlardı.
"Bayan Vespera geldiğinizi görmemişim. Bakın ne güzel bir ala geyik yakaladık. Hadi artık saraya dönelim. Bu arada... Düşes ve görevlendirdiğim muhafız nerede?"
"Onlar biraz daha avcılık üzerine çalışmak istediler kralım." dediğinde bu cevap kralın pek içine sinmemişti.
"Navin, sen derhal düşesi ve muhafızı ara. Ben bu ala geyiği alırım." dediğinde adam onaylayarak oradan uzaklaştı. Cavareth, ala geyiği iplerle sırtına yüklerken Vespera da onu izliyordu.
“Düşes için endişelendim şimdi nedense.” dedi kral yere bakarak. Vespera eliyle onun kolunu nazikçe sıktı.
“Düşesi neden bu kadar önemsediğinizi anlayamıyorum kralım. Kraliçemiz zaten hasta, düşes de sizinle ilgilenmiyor. Bence biraz etrafınıza bakınmalısınız.” dediğinde kral onu durdurdu.
“Nasıl böyle laflar edebilirsin Bayan Vespera?” dediğinde sesi biraz yükselince Vespera ona işaret parmağını kaldırıp sus işareti yaptı.
“Neden endişeleniyorsunuz ki? Bizi bu koskoca ormanda kimse duyamaz ve göremez. Siz de benimle böyle özel bir anı geçirmek istemez miydiniz?” diyip krala göz kırptı ve önüne düşen saçlarını arkaya atıp esmer ve pürüzsüz cildini gösterdi. Deri yeleği kadının balık etli vücudunu kapatmıyordu ve ayırdığı saçlarından sonra elbisesinden göğsünün çatalı belli oluyordu. Kral başka yöne bakıp onu umursamamaya çalıştı.
“B-Bu ne kadar doğru? Biz senelerdir arkadaşız.” demeyle yetindi. Vespera ise kralı elinden tuttu ve büyük bir kayanın arkasına çekti.
“Bir erkeğin kız arkadaşı olmaz. Bunun gayet siz de farkındasınızdır. Sizin için nasıl yanıp tutuştuğumu görmüyor musunuz? Evet sizi Seraphina’dan da kraliçeden de açık açık kıskanıyorum. Hala bunu anlayamıyor musunuz?” dediğinde kral eliyle onun boynunu tuttu. Vücutları ise birbirlerine değiyordu. İkisi de birbirlerini istiyorlardı. Kral her ne kadar kendini tutmaya çalışsa da kendine hâkim olamıyordu. Sesi kesik kesikti.
“Kraliçe senin akraban benim de eşim. Ona bu ihaneti nasıl yaparız?” dediğinde Vespera, boynu sıkıldığı için nefes alamamaya başlamıştı. Kızardığı belli oluyordu.
“B-Ben kraliçe olmak istiyorum. S-Sizi en çok ben seviyorum. T-Topraklarımıza katkı sağlamak istiyorum. V-Varislerinizi doğurmak…” dediği anda kral onu tutmayı bıraktı ve öpüşmeye başladılar. O kadar tutkuluydular ki, öpücük sesleri tüm ormanda yankılanıyor gibiydi. Zamanla Vespera'nın giysileri üzerinden tek tek eksildi ardından Cavareth'in giysileri de kayalığın arkasında savruldu. Aralarındaki çekim nihayetinde beraberlikle sonuçlanmıştı. Her şey son bulduğunda hızla üstlerini giyindiler. Sanki bütün bu olanlar rüyadan ibaretmiş gibi birbirlerinin yüzüne bakıp gülümsediler.
“Sizi yakınen tanımak güzeldi kralım.” dedi ve kralın dudaklarına öpücük kondurdu.
“Aynısı benim için de geçerli Bayan Vespera. Uzun zamandır böyle bir hissi tadamıyordum. Çok minnettarım. Hadi artık saraya dönelim.” diye cevap geldiğinde ikisi de yol aldı.
