HALKIN KRALİÇESİ

Vaveyla Yazarı: TUANA ⋆˙⟡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: HALKIN KRALİÇESİ

"Bir bu eksikti! Sanki ben herkesin arkasını toparlamak zorundaymışım gibi." diyerek sinirle o özenle taradığı saçlarını çekiştirmeye başladı Vespera.
"Bütün bunlar sırf Orp Ailesine mensup olmadığım için başıma geliyor. Onlara göre dünya ikiye ayrılır: Orp Ailesi ve Hizmetçileri..." diye söylenerek Seraphina'yı devirmek için tekrardan plan kurmaya başladı.
"Büyük ihtimalle bu dans meselesine sebep kraliçe bitap düştü ama görünen o ki bu bile kralın gözünde bir işe yaramadı. Belki de farklı yollar denemeliyimdir." diye düşünerek odasında asılı duran ülkenin şu anki lordlarının ve kralın bulunduğu yağlı boya resmine gözünü kestirdi.
"Hmm! İşte bu işe yarayabilir." diyerek kraliçenin odasına doğru koşturdu. Kapıyı tıklatıp içeri girdikten sonra Leydi Marta'nın, kraliçeye ilaç içirdiğine şahit oldu. Reverans yaptıktan sonra kraliçe pek hoşnut olmayan bir şekilde onu karşıya oturmasını işaret ederek diğer hizmetçilerin odadan çıkmasını istedi. Yastığını düzleştirdikten sonra sırtını yaslayarak ona baktı. Hala solgun görünüyordu.
"Bana dediğin her şeyi yaptım Vespera ama yok... Olmadı... Ne yaptıysam..." dediği anda kuru öksürmeye başladı. Vespera da yerinden fırlayıp ona masasında duran suyu uzattı.
"Üzgünüm kraliçem. İşlerin bu şekilde sonuçlanacağını ben de tahmin edemedim. Anlaşılan bu kız, kralımızı ciddi etkisi altına almış ama merak etmeyin ben başka bir yolunu buldum. Bu sefer onu-"
"Kralım benden vazgeçeli çok oldu. Ne yaparsak yapalım dönüp dolaştığımız yer yine aynı tas aynı hamam olacaktır. Belki de vazgeçmeliyiz."
"Asla! Bu sefer kesin eminim kraliçem. Lütfen beni dinleyin. Hem aileniz de yardım edeceğini söyledi."
"Ailem sana kadar geldiyse iş ciddi görünüyor..." dedi solgun yeşil gözleriyle etrafı inceleyerek. Pek umutsuz ve keyifsiz gibiydi. Vespera ise tekrardan kraliçenin desteğini kazanma konusunda kararlıydı.

Bu sırada Seraphina da kahvaltısını yapıyordu. Kraliçenin hastalığını fırsat bilerek kahvaltıyı odasına söyletmişti.
"Boş günleri seviyorum. Derslerin olmadığı günleri..." diyerek rahatça gerildi.
"Bayan Lily'in annesi vefat etmiş ama..." diye ekledi arkadan Enya. Seraphina anlık olarak sevindiğine pişman olsa da sonra tekrardan yemeğe yöneldi.
"Bir sonraki dersinde onu mutlu edecek şeyler yapmaya çalışırım ama şimdi mümkün olduğunca dinlenmek istiyorum. Bu saraya geldim geleli doğru dürüst boş günüm olmadı." diye hayıflanırken Betty hızlıca odaya daldı. Seraphina ve Enya da yerinden fırladı.
"Ne oldu? Yoksa mektup-"
"Hayır düşesim daha beter bir şey oldu. Aldığım habere göre lordlar bugün saraya geliyormuş."
"Eee! Gelebilir ne var ki bunda? Bay Artem'in savaşlarından ötürü olabilir elbet." dedi Enya. Seraphina onu durdurdu.
"Yine benimle alakalı bir durum mu yoksa?"
"Ö-Öyle görünüyor düşesim... Galiba sizin dans mevzunuz çıkmış. Saray, sizin meselenizi konuşup duruyor."
"Eyvahlar olsun! Bu nasıl olur?" dedi Enya.
"Vespera işte. Yine yaptı yapacağını. O günki yemekten anlamalıydım bir iş peşinde olduklarını..." diyerek oflayıp yerine geçti Seraphina.
"Güvercin diye birini de görmüştünüz sanki." diye ekledi Betty. Taşlar yerine oturuyordu.
