Koku kitap kapağı

9. bölüm / 14

Koku

9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sadece Tugva

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 9. Bölüm

"Emin misin, Saru?" diye sordu Derin. Ben de bilmiyordum, emin miydim? Ama yaptırmazsam da kafayı yemek üzereydim.

1 haftadır kesintisiz olarak rüya görüyordum ya da biz buna kabus da diyebiliriz çünkü gördüğüm tek şey karanlıktı. Karanlıkta yürüyüp duruyordum ama nereye yürüdüğümü, nasıl yürüdüğümü ama en önemlisi de nereye varmak istediğimi bilmiyordum. Sadece karanlık vardı ve ben yürüyordum.

Bu rüya beni etkilemeye başladığı içinde Derin'in kliniğine gelmiş ve beni hipnotize edecek birini bulmasını istemiştim. Ya da kendi de bilinç altıma girebiliyorsa girmesini söylemiştim. Yoksa başka türlü kurtulamayacaktım bu durumdan.

"Derin ben artık uyuyamıyorum. Bu da mı kazadan kalma bir şey, yoksa başka bir şey mi öğrenmem lazım."

Sıkıntıyla nefesini bıraktı. Eğer bana yardım etmezse, bana yardım edecek başka psikologlara ya da psikiyatrilere danışacaktım.

"Seninle yeniden birlikte çalışamam, etik olmaz ama senin için araştırır, bulduğumda haber veririm olur mu?"

Zora ki gülümsememle kafamı sallayarak ona sarıldım. Derin olmasaydı hâlâ gergin olurdum herhalde. Onunla konuşmak beni rahatlatmıştı.

Akalp'in çağrısıyla Derin'le vedalaşarak klinikten çıktım. Babam, Akalp'siz yapamaz olmuştu. En son ki olay yüzünden Akalp'e ve Eralp'e karşı ayrı sevgi ve saygı duyuyordu. Evet, Eralp'le de tanışmış ve onu da sevmişti. Ve bana kalırsa, Eralp'i daha çok sevmişti çünkü babamı çok fazla güldürüyordu ve benim babam öyle çok güleç bir adam değildi.

Sadece Akalp'i görünce şaşırmıştım. Eralp'in de geleceğini sanıyordum halbuki. Babam ve mangal tam ikisinin işiydi çünkü.

"İyi misin? Bugün biraz daha yorgun duruyorsun?" diye sordu Akalp, bana doğru bir adım atarken. Ona ve herkese karşı oynadığım role bürünerek yalan ama içten olacak şekilde gülümseyerek, "Yorgun mu? Yok ya değilim. Aksine Derin'le konuşmak çok iyi geldi. Bu arada keşke sen gelmeseydin ben taksiyle geçerdim." dedim ses tonumu sabit tutmaya çalışarak.

Arabamın bakımları geldiği için servise bırakmıştım. Bu yüzden arabasız kalmış ve her yere taksiyle gider olmuştum.

"Aa, lütfen ama! Biricik müstakbel karımı nasıl taksiyle yollarım ben?" dedi gülerken. Eralp bu konu da o kadar çok dalga geçmişti ki bize de bulaştırmıştı. Biz de yeri geldiğinde bu konu da birbirimizle dalga geçiyorduk.

"Saru!" Derin'in seslenmesiyle beraber otomatik olarak arkamı döndüm. Gülümseyerek, "Yarın ki programını iptal et. Benimlesin." dedi. Derin'e kaş göz yaptığım için üstü kapalı konuşmuştu. Akalp'le olan oyunumuzu bilmiyordu ona söylesem şimdi bi' ton konuşacaktı ve ben şu anda bunu kaldıramazdım.

"Beni evimden alırsın o zaman."

"Enişte kızmasın?" dedi gülerek. Evet, Derin, Akalp'i arkadaşım yerine sevgilim olarak biliyordu çünkü Berk ve Tarık, Derin'in kliniğine gelebilir ve ağzını yoklama ihtimali vardı. Bunu göz önünde bulundurarak Derin'e de yalan söyleme mecburiyetinde kalmıştım.

