Koku kitap kapağı

4. bölüm / 14

Koku

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sadece Tugva

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 4. Bölüm

Cesaretimi toplayarak sonunda kapıyı çalmayı başarabilmiştim. Yaptığım ne kadar doğruydu bilmiyorum ama umarım bir yanlış anlaşılma yaşanmazdı çünkü bu koku benim için çok önemliydi

Evin içinden köpek sesi duysam da açılmamıştı. Acaba evde değil miydi? Tekrardan kapıyı çaldım. Köpeğin havlayışı devam ederken kapı ağır bir şekilde açıldı ama karşımda kimse yoktu. Ayaklarıma dolanan köpeği görünce anlık olarak korksam da sakin kalmaya çalıştım.

Sanırım ev sahibi evde değildi bu yüzden içeriye girmem doğru olmazdı. Köpek bir evin içine bir de bana doğru koşup duruyordu. Evde tek kaldığı için canı sıkılmış olmalıydı. Kapıyı kapatacağım sırada köpek kapının arasında durmuştu. Arkama geçtip bacaklarıma baskı yaptı.

Bir şey demek istiyordu sanırım. Köpeği takip etmeye karar verdim. Önemli bir şey değilse dışarıya geri çıkar beklerdim. Köpek merdivenlerden aşağı koşarak inerken arada durup bana da bakmayı unutmuyordu. Odaya geldiğimizde yerde baygın bir vaziyette yatan adamla karşılaştım. Hemen önünde düşmüş bir iğne vardı. Hızlıca yanına gidip yerde ki iğnenin ucunda ki aparatı çıkarıp iğneyi koluna batırdım. Ne iğnesi olduğunu bilmiyordum ama buna ihtiyacı olduğu aşikardı.

Adamı zor da olsa yatağına yatırırken aradığım kişinin Akalp olduğunu anladım. Parfüm kokusu ondan geliyordu. Üzerini de örttükten sonra kendime engel olamayıp parfüm şişesini aramaya başladım. Diyalog kurmadan yıllarca aradığım kokunun adını öğrenip evden çıkabilirdim.

Masanın üzerinde duran şişeleri görünce gülümseyerek masaya yaklaştım. Birkaç tane şişe vardı. Tek tek koklamaya başladım.

Birden kollarımdan sıkıca tutulunca istemsizce çığlık attım. Korkudan dolayı hızlıca çarpan kalbim nefes almamı engellemişti. Beni döndürdüğün de çatık kaşlarını ve öfkeli bakışlarıyla karşılaştım.

"Ne işin var evimde?!" sesi tüm odayı doldurmuştu. Kolumu sıktığı için canım yansa da bunu belli etmedim. "Ben sizinle konuşmak için gelmiştim ama bana kapıyı açan köpeğiniz oldu ve de o getirdi beni buraya." gerginlikten dolayı cümlelerim birbirine karışsa da bozuntuya vermedim.

"Neden geldin?" sesi bu kez daha sakin çıkmıştı. "Geçen orman yolunda sizinle karşılaşmış olmalıyım. Aynı gerekçe ile geldim. Parfüm markasını öğrenmek istiyorum."

Kollarımı bıraktığında sıktığı yerlerde sızı oluşmuştu. Cildim hassas olduğu için moraracaktı kesin. Gözleri yüzümün en ufak ayrıntısına kadar inceliyormuş gibi bakıyordu.

"Alt tarafı bir koku. Neden bu kadar kafaya taktın?"

O gün sessiz kalışından ve şimdi ki alaycı tavrından anladığım kadarıyla benim deli olduğumu düşünüyordu. Dilimi ısırıp sakinleşmeye çalıştım.

"Benim için hassas bir konu. Markayı söyler misiniz?" dedim düz bir ses tonuyla. Ona tabii ki açıklama yapmayacaktım. Yaparsam eğer deli olduğumu kesinleştirecekti. Zaten şu anda bile ciddiye almıyordu beni.

"Anlatırsan, söylerim."

Ciddi olup olmadığını anlamak için sessizce yüzüne bakmaya devam ettim. Yüzünde herhangi bir mimik yoktu. Gayet ciddi duruyordu. Derin bir nefes aldım.