"Ş-Şey düşesim... Siz de biliyorsunuz yani krallıkta bu durum pek hoş görünmez ve daha da önemlisi aileniz..." diyince Seraphina, Enya'ya baktı.
"Bilmiyorum Enya. Şu an aklım çok karışık. Bu olayın eninde sonunda patlayacağını biliyordum ama böyle olmasını beklemiyordum..." dedi. Seraphina ve kızlar hiç ses çıkarmadan dikkat çekmemek için tüm gün odada durmaya karar verdiler. Akşama doğru kapı tıklatılınca irkildiler. İçeri giren kişi kraldı.
"Siz çıkın dışarı ben biraz düşesimle yalnız kalmak istiyorum." dediğinde kızlar, Seraphina'ya baksa da Seraphina onlara sorun yok manasında gözlerini yumup dışarı çıkmalarını işaret etti. Dağılmış elbisesini düzeltip reverans yaparak ayağa kalktı. Kral koşarak ona sarıldı.
"Üzgünüm Seraphina. Kraliçem olayları nasıl öğrenmiş bilmiyorum ama hallederim diye düşünmüştüm. Kraliçemin aklına kim giriyor bilmiyorum ama bu kadar ileri gideceğini de tahmin edemezdim." dediğinde Seraphina geri çekilip kralın yüzüne baktı.
"Neyden bahsediyorsunuz kralım?" dediğinde kral elini alnına koyup hava almak için balkona doğru yöneldi.
"Dans meselesinin uygunsuzluğu yüzünden Orp Ailesi ile birleşip saraya diğer lordları çağırtmış. Neyseki kraliçemin babasının bir başka kadınla olan münasebetini öğrendiğim için ben de onları davayı kendim yürüteceğimi söyleyerek sıkıştırdım. Bundan sonra senin için yapabileceğim bir şey yok. Kendini savunacaksın."
"Kendimi savunmak mı? Bütün bunlar sizin yüzünüzden başıma gelmedi mi zaten?" diye parladı Seraphina. O bile böyle kızmayı beklemiyordu. Kral da kaşlarını çatıp onu omuzlarından tuttu.
"Benim yüzümden mi? Geceleri sokakta dans eden kimliği belirsiz bir kızı sence bulamazlar mı sanıyordun? Ben olmasam kimlerin eline düşecektin belki de. Ne hakla beni suçlarsın?" diye bağırdı Cavareth. Onun bağırtısına Seraphina korkarak tepki verince Cavareth onun dağılmış saçlarını düzeltmeye başladı. Baş parmağındaki büyük taşlı yüzüğün soğuğu şimdi Seraphina'nın ensesindeydi.
"Ne yazık ki kraliçem olmadığın için seni koruyamıyorum. Dediğim gibi senin için elimden geleni yaptım. Bundan sonrası sende düşesim. Git birine suç at ve kendini temize çıkar. Bunu yapabilirsin öyle değil mi? Yani bu tür şeyleri de kralından duyman pek hoş değil ama... Neydi şu kızın adı Enya mı?" dedi gözleriyle etrafı inceleyip düşünüyormuş gibi yaparak.
"Hayır asla! Kendim için bir başkasına iftira atamam ben!" diyerek kendini geriye attı Seraphina. Kral ise sinirle gömleğini düzeltti.
"Peki o halde kendi başının çaresine kendin bak bakalım. Muhafızlar seni dışarıda bekliyor." dediğinde Seraphina tekrardan krala doğru dönüp irkildi. Kapıda muhafızların sert kılıçlarının sesi duyuluyordu. Onu almaya gelmişlerdi. Kral odadan çıktığı an, Seraphina'yı da yakalayacaklardı.
"Akşam yanına uğrarım. Korkma, sana hiçbir şey yapamazlar. Benim yanımda ol yeter." diyerek imalı bakışlar attıktan sonra odadan çıktı kral. Kral çıkar çıkmaz muhafızlar da odaya daldı. İki muhafız Enya ve Betty'i tutuyorlardı. Kızlar ağlamaklı haldeydiler.
"Üzgünüz düşesim. Sizi koruyamadık!" diye bağırdı Enya ama muhafız onu eliyle susturdu. Baş muhafız öne çıkarak elindeki parşömeni açıp okumaya başladı.
"Düşes Seraphina Al'Dara, Versey Krallığında uygunsuz hareketlerde bulunarak halkı ve kralı büyüleme suçundan tutuklusunuz. Sizi derhal sarayın mahkeme salonuna götürmemiz icap etti. Zorluk çıkarmamanız önerilir." dediği anda Seraphina gözleri dolu bir şekilde pes edince iki muhafız yanına gelerek onun ellerini zincire vurdular. Üzerindeki tüm takılar çıkartıldı ve saçları açıldı.