Gülerek, "Hadi görüşürüz." dedim ve arabaya bindim. Akalp de arabaya bindiğinde aracı çalıştırıp yola çıktık.

"Bu kim?" diye sordu Akalp. Güneşliğin aynasına bakarak rujumu yenilerken, "Derin." dedim. Dudaklarımı birbirine bastırıp hareket ettirdim. "Derin erkek miydi?" diye sordu bu kez. İstemsizce gülerken güneşliği kapatıp Akalp'e baktım.

"Gördüğün üzere erkek. Bi' problem mi var, çakma sevgilim?" gözlerini devirdi. "Ne gibi bi' problem olsun, Saru. Bu zamana kadar gördüğüm ve karşılaştığım Derin'ler hep kadındı. Ondan." dedi umursamazca. Omuzlarımı silktim.

Yani aslında başta ben de olmak üzere babamlar bile Derin'i ilk başta kadın zannetmiştik ama erkekti yani. Anası babası Derin adını koymuşlardı adamcağız da bu saatten sonra değiştirse ne değişecekti sanki? Hiçbir şey.

Sessiz geçen yolculuğumuzun ardından çiftliğe varmıştık. Artık gerekmedikçe fiziksel temas da bulunmuyorduk. Bence doğrusu da buydu. Sonuçta bu oyun 3 veya 4 hafta sonra bitecekti bu yüzden fazla göze sokmak istemiyordum. Babam hâlâ Berk'e ve Tarık'a öfkeliydi. Artık Berk şirketin hissesini önemsemiyordu çünkü bu saatten sonra alamazdı.

Babamla sarıldıktan sonra geri çekildim. Akalp'e de sıkıca sarılıp, "İznin bitiyor, ha." dedi. Akalp ve Eralp ile o kadar çok zaman geçirmek istiyordu ki böyle bir yalan söylemek zorunda kalmıştım. Başka çare bırakmamıştı bana.

Belki sırf sadece 'damadı' olacağı için böyle samimi davranmıyor olabilirdi, kardeşim dediği adamın çocuklarıydı sonuçta yıllar sonra ilk kez karşılaşmışlardı ve karşılaşmalarına vesile olan da bendim.

Şimdiden yalan düşünmeye başlamıştım bile. Hangi yalanla ayrılırsam babam sorgulamazdı diye düşünüp hesap yapıyordum. Aldatmayı katamazdım işin içine, en başta Aziz amcaya haksızlık olurdu bu yüzden en baştan elemiştim bunu.

İşinden kaynaklı az görüştüğümüzü söylesem? Aslında mantıklı bir fikirdi. Gidince kaç sene gittiği belli değildi. En sonda ki operasyonu için 2 buçuk 3 yıl kadar Trabzon'da yaşamak zorunda kalmıştı mesela. Aynen bu yalanı gönül rahatlığıyla söyleyebilirdim. Ben de, Akalp de bu saçma oyundan bu şekilde kurtulmuş olurduk. Hem Akalp'e de hiçbir yük bindirmemiş olur, "kendi bencilliğim" yüzünden ayrıldığımız göz önüne çıkar herkes rahatlardı.

"Ne düşünüyorsun kızım?" diye sordu babam, mangalın ateşini yakarken. Sana ne yalan söyleceğimi düşünüyordum, baba. "Akalp'in bugün son günü ya, ona içerleniyorum." dedim buruk bir tebessümle.

Babam gülerek Akalp'in omzuna dokundu. "Ee ne derler bilirsiniz; seven bekler. Siz de bir süre böyle küçük ayrılıklar yaşayacaksınız ki ilişkinizin değerini öyle anlayacaksınız." babamdan yine ilişki öğüdü de aldığıma göre uzaklaşmam gerektiğini anlayarak etleri onlara bıraktım.

Telefonumu elime aldığımda Derin'den mesaj geldiğini görür görmez hemen tıkladım.

