TEĞMENİN AŞKI

Vaveyla Yazarı: TUANA ⋆˙⟡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: TEĞMENİN AŞKI

Dimitri aslında kışlaya gideceğim diyerek Seraphina'ya yalan söylemişti. Onun derdi ilk geldiği günden beri Vespera'ydı. Daha doğrusu onu ilk kristal baloda görmüştü ama yanında Orp Ailesi olduğu için yanaşmaya yüzü olmamıştı. Vespera gibi bir kadın tam onun ideal tipiydi. Kahvaltıda artık sarayda kalacağını öğrendiğinde midesinde kelebekler uçuşsa da bunu kimseye belli etmemeye çalışmıştı. Hatta onlar masada otururken Vespera da ona bakıp göz kırpmıştı. Ya da o öyle zannediyordu. Kışlaya yakın bir konumda olan odasına giderek aynadan üstünü başını inceledi. İnce uçlu tahta tarağını alıp saçını geriye doğru taradı.
"Hadi be oğlum, bugün de harika görünüyorsun. Sadece biraz daha cesur ol." diyerek aynadan kendine bakıp kendi kendini cesaretlendirmeye çalışıyordu. Eline soğuk suyu vurup kendine gelmek için yanaklarına hafifçe vurdu.
"İyisin, iyi. O da beğenecek eminim."
"Kimden bahsediyorsunuz teğmen?" diye odadan bir ses gelince irkilip elindeki tarağı yere düşürdü. Eğilip tarağı yerden aldıktan sonra yerine koyup üzerini düzelterek lavabodan çıktı.
"Komutan Arben? Sizi beklemiyordum efendim." dedi asker duruşunu yaparak. Komutan Arben, Artem'in yardımcısı olduğu için en az onun kadar saygı görüyordu. Dimitri ile aynı odada kalıyorlardı. Askeri kabanını yatağının kenarına koyduktan sonra anlamsızca Dimitri'ye baktı.
"Eh! Aynı odada kalıyoruz sonuçta. Hem kim neyi beğenecekmiş?" diye sorusunu yineleyince Dimitri, onun yüzüne bakamadan öksürdü.
"Kralımızdan bahsediyordum tabii ki de komutanım. Malumunuz bana bazı özel görevler verdi. Benim de ona karşılık bu sorumluluğu layığıyla yerine getirmem gerekir öyle değil mi?"
"Öyle elbet. Galiba kralımız, baş komutanımıza önemli bir konu üzerine konuşacak. Beni bile yanına çağırmadı. Ne olduğunu merak ediyorum." dedi yatağına geçerek. Çoraplarını çıkarmakla meşguldü. Dimitri'nin aklına her ne kadar bugün kardeşiyle yaşanan olay gelse de komutanla konuşmayı uzatmamak ve akşam yemeğinden önce Vespera ile gizlice konuşmayı kaçırmamak için çoktan kapıya yönelmişti.
"Bilmiyorum komutanım. Elbet zamanla öğreniriz." diyerek tam kapının kulpuna elini koymuşken Komutan Arben ona seslendi. Çoktan yatağa uzanmış olmalıydı ki sadece ayakları görünüyordu.
"Teğmen... Güzel kokuyorsun ne kullandın? Ah, neyse... Bugün ki antrenman beni o kadar çok yordu ki şimdiden dinlensem iyi olacak. Yoksa baş komutanım beni çiğ çiğ yer." der demez peşinden horlama sesi gelmeye başlamıştı bile. Dimitri derin bir soluk vererek rahatladı ve kapıyı yavaşça kapatıp Vespera'yı aramaya koyuldu.
