Koku kitap kapağı

13. bölüm / 14

Koku

13. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sadece Tugva

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 13. Bölüm

"Bak benim kardeşim olduğun için demiyorum ama çok feci olmuşsun, Deli!" kıkırdayarak Eralp'in beni döndürmesine izin verdim.

"Yani sırtı bu kadar açık olmasaymış belki daha iyi olabilirmiş ama güzelliğine güzellik katmış." diye de devam etti.

Sabahtan beri ne zaman gözleri beni bulsa hep iltifat edip duruyordu ve bu da benim çok hoşuma gidiyordu. Artık beni kardeşi olduğunu gördüğünü ve böyle sevdiğini söylemişti dün akşam. Hani Berk ve Tarık ile %50 de olsa bir DNA tutarken bile onlardan bir kere böyle bir davranış ya da bir sevgi görmemiştim. Belki de bu yüzden çok hoşuma gidiyordu, bilmiyorum.

"Kız Deli, bu arada ipleri sıkıca bağladın değil mi? Sonra o magazinin dilinden kurtulamayan manken gibi facia yaşanmasın." ben bahsettiği olayı hatırlamadığım için yüzüne bön bön bakmaya devam ettim. "Kızım işte mankenin teki podyum da yürürken buna benzer elbise giyiyor ama podyumun ortasında ipleri açılıyorlar da memeler fora oluyor ya! Sonra kocasıyla bu sebeple ayrılıyorlar ya hani? Nasıl bilmezsin, Saru!"

"Ben nereden bilebilirim?! 6 yıl boyunca sadece uyudum ben!" dediğimde kahkaha attı. O kadar çok güldü ki gözleri yaşardı beyefendinin.

"Ayrıca ipleri de Akalp bağladı. Bir sıkıntı olmaz."

"Şimdi yola çıkabiliriz." diye kapıdan seslendi Akalp.

Bizden önce bir araç etrafı kolaçan etmek için yola çıkmıştı. Biz de yola çıkmadan önce onlardan haber bekliyorduk. 4 onlar, 2 de ikizler derken 6 kişi benim güvenliğim için uğraşıyorlardı, ama anlamadığım şey tehlike de olan tek ben değildim ki. Akalp ve Eralp da tehlikedeydi ama onların umursadıkları şey bendim.

2 kişiyi Ceylin sayesinde içeriye sokabilmiştik. Diğer 2 kişi ise ön ve arka kapı da durmak için ayrılmıştı. İkizler ise onlar benimle beraber içeriye gireceklerdi. Şu anlık plan bu şekildeydi.

"Derin diye bir arkadaşın da gelecekmiş." dedi Eralp. Dirseklerimi dizlerime yaslayarak öne doğru eğildim. "Gerçekten mi?" Derin'i çok özlemiştim. Uzun zamandır ne onunla buluşuyordum ne de görüşüyordum. İkimizin işi de başından aşkındı.

"Senin çevrende hep güzel kızlar var. Bu zamana kadar gördüğüm Derin'ler de çok güzel olur." ben güleceğim sırada Akalp elimi tutup hafifçe sıktı. Yüzünde ki ifadeyi anlamıştım. Eralp'e oyun oynamak istiyordu.

Eralp'e döndüm. O bana dün sabah olanları anlatmıştı ama... Ama, orman yolunda da kendisiyle karşılaşmışım gibi konuşmuş ve bana deli demeye başladığı ve benim de bu konuda bir şey yapmadığım aklıma gelince dudaklarımı hafifçe ıslatıp gülümsedim.

"Çok güzeldir. Açık tenli, kumral... Sanırım da gözleri maviydi. Onu tam bilmiyorum."

"Deli, kız senin arkadaşın nasıl bilmiyorsun?" dediğinde omuzlarımı silkerek arkama yaslandım. "Olabilir ama onun hakkındaki detaylardan bana ne ki. Severim ayrı ama öyle göz rengini bilecek kadar umursamam genelde."

"Ee bu gerçek sevgi mi?" diye sordu bu kez. Kafamı öne uzatıp Eralp'in yüzüne baktım. "Gerçek sevgi nedir?" diye sordum. Kaşlarını çatarak bana kısa bir bakış atıp yola geri döndü. Cevap vermesi için biraz bekledim ama cevap vermediği için arkama geri yaslandım.