Gönderen: Derin

En geç sabah 06.30'da yola çıkmamız gerekiyor. Uygun mu?

Gönderilen: Derin

Uygun. Yine haberleşiriz.

Serpil masayı kurarken ona yardım etme kararı aldım. Mutfağa girdiğimde kimsenin olmadığını fark ettim. Bunca şeyi kendi mi yapmıştı? Gerçi mangal varsa, alkol de vardı ve babam meze konusunda oldukça seçici bir adamdı bu yüzden kendi hazırlamış olabilirdi.

Bir şey demeden hazır olan tabakları alarak bahçede ki masaya götürmeye başladım. Masayı kısa süre de kurduktan sonra beyler de mangalı bitirmiş, dumanı üzerinde pişmiş etlerle gelmişlerdi. Onlar mangal başında içmeye başlamıştı bile.

"Şaka maka bir yana kızımın asla evleneceğini düşünmüyordum." dedi babam. Gülerek yerime oturdum. Ben hâlâ düşünmüyorum sevgili babacım.

Alkol alıp almamak arasında kalsam da sonunda ortama eşlik etmek adına ben de içmeye başladım. O karanlığa geri dönmemek için kaç gündür uyumuyordum ama umarım bu gece de uyanık kalmayı başarabilirdim. Başaramasam bile ya kabus sayesinde ya da alkol yüzünden erken kalkardım. Ne zaman alkol alsam saat kaçta yatarsam yatayım hep sabahın ilk ışıklarında uyanırdım.

Yemeklerimiz ve mezelerimiz bittiğinde hâlâ alkolümüz vardı. Herkesin yüzünde gülümseme vardı. Alkolü fazla kaçırdığımdan mı yoksa kaç gündür uyumadığım için mi, bilmiyorum aşırı uykum gelmişti.

Dirseğimi masaya yaslayıp çenemi de avucumun içinde koydum. Yüzümde salak bir sırıtışla masada dönen sohbeti yakalamaya çalışıyordum.

"Oğlum, kızım diye demiyorum kendisi çok inatçıdır. Kazadan önce müziğe merak saldı, kazadan sonra da tutturdu bir parfümdür diye hızını da alamadık." dediğinde kaşlarını çatarak bana baktı. "Sen yıllarca bu kokuyu aramıyor muydun? Bulduğunu söylemiştin, ama hiç bahsetmedin. Nasıl buldun?"

Sırıtaşım büyürken Akalp'in koluna sarılarak, "Bunca zaman aradığımı sevgili kocam da buldum." yanağını uzunca öpüp kafamı omzuna yatırdım. "Aradığım kokuyu Akalp sayesinde buldum. Akalp'in parfümü, aradığım kokuyla aynı."

Mayıştığım için söylediklerim anlaşılmış mıydı bilmiyordum ama şu anda Akalp'in kokusunu duymak beni rahatlatmıştı. Göz kapaklarım ağırlaşırken havalandığımı hissettim.

Gözlerimi zar zor açtığımda Akalp'in çenesiyle karşılaşmıştım. "Uyumak istemiyorum!" diye kızdım. Akalp hâlâ gülümsüyordu. "Odamın nerede olduğunu bilmiyorsun ki! Ben de söylemeyeceğim." kelimelerim anlaşılsa da net çıkmıyordu.

Kafamı omzuna yatırıp nereye gittiğini izlemeye başladım. Merdivenlerden çıkmış, koridordan ilerliyorduk. Sanki yerini biliyor gibi emin adımlarla yürüyordu. Kafamı omzundan kaldırarak, "Sen benim odamı biliyor musun?" dedim. Güldü. "Annen tarif etti ya biraz önce." dedi.

Kaşlarım havalanırken dudaklarımı birbirine bastırıp kafamı salladım.

Odama girdiğimizde beni yatağa oturttup önümde diz çöktü. "Eveeeet!" diye bağırdım uzatarak. Şaşkınlıkla bana bakıp sonra kendisine bakarken kahkaha atmaya başladı. Ayakkabılarımı da çıkardığında beni yatağa yatırmıştı.