"Kafasız herif. Bu güzel hatuna elin boş mu gidecektin? O kim bilir kaç soylu lavukla tanışmıştır. Neler neler görmüştür." diyerek eliyle kafasına vurdu. Sonra da düşünmeye başladı. "Her ne kadar gösterişli bir görüntüsü olsa da belki de ona alınan pahalı hediyelerden sıkılmıştır. Ona farklı bir şey bularak aklında kalabilirim." diye içinden geçirdi. Sonra da aklına sarayın bahçesinden çeşitli çiçekler toplamak geldi. Kimselere görünmeden hızlıca bahçeye indi ve görüp görebileceği bütün çiçekleri toplamaya başladı. Elinde buket yapabilecek miktarı geldiğinde ileride hala konuşmakta olan Artem'i ve kralı gördü. İkisi de ciddi görünüp manzarayı izliyorlardı. "Neyse hiç oraya gidip bulaşmayayım. Zaten bu halde gidemem de." diyerek çiçekleri bir lastiğe bağlayıp gizlemeye çalışarak tekrardan saraya yöneldi. Bütün işlerini erkenden bitirdiği için şanslıydı. Güneş batmak üzereydi. "Bayan Vespera'nın kaldığı odayı bilmesem de ikinci katta olduğu söyleniyordu. Elbet onun gibi önemli ve saray dostu önemli bir kadını kendilerine yakın odalardan birine yerleştirmişlerdir." diyerek ikinci kata çıktı. Tam koridordan sessizce geçiyordu ki Seraphina bir anda kapısını açınca birbirlerine şaşkınca bakakaldılar. Dimitri elindeki çiçek buketini hızlıca arkasına saklamıştı.
"Abi? Senin burada ne işin var?"
"Küçük baş belası kardeşim acaba odasından kaçmış mıdır diye bir kontrol edeyim dedim ne olacak?" diyerek böbürlendi. Bu sırada koridorun ilerisindeki bir odadan sabahleyin Vespera'nın yanında gördüğü hizmetçi olduğunu anlayınca Vespera'nın odası olduğunu anlayıp rahatladı. Seraphina da onun baktığı yöne bakmıştı.
"Neler oluyor? Yoksa Artem..." dediği anda Dimitri bir eliyle Seraphina'yı susturmaya çalıştı. Hala da diğer elindeki buketi gizliyordu. Birkaç küçük yaprak düşürdüğünü fark etmemişti.
"Sus! Sessiz ol. Düşes olsan bile baş komutanımıza adıyla hitap edemezsin. Konu hakkında da hala bir şey bilmiyorum, sen de bilme. Hem sen odana girsene, tuhaf görünümlü küçük bir kız seni arıyordu." dedi bir yalan atıp kardeşinin dikkatini geçiştirmeye çalışarak.
"Betty mi? Büyük ihtimalle akşam yemeği için kıyafet ayarlamaya gelecektir. Neyse saat yaklaşmış zaten ben bir cilt bakımı yapayım. Yani sen de artık odana dönebilirsin abi. Merak etme gördüğün gibi küçük kardeşin odasında." dedi yüzünü düşürerek. Hala aklında o konuşmanın ne olduğu vardı. Dimitri ise aklı başka yerde olduğu için kardeşini umursamadı.
"Neyse... İyi iyi aferin sana. Neyse ben gideyim. Hadi sen de çabuk gir içeri."
"Tamam ya..." diyerek kapıyı kapattı Seraphina. Abisi sanki zorla onu içeri tıkmış gibiydi.
"Bu işte bir iş var. Yoksa abim Artem hakkında benim bilmediğim bir şey mi öğrendi?" diye düşündü. Tekrar abisini görürse onu daha büyük azarlayacağını bildiği için kapıyı açıp onu takip etmeye çekinse de içinden bir ses onu izle diyordu.
"Şu koskoca odada öyle içim daraldı ki... Hiçbir şey öğrenemiyorum. Enya'nın dersi uzun sürdü Betty de hala gelemedi. Abim de bir şey saklıyor ama ne olduğunu anlayamadım. Hep mantığıma güvenirim çünkü hislerim beni hep ele veriyor ama bu sefer gerçekten merak ettim ve bakacağım!" diyerek büyük bir kararlılıkla kapıyı açtığında abisine dair hiçbir şey göremedi. Sadece kararmak üzere olan geniş bir koridor ve yere dökülmüş birkaç çiçek yaprağı vardı. Eğilip yaprakları eline aldı.
