3. bölüm / 14
Koku3. Bölüm
Bölümler 14Şu an: 3. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.095 kelime
- 2 2. Bölüm1.399 kelime
- 3 3. Bölüm1.096 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm1.762 kelime
- 5 5. Bölüm1.918 kelime
- 6 6. Bölüm2.443 kelime
- 7 7. Bölüm1.753 kelime
- 8 8. Bölüm2.287 kelime
- 9 9. Bölüm2.317 kelime
- 10 10. Bölüm1.779 kelime
- 11 11. Bölüm2.718 kelime
- 12 12. Bölüm2.016 kelime
- 13 13. Bölüm1.814 kelime
- 14 14. Bölüm2.334 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-Geçmiş zaman-
Gözüme tutulan ışık yüzünden rahatsız olduğum için kafamı çevirdim. Görüşüm yavaş yavaş netleşirken zihnimde ki bulanıklık hâlâ devam ediyordu. Karşımda duran adama çevirdim bakışlarımı. Orta yaşlarda gözüklü bir doktordu. Yanında ki adama, "Ara hemen!" demişti.
Parmağını gözlerimin önünde hareket ettirip takip etmemi istedi. Dediğini yaparak kısa bir süre parmağını izledim.
"Bir şey hatırlıyor musun?" diye sordu. Kafamı sağ sola salladım sessizce. Zihnim de koca bir boşluk varmış gibi hissediyordum. Ama burnuma dolan bir koku vardı. Gözlerimi açtığım andan itibaren bu kokuyu alıyordum.
"Adınızı hatırlıyor musunuz? Ya da ailenizi?"
"Evet. Sami Türkoğlu'nun kızı, Saru Türkoğlu'yum."
"6 yıl önce, 16 yaşınızda iken size araba çarptı, Saru Hanım. Kazadan sonra hastanemize geldiğinizde ameliyatınız yapılırken kısa bir an uyanmış, sonra tamamen uykuya esir düştünüz." kapı açılınca sözünü kesmişti. Gelen kişinin az önce ki doktor olduğunu görünce bana geri döndü. "Geçen hafta ilk kez kalp atışlarınız yüzün üzerine çıkarak bir reaksiyon gösterdi. Sonunda uyanmanıza başta aileniz sonra da biz olmak üzere çok mutlu olduk."
16 yaşında kaza geçirmiştim? 6 yıldır uyuyordum? Benim hayatımdan 6 yıl mı heba olmuştu şimdi? 6 yılımı yaşamadan, sadece nefes alarak ve uyuyarak mı geçirmiştim, ama benim hayallerim vardı. Hedeflerim vardı, planlarım vardı. Şimdi her şeye en baştan başlamak zorunda kalacaktım. Sıfırdan.
"Kendimi görmek istiyorum." sesim bile bana yabancı geliyordu. Acaba görünüşüm ne kadar değişmişti. Doktor cebinden telefonunu çıkarıp bir şeyler yaptıktan sonra bana uzattı.
Kameradan kendime baktığımda yutkundum. Zayıflıktan dolayı yüzüm çökmüştü, gözlerim, yorgun ve boş bakıyordu. Göz altlarım ise hafifçe morarmış ve onlar da çökmüştü. Sarı saçlarım hem uzamış hem de dağılmıştı.
"Babanız normalde hep başını-"
"Bu konuda bir şey söylemek zorunda değilsiniz." Babamı tanıyordum sonuçta babamın önceliği her zaman işi olmuştu. Bu yüzden bana masal anlatmaları gereksizdi.
"Bu koku, oda kokusu mu yoksa parfümünüz mü? Uyandığımdan beri bu kokuyu alıyorum." dayanamayıp sorduğum soru karşısında iki doktor da şok olmuş bir şekilde önce birbirilerine bakıp bana döndüler.
"Her ne kadar özel odada da olsanız oda kokusu yasak. Parfümümüz olabilir belki." gözlüklü doktor önlüğünü çıkarıp bana uzattı. Yok, bu parfüm değildi. Başımı sallayarak diğer doktora baktım. O da bana önlüğünü uzattığında kokladım ama bu da değildi.
"İkinizin parfümü de değil." peki o zaman bu kokuyu nereden alıyordum? Odada başka kimse de yoktu. Acaba diğer doktor veya hemşirelerden mi gelmişti? Sanırım, olabilir.
Odanın kapısı açıldığında içeriye babam ve ailesi girmişti. Üvey abim de ve erkek kardeşim de kaldı gözüm. Bunca sene bitkisel hayatta kalmıştım ama bana olan öfkeleri bir an olsun dinmemişti. Hâlâ bakışları öfkeliydi. Üvey annemin ise soğuktu bakışları. Her zaman ki gibi.
"Kızım... Sonunda uyanabildin!" babam bana sarılırken gözlerim duvara kaydı. "Nasıl hissediyorsun?" geri çekilip yüzüne, gözlerine baktım. O sert duruşunu bozmamıştı. Sanırım bu 6 yıl boyunca değişen sadece yıl olmuştu. Herkes bıraktığım gibi kalmıştı.
"Biraz yorgun hissediyorum."
"6 yıldır aralıksız uy-"
Babamın bakışı ile abim susmuştu. Onlar için metresin kızı olduğum için bana bu şekilde davranmaları 'normaldi'. Sanki benim bi' suçum günahım varmış gibi fatura bana kesilmişti. Yıllar geçtikçe bu tavırlarına alıştığım için artık üzülmüyordum aksine onlar için üzülüyordum çünkü yıllardır aynı öfke ve nefret onlara bir şey kazandırmamıştı sadece onları tüketmişti ama bunun farkında bile değillerdi.