Bir şey söylemeden odadan çıkacağı sırada, "Akalp," dedim. Bana dönse de konuşmadı. Kenara kayıp yanımı işaret ettim. "Uyumama yardım eder misin?" bir müddet cevap vermeyip olduğu yerde kaldıktan sonra yanıma gelip oturdu. Ayakkabısını çıkarıp bacaklarını da uzattığında dizlerine yattım.

"Uyuyamadığını biliyorum, ama neden?" diye sordu. Dirseğimin üzerinde kalkarken şaşkınlıkla ona bakıyordum. "Biliyor muydun?" kafasını evet anlamında salladı. İç çekerek ben de doğrulup kafamı göğsüne yaslandım.

"Hep aynı şeyi görüyorum; karanlıkta yürüyorum. Görmeden, bilmeden, nereye varacağımı bilmeden hep yürüyorum. Bu yüzden uyumak istemiyorum."

"Saçını seveyim mi?"

Tekrardan yüzüne bakmak için kafamı kaldırdım. Onu hem görüyordum hem de göremiyordum. Tekrardan dizine yatıp elini tutarak saçlarıma götürdüm. Parmakları saçlarımın arasında dolanırken daha fazla mayışarak gözlerim kapanmaya başladı.

Gözlerimi açtığımda bir evinde uyandığımı fark ettim. Etrafa bakarken yanımda uzanan sevgilimi gördüm. Gitmemiş miydi? Beni yanına alamayacağı söylemişti ama burada benimle uyuyordu... Demek ki beni bırakmamıştı. Benimle beraber uzun bir uykuya yatmış olmalıydı.

Ona doğru dönerek yüzünü izlemeye başladım. Beni bırakıp gideceğini söylediğinde çok korkmuştum. O kadar çok korkmuştum ki... Onu unutmaktan, sevmemekten, vazgeçmekten, beni unutmasından... Ama beni unutmamıştı, sevgilim. Şu anda benim yanımda uyuyordu.

Elimi biraz korkakça yanağını dokundurdum. Uyanmadı. Yavaş hareketlerle yanağını okşamaya başladım. Kokusu bile hâlâ aynıydı. Belki korkmuştu. Eğer kokusunu değiştirirse onu tanıyamayacağımı düşündüğü için hâlâ aynı kokuyu kullanıyor olabilirdi.

Dudaklarında bir tebessüm oluştu. Uyumuyordu! Beni kandırmıştı! Gözleri aralandığında, etrafta ki soluk renkler canlanmaya başladı. Kaybolmaya yüz tutmuş renkler kendilerini karanlığa bırakırken, gözlerini açmasıyla bütün renkleri kurtarmıştı. O, sadece benim değil, burada ki her şeyin kahramanıydı. O olmasaydı, burası da olmazdı.

"Beni buldun." dedi gülümseyerek. "Yürüdüğün karanlık yol seni bana getirdi."

Gözyaşlarım bir bir akarken gülümseyerek yüzüne bakıyordum. Karanlık olduğu için yürümekten korktuğum yol, beni sevgilime ulaştırmıştı. Sevgilim, karanlığın sonunda ki bir ışık gibi parıl parıldı. Eğer yolun sonunda sevgilime kavuşacağımı bilseydim yürümek yerine her şeyi göze alarak koşardım. Belki düşerdim, belki bir yere çarpar canımı yakardım ama onun yanında olurdum. Onunla 1 saniye de olsa fazla zaman geçirirdim.

"Ağlama."

"Seni çok özledim."

Onu çok özlemiştim. Onu ne zamandır bekliyordum bilmiyorum ama sonunda onu bulmuş ve kavuşmuştum.

"Saru!"

"Efendim, sevgilim?"

"Saru!"

Bu kez ses bütün her yerde yankılanmıştı. Renkler yeniden solmaya başladığında korkuyla sevgilime baktım. Silikleşiyordu. Kayboluyordu. Ağlamam hızlandı.