Oysa ki ben bilmediğim için sormuştum... Gerçi gerçek sevgi tabirini de saçma bulurum ki. Birini yalandan sevemezsin, yalandan hislerin oluşamaz, yalandan o kişiyle mutlu olamazsın sonuçta. Sevgi, sadece sevgiydi. Yalanı olmazdı. Evet, kandırabilirlerdi ama bu yalan sevgi olarak mı geçiyor? Hayır, tabii ki! İsteyen oyun der, isteyen geçici duygu der, isteyen de sandım derdi. Seviyorum sandım, özledim sandım gibi, ama yalan sevgi denilmezdi. Haliyle gerçek sevgi de yoktu. Sadece sevgi vardı.

Otele vardığımızda üçümüz de içeriye girer girmez Derin'in sesi yankılanmıştı. "Saru!" yanıma hızlıca geldiğinde gülümseyerek ona sarıldım. "Çok korktum başına bir şey geldi diye." sesi sonlara doğru kısılmıştı.

Benden geri ayrıldığında gözleri Akalp ve Eralp'te kaldı. Haa, ikiz olduğunu bilmiyordu. Gerçi nereden bilecekti ki? "Tamam, çok sarıldın geri çekil." Derin'in belimde duran elini tutup ittiğinde şaşkınlıkla Eralp'e baktım.

"Eralp," dedim hafifçe adını uzatarak "Derin benim arkadaşım." gözlerini Derin'den alıp bana baktığında bakışları ile bir insan öldürme çalışması yaptığına adım kadar emindim. Biraz yana kayarak Akalp'in yanına kaydım. Sonuçta bu oyun fikri ondan çıkmıştı.

"Akalp'le barıştın mı?" diye sordu Derin, Eralp'in davranışı umursamadan. Derin'e gerçiği anlatamadığım için iç içimi yemeye başladı. Tek arkadaşım vardı, ona da yalan söylemek zorunda kalmıştım. Harika!

"Saru Hanım, sonunda buldum sizi. Fotoğraf çekimi için benimle gelmeniz gerekiyor." yanıma gelen Ceylin'i Allah göndermişti. "Sonra konuşuruz." diyerek yanından ayrıldım.

"Aynen, sonra konuşacağız." diye homurdanan Eralp ile sessizce güldüm. Araya Akalp'i sıkıştırırdım artık.

Fotoğraf çekiminden sonra ödülün verileceği salona geçerek adımın okunmasını bekledim. Eralp'ten şu anlık korktuğum için Akalp'i ortamıza almıştım.

"Boşuna dememişler götü yere yakından korkacaksın diye!" diye kızmaya devam etti Eralp. Kokteylden içeceğim sırada kısa bir gülümsemeden sonra, "Boyum 1.74 ama." dediğimde gözlerini devirdi. "Benden kısasın. Benden küçüksün. Her türlü götü yere yakın bir cücesin." dedi.

Gülümsemeye devam ederek hafifçe Eralp'e doğru eğildim. "Bana bir kere daha götü yere yakın dersen seni bahçe makası ile öldürürüm." Akalp'in çiftlik evinde nasıl gülümseyip o kadar sert konuştuğunu anlamamıştım ama demek ki böyle oluyordu. Ortam el vermedikçe kibar ama sinirli oluyordun.

Eralp'in gözleri arkaya kaydığında, "Saru sen de!" diyerek yanımızdan ayrılmıştı. Yutkundum. Yeniden ciddileşmiş, üstüne de kaşlarını çatarak gitmişti.

Akalp beni yanına çektiğinde artık tatlı ve sohbetimiz bitmiş yerine gerilimi bırakmıştı. Adım okunduğunda derin bir nefes aldım. Ben yürüdükçe Akalp de benimle yürüdü. Yüzümde ki gerginliği yok etmek istercesine gülümsemeye devam ettim. Birlikte sahneye çıktığımızda Akalp durmuştu. Ben ise sahnenin ortasına yürümeye devam ettim.