"Minnetinizi başka yollardan da görmek isterim ama.” dediğinde kral onu elinden tutup öptü.
“Şimdilik bununla idare edin. Geceleyin odanıza gelip minnetimi gösterebilirim.” dediğinde Vespera ne kadar gülümsese de içinden “Şerefsiz!” diye geçirdi.
İkili güle oynaya saraya geri dönmüşlerdi. Kraliçe onları karşılarken kral ona sarıldı. Kraliçe, kralın bu sıcak sarılışına bir hayli şaşırsa da sevinmişti.
“Av güzel geçti galiba kralım. Keyfinizin yerinde olduğunu görmek ne güzel.” dedi.
“Kesinlikle öyleydi kraliçem. Yarın yine gitmeyi planlıyoruz. Siz de denizde güzel vakit geçirmişsinizdir umarım.” dediğinde kraliçe yarım yamalak gülümsedi.
“Açıkçası biraz midem bulandığı için çok geçmeden geri dönmek zorunda kaldık ama merak etmeyin iyiyim.” dedi ve arkada duran Vespera’ya baktı.
“Düşesi göremedim.” dediğinde kral da sonradan fark etmiş olmalı ki etrafa bakındı. Leydi Marta da onları şaşkınlıkla izliyordu. Yanlarında durup olayı izleyen Betty de endişeyle bir anda ortaya atıldı.
“B-Benim de haberim yok.” dedi telaşla.
“Navin, onu ve muhafızı arıyordu. Geri dönmediler mi hala kraliçem?" diye sordu kral. Kraliçe anlamsızca baktı.
"Hayır kralım. Ben görmedim. Zaten geldim geleli odamdan çıkmadım." dediğinde kral hızlıca adamlarına dönüp bağırdı.
“Düşes ve o muhafız neredeymiş hemen bulup getirin bana!” dediğinde muhafızlar dağıldı. Vespera ise hiç endişeli görünmüyor gibiydi. Yine de hemen onların yanına gelip oyunculuğuna başlamıştı.
“Zavallı düşesimiz. Umarım başına bir şey gelmemiştir. O orman çok tehlikelidir...” dediğinde kral elini alnına koyup stresle etrafta dönmeye başladı.
“İçime sinmeyen bir şeyler olduğunu biliyordum. Keşke tek bir muhafızla göndermeseydim onu.” diyince kraliçe her ne kadar durumun onun için zor olduğunun farkında olsa da eşinin elinden tutup teselli vermek istedi fakat kral o stresle ondan uzaklaşınca kraliçe üzüntüyle geri çekilmek zorunda kaldı.
“Elbet düşes ve muhafızımız bulunur. Avdan yorgun dönmüş olmalısınız. İzin verin getirdiğiniz yiyecekle size güzel bir sofra hazırlatayım. Kendinize gelirsiniz.”
“Olur kraliçem olur. Ben de bir duş alıp gelirim.” dediğinde kral hızlıca odasına çıktı ve herkes reverans yapıp arkasında bakakalmak durumunda kaldı. Betty, Seraphina’ya olan endişesinden dolayı yere çöktü ve ağlamaya başladı. Leydi Marta onu omzundan tuttu. Ayağa kalkmasını sağlayarak omzunu sıvazladı.
“Merak etme. Kralımız ve kraliçemiz elinden geleni yapacaktır. Hadi gel beraber sofra kuralım. Biliyorsun sayımız az.” dediğinde Betty gözleri dolu dolu başını salladı. Kraliçe de öne doğru atıldı.
“Evet hadi mutfağa gidelim. Ben de yemek konusunda yardım ederim. Bayan Vespera sen de bize katılmak ister misin?” diye sorunca Vespera iki elini havaya kaldırdı.