"Gitme! Yeniden bırakma!"

Gözlerimi bi' hışımla açarken nefessiz kaldığımı fark ettim. Ciğerlerim yanarken elimi boğazıma götürdüm. Bana sarılan kollarla irkilerek kafamı çevirdim. Akalp bana sarılıp saçımı seviyordu.

Beraber mi uyumuştuk? Hem de çiftlik evde? Babam varken? Babam öldürürdü Akalp'i.

Akalp yüzümü silerken ağladığımı fark ettim. Kaç zamandır ağlamadığım için şu an bulduğum fırsatla içimde tuttuğum her şeye ağlamaya başladım.

"Sakin ol... Bak, ben yanındayım geçti."

Ona sıkıca sarılıp ağlamaya devam ettim. Başka hiçbir şey söylemedi. Susup bana sarılmaya devam etti. Saç diplerinde parmaklarını hissettiğimde yutkundum. Saçımda ki elini tutup belime koydum. Saçlarımı en son babam sevmişti başkasının elini değsin istemiyordum.

Kaç dakika bu şekilde kaldık bilmesem de sonunda rahatlamış ve ondan ayrılmıştım. Yüzümü ellerini arasına alıp yeniden gözlerimi siliyordu.

"Çok mu kötüydü?" diye sordu. Anlamsızca yüzüne baktım. Kötü olan neydi? Neyden bahsettiğini anlamayarak yüzüne bakındım. Acaba gece bir şey mi olmuştu? Gözlerim büyürken, "Seninle aramda bir şey olmadı değil mi?" dedim hızlıca. Hiçbir mimik hareketlenmedi yüzüme sadece öylece baktı.

"Saru, beni biraz da olsa tanımadın mı gerçekten?" kırılmış gibi konuşmuştu. Yutkundum. Ama kötü olan şeyi bilmiyordum ki! Neden bahsediyordu o zaman?

Sıkıntıyla alt dudağımı yemeye başladım. Bir şey demeden yanımdan kalkarken, ona çok fazla ayıp ettiğimi anlayarak koşarak önüne geçtim. Koridor karanlıktı. Demek ki daha gece saatlerindeydik. Birkaç adım atsa da ben de attığı yöne doğru adımlar atarak onu engelledim. İki elimle elini tutup tekrardan odama götürmeyi başarmıştım. Bu kez yatağa geçmektense camın yanına yürümüştü.

Annesinden veya babasından azar yiyen bir çocuk nasıl yere, ayaklarına bakarsa ben de bu şekilde bir müddet bakmaya başladım.

Akalp'e güvenebilirdim. Korktuğum zaman unuttuğumu bilirse bana olan kırgınlığı geçerdi. Küçük adımlarla yanına gittiğimde bana bakmaktansa camdan dışarı bakmaya devam ediyordu.

"Unutuyorum." dedim. Gözleri sonunda bana kayarken sessizliğine devam etti. "Neden gözlerimde hiç korkuya rastlamadın söyleyeyim mi? Ben korkarsam unutuyorum. Ya birkaç saatim kayboluyor aklımdan ya da tüm günüm... Seni kırdığım için özür dilerim."

Şaşkınlıkla yüzüme bakmaya devam etti. Kısa bir anlığına yeniden sarıldım.

"Korkacağın bir durum yaşanmadı ama? Çok içip sarhoş olduğun için unutmayasın?" ses tonu garipti. Sanki inanmıyormuş gibi. Ondan ayrılıp camı açarak odaya temiz hava girmesini sağladım.

"İlk kez alkol almıyorum, Akalp. Ya da ilk kez sarhoş da olmadım. Bir şeyden korkmuş olmalıyım ki her şeyi unutmuşum. Aklımda kalan en son şey, senin beni Derin'in kliniğinden alman. Başka bir şey yok."

