KARA GÜL

Vaveyla Yazarı: TUANA ⋆˙⟡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: KARA GÜL

Vespera Nocturna…
Vespera Nocturna, krala bağlılığı ve siyasi başarılarıyla ünlü Orp Ailesinin bir kolu olan Nocturna Ailesine mensuptur. Kraliçe Helen Orpheline ile uzaktan kuzen olan Vespera, çocukluğunu Helen ile beraber geçirmiştir. Aile üyeleri o henüz erken yaştayken öldüğü için Orp Ailesi onu da tıpkı Artem’de olduğu gibi himayesi altına almıştır. Tabii, Orp Ailesinin onu alma nedeni sadece acıdıkları için değildi. Orp Ailesi için aile bağından çok, güç önemliydi ve zekasına güvenip yönetebilecekleri birilerini arıyorlardı. Helen’in fazla hassas ve zayıf olduğunu bildikleri için onun yerine başka birini bile düşünecek kadar acımasız bir örgüt gibilerdi. Vespera ise bu tanıma çok uygundu. Çok akıllı ve kurnazdı. Beline kadar uzanan siyah düz saçlarıyla, geyik gibi büyük kahverengi gözlerine uyum sağlayan esmer teni ve dolgun hatlarıyla erkekler tarafından bir hayli asil karşılanırdı. Her ne kadar Kral IV. Cavareth ile yakın arkadaş gibi görünseler de aralarında gizli bir çekim olduğunu düşünürlerdi. Yine de kraliçeden ötürü ses çıkaramazlardı. Kraliçe Helen Orpheline bu krallığın beyaz gülü ise Vespera Nocturna kara gülü olarak görülürdü. Şeytan tüyüyle saraydakilere de kendini sevdirdiği için bu durum bazen kraliçenin hoşuna gitmezdi. Vespera’nın eğitimi için uzaklara gitmesiyle beraber rahat ettiğini sansa da artık Vespera dönmüş ve onların daha da yakınında olmuştu. Yine de kimse ona kin besleyemiyordu. Kendini sevdiren ve istediğini yaptıran bir yapısı vardı. Aynı izlenimi Seraphina’nın üzerinde de kurmaya çalışacaktı.

Seraphina onu görünce dikkatle gözlerini kıstı. Vespera, Prens Alaric’in yerini alarak kraliçenin yanına geçmişti. Prensle ise Leydi Marta ilgileniyordu.
“Merhaba, sizinle tanışmak benim için bir onurdur düşes. Yeni göreviniz hayırlı olsun.”
“Benim için de öyle ve teşekkür ederim Bayan Vespera...” dedi Seraphina başını eğerek. Abisi Dimitri ise Vespera'ya ağzı sulanmış gibi bakıyordu. Seraphina onu dürtünce kendine gelmişti.
“Geçenlerde kraliçemden duyduğuma göre kristal balodaki misafirlerimize verilen pastaları düşesimiz yapmış. Doğru mu bu duyduklarım?”
“Evet Bayan Vespera. Fakat hepsini tek başıma yapmadım. Enya var, Betty var, Leydi Hilda var…” dediğinde aklına Artem de geldi ve ona doğru baktı. Artem de ona bakıyordu. Çaktırmadan kahvaltısını yapmaya devam etti. Seraphina ise yemeğine bakıp gülümsedi. Kimse bir şey anlamamıştı. Kral onu alkışladı.
“Görüyor musunuz kraliçem, düşes ona verilen görevi layığıyla yerine getirerek yüzümüzü kara çıkarmadı. Düzgün bir tebriği hak etmeli.” dediğinde kraliçe zoraki olarak gülümsedi.
“Evet iyi bir iş çıkardınız düşes. Tebrik ederim.”
“Teşekkür ederim kraliçem.”
“Her ne kadar diyette olsam da pastanın görüntüsüne dayanamayıp ben de tadına baktım. Cidden çok lezzetliydi. Emeğinize sağlık düşes.” dedi Vespera.
“Sizin diyete ihtiyacınız mı varmış Bayan Vespera. Güldürmeyin beni!” diyen kral onunla şakalaştı. Vespera da kızararak eliyle yüzünü kapattı ve kıkırdadı. Onların böyle samimi konuşması kraliçenin hoşuna gitmese de bir şey diyemiyordu. Seraphina ve Artem de bu yakınlığı fark etmişti. Vespera kibar bir şekilde ekmeğinin üzerine bal sürerken konuştu.
“Bence düşes bu emeğine karşılık bir ödülü hak ediyor. Değil mi kralım?”