"Hadi düş önümüze!" diye bağırdı muhafızın biri silahıyla onu itekleyerek. Seraphina onun Orp Ailesinin bir adamı olabileceğini tahmin etti. Ona şimdiden bir düşes gibi değil de bir mahkummuş gibi davranıyorlardı.

Zemin katta uzun bir süre ilerledikten sonra büyük varaklı bir kapının önüne gelmişlerdi. Sarayda mahkeme salonunun olması bile şaşırtıcıyken kapılar açılmadan gösterişli giyinimli orta yaşlı, yüzü makyajla dolu bir kadın Seraphina'nın önüne geçti.
"Dur bakalım. Sen ve senin gibiler kapılardan en son girmeli." dedi koyu yeşil gözlerini kısarak. Beyazları çıkmış sarı topuz saçlarından ve yüzünün şeklinden kraliçenin annesi olduğu anlaşılıyordu. İnanılmaz benziyorlardı. Seraphina olay çıkmaması adına ona cevap vermedi. Sinirli görünen kadın bir ona bir de elindeki zincirlere baktı.
"Nihayet hak ettiğin yerdesin büyücü!" diyerek mahkeme salonundan içeri girdi. Onun peşinden de Vespera ve zar zor yürüyen kraliçe geliyordu. Hizmetliler yardım ederek kraliçeyi içeri sokarlarken Vespera da Seraphina'nın kulağına fısıldamıştı.
"Al sana o çok istediğin saray hayatı. Şimdi gerçekten bir zindana gir de gör." dediği anda geri çekilerek üzülüyormuş gibi yaptı.
"Düşes ne kadar da iyi bir insan gibi görünüyordu oysa. Belki de bizleri bile büyüleyerek kandırdı. Çok üzülüyorum. Resmen mağdur ediliyoruz!" diye bağırdı. Kraliçenin sesi hala gelmese de Vespera'ya seslendi.
"Hadi gel Vespera. Uzatmaya gerek yok."
"Peki, peki kraliçem." diyip Seraphina'ya göz kırparak mahkeme salonundan içeri girdiler. Seraphina da salona girdiğinde salonun genişliği gözünü kamaştırdı. Burası sarayın güneş almayan bir yeri olduğu için buz gibi ve karanlıktı. Üzerine hiçbir şey alamayan Seraphina tir tir titriyordu. Gelenleri incelediğinde ailesini de kapının önünde görünce utancından başını yere eğdi. Ailesi, ona yaklaşmak istese de muhafızlar Seraphina'ya yaklaşılmasına izin vermiyordu. Sadece Dimitri gelebilmişti. Seraphina ondan azar beklerken Dimitri beklenmedik bir hareket yapıp ona sarılmıştı.
"Senden her şeyi beklerdik ama bunu beklemezdik. Bizi arkamızdan vurdun, kandırdın. Şimdi ailemizle dalga geçecekler. Umarım tüm bunları düzeltebilirsin. Annemler çok üzgün." diyerek geri çekildi. Morali bozuk görünüyordu. Seraphina cevap dahi veremeden muhafızlar Dimitri'yi de uzaklaştırmışlardı. İnsanlar yerleşirken büyük kapının ardından bir muhafızın sesi duyuldu.
"Sol Versey Lordu Kastor Hook mahkeme salonuna teşrif etmiştir!" dediğinde içeriye geniş omuzlu devasa bir adam girdi. Teni o kadar esmerdi ki sadece gözleri görünüyordu. Saçları Artem'in eski saçları gibi upuzundu. Savaştan çıkmış gibi olan soğuk görüntüsünü gören herkes ondan tırsmıştı. Seraphina da ona korkulu gözlerle bakarken adam ona göz ucuyla bakıp yerine geçmişti.
"Orta Versey Lordu Shin Lee mahkeme salonuna teşrif etmiştir!" diye ardından ses gelince bu sefer içeriye buğday tenli, çekik gözlü daha sıcak görünümlü birisi girince herkesin içi ısınmıştı. Lord Lee de Lord Kastor'un hemen yanına geçince ona baktı.
"Yine neye sinirlisiniz Bay Hook?" dedi gülümseyerek.