Derin demişken Derin'e yazmam lazımdı. İstediğim gibi, birini bulmuş muydu merak ediyordum. Akalp sessizliğine devam ederken ben de onu burada bırakıp telefonumu aramaya başladım.

"Gerçekten son hatırladığın an, o an mı?" diye sordu. Telefonumu bulduğumda yatağımda bağdaş kurup ona baktım.

"Derin'le bir konuda konuştuk. Sonra sen beni çaldırdın ve ben aşağı indim. Hepsi bu." telefonuma geri döndüğümde kapandığını gördüm. Sıkıntıyla nefesimi bıraktım. Telefonun açılmasını beklerken Akalp karşıma oturmuştu.

Çenemi tutup başımı hafifçe kaldırdığında gözlerimiz buluşmuştu. Hâlâ inanmıyordu. Çenemde ki elini ittim.

"İnanması güç bi durum ama seni inandıracak da değilim, Akalp."

"Ne dün akşam ne de gece senin korkacağın tek bir an olmadı. Aramızda da bir şey yaşanmadı... Kabus! Sen uykunda ağlıyordun. Çok derin uykudaydın ki ilk birkaç dakika uyandıramadım seni. Kabus da etkiler mi?"

Kaşlarım kendiliğinden çatılırken ifadesizce yüzüne bakmaya devam ettim çünkü bunun cevabını ben de bilmiyorum. Ama rüyamda gördüğüm karanlık yol bile bu denli korkutmamışken ne görmüş olmalıyım? Bu gördüğüm şey korkumu tetiklemiş olabilirdi ama ne?

Telefonum çalmaya başladığında bakışlarım kucağımda ki telefona kaydı. Derin arıyordu. Kaşlarımı çattım. Neden bu saatte arıyordu ki beni?

"Efendim Derin?"

"Kızım, neredesin sen?! Seni uyandırmak için evine erken geld-" bir anda ses gitmişti. Ekrana baktığımda arama devam ediyordu. Kulağıma yeniden yaklaştırdım telefonu. "Sen unutmuşsun. Neredesin?" dedi, ses tonu normale dönmüştü. Saat 05.45 ti neden bu saatte evime gelmişti ki?

"Babamın çiftlik evindeyim." dediğimde sıkıntıyla nefesini bıraktı. "Sevgilin yanında mı?" gözlerim Akalp'i bulurken kafamı salladım. Sonra göremediğini hatırlayınca, "Evet." dedim. "Tamam, sevgilinle şimdi yola çıksan anca yetişirsin. Ben de buradan yola çıkacağım. Atacağım konuma gelin ve sakın geç kalmayın! Olga canıma okur."

Telefon kapanırken ekrana bakakaldım bir süre. "Derin beni bu saatte neden almaya geldi?" diye sordum Akalp'e. Belki biliyor olabilirdi. Bildirim gelince ekrana baktım. Konum atmıştı.

"Benim buraya gitmem gerekiyor da beni bırakabilir misin? Geç kalmamam gerekiyormuş." telefonumu ona bırakırken dolabımdan kıyafet alıp banyoya geçtim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra üzerime değiştirdim.

"Saru?" kapıyı açtığımda aynadan Akalp'e bakmaya başladım. "Neden hipnotize konusunda kendisini gelirtirmiş bir kadının evine gidiyoruz?" ruj süreceğim esnada duraksadım. Demek ki Derin bu yüzden bu saatte evime gelmişti. Birini bulmakla kalmayıp, randevu bile almıştı.

"Son 1 haftadır rüyalarımda hep hir karanlık yolda yürürken buluyorum kendimi. Acaba kazadan kalma bir şey mi yoksa başka bir durum mu var, merak ediyorum."

Bir şey demedi sadece kafasını salladı. Evden sessizce çıkarken arabaya bindik. İlk kez böyle bir şey yaptıracağım için hem gergin hem de heyecanlıydım.

Bakalım ben neden bu karanlık yolda yürüyüp duruyordum? Sebebi neydi? Hepsini umarım tek seferde öğrenebilirdim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18