“Kraliçem inanın size yardım etmek çok isterim ama avda çok yoruldum ve düşesin kaybı beni derinden sarstı. İzin verirseniz ben de temizlenip öyle sofraya gelmek isterim.” dediğinde kraliçe kafasıyla onayladı. Vespera koşar adımlarla odasına çıktı. Hızlıca kapısını kapatıp kilitledi. Aynanın karşısına geçti ve kıyafetlerini çıkarmaya başladı. Aynaya iyice yaklaşıp kendini inceledi.
“Böyle bir vücutla yapamayacağım şey yok. Hele zekamla… Kimse beni alt edemez. Vespera Nocturna! Gelecek Versey'in kraliçesi!” diyerek güldü.
“Aptal kız kendi kendini ateşe attı. Sayesinde ondan kurtulmam için plan yapmama gerek kalmadı. Umarım ölmüştür. Böylece onun yerine geçebilmem an meselesi. Şimdi kraliçeden kurtulmanın bir yolunu bulmalıyım.” dedi ve kendince kutlama yaparak duşa girdi.
Aşağı katta kraliçe yemek için yönlendirme yaparken Leydi Marta, birkaç aşçı ve gözleri dolu dolu yemeğe yardım eden Betty'i izliyordu. İçinde belli belirsiz şüpheler vardı. İçinden “Acaba kasten yapılan bir şey mi var? Acaba öldü mü? Ölürse ne olacak?” diye sorular yürütüyordu. Seraphina’dan kurtulmak onun işine gelse de kralın ona dediği söz aklına geliyor ve yakınındaki insan olduğu için istemsizce Vespera’dan şüpheleniyordu. Sofra kurulduğunda herkes masanın etrafına toplanmıştı. Yemek bir hayli sessiz ve gergin geçiyordu. Aralarda bakışmalar olurken kral öksürdü ve yine sessizliği bozmaya çalıştı.
“Prensin gelmemesi gayet yerinde bir karar oldu kraliçem. Yazlık saray deniz kenarında olduğu için geceleri bir hayli serin oluyor.”
“Doğrudur kralım. Oğlumuz burada üşütebilirdi.” dedi kraliçe nazikçe. Çorbalar içilip avlanan geyik ortaya konunca herkes dikkatini ona doğru yoğunlaştırdı.
“Tadı çok güzelmiş değil mi kraliçem?" dedi Vespera.
“Evet. Fakat ben çok yağlı yiyemiyorum. O yüzden ancak bu kadar yiyebilirim. Kusura bakmayın. Emeğinize sağlık.” diyerek soğuk bir şekilde karşılık verdi kraliçe. Vespera ne olduğunu anlayamayıp yemeğine yöneldiği anda biranda salona giren kralın yardımcısı Navin ve başka bir muhafız aralarına Seraphina'yı korumakla görevlendirilen muhafızı alıp kralın önünde diz çöktürdüler. Miğferini de çıkartıp ensesinden tutarak krala bakmasını sağladılar. Kral hızlıca ellerini suya batırıp temizleyerek ayağa kalktı ve adama doğru yaklaştı.
“Düşes için görevlendirdiğim muhafız bu muydu?”
“Evet kralım.” dedi iki kral bir ağızdan. Kral, adamın yüzüne baktı. Sinirli görünüyordu.
“Söyle düşes nerede?” diye bağırdı. Adam biranda ağlamaya başladı.
“K-Kralım inanın, ben hep düşesin ve Bayan Vespera'nın yanındaydım ama sonra arkamı bir döndüm ikisi de yoktu. Aradım ama bulamayınca saraya döndüm."
“Kes sesini! Senin önceliğin düşesin hayatını korumak kendininkini değil. Nasıl olur da bu kadar korkak olursun? Bizim askerlerimiz bu kadar mı düştü? Neyseki Bayan Vespera kendini kurtarmış.” diyip adamın yanına aşağı eğildi. Adam ise krala bakmamak için zorla yerlere kapaklandı ve yalvarmaya başladı.