"Artık çelloyu bırakır şirketin başına geçersin."
"Yalnız bırakır mısınız? Dinlenmek istiyorum." Abim sinirle nefesini bırakırken erkek kardeşim çoktan çıkmıştı dışarıya. Babam bir şey demek için dudaklarını araladığında yatağa uzanıp sırtımı döndüm. Duyduğum kapı sesiyle sırt üstü yatarak tavanı izledim.
Daha yeni uyanmama rağmen yıllarca yaptığı gibi aynı şeyi ısıtıp ısıtıp önüme koyuyordu. 8-9 yaşımdan beri enstrüman çalardım ama çello ile tanışana kadar müziğe tutkulu değildim. Ne zaman çellist olmak istediğimi söylesem hep karşı çıkardı; "Şirket dururken neden saçma sapan bir hayal kurup peşinden gidiyorsun." derdi her zaman. Onun için hayallerim hep saçma sapandı zaten. Benim hayallerimin onun için bir öneme sahip olmazdı. Aklı fikri şirket ve şirketin geleceğiydi.
Abime yani Berk'e güvenmezdi. Kardeşim Tarık'a da aynı şekil, aslına bakarsanız konu şirket olunca babam kimseye güvenmezdi ama beni kendi eğitirdi. Nedenini sorsam da cevaplamazdı. Zaten şimdi bile şirketten bahsedince Berk ve Tarık sinirlenmişlerdi. Aslına bakarsak da bu yüzden istemiyordum. Zaten ağrıyan başımı daha fazla ağrıtamazdım.
Ama ben yine eskiden de olduğu gibi kendi bildiğim yoldan ilerleyecektim. Sonuç ne doğururdu bilmiyorum ama en azından mutlu olacaktım
-Günümüz-
Hafta sonumu Trabzon'da geçirmiştim ama ne o adama ne de o parfüme denk gelmiştim. Arda da düğünleri bitmesi üzerine İstanbul'a geri dönmüştü. Ben ise bir pansiyon ayarlayarak burada kalmaya devam ediyordum. Yıllardır burnumda tüten kokuyu bulmuştum ve markasını öğrenmeden bu şehirden ayrılmayacaktım.
Belki ben abartıyordum ama en azından doğru bildiğimi yapıyor ve ileride pişman olmamı engelliyordum. Biliyordum eğer şimdi vazgeçersem ileri de keşke veya acaba kelimeleri ile başlayan cümlelerim olacaktı ve ben bunu istemiyordum.
Adını bilmediğim, yüzünü dahi görmediğim adımı bulmak benim için çok zordu. Tek bir şansım vardı o da ses tonu ve parfümüydü ama bu büyükşehirde de bu şekilde bulmak imkansıza yakındı.
Asistanımın attığı mesajlara bakarak ormanın içinde yürümeye devam ediyordum. İlk kez bir mağaza açılışında olmamıştım. Bu durumu herkes tarafından garip gelse de benim için önemli bir iş vardı.
Küçük bir çocuk gördüğümde telefonumu cebime koyarak yanına yürüdüm. "Merhaba?" dedim gülümseyerek. Tebessüm ederek, "Merhaba." dedi. "Sana bir şey sorabilir miyim?" diye sordum çekinerek. Aslında ben bile tam olarak ne soracağımı bilmiyordum. Çocuk başını salladı.
"Bu ormanda 30 yaşlarında bi' adam arıyorum ama adını bilmiyorum. Nasıl göründüğünü de hatırlamıyorum ama onu bulmak benim için çok önemli. Bana yardım eder misin?"
Daha soru sormam bitmeden çocuk gülmeye başlamıştı. Tabii gülerdi. Ben olsam bende gülerdim. "Abla ne sorduğunun farkındasın değil mi?" dedi gülmeye devam ederken. "Ama gösterdiğin tarafta genelde yaşlılar olur. Çocukları da sık sık ziyarete gelirler. Sen kimi arıyorsun acaba." diye devam etti konuşmaya.
Ben de bilmiyorum ki kimi aradığımı. Keşke bilebilsem. Omuzlarım düştü. "Peki, burada sadece yerel halk yaşıyor değil mi? Yani sonradan gelen veya giden olmadı mı hiç?" çocuğun yüzü değişirken başını salladı. "Yoo. Yani buraya sonradan çok insan geldi. Yaşıyor. Aslında Akalp abi var. İlk sene evden dışarıya çıkmadığı için bu yüzden kimse ona güvenmez ve sevmezdi ama sonra ki zamanlarda yaptığı iyilikler karşısında herkes tarafından çok sevildi."
Acaba aradığım kişi bu bahsettiği Akalp olabilir miydi? Umarım odur. Artık kafamı bu parfüme yormak istemiyordum.
"Beni Akalp abinin evine götürür müsün?" çocuk biraz garipsese de onaylayarak yürümeye başladı. İçimi kaplayan bir heyecanla çocuğu takip etmeye başladım. Eğer o gece ki adamsa bu kez konuşmaya çalışacaktım. O parfümün markasını öğrenmeliydim.
Sessizce geçen yürümemizin ardından bir kulübe eve gelmiştik. Tek kişi için yeterli bir boyuttaydı. "Benim gitmem lazım abla." teşekkür ederek çocuğu uğurladıktan sonra uzun bir süre kapıyla bakıştım.
Ne olursa olsun, demiştim bu yola çıkarken; ne olursa olsun bulmadan asla vazgeçmeyecektim. 3 yıldır burnumun ucunda tüten bu parfüm bana bir şeyler anlatacaktı ya da hatırlayacaktı. Bu yüzden vazgeçemezdim.
Bölüm etkileşimi