"Sinirli değilim. Böyle saçma bir mevzu için neden bunca yol geldik merak ediyorum sadece." diyerek dişlerini sıktı. Diğer yandan da Seraphina'ya bakıyordu. Lord Lee, Lord Hook'a doğru fısıldadı. Aralarındaki boy farkından ötürü zar zor yetişebilmişti.
"Anlaşılan yine huysuzluğunuz üzerinizde. Bay Orpheline özellikle gelmemizi rica etti. Ama ne yazık ki durumu ben de anlayamadım. Neden sarayın adalet meseleleri için biz lordları çağrılsın ki? Konu savaş veya siyasi değil gibi görünüyor." dedi kafasını kaşıyarak.
"Konu Orp Ailesi ise vardır elbet bir bildikleri. Bak işte geliyor." dediği anda muhafızın tekrar sesi duyuldu.
"Sağ Versey Lordu Anton Orpheline mahkeme salonuna teşrif etmiştir!" dendiğinde Seraphina da dahil herkes ona doğru baktı. Bu kısa boylu üzerinde dini bir cübbe bulunan yaşlı adam, kraliçenin babasıydı. Seraphina'ya tıpkı bir mikropmuş gibi bakıp kimseye aldırış etmeden havalı bir şekilde yerine geçmişti.
"Baş Komutan Artem Cassian şu anda görevde olduğu için mahkeme salonuna teşrif edemeyecektir!" dendiğinde Seraphina'nın yüzü düştü. Gözü ister istemez onu arıyordu. Artem'in ise bu olaylardan haberi yoktu.
"Ve son olarak bu mahkemenin hakimi olan Versey Kralı Kral IV. Cavareth mahkeme salonuna teşrif etmiştir!" diye bağırılınca mahkeme salonundaki herkes kalkıp krala saygı duruşunda bulundu. Kral, gelenlerle selamlaştıktan sonra mahkeme salonunun en üst oturağına geçti. Seraphina'ya bakıp ağzıyla sessizce "Birini suçla!" diye heceledi. Seraphina ise ona kulak asmadı. Karşılık bulamayan kral öksürerek konuşmaya başladı.
"Hoş geldiniz değerli halkım ve saygın lordlarım. Değerli vaktinizi ayırıp geldiğiniz için teşekkür eder, bu mahkemenin açılışını yapmaktan onur duyarım." dediğinde herkes geri yerine oturdu. Seraphina'nın oturacak yeri olmadığı için ayakta beklemeye devam ediyordu. Utandığı için saçlarını önüne getirmişti. Vespera, kraliçe ve kraliçenin annesi de yan yana oturmuş onu küçümseyerek izliyorlardı. Bu sırada kral konuşmasına devam etti.
"Görünen o ki sarayımızda henüz ünvanına yeni adım atmış düşese karşı atılan birtakım iddialar var. Adil kralınız olarak hepinizi dinlemeye çalışacağım. En sonunda da kararı lordlarımız verecek ve ben de ona göre değerlendirip son noktayı koyacağım." dediğinde Vespera hız kesmeden elini kaldırdı. Kral ona konuşma hakkı verince ayağa kalktı. Elinde mendiliyle mağdur edebiyatına başlamıştı bile.
"Ben Vespera Nocturna. Sarayın ve halkın dostu olarak bilinirim. Yıllarımı bu krallığa adamış biri olarak düşese de dostluk kurmaya çalıştım. Bunca ülke gezdim ve hiçbirinde de dans eden kadınlara rastlamadım. Düşesimizin, aklı başında bir genç kız olarak bunları bilmesi gerekirdi. Bizler de şok içindeyiz." dediğinde herkes Seraphina'ya suçlarmışçasına baktı.
"Dans mı? Buna inanamıyorum. Bunlar bir bayan için ne usülsüzce hareketler? Düşes bu dans hareketleriyle ne yapmaya çalışıyor olabilir?" diye sesini yükseltti Lord Orpheline. Kral ise elini kaldırıp onu durdurdu.
"Öfkenizi anlıyorum Bay Anton fakat rica ediyorum bir başkası konuşurken konuya atlamayın. Zira bu mahkemeyi bu sefer siz değil ben yönetiyorum." dediğinde yaşlı adam öfkeyle yerine geri oturmak zorunda kaldı.
"Buna dair elinizde bir kanıt var mı Bayan Vespera? Bu krallıkta suçundan ceza almak gibi birine suç atmak da büyük bir cezaya tekabül eder." diyince bu sefer kraliçe atılmak zorunda kaldı. Zar zor ayağa kalkmıştı.