“Kralım ben doğruyu söylüyorum. Gerçekten düşesi kurtarmak için çok çabaladım. Ama o çoktan gitmişti. Beni beklemedi. Belki de bilerek yapıldı.” dediğinde kral adamı zar zor iki yakasından tutup bağırmaya başladı.
“Sen… Sen ne demek istiyorsun? Düşesi ne ile ima etmeye çalışıyorsun?” diyip tam tokat atacakken Vespera bir anda atıldı ve kralı kolundan tutarak durdurdu.
“Kralım durun! Biraz sakinleşin lütfen. Önce bir olayı bitirmesini bekleyelim sonra karar verirsiniz. Bakın kraliçemiz de endişeleniyor.” dediğinde kral arkasına dönüp korkmuş görünen kraliçeye baktı. Gözlerini yumdu. Derin derin nefes aldı.
“Leydi Marta, kraliçemizi odasına çıkar. Bayan Vespera siz de çıkın lütfen. Herkes odadan çıksın. Siz kalın!” diyerek muhafızları işaret ettiğinde herkes koşar adımlarla salonu terk etti. Kral, muhafızının üzerindeki kını çıkartarak kılıcı eline aldı ve adama doğrulttu. Eline uzun zamandır doğru düzgün kılıç almadığı belliydi.
“Anlat şimdi. Ne biliyorsun?”
“K-Kralım şey ben düşesi hep izledim. Av boyunca da sizden uzak geziyordu. Fark etmiş olmalısınız.” dedi kekeleyerek. Kral kılıcı geri çekip düşünmeye başladı.
“Doğru söylüyorsun. Peki sana bir şey dedi mi?”
“Yani pek bir şey söylemedi ama buraların nereye çıktığını sordu. Ben de anlattım.”
“İyi halt etmişsin!” diyerek kızdı ve sinirle kılıcı yere fırlattı.
“Peki neden hemen haber göndermedin?"
“S-Sizden ve kararlarınızdan korktum kralım. Yoksa yapar mıyım öyle bir şey?” dedi tekrardan kekeleyerek.
“Doğru. Korkacaksın tabii. Ama merak etme. Seni şimdi cezalandırmayacağım. Ceza almamak için kendini kanıtlasan iyi edersin.” dedi ve sonra adamlarına bağırdı.
“Çabuk ormana adamlarınızı salın ve düşesi arayın! Dağa taşa her yere bakıcaksınız. Gerekirse çevre bölgelerdeki askerlere haber göndericeksiniz.”
“Emredersiniz kralım!” diyerek bağırdılar muhafızlar. Sonra kral yerdeki adama baktı.
“Ve sen de düşesin bulunmasına yardım ediceksin. Şimdi kaybol!” diyerek gitti.
Kral ilk önce yatak odasına gitti. Kraliçe yatağa uzanmış sessizce bekliyorken Leydi Marta onunla ilgileniyordu. Kral eliyle işaret yaparak Leydi Marta’nın dışarı çıkmasını istedi ve kraliçenin baş ucuna geçti. Elini kraliçenin alnına koydu.
“İyi misiniz kraliçem?” dediğinde kraliçe onun elini öptü.
“İyiyim kralım. Sadece biraz yorulmuşum. Malum yolculuk, deniz ve bu amansız olay...”
“Siz hiç bu meseleleri kafanıza takmayın. Ben her şeyi çözeceğim. Siz sadece dinlenmenize bakın.” diyerek kraliçeyi saçından öptü ve ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldi. Kraliçe biranda yatağından doğruldu.
“Hemen mi gidiyorsunuz? Burada daha çok baş başa vakit geçireceğimizi söylemiştiniz halbuki!” dediğinde kral geri dönüp eşinin yanağına ufak bir öpücük kondurdu.
“Merak etmeyin döneceğim. Sadece şu meseleyle ilgilenmem gerekiyor. Her an adamlarımızdan haber gelebilir. Hem siz de biraz dinlenmiş olursunuz.”