“Yine çok haklısınız Bayan Vespera. Evet sevgili düşesim dile benden ne dilersen. Mücevher mi, elbiseler mi yoksa çiftlik mi?” dediğinde hepsi merakla Seraphina’ya baktı. Dimitri’nin gözleri ışıldıyordu. Seraphina ise içinden “Bu manyaklarla dolu saraydan gitmeyi dilerim tabii ama bu sefer de ailem beni vurur.” dedi. Sonra da aklına bir anda bir fikir geldi.
“Siz bana ve aileme her şeyi veriyorsunuz zaten kralım. Bu yüzden benim fazladan isteyeceğim bir şey yok. Ama bir konuda yardımınızı isteyebilirim.” dediğinde kral merakla tek kaşını kaldırdı. Ondan böyle bir şey beklemiyordu.
“Dinliyorum.”
“Leydi Hilda ve onun yaşlarında olan tüm hizmetlilerin sizin kararınız sayesinde emekli olduğunu duydum. Onların artık zorlandığını fark ettim. Bu durum saray işleri için de zaman kaybına yol açıyor olabilir. Bu yüzden belli bir yaşı geçen hizmetlilerin artık emekli olması ve yerine genç dinamik kişilerin gelmesi taraftarındayım. Böylece maddi durumu olmayanlar için de yeni bir kapı açılmış olur. Tabii son karar yine size ait.” dediğinde Dimitri hayal kırıklığına uğramışken diğerleri de ciddiyetle onları dinliyordu. Kral yeni çıkan sakalını kaşıdı. Sonra da kahkahayı bastı.
“Görüyor musunuz kraliçem ve Bayan Vespera? Düşesim şimdiden görevini hakkıyla yerine getirmeye başlamış. Kendini düşünmek yerine başkalarını düşünür olmuş. Kraliçem bu saraydaki hizmetliler sizin gözetiminizden geçiyor. Nasıl buna dikkat etmezsiniz?” dediğinde Vespera az önceki neşesini kaybetti kraliçe ise olduğu yerde irkildi.
“Kralım ben de biliyordum sarayımızda yaşı olgun hizmetçilerimizin olduğunu fakat o insanlar sarayımıza uzun yıllar hizmet etmiş insanlar. Onların sadakatini ne olduğu belirsiz gençlere mi teslim edeceğiz?”
“Kraliçem sözünüzü kesmek istemem ama bu saraya yeni alınmış gençleri de gördüm. Mesela Betty'nin yaşı ne kadar küçük olsa da canla başla çalışıyor. Böyle bir kaygınız varsa gençleri saraya girmeden önce ön denemeye sokabiliriz. Hem saraydaki eski çalışanlar da buraya küçük yaşlarda getirilmiş insanlar.” dediğinde kral sanki o ikisinin arasındaki çarpışmayı izleyerek zevk alıyor gibi görünüyordu.
“Ön deneme mi? Bu çok mantıklı. Siz ne düşünüyorsunuz Baş Komutan Artem?” dediğinde Artem herkesin yüzüne yavaş yavaş ama dikkatle baktı. Analiz ediyor gibiydi. En son Seraphina'nın yüzüne baktığında onun bu konuda ne kadar hevesli olduğunu gördü. Aklına zamanında Orp Ailesi için çalışmış yaşlı annesi ve teyzesi geldi.
“Yerinde bir karar kralım.” dediğinde kral sevinçle tekrardan Seraphina’yı alkışladı.
“Ben de aynen öyle olduğunu düşünüyorum Artem. Seninle de teyit etmiş oldum. Bunun üzerinde çalışacağım.” dediğinde Vespera bir anda gülerek atıldı.
“Kralım bana fikrimi sormayacak mısınız? Ben de onaylıyordum aslında...” diyip dikkatleri üzerine çekmeye çalışsa da kral onu umursamadı.
“Sizinle hemen hemen her fikrimiz uyuşuyor zaten Bayan Vespera. Bu yüzden de sormaya gerek duymadım. Ama yine de fikrinizi belirttiğiniz için teşekkürler.” diyip mutlulukla yemeğine daldı. Anlaşılan Vespera girdiği her ortamda ilgi odağı olmak istiyordu. Kralın bu söylemi onu fena bozsa da göstermedi. O da yemeğe daldı.
“Bu arada Düşes Seraphina Al’Dara, böyle fikirleriniz olduğu müddetçe çalışma odamın kapıları her daim açık olacaktır. Sarayda yeni bir nefese ihtiyaç var.” diyerek ona göz kırptı. Seraphina sadece başıyla onaylamak durumunda kaldı. Yine de bu işi hallettiği için seviniyordu.
“O halde ben de bu iyiliğinizi ve dünki başarınızı tebrik etmek amaçlı genç hizmetçi Betty’i sizin yanınıza atayacağım. Böylece dedikleriniz mantıklı mı, değil mi görmüş oluruz.” diyerek ekledi kraliçe. Her ne kadar alttan alttan laf vurmak istese de Seraphina sevinçten ne yapacağını şaşırdı.