"B-Ben Kraliçe Helen Orpheline, Bayan Vespera'nın dediği bütün bu olanlara şahidim. Kanıt olarak ise ülkemizin bir sanatçısı olan Güvercin'in, Seraphina Al'Dara ile olan yakınlığını ve geçmişini sunuyorum. Ayrıca zamanında Bayan Seraphina da benden dans eğitimi için bir öğretmen bulmamı istemişti fakat ben durumun böyle olduğunu bilmediğimden şimdi ben de şaşkınlık içerisindeyim." dediğinde kral da ister istemez gerilmişti. Ne diyeceğini bilemiyordu. Seraphina ise küçüldükçe küçülmüştü. Tam bu sırada Lord Lee elini kaldırıp ayağa kalktı.
"Konudan alakasız olabilir ama Bayan Vespera'ya bir sorum olacak. Kendisi hiç Anata'ya gitti mi acaba?" diye sorunca kraliçe şaşkınlıkla oturup Vespera da tekrardan ayağa kalkmak zorunda kalmıştı. Elindeki mendiliyle burnunu siliyormuş gibi yapıp komutana yöneldi.
"Özür dilerim fakat nereden bahsettiğinizi bilmi-"
"Anata, Versey'in de çok ilerisinde olan küçük bir ülkedir. Zamanında savaş için orada bulunmuştum. Oradaki halk oldukça fakir olsa bile herkes çok mutluydu. Genç kadınlar da dahil herkes dans edip şarkı söyleyerek eğleniyordu." dediğinde Vespera sinirden cevap veremeden yerine oturdu. Yine Lord Orpheline atılmıştı.
"Lord Lee, siz hep böyle olaylara iyimser bakıyorsunuz ama burada önemli olan ülkemizin beka sorunu. Bahsettiğiniz ülkenin neden gelişemediği belli oluyor. Para yok dans var öyle mi? Bu ne büyük saçmalık. Bu kadınların dans yoluyla eşlerini kendilerine bağlamadıkları ne malum? Tıpkı sevgili kralımızın ortada hiçbir sebep ve belirti yokken düşese tutunması gibi?" dediği anda herkes hayretle hem krala hem de Seraphina'ya baktı.
"N-Ne? Ne demek istiyorsunuz Bay Orpheline?"
"Öyle değil mi ama? Biz de sizin ne zamandır akşamları saraydan gizli gizli çıkıp düşesin dans gösterilerine gittiğinizi biliyoruz. Yoksa bilmediğimiz başka şeyler de mi var Düşes Al'Dara?" diyince bütün gözler Seraphina'ya çevrildi. Seraphina cevap veremeyecek kadar kendini kötü hissediyordu. Ne dese boş gibiydi.
"Külliyen yalan bunlar! Kuru iftira! Sizler sırf kızım düşes oldu diye onu suçlayarak zarar vermek istiyorsunuz." diye haykırdı arkadan Seraphina'nın babası.
"Sen de kimsin be adam? Senin konuşma hakkın var mı ki?" diye sordu Lord Orpheline.
"Var elbet niye olmasın? Kendisi düşesin babası ve ben de annesiyim. Oğlumuz da bu ülkede görev yapan bir teğmen. Bütün bunlar konuşmamız için yeterli değil mi?" diyerek ayağa kalkıp kocasına destek oldu Seraphina'nın annesi. Seraphina onlara dönüp baktığında babasının ağladığını ve annesiyle birbirlerine sarılıp destek olmaya çalıştıklarını görünce kendini iyice kötü hissetti.
"Bu kadar yeter!" diye bir ses gürledi. Bu ses ne krala ne de kraliçenin babasına aitti. Lord Hook'un bağırtısıyla tüm mahkeme sessizliğe gömüldü.
"Böyle bir konu için bizi buralara kadar getirmenize inanamıyorum Bay Orpheline." diyince Lord Orpheline bir şey demeden yüzünü yere eğdi.
"Size de gelince düşes, dans edin etmeyin veya bunun bir büyü gibi etkisi var mıdır orasını bilmediğimden yorum yapmayacağım fakat bu tablodan görüyorum ki ailenizin hiçbir şeyden haberi yok gibi duruyor. Onlardan bu durumu gizlediniz mi? Biraz da sizi dinleyelim." dediğinde Seraphina artık kendisinin konuşması gerektiğini anlayarak sesini düzeltmişti.
"B-Ben... Şey..."
"Görüyor musunuz? Kendisi konuşamıyor bile. Bunca mahkeme yürüttüm suçluyu beş metre öteden tanırım." diye söylenen Lord Orpheline'yi, kral yine durdurdu.