"Ben uzun bir süre bitkisel hayatta kaldım. Yapılan deneysel testler, verilen ilaçlar hiçbir şekilde beni uyandırmamış." kısa bir sessizlikten sonra devam edip etmemek arasında kaldım. Tek kaşını kaldırınca devam etmem gerektiğini anladım. "Bir gün sabaha karşı kalbim çok hızlı atmaya başlamış. Doktor da nedenini bilmiyor. O günden sonra 1 hafta kadar doktorların kontrolünde kalarak uyanmışım. Yani uyandım. Ama uyandığımdan beri hep aynı kokuyu alıyordum. İlk başta umursamadım ama sonra bu kokuyu kafaya taktım. Bu yüzden parfümör olup kendi şirketimi dahi kurdum ama hiçbir şekilde bu kokuyu elde edemedim. Şimdi söyler misin kullandığın parfüm markasını?"

Sessizce geçen birkaç dakikanın sonunda kahkaha atmıştı. Dişlerimi sıkarak istifimi bozmadan durmaya devam ettim. Aptallık bendeydi zaten neden anlattıysam sanki. O akşam deli olarak görmüştü şimdi ise adama malzeme veriyordum.

"Bitti mi?" dedim, sakin kalmaya çalışarak. Hâlâ gülüyordu ve artık bu duruma sinir olmaya başlamıştım. "Parfüm şu ama markası yazmıyor. Benim değil zaten." elinde tuttuğu şişeye baktığımda şişenin boş olduğunu görünce hüsrana uğradım. Gerçi bu kez elimde bizzat aynı kokuya sahip bir şişe vardı. Uzmanlarla çalışarak aynısını üretebilirdim.

"Sizin değil demiştiniz, değil mi? O zaman bu şişeyi ben alabilirim."

Omuzlarını silkerek, "Ne yaparsan yap." dedi. Bu denli kaba oluşunu göz ardı ederek elimde ki boş şişeye baktım. Nedense içim rahatlamış gibi hissetmiştim. Tabii direkt markasını ya da kodunu bilseydim daha güzel olabilirdi ama olsun elimde numune vardı.

Daha fazla bir şey demeden odadan çıktım. Yüzümde gülümseme vardı. 3 yılım bu kokuyu bulmakla geçmişti ve sonunda avucumun içinde duruyordu koku. Hep düşünürdüm bulduğumda nasıl hissederim diye; huzurlu hissetmiştim. Tabii adamın tavrına baya sinir olsam da umursamamıştım.

Merdivenleri bitirdiğimde hızlıca geri çekildim. Anlık korkuyla çığlık atacağım sırada az önce ki adam ağzımı kapatmıştı. Kaşlarımı çattım. Ne yaptığını zannediyordu bu adam? Gözleri etrafta dolaşıyordu. Fırsat bilip ağzımı kapatan elini ısırdım sertçe.

"Ah! Ağzına sıçayım ya! Ben senin hayatını kurtarıyorum, senin yaptığına bak!"

Hayatımı mı kurtarıyordu? Kimden ve neden? Benim düşmanım yoktu ki. Berk ve Tarık hariç. Gerçi onları ben düşman olarak bile görmüyordum ya neyse. Camın kırılmasıyla beraber koltuk alev almaya başladı. Adam beni merdivenlerden indirirken yutkundum. Bizim dışarıya kaçmamız gerekirken biz alt kata inmiştik.

Daha yeni nefes almaya başlamış iken şimdi burada, bu şekilde ölemezdim. Hayatımın bana 6 yıl borcu varken üstüne 3 yıl daha eklenmişti.

"Akalp!" adamın sesini duymamla kafamı kaldırıp adama baktım. Sokakta karşılaştığım çocuk bu ismi söylemişti. Bu ev Akalp'in ise bu adam da kimdi?

"Ya amına koyayım! Kriz geçirmişim, kriz! Deli kadının teki gelip iğne yapınca kendime geldim!" diye bağırdı telefona.

"Sen millete benim için deli kadın diye bahsedeceğine senin hayatını kurtardığım için teşekkür et önce! Ayrıca ev yanıyor şu an farkında mısın?! Dışarı çıkmamız gerekirken sen bizi aşağı ind-" diye konuşurken kucağıma attığı silahla susmak zorunda kalmıştım. Silah ve ben? En son babamla ava gittiğimiz zaman almıştım elime. Sonrası zaten bende yoktu. Kalan 3 yılda da kendi şirketimi kurmakla uğraşmıştım.