“Cidden mi? Çok sevinirim kraliçem. Çok teşekkür ederim.” dedi. Dimitri'nin ise sinirden gözü seğiriyordu. Seraphina’nın istediği şey onun ve ailesinin işine gelmemişti. Konuşma bitince zoraki bir şekilde gülerek son cümleyi söyledi.
“Herkesin böyle anlaştığını görmek ne güzel.”
“Değil mi Teğmen Dimitri? Kraliçem, prensim, arkadaşlarım, hizmetçilerim ve düşesim ile Bayan Vespera burada. Uzun süredir boş olan sarayım şimdi dolmak üzere. İşte benim mutlu hayatım.” dediğinde herkes belli belirsiz hayatının keyfini çıkaran krala baktı. Sanki tüm dünya onun etrafında dönüyor gibiydi.

Kahvaltı bittikten ve herkes dağıldıktan sonra kral, Seraphina’yı çalışma odasına çağırdı. Artem’i de yanında istedi. Diğerleri meraklı gözlerle onların gidişini izledi. Kral çalışma odasına girdiğinde büyük sandalyesine oturdu ve çekmecesini karıştırmaya başladı. Artem de kralın ne yaptığını izliyordu. Neden onu çağırdığını anlamamıştı. Seraphina da yandaki koltuğa oturmuş sessizce bekliyordu. Kral “İşte buldum!” diye sevinerek beyaz bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinden pembe incili bir kolye çıktı. İnciler kocaman görünüyordu.
“Bu hediyeyi aslında daha önceden hazırlatmıştım ama demek ki şimdi vermem gerekiyormuş. Yaptıklarınızdan ötürü bu hediyeyi kabul etmenizi istiyorum.” dediğinde Seraphina hediyeyi ilk başta kabul etmeyip Artem’le göz göze gelse de kralın zoruyla kabul etmek zorunda kaldı. Kral mutlulukla ayağa kalkıp Seraphina’nın beyaz ince gerdanına kolyeyi taktı ve Seraphina’yı omzundan öptü. Seraphina ne olduğunu şaşırarak irkildi. Tüyleri diken diken olmuştu. Utancından kaskatı kesilerek Artem'e bakamadı. Artem ise gizlice yumruğunu sıktı. Kral, Artem’e bakıp nispet yapar gibi gülümsedi.
“Eee! Baş Komutan Artem, kolyeyi nasıl buldunuz?”
“Ben pek anlamam kralım.” diyordu ama sesinde bir kızgınlık olduğu anlaşılıyordu. Kral yine kahkahayı patlattı.
“Evet sen pek anlamazsın. Bu kolye ülkemizden uzak bir kıyı kasabasında yoğun emek işçiliğiyle üretildi. Pembe inci bulunması en nadir olan incidir. Zamanla sen de hayatına bir kadın aldığında bunları öğreneceksin.”
“Ben sadece vatanına bağlı bir askerim, kralım. Başka bir şeyle işim olamaz. Olmamalı da...” dediğinde Seraphina'nın ister istemez yüzü düşmüştü. Kral ise inatla devam ediyordu.
“Çok güzel. İşte senin bu işine olan sadakatini seviyorum. Peki Düşes Al’Dara hediyenizi beğendiniz mi?” diyerek bu sefer Seraphina’ya yöneldi.
“E-Evet kralım. Fakat ne gerek vardı anlayamadım.”
“Her ne kadar diğerleri sindiremese de siz benim ikinci eşimsiniz. Siz de şımartılmayı hak ediyorsunuz. Hem merak etmeyin, doğru zaman geldiğinde size harika bir düğün de yapacağım.” dediğinde Seraphina hızla ayağa kalktı ve krala baktı. Bacakları titriyordu. Neyseki elbisesi uzun ve bol olduğu için belli olmuyordu.
“Ama sizin zaten kraliçeniz ve oğlunuz var!”
“Alçakgönüllü olmayı artık bırak Seraphina. Gün gelecek devran sana dönecek. Bunu sana söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama kraliçem artık çocuk sahibi olamıyor. Halkım en sonunda varis gelmediği için isyan çıkartabilir. Doğru zaman geldiğinde ise düğünümüzü gerçekleştireceğim ve bana bir varis vermek zorunda kalacaksın.” diyip sırıttı. Seraphina ona bir yumruk geçirmek istese de yapamıyordu. Artem de nedenini anlamadığı bir şekilde bir anda atıldı ve Seraphina’nın yanına doğru belirdi.
“Kralım önce düşes ünvanı sonra hediye şimdi ise bu, biraz fazla düşesin üzerine gitmiyor musunuz?” dediğinde kral o iğrenç kahkahayı yine patlattı.