“Peki madem…” diyip geri yerine yattı kraliçe. Tekrardan düşüncelere dalmıştı. Kral odadan çıkınca Leydi Marta geri içeri girdi ve kraliçeyi kontrol etti.
“Dışarı çıkabilirsiniz Leydi Marta. Ben biraz uyuyacağım.”
“Ama daha saat erken kraliçem. Sonra uyuyamazsınız.”
“Merak etmeyin uyurum. Gece de uyurum gündüz de uyurum. Çekilebilirsiniz.” dediğinde Leydi Marta sessizce reverans yaptı ve odadan çıktı. Kraliçenin moralinin bozulduğunu anlamıştı. Krala sebep olduğunu düşünerek kraliçeden gizli kralı aramaya koyuldu. Uzun aramalar sonucu kralı bir muhafızla konuşurken sesini duydu.
“Hala bir haber yok değil mi?”
“Hayır kralım.”
“Aramaya devam edin.” dediğinde muhafız hızlıca bir tarafa koştu ve kral da ters yöne doğru yürümeye başladı. Leydi Marta içinden “Ama orası kralımızın çalışma odasına gitmiyor ki.” diyerek kralı gizlice takip etmeye devam etti.
Bir süre sonra kral bir odaya girdi. Leydi Marta odanın kime ait olduğunu bilmiyordu. Ta ki odadan Vespera’nın hizmetlisi çıkana kadar. Leydi Marta şok içinde ağzını kapattı ve Vespera’nın hizmetlisi onun yönüne doğru gelmeden hızlıca bir kemerin arkasına saklandı. Hizmetli onu fark etmemişti. Kemerin önünden geçtikten sonra Leydi Marta gizlice Vespera ve kralın bulunduğu odanın önüne geldi ve kafasını kapıya yaslayıp sesleri dinlemeye çalıştı. Boğuk boğuk gelen seslerden az çok ne konuşulduğu anlaşılıyordu.
“Kralım hala haber yok mu Seraphina’dan?”
“Hayır. Yer yarıldı da içine girdi sanki. Ama nereye gittiyse onu bulacağım."
“Anlaşılan ne desem boş. Sizin dikkatinizi nasıl dağıtsam ki acaba?” dedi Vespera puflayarak.
“Doğru ya. Sana vermem gereken bir ödül vardı. Gel bakalım buraya.” diyerek cevap veren kralın, Vespera ile yakınlaştığı aşikardı. Leydi Marta şaşkınlıkla yere eğildi ve bir süre ne yapacağını bilemeden öylece durdu. İçeriden kral ve Vespera’nın şehvetli sesleri gelirken daha fazla dayanamayıp hızlıca odasına gitti. Kapısını kapatıp kilitledi.
“Ben şimdi ne yapacağım?” diyerek bonesini çıkarttı ve saçlarını çekiştirmeye başladı.
“Kraliçeme ne diyeceğim? Nasıl izah edeceğim? O bu kadar şeyi kaldıramaz!” dediğinde çekmecesini açtı ve Seraphina’nın, Artem için yazdığı kuşlu kâğıdı eline alıp uzun uzun baktı.
“Bunca zamana kadar kralımızın nasıl geniş bir kalbe sahip olduğunu kraliçemize hep dolaylı yoldan anlatmaya çalıştım ama o hep saf kalbiyle sevmeye devam etti ve aşktan gözü kör oldu. Şimdi hepiniz yanacaksınız!” diyerek kâğıdı sıktı.
Bir anda kafasında bir fikir belirdi ve kendini toparlayıp hızlıca odasından çıktı. Vespera’nın odasının önüne doğru gittiğinde çoktan seslerin kesilmiş olduğunu fark etti ve kapıyı tıklatıp Vespera’nın “Gel!” diye seslenmesiyle içeri girdi. Vespera’nın saçı başı ve yatağı dağınıktı. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak sabahlığını giymiş kurdelesini düzeltiyordu. Saçlarını geriye attıktan sonra yerine oturup bacak bacak üstüne attı.