"Çok tuhaf, bu sarayın içinde kolay kolay çiçek olmuyor. Bunlar nereden geldi ki? Abimden desem abim çiçeklerden hiç hoşlanmaz. Neyse artık..." diyerek tekrardan odasına girdi.

Bu sırada Vespera ve Olga adındaki hizmetçisi hala odayı düzenlemekle meşgullerdi. Bu eski avangart odada ahşap işlemeli büyük bir yatak, eski tarz tuvaller ve kadife kumaştan yapılmış perdeler bulunuyordu. Odanın havası o kadar boğucuydu ki yatağın bile dört köşesini saran kırmızı kadifeli perdesi vardı. Dimitri her ne kadar kapıyı tıklatsa da eşyaların kalabalıklığından ne Olga ne de Vespera onu fark etmişti. Olga, çantadan çıkardığı kaba görünümlü kabarık elbiseleri tek tek dolaba yerleştirirken Vespera da onun başına dikelmiş emir yağdırıyordu.
"Dikkat et Olga. O elbisenin bu ülkenin en önemli terzisinin diktiği bir elbise olduğunu biliyorsun. Bu terzi o kadar değerli ki sadece kraliyet üyelerine kıyafet dikiyormuş. Hatta düşes de dahil..." diyerek dişlerini sıktı. Olga da tereddütle elbiseyi düzeltip askısına astı.
"Elbette efendim. Merak etmeyin elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum."
"Elinden geleni değil kendinin en iyisini yapmalısın. O elbiselerden birine bir şey olursa senden bilirim." dediği anda arkasını döndüğünde onu şaşkınlıkla izleyen Dimitri'yi fark edince önce ürperse de sonra şakacıktan gülümsemeye çalıştı.
"Aaa! Siz sanırsam Teğmen Dominik olmalısınız. Kusura bakmayın sizi fark etmedim." dedi ona yönelerek. Dimitri ise heyecandan ne diyeceğini unutmuştu. Sonradan aklı başına gelince kendini düzeltmeye koyuldu.
"Dimitri, Bayan Vespera... Teğmen Dimitri." diyerek onu düzeltti. İster istemez modu düşmüştü. Vespera ise onu umursamıyor gibi görünüyordu. Yine ahşaptan olan büyük bir aynaya sahip güzellik aynasından kendine bakıp saçını taramakla meşguldü. Olga ise hala işine devam ediyordu.
"Neyse ne işte, önemli olan isimden çok karakterdir öyle değil mi? Ya da statü yerine karakter miydi? Doğrusu neydi unuttum." dedi yine yalandan kahkaha atarak. O gülünce Dimitri de mecbur gülmek zorunda kaldı.
"İnanın ben de doğrusunu unuttum. Dış görünüş yerine karakter olması gerekiyor galiba." dedi. Sessizlik olunca Dimitri'nin de hala eliyle çiçekleri gizlediğinden kolu ağrımaya başlamıştı. Bir süre sonra Vespera bu boş bakışmalardan sıkılmıştı.
"Eee! Sizi buraya hangi rüzgar attı? Eminim sadece hoş geldin demek için gelmemişsinizdir. Zaten bu faslı kahvaltıda geçtik diye hatırlıyorum." dedi yatağına oturarak. Oturuşu bile yatağa davet ediyor gibi bir hali vardı. Dimitri her ne kadar onunla açık açık konuşmak istese de hem çekiniyor hem de hizmetçisi odada olduğu için utanıyordu. Gözü hizmetçinin düzenlemekte olduğu dolaba kayınca Vespera bunun önemli bir konu olduğunu anlayıp hizmetçisini odadan çıkardı. Kadın odadan apar topar çıkınca Dimitri de rahatlayıp uyuşmuş olan kolunu indirdi. Vespera çiçekleri görünce ilk başta şaşırsa da sonra normale döndü.