“Doğru söylüyorsun Artem. Senden bana böyle bir karşı çıkma beklemezdim ama açıklayayım madem. Sevgili Seraphina bunları yavaş yavaş sindirmeli elbet. Ama ikiniz de bilmelisiniz ki bu durum kaçınılmaz bir gerçek. Ben bir kral olarak krallığımın geleceğini düşünmek zorundayım.” dediğinde Seraphina gözleri dolmuş bir şekilde hızlıca reverans yaparak odadan çıktı.

Odasına gidip yatağa uzanarak ağlamaya bağladı. Enya ve yeni gelmiş Betty ise ne olduğunu bilmediği için sadece teselli vermeye çalışıyorlardı. Seraphina üzüntüden derse gitmemişti. Bu saraya hapsolduğunu anlamıştı. Artık dışarı bile çıkamazdı. Kraliçe gibi sarayda oturup varis yetiştirmeye mahkumdu. “Üstelik o iğrenç adamdan!” diye iç geçirdi. Seraphina’nın derse gitmediği hızlıca kraliçenin kulağına gelince kalkıp Seraphina’nın odasına gitti. Onun ağladığını gördüğünde istemsizce bir acıma duygusu oldu ve herkesi dışarı çıkartıp Seraphina ile baş başa kaldı.
“Neden ağlıyorsunuz düşes?” diye sordu ve usulca sandalyeye oturdu. Kabarık elbisesi biraz havaya kalkıyordu. Ellerini bacaklarının üstüne koymuş kibar bir haldeydi. Sonra içinden ailesinin ona zamanında dediği söz geldi. "Acıma, acınacak duruma düşersin."

Seraphina yaşadığı durumu kraliçeyle paylaşıp paylaşmamak arasında kaldı. Ailesi ona açık açık kraliçe ve onun ailesinden uzak durması gerektiğini söylüyordu ama belki de kraliçe, onun bu saraydan kurtulması için bir çıkış kapısıydı. Yine de kararsızlıktan ne yapacağını bilemeyip gözyaşlarını sildi ve ayağa kalkıp kraliçeye reverans yaptı. Dağılmış saçlarını düzelttiğinde kraliçe onun incili kolyesini gördü ve bir anda ayağa kalkıp kaşlarını çattı.
“Siz nasıl olur da…” diyip Seraphina’nın üzerine yürüdü. Tam ona bağıracakken bir anda kendini tuttu. Seraphina, kraliçenin neden sinirlendiğini anlamadı.
“Nasıl olur da derslerinizi ihmal edersiniz? Siz bir düşessiniz. Görevlerinizi dikkate almanız gerekiyor. Üstelik ilk günlerden bizleri rezil ediyorsunuz!”
“Kraliçem kendimi biraz kötü hissediyordum. Neden bu kadar kızdığınızı anlayamadım.”
“Hasta mısınız? Bir yeriniz mi ağrıyor?”
“Hayır...” dedi. Yalan söylemekte kötüydü. Söylese bile belli olurdu. Üstelik kraliçeye yalan söylemek istemiyordu.
“O halde çabucak derslerinize dönün. Eğitiminizi aksatamazsınız.”
“Kusura bakmayın. Hemen gidiyorum.” diyen Seraphina üzerini düzeltip kitaplarını alarak hızlıca odadan çıktı. Kraliçe ise onun neden ağladığını merak ediyordu.

O da odasına gitti. Odasında çay içen ve onu bekleyen Vespera’yı buldu.
“Vespera? Senin burada olduğunu bilmiyordum. Umarım çok beklememişsindir.” dediğinde Vespera kısaca reverans yapıp yerine oturdu.
“Hiç sorun değil kraliçem. Ben de zaten yeni gelmiştim. Küçük prensi belki odanızda bulurum diye düşündüm.” diyip odayı inceledi. Amacının prensi görmek olmadığı belliydi. Kralın ve kraliçenin özelini merak etmekteydi. Kraliçe ise anlamadığı için iyimser yaklaştı.
“Prensim derse gitti. Yarım saat önce gelseydiniz belki bir ihtimal görebilirdiniz.”
“Olsun ben de sizi görmüş oldum.” diyerek gülümsedi ve göz kırptı. Her ne kadar sohbet etseler de kraliçenin düşünceli hali Vespera’nın dikkatini çekti. Onun için her bilgi önemliydi ve Orp Ailesine iletmesi gerekiyordu. Orp Ailesi, kraliçeye pek güvenemediği için Vespera'yı da görevlendirmekten çekinmemişlerdi.