"Evet gizledim..." diyince salonda şaşırma sesleri çıktı.
"İşte bu çok yanlış. Böyle ihmalkar davranarak düşüncesizlik ettiniz ve ailenizi mağdur ettiniz." dedi Lord Hook. Lord Orpheline de memnun bir halde onun omzuna vurup onay verse de Lord Hook oralık olmadı. Gözyaşlarını tutan Seraphina, ona döndü.
"Yaptığımın yanlış olduğunun farkındayım fakat hiçbir zaman niyetim insanları kandırmak veya üzmek olmadı. Ben bir büyücü değilim. Ben Seraphina Al'Dara'yım. Ailemizin temiz bir geçmişi var bunu araştırıp teyit edebilirsiniz. Yıllarca aile baskısında büyüyüp ailemi memnun etmeye çalışsam da bir türlü memnun edemedim. Zamanla bu durum beni tüketmeye başlayınca ben de kendimi memnun etmeye karar verdim ve dansa başladım." diyerek uzun bir açıklama yaptı. Herkes pür dikkat onu dinliyordu.
"Zamanla bu dansımla halkımızı da mutlu etmeye başladım. Nihayetinde hem ben hem de halkımız memnun oluyordu. Kralımızı ise daha önce hiç görmemiştim. Peki siz söyler misiniz? Daha önce görmediğim bir insanı nasıl dansımla büyüleyebilirim? Böyle bir şey mümkün müdür?" dediğinde Lord Hook düşünerek başını salladı ve Lord Orpheline de cevaplamakta tereddüt etti.
"Bence gereken cevabı aldık." diyen kral mahkemeyi bitirecek gibi görünürken Vespera atıldı.
"Ş-Şey... Düşesimizin dedikleri masum görünüyor fakat anlayamadığım şu, madem bütün bunlardan habersizdiniz o halde neden halkımız sizi kraliçe diye anıyordu? Bu açıkça kraliçemize bir baş kaldırı sayılmaz mı?"
"İşte şimdi işler dikkat çekici hal almaya başladı." dedi Lord Hook, Lord Lee'ye dönerek. Seraphina bu sefer Vespera'ya döndü. Sanki bir kez konuşmaya başladı mı içi açılmaya başlamış gibiydi.
"Bunu ben istemedim. Halkımız böyle bir lakabı bana uygun görmüşse bana ses etmek düşer mi? Zira o zamanlar ben Seraphina Al'Dara olarak buna dikkat ediyordum şimdi de düşes olarak dikkat ediyorum."
"Hiçbir şey tesadüf değildir. Bunun altı derhal araştırılmalı!" diye Lord Orpheline bağırsa da kral onu bu sefer mahkeme masasına vurarak susturdu.
"Daha fazla uzatıp konuları başka yerlere çekmeye gerek yok diye düşünüyorum. Lordlarımız yeterince yoğunken artık karar aşamasına geçsek daha iyi olur. İlk sizden başlayalım Lord Orp-"
"Bencede uzatmaya gerek yok. Kendisinin dedikleri siyasi bir figür olarak bana hiçbir zaman samimi gelmemiş ve gelmeyecektir. Düşesi suçlu ilan ediyorum!" diyerek huysuzlandı. Kral ise oflayarak kafasını salladı.
"Şaşırmamıştım zaten... Peki siz Lord Lee?" dediğinde Lord Lee ayağa kalktı. Seraphina, bu adama karşı daha pozitif bakıyordu.
"Belki biz de başka ülkeleri örnek almalıyız. Düşes henüz genç birisi ve elbet hataları da olacaktır. Ben bunun büyük bir hata olduğunu düşünmüyorum. Düşesi suçsuz ilan ediyorum!" dediğinde Seraphina'nın içi rahatlasa da durumun eşitlendiğini ve son kararın daha önemli olduğunu anladı. Gerginlikle bu korkunç suratlı adama yani Lord Hook'a baktı. Herkes onun ağzına gözünü dikmişti. Vespera ve kraliçe de heyecanla bekliyordu.
"Lord Hook ailesine ve geleneklerine bağlı biridir. Üstelik babanızla da arası iyi. Düşes net olarak kaybedecek kraliçem." diyerek hevesle kraliçenin elini tutup fısıldadı Vespera. Tam bu sırada Lord Hook da ayağa kalkmış Seraphina'ya bakıyordu.
"Yani... Dediğim gibi bu tür olaylar benim uzmanlık alanım değil ama en önemli şey ailedir. Ailesine sadık olan biri ülkesine de sadık olur." diye söze başlayınca Seraphina her şeyin bittiğini düşünerek başını yere eğdi.