"Sakın bana hizmetçime aşık olduğunuzu söylemeyin." dedi tek kaşını kaldırarak. Dimitri hızlıca ona doğru geldi.
"Hayır asla! Çünkü ben..."
"Çünkü hizmetçim bu çiçekleri görse kesin size hasta olur ama gördüğünüz gibi o olgun yaşlı birisi. Bu tür hediyeleri ancak onun gibi insanlar beğenir zaten. Ha sevdiyseniz orası ayrı ama nasıl bu kadar hızlı sevebildiniz anlayamadım. Onu daha önce görmüş müydünüz?" diyerek lafları tekte sıraladı. Bütün bu cümleler Dimitri'nin kalbine ok gibi saplandı. Ne diyeceğini bilemedi.
"Hayır aslında ben... Ona değil yani..." diye devam etmek istese de Vespera hızlıca yanından geçip tekrardan güzellik aynasına yöneldi. Geçerken koyu renkli uzun saçlarını Dimitri'ye doğru savurunca üzerindeki yoğun ama etkileyici koku Dimitri'nin burnuna sindi. Arkasına dönüp hayranlıkla ona baktığında Vespera'nın elinde kırmızı renkli kadife bir mücevher kutusunu açtığını gördü.
"Kralımdan bana bu odayı vermesini istedim. Eski kraliçe burada kalıyormuş. Sevgili akrabam Helen, hayaletlere inandığı için bu odaya geçmekten vazgeçince bu oda senelerce boş kaldı ama benim bu odaya karşı hep bir sevgim vardı." dedi bir anda. Kutunun içindeki ortasında yakut olan elmas kaplamalı kolye seti ışıl ışıl parlıyordu. Diğer yandan da Dimitri'nin elindeki çiçeklere bakıyordu.
"Bunu zamanında bana bir arkadaşım hediye etmişti. Oldukça yakın bir arkadaş... Bu odaya da böyle bir mücevher uyardı zaten." diye ekledi. Dimitri onun ne anlatmak istediğini anlamayınca başını kaşıdı.
"Kusura bakmazsanız eğer anlayamadım." diyince Vespera kutuyu kapatıp ona bakarak gülmeye başladı. Dimitri de istemsizce gülümsedi.
"Beni anlamanızı beklemiyordum zaten. Biz farklı dünyaların insanlarıyız. Bu yüzden de beni anlamanıza gerek yok." diyerek çantasından çıkardığı kırmızı ruju sürmeye başladı. Dimitri'nin morali bozulmuş olmalıydı ki omuzları yere düştü.
"Başka söyleyecek bir şeyiniz yoksa eğer önemli bir işim olduğu için erkenden hazırlanmam gerek." diye ekledi Vespera. Dimitri de başını sallayarak onayladı.
"Rahatsızlık verdiysem kusura bakmayın Bayan Vespera. Sizinle tanıştığıma memnun oldum."
"Ben de öyle. Kim bilir belki ileride komutan veya baş komutan olduğunuzda sizinle daha farklı şekilde tanışırız. Tabii Artem varken baş komutan olmak biraz sıkıntılı görünüyor." diyip tekrardan şaka yapmaya çalışsa da Dimitri bu sefer gülemedi.
"O halde akşam yemeğinde görüşmek üzere..." diyerek hızlıca odadan çıktı. Vespera ise istifini bozmadan dışarıda beklemekte olan hizmetçisine seslendi.
"Olga! Hadi çabuk şu kıyafetleri yerleştirmeyi bitir. Zorlanıyorsan eğer diğer hizmetçimi de çağırayım demiştim sana."
"Hayır efendim ben hallederim. Sadece bu dolap sizin kıyafetlerinizi tartmayacak gibi görünüyor. İsterseniz başka bir oda-" der demez Vespera ona kötü kötü bakınca anında ağzını kapattı.