“Kraliçem niye bu kadar dalgınsınız? Yoksa yine hasta mı oldunuz?” diye sordu endişeyle. Kraliçe Helen, Vespera’ya güvenip güvenmemek arasında gidip geliyordu. Bir yandan gözüne çocukluğunda Vespera ile ne kadar yakın olduğu ve birbirlerini nasıl korudukları diğer yandan da kralla olan dostluğu geliyordu. Vespera gözünü dikerek kraliçenin hal ve tavırlarını inceledi. “Helen’i tanıyorsam kralla arası hep limoniydi ama bu sefer ki durum farklı görünüyor. Seraphina hakkında olabilir. Anlaşılan bu kız, Cavareth'in üzerinde bir başka etki bırakmış. Helen fazla duygusal ve kırılgandır. Bana güvenemediği belli. Konuyu ben açacağım gibi görünüyor.” dedi içinden ve elindeki çay fincanını sehpanın üzerine koyarak sesini ciddileştirdi.
“Bir tahminde bulunayım. Yeni gelen düşes canınızı sıkacak bir harekette mi bulundu?” dediğinde kraliçe ona baktı. Vespera bu bakışın anlamını biliyordu. Artık daha fazla ileri gidebileceğini anlamıştı.
“Söyleyin bana hemen ona cezasını vereyim. Biricik kuzenimi üzmek nedir görsün gününü. Siz hiç o güzel kalbinizi yormayın.”
“Gerek yok Vespera gerçekten!” dediğinde kraliçe bir anlık söylememesi gereken bir şeyi söylemiş gibi duraksayıp parmaklarını ağzına getirdi. Vespera içinden güldü. Planı işe yaramıştı.
“Ben zaten sadece sizin dediğinizi yaparım kraliçem bunu biliyorsunuz. Çocukken de hep size arka çıkardım hatırladınız mı?”
“Evet doğru, çıkardın…” diyip daha fazla konuşmamak için çayını yudumladı. Ama Vespera geri adım atmamakta kararlıydı. Meraktan içi içini yiyordu.
“En azından bana ne olduğunu söyleyin. Belki ben de içinizi rahatlatacak bir iki cümle söylerim.” dedi. Yumuşak konuşmaya çalışıyordu. Kraliçe daha fazla dayanamadı.
“Az önce Seraphina’nın odasındaydım. Hizmetçiler onun dersine katılmadığını söylediler.”
“Aaa! Bu ne büyük ahlaksızlık! Üstelik sarayda o kadar iyi eğitmenimiz var. Ne sorumsuz bir düşes bu ama. Üstelik daha geleli kaç gün olmuş, şimdiden kaytarıyor mu?”
“Evet malum onun eğitiminden de ben sorumlu olduğum için nedenini öğrenmek adına odasına gittim. Belki hastadır diye düşündüm ama bir de baktım ağlıyormuş.”
“Neden ağlıyormuş ki?” diye sordu. Sohbet iyice merak alan bir hal aldı.
“Bilmiyorum.” diye ardından cevap gelince Vespera’nın heyecanı kırıldı.
“Kraliçem nedenini neden öğrenmediniz ki? Belki bir yeri ağrıdığı için naz yapıyordur. Yaşı daha genç. Ailesinden de yeni uzaklaştı.”
“Pek zannetmiyorum. Hasta olduğunu söylemedi. Ama gözüme bir şey ilişti…”
“Nedir o?” diye merakla eğildi Vespera. Ne öğrenirse kârdır diye düşünüyordu. Kraliçe onun hırsla bakan büyük gözlerine baktı.
“Boynunda pembe incili bir kolye vardı…” dediğinde başını yere eğdi. Vespera bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini anlayarak ayağa kalktı ve kraliçenin etrafında gezinmeye başladı. Kraliçe ise içten içe anlattığı için kendini rahatsız hissetmişti. Ama zamanı geri alamazdı.
“Gördünüz mü kraliçem? Bu kız melek yüzlü bir şeytan! Kralımızın aklını çelerek küçük cilveler ve nazlar yaparak böyle gösterişli hediyeler alıyor ve de derslerini ve görevlerini ihmal ediyor. Bu kız çok tehlikeli!”
“Belki kolyeyi kendisi almıştır veya ailesi hediye etmiştir. Olamaz mı yani?”
“Kraliçem lütfen pembe rüyanızdan çıkın. Ben o kadar ülke gezmiş biri olarak çok soylu aileler ve kraliyet üyeleri hariç pembe incili kolye takan hiç görmedim. Ben bile takmadım.” dediğinde içten içe Seraphina’ya kıskançlığını kustu. Kraliçe ise onun gazına geliyor gibiydi.
“Haklısın Vespera. Üstelik sabahleyin boynunda yoktu. Sonra kralımız onu ve Artem’i odasına çağırdı. Belki de o an verdi.” dediğinde Vespera onu destekledi.