Adam telefonu kapattığında dolaptan kıyafet çıkarıp odanın içinde ki banyoya yöneldi. Kıyafetleri ıslatmıştı. "Silah tutuşuna bakılırsa kullanmasını biliyorsun." cevap vermedim. Şu an tek derdim buradan çıkmaktı. Bana ıslak tişörtü uzatırken, "Bu şekil bağla." diyerek nasıl bağlamam gerektiğini gösterdi. Ben de aynı şekilde bağladıktan sonra adım sesleri duymaya başladım. Adam da duymuş olacak ki beni banyoya sokmuş ve kapıyı kapatmıştı.

Dumanlar alt katı da sarmıştı ama bu ıslak tişörtler sayesinde fazla etkilenmiyordum. Aksine buram buram o kokuyu alıyordum. Gözlerim yavaşça kapanırken kalbim ise yavaşlamıştı. Sanki sakinleştirici özelliğine sahipti.

Patlayan silah seslerinden dolayı gözlerim açıldı. Sanırım çok yanlış yerde ve zamanda kavuşmuştum bu kokuya. Silah sesleri daha da yaklaşırken yüreğim ağzıma gelmişti. Ben silah kullanabiliyordum evet ama insan üzerinde değildi. Ellerim titriyordu. Kapıda oluşan delik ile göz göze geldim. 10 santim sağ gelseydi kurşun bana gelecekti.

Tekrardan silah patlarken, avucumda ki silahı sıkıca kavradım. Bir dakika parfüm şişem yoktu. Düşürmüş olmalıydım. Gözlerim dumanın ve şişeyi kaybetmemin etkisiyle dolmaya başladı. Şu an neyin içindeyim ve ben neye üzülüyordum. Hastane odasında uyandıktan sonra içimde ki boşluktan dolayı ölmekten korkmamıştım. Zaten hayatımın büyük bir kısmı yoktu diye kendimi avutuyordum ama şimdi aradığım kokuyu bulmuş ve bulduğum gibi kaybetmiştim. Bu yüzden şimdi ölemezdim.

Kapı açıldığında içeriye çok yoğun duman girmişti. Dumanın etkisiyle görüşüm bulanıklaşırken hâlâ adını bilmediğim adam bileğimden tutarak peşinden sürüklemeye başladı.

Evden çıktığımızda havanın kararmaya başladığını fark ettim. Dışarıda bekleyen arabaya biner binmez araba hareket etmişti. Köpek de arabanın içindeydi. Yanımda ki adam gülerek ön tarafa geçti. Bir de bana deli diyordu ama kendisi deliydi.

"Ne olduğunu ya da neyin içine girdiğimi kim anlatmak ister?" ikisi de varlığımı unutmuştu. Birinin bana açıklama yapması gerekiyordu. İkisi de sessizliği bürünürken kapıya yanaşarak, "Durdurun arabayı." dedim sinirle. Yeteri kadar aşağılanmıştım zaten bir de görmezden gelinemezdim.

"Dur bi' bacım ya! Adamlar götümüze sıkmaya yer arıyor zaten." söylediklerini umursamadan ikisine de son kez bakarak, "Arabayı durduruyor musunuz, durdurmuyor musunuz?" diye sordum sakince. İkisi birbirine kısa bir bakış attığında cevabımı almış oldum.

Ön koltuğun baş kısmını çıkarıp camı kırdım. Kolumu camdan çıkardığım esnada, "Kurt! Koru!" şoför koltuğunda ki adamın talimatı ile yanımda sakince oturan köpek ayaklanıp bana bakarak hırlamaya başladı.

Gerçekten mi? Oysa ki tatlı bir köpek sanmıştım böyle canavar olduğunu bilsem öne ben geçerdim. Yutkundum.

"Keşke seni takip etmeseydim." diye homurdandım köpeğe bakarak. Ön koltukta oturan adam kahkaha atıyordu. "Bakın ne yaptığınız, kim olduğunuz beni zerre ilgilendirmiyor... Şu köpeği normal haline döndürür müsün?!" köpeğin bu hali gerçekten beni korkutuyordu. Belli eğitimli köpekti ama her an saldıracak gibi oluşundan kaynaklı istemsizce geriliyordum.