"Lütfen onu suçlamayın Lord Hook! Düşesimiz hep bizi korudu. O hep yanımızda oldu. Ailesine ihanet etse bile onlar için çalışmaya hep devam etti!" diye bağırdı Enya. Peşine Betty de onu destekledi.
"Eee! Böyle olacaksa herkes konuşsun o zaman kralım. Bir mahkeme böyle mi yönetilir? Özellikle karar anında." diye bağırdı Lord Orpheline. Kral da mecburan onu onaylayarak muhafızlarına işaret yaptı.
"Muhafızlar, mahkemeyle bağlantısı olmayanları dışarı çıkartın. Karar birazdan açıklanacaktır." dediğinde Enya ve Betty de dahil birçok kişi zorla dışarı atıldı.
"Sence ne olacak Enya?"
"Bilmiyorum Betty ama biz elimizden geleni yaptık. Umarım faydası dokunur. Hadi gel biz düşesimizin dışarıda bekleyelim." diyerek yola koyuldular.

Bu sırada Komutan Hook düşünmeye devam ediyordu. Mahkeme artık iyice sessizleşmiş ve gökyüzü kararmıştı. Karar anı gelince Lord Hook tekrardan ayağa kalktı.
"Normalde kendisinin yenilikçi fikirleri benimle pek uyuşmasa da ben de Lord Lee'ye hak vermek istiyorum. Düşesin ihanetine rağmen bunca insan hala onu koruyorsa bu insanlar için ortada bir suç olmamış demektir. Umarım düşes bundan sonra attığı adımlara daha çok dikkat eder ve krallığımıza sadık olur. Ben de düşesi suçsuz ilan ediyorum!" diyince Seraphina sevinçle zıpladı. Orp Ailesi harici diğerleri de onu alkışlıyorlardı. Kral da sevinçle tokmağı masaya vurdu.
"Ben de mahkemenin hakimi ve kralınız olarak bu davayı onaylıyorum ve düşesi suçsuz ilan ediyorum! Ayrıca bundan sonra kadınların özgürce dans edebilmesine izin veriyorum!" diye mutlulukla bağırdı kral. Orp Ailesi sinirle salondan ayrılırken lordlar da kralla vedalaşıyorlardı.
"Baş Komutan Artem iyiler mi? Onunla savaşa gitmeyi özledim." dedi Lord Hook.
"Son haberlere göre iyi görünüyor. Yakında o da güzel haberlerle dönecektir elbet." diye yanıtladı kral.
"Bencede yakın zamanda bir savaşa çıkmalıyız. Ben çok farklı yeni silahlar yapıldığını öğrendim." dedi Lord Lee. Lord Hook da ona vurunca hep beraber güldüler.

Eline bağlanan zincirler çıkarıldıktan sonra Seraphina, kızarık bileklerini ovuştururken babası ona koşarak sarıldı. Aslında ailesine karşı çok mahçup hissediyordu ve yüzlerine bakamıyordu ama ailesi beklediği gibi davranmamıştı. Hepsi etrafına doluşmuştu.
"İyi misin kızım? Bileklerini kötü yapmışlar!" diyerek Seraphina'nın ellerini tuttu babası.
"Krem sürünce geçer işte. Enya hazırlasın birazdan." diyerek soğuk bir şekilde cevap verdi annesi.
"Anne... Baba... Abi... Hepinizden özür dilerim. Aslında ne zamandır size söylemek istiyordum ama bana kızarsınız diye söyleyemiyordum. Umarım bir gün beni affedebilirsiniz." dedi üzülerek.
"Salak saçma hareketler yapmaya devam etmezsen affederiz elbet." diyerek karşılık verdi annesi.
"Evet kızım. Bundan sonra daha dikkatli olman gerekiyor ama. Annen bu konuda haklı. Abin de aynı şeyi düşünüyor." diyince Seraphina, babasına bakmayı bırakıp abisine baktı. O da epey endişeli görünüyordu.
"Merak etmeyin. Artık sizi üzecek bir hareket yapmayacağım. En azından ne olursa olsun size zarar gelmemesi için uğraşacağım." diyince zar zor ailesine sarılmaya çalıştı. Ailesi de ona sarıldı. Ailesiyle biraz sohbet edip rahatladıktan sonra kutlu haberi vermek için kızların yanına döndü.