“Bakın işte sizin de gözünüz açılmaya başladı. Zaten o gün de bu kızı kristal baloda gördüğümde de içim ısınmamıştı.”
“Neden? Ters bir hareketini mi gördün?”
“Yani, bilirsiniz benim hislerim kuvvetlidir. Daha yeni tanışsak da hislerime güveniyorum. Bu kızın kesinlikle bir şeyler sakladığı ve planı olduğu kesin.”
“O gün soylu kadınlarla otururken ben de duydum. Güvercin isimli biri varmış. Onun hakkında bilgisi olabilir diye düşündüm. Leydi Marta’ya, onu bulup ondan bilgi almasını istedim.” dediğinde ayağa kalktı ve camları açtı. Nedense içi daralmıştı.
“Hmm! Güvercin demek. Bence en iyisi onu saraya getirtelim kraliçem."
Vespera bunu dediğinde kendinden baya emin görünüyordu. Ama bu fikir Kraliçe Helen’i korkuttu. Hızlıca Vespera’ya döndü.
“Ama bu nasıl olur? Resmi işler haricinde biz kadınların saraya birilerini davet etmesi yasak. Bunu az çok biliyorsundur Vespera.”
“Biliyorum elbette. Sadece doğru bir planla her şeyin üstesinden gelebiliriz.”
“Peki ya kralımız ne olacak?”
“Siz bu işi bana bırakın kraliçem.”
“P-Pekâlâ. Sana güveniyorum.” dediğinde Vespera zafer kazanmış gibi gülümsedi. Kraliçenin odasından çıkarken yolunun üzerinde Leydi Marta ile karşılaştı.
“Leydi Marta uzun zaman oldu!” dediğinde Leydi Marta onu görür görmez hemen saygıyla eğildi.
“Evet gerçekten de uzun zaman oldu Bayan Vespera. Umarım iyisinizdir.”
“İyiyim gördüğün gibi. Bakıyorum sen de her zamanki gibi işine titizlikle bağlısın. Nereye gidiyorsun bakalım?”
“Prens Alaric’in dersi bitmek üzere onu bekleyecektim. Siz de gelmek ister misiniz?”
“Bir dahaki sefere artık.” dedi ve yaklaşarak Leydi Marta’nın kulağına fısıldadı.
“Aldığım habere göre kraliçemizin hastalığı kötüleşmeye başlamış. Bazen unutkanlık ve fazla saflık yapıyormuş. Bu doğru mu?”
“Ş-Şey efendim. Bunların böyle ulu orta konuşulmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Üstelik prensimiz beni bekler. Geç kalmamam gerek.” dedi gerilerek. Bir yandan da Vespera'nın bu gizli bilgiyi nasıl öğrendiğini anlamaya çalışıyordu. Vespera geri çekildi. Yine de sesi kısık ve temkinliydi. Neyseki yolda başka birisi yoktu.
“Küçük prensin dersi henüz bitmedi. Üstelik benim burada seninle konuşma amacım tamamiyle farklı.” dediğinde Leydi Marta başını yere eğdi. Dinlemek istemese de dinlemekzorunda olduğunu biliyordu. Vespera iki kolunu birbirine bağladı.
“Sizi dinliyorum Bayan Vespera...”
“Kraliçemize ne kadar bağlı olduğunu biliyorum ama vaziyet böyleyken şu anda düşüncemiz daha çok Orp Ailesinin ve krallığın geleceği olmalıdır. Bu yüzden senden bana hizmet etmeni isterim.” dedi açık ve net bir şekilde. Leydi Marta şaşırdı. Gözlerini kocaman açtı.
“Ama…”
“Aması maması yok Leydi Marta. Sen her zamanki gibi kraliçemizle ilgilenmeye devam edeceksin zaten. Sadece etrafta Seraphina Al’Dara’ya ait ne duyduysan veya gördüysen kraliçeye değil bizzat bana getireceksin. Zaten kraliçemiz hassas bir dönemde. Bu meselelerle sağlığını iyice tehlikeye atmayalım. Sen bana bırak.”
“T-Tamam efendim.” dedi. Her ne kadar istemese de. Yine de her şey Orp Ailesi ve krallık içindi. Aynı zamanda kraliçesinin artık daha fazla üzülmesini istemiyordu.
“Aferin. Şimdi bana Güvercin’i bulup getiriceksin. Ben saraydan içeri nasıl sokacağımı biliyorum. Sen sadece saraya getirdiğinde bana haber ver yeter.”
“Ama bu çok tehlikeli bir görev Bayan Vespera, hatta kraliçemiz de-”
“Ne diyorsam onu yap. Hadi şimdi küçük prense git seni beklemesin.” diyerek oradan ayrıldı. Kendini zor durumda hisseden Leydi Marta kapana kısıldığının farkındaydı.