“Leydi Marta… Sizi beklemiyordum. Bir sorun mu var?”
“Şey… H-Hayır. Yani…” diyerek karşılık verebilmişti. Odayı izlediğinde az önceki duyduğu sesler ve konuşmalar zihnine giriyor ve nasıl davranacağını bilemiyordu.
“Yoksa kraliçemize bir şey mi oldu?"
“Hayır! Fakat sizin yüzünüzden olacak!” diye dayanamayıp bağırdı. Vespera sinirlenip ayağa kalkıp Leydi Marta’nın yüzüne baktı. Leydi Marta ince uzun boylu bir kadındı. Vespera her ne kadar ondan biraz daha kısa olsa da iri yapılı olduğu için boyları aynı gibi görünüyordu.
“Leydi Marta lütfen kendinize gelin. Ne hakla bana böyle bağırırsınız? Aynı aileden geldiğimizi unutmayın.” diyip arkasını döndü.
“S-Sizin ne yaptığınızı biliyorum. S-Siz kralımızla beraber…” dedi kesik kesik. Vespera hızlıca ona döndü.
“Dur biraz. Sen… Ne?” diyip tekrardan ona yaklaştı ve iki gözüne ayrı ayrı baktı. Sonra da geri çekilip gülümseyerek Leydi Marta’nın koluna nazikçe vuruşlar yaptı.
“İlk öğrenenin sen olduğuna şaşırmadım.”
“Ama son da olmayacağım. Kraliçemiz de dahil herkes bu iğrenç olayı öğrenecek. Siz de Seraphina da bu saraydan defolup gideceksiniz!” diye tekrardan bağırdığında Vespera ona acıyarak bakmaya başladı.
“Yerinde olsam böyle bir şey yapmazdım.” dedi ve rahatlıkla geri yerine geçip oturdu.
“Ne?”
“Senelerdir krallığımızın refahı için uğraşanın tek kraliçe ve kral mı olduğunu sanıyorsunuz? Ben eğitimler aldım sayısız okullarda okudum. Ülkemizin kalkınması için çeşitli deneylerde yer aldım. Çevremin ne kadar geniş olduğunu ve ne kadar sevildiğimi duymuşsunuzdur. Neden kristal baloya katıldığımı sanıyorsunuz? Orp Ailesi beni hep kraliçeye ve krallığa hizmet etmem için eğitti. Ama her zaman en önemlisinin Orp Ailesinin adı ve devamlılığı olduğunu söylediler. Yani bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuzdur. Kraliçenin hali ortada!” dediğinde Leydi Marta gözyaşları içinde yere yığıldı. Yere yığılmasıyla Vespera onun elindeki kağıdı gördü ve meraklandı.
“Peki ben şimdi ne yapacağım? Kimin tarafında olacağım?” dediğinde Vespera da yere eğilip onun ellerini tuttu. Leydi Marta notu öyle sıkı tutuyordu ki alamayacağını anlamıştı.
“Tabii ki de krallığımızın ve Orp Ailesinin tarafında olacaksınız. Neden bana destek olmuyorsunuz ki?” dediğinde Leydi Marta ona bir yandan kırgınlık bir yandan sinirle baktı.
“Ben bu krallık için her şey yaparım. Böylece kraliçemiz de bu karşılıksız aşktan kurtulur!” diyerek ekledi Vespera. Leydi Marta gözyaşlarını silip ayağa kalktı. Vespera ona toparlanması için kolonya getirdi. Leydi Marta elindeki kâğıdı koruyarak kolonyayı reddetti. Bir süre sessizce beklediler. Vespera onu ikna edebildiğini düşünüyordu. Leydi Marta burnunu çekip konuşmaya başladı.
“Kraliçemiz nasıl mutlu olsun? Kralımızı ne kadar çok sevdiği ortada. Zaten yüreği zayıf. Bir de onu böyle haberlerle öldürmek mi istiyorsunuz?”