"Rahat ol, oğlum." dedi adam. Köpek yine eski tatlı haline geri dönmüştü. Yeniden öne döndüm. "Kimseye bir şey söylemem zaten umrumda da değil bu yüzden beni bırakın. İşim gücüm var benim." ben konuştukça yolcu koltuğunda ki adam gülmeye devam ediyordu. Sabır çekerek şoför koltuğunda ki adama döndüm.

"Şu arkadaşın bir de bana deli diyor ama kendisinin uzman bir doktora randevu alması gerekiyor." diye homurdandım. Adamın dudaklarında belli belirsiz gülümseme oluştu.

"Bana mı deli diyorsun? Asıl deli sensin be. Komadan uyanmış da, uyandığından beri bir koku alıyormuş da, duyduğu kokuyu bulamayıp üretmek için parfümcü olm-"

"Parfümcü değil, parfümör." bana 'ciddi misin' dercesine bakarken omuzlarımı silkerek diğer adama döndüm. "Sen aklı başında bir adama benziyorsun bu yüzden sadece seninle muhatap olacağım. Beni tanımıyorsun haliyle bana ve dediklerime de güvenmiyorsundur ama ne yaptığınız, neye bulaştığınız zerre beni ilgilendirmiyor." adamın üzerinden de aynı kokuyu aldığım için sesim sonlara sonra kısılmıştı.

"Sen de aynı o kokuya sahipsin." dediğimde diğeri, "Aha, yine taktı parfüme. Ha, bak! Parfümün asıl sahibi bu arkadaş. Markasını falan biliyordur." dedi alay ederek. Alay etmesini umursamadan adama baktım.

"Dalga geçme faslını arkamdan yapabilirsin. Bana markayı söyle de köşe de bırak beni." dedim bıkkın bir ses tonuyla. Gerçekten bu durumdan sıkılmıştım. Adam dikiz aynasından birkaç saniye bana bakıp önüne geri döndü.

O an duraksadım. Gövdemi iki koltuğun arasından uzatıp ikisinin de yüzüne baktım. Gözlerim şaşkınlıkla büyürken, "Siz ikizsiniz..." diye mırıldandım. Deli adam yine gülmüştü. Onu umursamadan ikisinin yan profillerine bakmaya devam ettim. Bu şekilde bir fark görememiştim.

"Artık şu koltuğun baş kısmını alabilir miyim? Kafam arkaya düşüp duruyor." diye söylendi. Arkama yaslanıp yanımda duran koltuğun başına baktım. Şu anlık için kaçmayı deneyemezdim. Kurt sağ olsun kapardı bir tarafımdan. Yerine geri takıp arkama yaslandım.

Kurt ön patilerini kucağıma koyduğunda istemsizce gülümsedim. "Hep böyle tatlı olsan ya." diye mırıldandım başını severken. Böyle hiç korkutucu durmuyordu.

Onlara soru sormak istesem de sessiz kalarak camdan, pardon camı kırmıştım ben. Dışarıyı izlemeye başladım. Rüzgar arabanın içine dolarken yeniden nefes alamadığımı fark ettim. O kokuyu bulmadan önce ki halime dönmüştüm. Aldığım nefesler yetersiz kalıyordu. Kurt'un altında kalan ıslaklığını kaybetmiş nemli tişörte baktım. Artık o tişörtü de alamazdım. Omuzlarım düştü istemsizce.

Bu şehirde ne için kalmıştım, başıma ne gelmişti. Benim tek derdim parfümü bulmaktı hatta buldum da ama şu an onlarla beraber bir arabanın içinde birilerinden kaçıyorduk. Ve ben bunu sorgulamak yerine parfüm şişesini kaybettim diye üzülüyordum.

Elimi cebime attım. Kaşlarım çatılırken arka ceplerime de bakındım. Telefonum yoktu. Onu da mı düşürdüm yoksa? "Sen telefonumu görmüş olabilir misin?" diye sordum ama hata yaptığımın hemen farkına vardım. Artık çok geçti. Zamanı da geriye alamazdım.

Yavaşça arkasını dönüp bana baktı boş gözlerle. Dudaklarına yerleşen o sinir bozucu gülümsemesi belirmeye başladı. "Ev yanarken, biz de evin içinde sadece ıslak tişörtlerle hayatt-" şoför koltuğunda ki kardeşinin ensesinden tutup önüne çevirdi. Adam müdahale etmese dalga geçmeye devam edecekti.

Artık konuşmak istemiyordum. Ben ne desem dalga konusu yapmayı başarıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18