Onların bu konuşmayı yaptığı sırada Seraphina dersten çıkmış bahçede turlayıp hava alıyordu. Betty ve Enya da onun peşinden geliyordu. Bilerek seslerini çıkarmıyorlardı. Çimenlik alanda tek başına gezmek istediğini söylediğinde onu biraz yalnız bırakmaya karar vermişlerdi. O ise güzel havada kafasını dağıtırken büyük bir ağacın altında prensi ve Artem’i farketti. Koşarak yanlarına gitti. Artem, küçük çocuğa bir kitap gösteriyordu.
“Bunlar da iki elle kullanılabilen kılıçlar. Savaşta çok yararlı olabiliyor. Nasıl buldunuz prensim?”
“Beğenmedim.” dedi küçük çocuk. Son kelimeyi nazlanarak uzattı. Artem güldü.
“Siz de hiçbir silahı beğenmiyorsunuz ama.”
“Savaşmak zorunda mıyız Artem?” dediğinde Artem duraksadı. Seraphina sessizce onları izliyordu. Artem, prensle konuşmaya daldığı için onu fark etmemişti.
“Yeri geldi mi hakkını ve halkını savunmak için evet.” dedi soğuk bir şekilde. Gözlerinde kıvılcımlar belirmiş gibiydi.
“O halde babam niye hiç savaşa gitmiyor?” dediğinde Artem cevap vermedi. O cevap vermeyince Seraphina bir anda ortaya çıkıp onları şakayla korkuttu ve cevapladı.
“Baban da savaşıyor ya prensim.” dedi. Küçük çocuk onu görünce sevinçle ayağa kalktı.
“Öyle mi? Kimlerle savaşıyor peki?” diyerek heyecanla ellerini çırptı.
“O da burada bizimle savaşıyor tabii. Bak bizimle savaşmasa biz burada olur muyduk? Pek sanmıyorum.” dedi gülerek. Prens onun ne demek istediğini anlamamıştı. İyi bir şey dediğini zannederek “Aslan babam!” diye etrafta koşturmaya başlayınca Seraphina ve Artem küçük çocuğun bu haline gülmüşlerdi. Seraphina da aralarında mesafe olacak şekilde Artem’in yanına oturmuştu. Artem’in güldüğünü, daha doğrusu gülemediğini ilk defa görüyordu. Farkında olmadan Artem’i izlerken buluyordu kendini. Artem onun bakışlarını fark edince göz göze gelmişlerdi.
“Bir şey mi oldu düşes?”
“H-Hiç. Sadece ilk defa böyle güldüğünü görüyorum. Normalde put gibi durursun.”
“Öyle göründüğümü bilmiyordum.” dedi yine kısaca. Uçan kuşları izliyordu.
“Prens benim için mutluluk kaynağı gibidir.” dedi tekrardan konuşarak. Seraphina ondan böyle bir açıklama beklemiyordu. Artem istemsizce yumuşamıştı.
“Sahi mi? Ben de aslında aynı şeyi düşünüyordum. Prens Alaric çok tatlı, saf ve masum. Bu saraydaki en iyi şey olabilir.” dedi. Sonra da eliyle kitabı işaret etti.
“Neden küçük bir çocuğa böyle acımasız şeyleri gösteriyorsun? Psikolojisi bozulabilir.”
“Hayatın acımasız gerçekleriyle öğrenmesi gerekiyor.” dedi sert bir şekilde.
“Hiç değilse bunların yanında güzel şeyleri de öğretin. Mesela kağıttan kuş yapmak gibi.”
“Doğru. Kuşları kullanarak top attırabilir mesela. Fena fikir değilmiş.” dedi. Şaka yapmaya çalıştığı belliydi. Seraphina bu soğuk şakaya gülmedi. Kitabın bir sayfasını koparttı.
“Ne yapıyorsunuz? Bu kitap saraya ait.”
“Hala saraya ait zaten. Sadece ana kitaptan ayrıldı. Hadi bana ve Prens Alaric’e kağıttan kuş yapmayı öğret.” dedi kağıdı göstererek.
“Kuş mu? Artem kuş mu yapacak? Ben de isterim!” diyerek heyecanla koşturan çocuk yanlarına geldi. Artem puflayarak kâğıdı eline aldı ve anlatarak yapmaya başladı. Kuş tamamlandığında ilk prense uzattı. Prens sevinçle kuşu alıp etrafta koşturmaya devam etti.