“Leydi Marta… Leydi Marta gerçekten kraliçeyi bu kadar çok mu seviyorsunuz ve ona bu kadar çok mu bağlısınız?”
“Evet! Onunla senelerim geçti!” diye bağırdı Leydi Marta, kendinden emin bir şekilde elini yüreğine koyarak.
“O halde onunla uzaklara dahi gidebilirsiniz demek oluyor bu. İyi bari. En azından Helen yalnız kalmayacak yanında bir dostu olacak.”
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Daha önce de dediğim gibi kraliçenin hali ortada. Prens Alaric artık büyüdü ve halkımız kraldan yeni bir varis bekliyor. Ama Kraliçe Helen bu haliyle ne makamını sürdürebilir ne de yeni bir varis verebilir. Azıcık mantıklı düşünün Leydi Marta. Seraphina’yı ve beni saraydan gönderseniz bile kral saraya yeni kadınlar getirmeye devam edecektir. Kraliçenin daha çok üzülmesine şahit mi olmak istiyorsunuz? Siz göz yumsanız da ben buna göz yumamam. Gitmeyi düşündüm ama kraliçenin hastalığının ne kadar ağır olduğunu görünce kalmaya karar verdim. O hep böyleydi. Çocukken de böyleydi. Siz de en az benim kadar biliyorsunuz.” dedi uzunca açıklayarak. Leydi Marta usulca başını salladı.
“Ne yapmayı planlıyorsunuz?”
“Bunları sizinle paylaşmadan önce artık benim yanımda olup olmadığınızı öğrenmek isterim. Ve tabii ki kanıtlamanızı...” dediğinde Leydi Marta onun yüzüne bakmadan elindeki kağıdı ona doğru uzattı. Vespera kâğıdı çekip alarak okumaya başladı. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Kâğıdı buruşturup kenara koyup “Demek öyle.” dedi.
“Kraliçemiz, düşesi izlememi istemese de izlemeye devam ettim ve Bay Artem’le olan yakınlıklarından şüphelenerek yola çıktığımda arka bahçede bu notu buldum.”
“Böyle önemli bir delili neden hemen kraliçeyle paylaşmadın ki?”
“Çünkü kraliçemiz o ara çok rahatsızlandı ve ben de onu üzmek istemedim. Ayrıca düşesin kralla olan yakınlığına hiç şahit olmadığım için acil bir durumda kullanırım diye düşündüm.”
“Ve bana getirdin… Aferin.”
“Mektubu kraliçemize değil de size getirmekle sadakatimi kanıtladığımı düşünüyorum.” dediğinde Vespera gerinerek ayağa kalktı.
“Evet doğru. Kanıtladığın için teşekkür ederim.” diyerek penceresine yöneldi ve yükselmiş aya baktı. Ay yarım ay biçimindeydi. Bulutlar etrafını kaplamıştı.
“Şimdi sıra sizde!” diyerek bastırdı onu Leydi Marta. Vespera ona dönüp gülümsedi.
“Bu kadar aceleci olma leydi. Ben verdiğim sözleri tutarım. En azından şunu bil ki bu planım sayesinde krallığımızın ve Orp Ailesinin devamlılığı gelecek. Nihayet çarklar benim lehime dönüyor. Ama merak etme, bundan sonra kraliçemizle seni sessiz sakin bir hayat bekleyecek ve Seraphina’dan tamamiyle kurtulacağız. Tabii ölmediyse...” diyerek kahkaha attı. Leydi Marta gülemiyordu bile. Vespera onu eliyle kovdu.
“Hadi şimdi çık dışarı. Benim biraz düşünmem gerekiyor. Bir planım olduğunda sana haber veririm.” dedi ve sabahlığını çıkartıp yatağına doğru yöneldi. Leydi Marta başıyla selam verip odadan çıktığında yaptığının doğru olup olmadığını düşünerek kendiyle çelişiyordu.