"Asla! Bu oda tam bana göre. Gerekirse git odaya fazladan dolap getirt. Buradaki işleri sana bırakıyorum. Benim halletmem gereken şeyler var." diyerek Güvercin'le olacak olan buluşma için kendine kıyafet ayarlamaya başladı. Bu sırada aklına Dimitri ile az önceki konuşması geldi. Aslında Dimitri'nin ona olan ilgisinin gayet farkındaydı ama erkeklere artık o kadar doymuştu ki etkilenmiyordı bile. O sadece ona verilen ilgiyi ve gösterişli hediyeleri seviyordu. "Senin gibi orta sınıf bir aileye sahip düşük kademeli bir asker bozuntusuna bakar mıyım ben? Üstelik sen Seraphina Al'Dara'nın abisiyken..." diye düşünerek tekrardan hazırlanmaya yöneldi.

Reddedilmenin verdiği hüzünle Dimitri kendini sarayın balkonlarından birinde buldu. Akşamın getirdiği rüzgar esintisi yüzüne sert sert çarpıyordu. Elinde olduğunu sonradan hatırladığı çiçekleri ise bir hışımla balkondan aşağı fırlattı.
"Aptal Dimitri! Sen Seraphina'dan daha aptalsın. En azından kardeşine kral bakıyor, sana bu halde kim bakar?" diye kendine kızdı. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu ama istemeden de olsa gözünden birkaç damla yaş düşmüştü. Balkonun kalın taşlarına ellerini vurarak etrafa bakmaya devam etti. Sonra bir anda deli gibi gülmeye başladı. Gözünden yaşlar akıyordu.
"Ah! Doğru ya, hizmetçi Olga bakarmış. Fena kadın değil aslında." diye kendi kendine şaka yaparak modunu düzeltmeye çalışsa da işe yaramıyordu.
"Burada ne yapıyorsunuz teğmen?" diye sert bir ses duydu. Dimitri içinden "Bugün de herkese yakalanma günüm herhalde." diye sinirle arkasına döndüğünde karşısında Artem'i görünce korkudan sinirini söndürmek zorunda kaldı.
"B-Baş komutanım... Hiçbir şey yapmıyorum. Sadece kardeşime bakmaya gelmiştim. Başka hiçbir şey yok." diye kekeledi. Artem'in yüzüne bakan biri onun ne düşündüğünü kolay kolay anlayamasa da canının sıkkın olduğunu Dimitri hisseder gibi olmuştu. Utanmasa ve korkmasa oturur Artem'le dertleşmek bile isterdi şu anda. Artem ise duygusuzca başını sallayıp onu anlıyormuş gibi yaptı. Sarayın rüzgarı onun kumral saçlarını bile dağıtmıştı. Saçını düzelttikten sonra Dimitri'ye döndü.
"Anladım... O halde iyi akşamlar." diyerek bir şey olmamışçasına arkasına dönüp kapıya doğru yöneldi. Dimitri tam rahatlamışken, Artem keskin gözleriyle ona son kez baktı. Bakışı bile insana ürperti veriyor gibiydi.
"Yine de yerinizde olsam kardeşinizi bu kadar küçümsemezdim. En azından kendine değer veriyor olmalı ki etrafındaki herkes onu seviyor." diyerek içeri girdi. Dimitri'nin bu lafa karşılık ağzı açık kalmıştı. Artem ise çoktan ortadan kaybolmuştu.
"B-Bu şimdi tehdit miydi yoksa nasihat mı?" diye kekeleyip devam etti. Güneşin batışı o kadar hızlıydı ki karanlık tüm yurdu sarınca Dimitri de üşüyüp içeri girdi. Duvarda asılı duran siyah renkli eski saate baktığında akşam yemeğine yarım saat kaldığını gördü. Tekrardan aklına Artem'in son sözü geldi. "Herkes mi? Seraphina'yı seviyorlar mı?" diye düşünerek kardeşi için dediklerine pişman oldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

579okunma 191beğeni 21yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18