“Ben de deneyeceğim!” dedi Seraphina ve kitaptan bir sayfa daha koparttı. Artem’in kitabın kopan sayfasından dolayı içi gitmişti. Açıkçası bu kitap ona aitti ve sevdiği kitaplardan birisiydi. Yine de bir şey demedi. Seraphina yarım yamalak kağıttan şekli çıkartmaya çalışıyor ama bir hayli zorlanıyordu. En sonunda dayanamayan Artem elini uzattığında yanlışlıkla eli Seraphina'nın elinin üstüne geldi. İkisi de birbirine baktı. İçlerinde bir kıvılcım yanmıştı. Sonrasında Seraphina öksürerek elini geri çekti ve Artem’e yarım yamalak gülümsedi.
“Şey ben yapamıyorum da benimkini sen yapar mısın?”
“T-Tabii.” dedi. Bu soğuk ve acımasız adam ilk defa kekelemişti. Üstelik ondan daha güçsüz ve savunmasız bir kadının karşısında. Ağzının içinden dilini ısırdı. Kağıdı bitirdiğinde Seraphina'nın eline vermek yerine önüne doğru koydu.
“Bitti.” dedi tekrardan o sessiz haline bürünerek.
“Teşekkür ederim. Bunu saklayacağım. Belki ben de bir gün güzel bir kuş yapar senin balkonuna atarım.” dedi.
“Siz bilirsiniz.” dediğinde aralarında kısa süreli bir sessizlik oluştu. Aslında çok şey konuşmak istiyor ama konuşamıyorlar gibiydi. Artem, Seraphina’nın ağlamaktan gözlerinin altının şiştiğini fark etmişti. Yine de ona halini hatırını soramıyordu. Kralın bugün ki yaptığı harekete çok sinirlense de elinden bir şey gelmiyordu. Seraphina ise onu daha çok tanımak istiyordu. Ama saraydaki konumu nedeniyle rahat edemiyordu. Sessizlik prensin bağırtısıyla bozuldu. Küçük çocuk birilerine doğru koşturuyordu.
“Baba! Baba! Sen mi geldin? Bak Artem bana ne yaptı?” dedi ve hem elindekini hem de Artem ve Seraphina’yı gösterdi. Kral tam sevinecekken ikisini yan yana görünce yüzünün rengi döndü. Yanında da Dimitri vardı. O da şaşkınlıkla onları izliyordu. Artem ve Seraphina da hızlıca ayağa kalkıp yanlış bir şey yapıp yakalanmış gibi birbirlerinden uzaklaştılar. Kral, oğlunu kucağına alarak Dimitri ile onların yanına geldi.
“Düşesim? Baş Komutan Artem? Sizi burada böyle yan yana görmek epey şaşırtıcı.”
“Ben prensimizi ve Bay Artem’i şansa gördüm, selam vermek istemiştim.” diye atıldı Seraphina. Yine de abisinin gözü önünde krala cevap vermeye çekiniyordu. Kraldan çok abisinden ve ailesinden korkuyordu. Çünkü abisi her şeyi ispiyonlayan bir yapıya sahipti.
“Anladım. Yine de şaşırdım doğrusu. Her neyse… Düşesim hava biraz serin. Üstelik yorgun görünüyorsun. Sen en iyisi odana geç. Teğmen Dimitri, kardeşinize eşlik edebilirsiniz.” dedi. Bu sırada Leydi Marta da koşturarak oraya doğru geliyordu.
“Leydi Marta nihayet buradasınız. Anlaşılan prensim sizi bekleyip durmuş.” dediğinde Leydi Marta özür dileyip reverans yaptı. O da hızlıca prensi alıp götürdü. Dimitri de Seraphina’yı omzundan tutup götürürken Seraphina’nın gözü arkada kaldı. En son sadece kralın, Artem’e "Baş komutan, seninle bir konuşalım.” dediğini duymuştu. Dimitri, Seraphina’yı götürürken durdurdu. Çok sinirliydi.
“Sen ne yaptığını sanıyorsun? Ben seni daha geçen gün uyarmıştım. İlle de başına adam mı tutmam gerekiyor?”
“Abi rica ediyorum olayları büyütme. Ben bir şey yapmıyorum. Yanlış anladın.”
“Sen bir şey yapmadığını sanıyor olabilirsin, benim de büyüttüğümü düşünüyor olabilirsin ama insanlar aynı şeyi düşünmeyecek Seraphina. Artık çocuk değilsin. Sürekli seni gözetlemek zorunda mıyım ben?”
“Gözetlemene gerek yok abi. Bana güven yeter. Başımı belaya sokacak bir şey yapmam.”
“Umarım… Neyse artık odana dön. Benim kışlaya gitmem gerekiyor. Bir ton işim var." dedi. Son sözünde sesi biraz daha yumuşak gelmişti. Endişelendiği artık daha net hissediliyordu. Haklılık payı da vardı. Seraphina bir yandan kendi derdini bir yandan da Artem’i düşünerek odasına döndü. İkisinin ne hakkında konuşacaklarını düşünürken içi içini yiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

551okunma 197beğeni 21yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18