Bu sırada kral diğer lordları uğurladıktan sonra Lord Orpheline cübbesini düzelterek onun yanına geldi. İkisi de at arabasıyla yola çıkmış lordların yoluna bakıyordu. Hava iyice serinlemişti.
"Bu mahkemeyi kazandınız diye boşa ümitlenmeyin kralım." dedi homurdanarak.
"Ne demek istediğinizi anlayamadım. Bay Orpheline."
"Düşes sayesinde otoritenizi geri alabileceğinizi sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Dikkat ederseniz en başa koyduğunuz adam bile bizim adamımız, yerinizde olsam hareketlerime dikkat ederdim." dedi krala bakarak. Kral her ne kadar bu laflara çekinse de belli etmedi.
"Ben ne yapıyorsam halkımın iyiliği ve krallığımın devamlılığı için yapıyorum. Tıpkı sizler gibi..."
"O halde halkın kraliçesine gösterdiğiniz ilgiyi ve şefkati krallığın kraliçesine de gösterseniz iyi olur. Malum masum bir kraliçenin son zamanlarda böyle hasta düşmesi ve tek varis olan prensin üzgün olması düşesi daha da kötü gösterebilir." dedi ima yaparak. Bu açıkça bir tehditti ve kralın, kraliçe ile ilgilenmesi gerekiyordu.
"Merak etmeyin. Kraliçem için başka bir planım var. Onu ve prensimizi mutlu etmek için çabalıyorum. Bu konuda içiniz rahat olsun. Rica ediyorum siz de eşinizle ilgilenin. Duyduğuma göre bu aralar kendisi epey yalnız. İyi akşamlar Bay Orpheline." diyip Lord Orpheline'yi bozarak sarayına giriş yaptı.

Aslında niyetinde ilk kraliçeyle olan meselesini halletmek vardı ama bir yanı da bu mahkeme işini bahane ederek Seraphina'nın odasına gidip onu tebrik etmek olunca duyguları mantığından ağır basarak kendini Seraphina'nın odasının kapısının önünde buldu. "Kapıyı tıklatsam iyi olur. Yoksa kesin yine binbir türlü laf sayacak küçük kuş." diyerek kapıyı çaldı. İçeriden Seraphina'nın sesi duyuldu.
"Gelebilirsin Enya."
"Tak tak. Yanlış kişi düşesim." diyince Seraphina oturduğu yerden ayağa kalktı. Kralın gelmesini beklemiyordu.
"Ben de sizi akşam yemeğinde zannediyordum."
"Eh! Bizler meşgul insanlarız." diyerek Seraphina'ya yaklaştı ve saçından bir iki tutam alarak kokladı. Seraphina içinden Artem'e ihanet ettiğini düşünerek kraldan uzaklaştı. Bu durum kralın gözünden kaçmamıştı.
"Ne o? Yoksa hakimliğimi beğenmedin mi?"
"Beğenmez olur muyum kralım? Sizin sayenizde bu beladan kurtuldum. Ayrıca kadınlara özgürlük tanıdınız. Size minnettarım." diyince Cavareth bir anda ona sarıldı. Ne yapacağını şaşıran Seraphina tekrardan geri çekilmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.
"İyi o halde biraz kalalım böyle. Madem hala birlikte olmamıza izin vermiyorsun." diyerek iyice sıkı sarıldı.
"Ben de gitmene izin vermeyeceğim..." diye fısıldadı. Onun sıcak nefesini kulağında hisseden Seraphina ürpererek geri çekildi. İçinde bir şüphe oluştu.
"K-Kralım, siz neyden bahsediyorsunuz?" dedi kekeleyerek. Cavareth gülerek onun öne düşmüş saçlarını kulağının arkasına koydu.
"Eninde sonunda benim olacaksın onu demek istiyorum düşes. Senin için sürprizim daha bitmedi. Bekle ve gör." diyip gülümseyerek odadan çıktı. Seraphina ne olduğunu anlamamışken çok geçmeden odaya Enya ve Betty gelmişti. Kral da yolunu kraliçenin odasına çevirmişti. Kraliçe çoktan hazırlanmış geceliğini giymekle meşguldü.
"Uyumak için çok erken değil mi kraliçem?"
"Uyanık kalmak için bir sebebim yok." dedi kraliçe. Hala ona karşı soğuk olduğu belliydi. Kral onu alnından öptü.
"Ama size güzel bir teklifim var."
"Gerçekten mi?" diyerek umutla ona baktı.
"Hadi yarın yazlık saraya gidelim."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

437okunma 148beğeni 10yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18