Kadın ödülü bana uzattığında, "Kurt, Saru!" elimde ödül yerine bana siper olan Akalp'in bedeni vardı. Acıyla inlediğinde korkuyla yüzüne baktım. Vurulmuştu. Benim yüzümden vurulmuştu. Bacaklarımın bağları çözülürken Akalp beni daha sıkı tuttu.

Korkmama rağmen neden bayılmamıştım? Neden bir şey duyamıyordum. Duyduğum her şey bir uğultudan ibaretti. Akalp yüzümü avuçlamış bir şey söylüyordu ama anlamıyordum. Kafasını kaldırdığında hızlıca üzerime kapanmıştı. Etrafa saçılan cam parçaları gördüm. Kulağımda ki uğultu daha da artımıştı.

Akalp beni kucağına aldığı gibi otelden çıkmıştık. Benimle konuştuğunu görüyordum ama ne dudağını okuyabiliyordum ne de söylediklerini anlıyordum. Benim aklımda ise hâlâ nasıl bayılmadığım vardı. Ben neden bayılmıyordum?

Akalp benim yüzümden kurşun yemişti. Bana siper olmuştu. Hem de iki kere. Kulaklarımda Akalp'in iniltisinden başka bir yoktu.

Akalp gözlerimi silene kadar ağladığımı bile fark etmemiştim. Çenemi tutup hafifçe sıktığında dudaklarım aralandı. Parmağını burnumun altına yasladı.

"Nefes al! Saru!"

"Bağırma kıza! Şoka girdi görmüyor musun?!"

Ben nefes almıyor muydum? Bu yüzden mi ciğerlerim yanıyordu? Ama nefes almamı engelleyecek bir şeyim yoktu ki.

Araba ani bir hareketle dönerken Akalp'in omzuna çarptım. "Beni duyuyor musun, Saru? Morarmaya başladı! Nefes al!" arabanın camları komple açıldığında içeriye giren rüzgar yüzüme çarpmaya başladı. Yutkunamadım. Boğazımda oluşan yumruyu yok edemedim.

"Kıza suni teneffüs yapsana, gerizekalı! Kız kurşun yerine nefessizlikten dolayı beyninde oluşabilecek bir hasardan dolayı ölecek!"

Eralp'in söyledikleri doğru muydu? Nefessiz kalan biri bayıldığında nefes alabilirdi ama beyinde bir hasar oluşabilir miydi?

Akalp kendi içinde bir savaş veriyormuş gibi bakıyordu gözlerime. Dün sabah ki gibi içi rahat değildi. Dudakları, dudaklarımı bulduğunda, "Senin iyiliğin için." diye fısıldadı. Nefesi, boğazımda ki yumruyu yavaş yavaş yok ediyor gibiydi. Hastaneye varana kadar sadece kendi başıma nefes alabiliyor muyum diye birkaç kez ayırdı dudaklarımızı ama sonra devam etti.

Hastaneye vardığımızda Eralp çoktan bir sedye ile yanımıza geliyordu. Ağzıma taktıkları maske ile nefes almam biraz daha kolaylaşmıştı.

"Beni duyuyor musunuz?" diye sordu doktor. Gözlerimi yavaşça kapatıp açtım. "Bir yeriniz de ağrı var mı?" bu kez gözlerimi kapatmadım. Koluma damar yolu açılırken doktor elinde ki iğneyi bana yapacağı sırada Akalp araya girdi.

"Normalde bayılması gerekiyordu. Ne zaman korksa bayılır ve birkaç saatliğine hafıza kaybı yaşardı ama bu kez bayılmadı. Uyutmayın."

Doktor, bir bana bir de Akalp ve Eralp'e sırayla baktığında sedyem tekrardan hareketlendi. Yine aynı şeyler olacaktı. Tomografiler, MR'lar, ilaçlar...

Sonunda normal odaya alındığımda burnuma küçük bir tüp takmışlardı. Gözlerim hâlâ Akalp'teydi. O da yaralanmıştı ama kendisine baktırmıyordu. Bana ne yapılırsa ikisi de yanımdan bir an olsun ayrılmamıştı.

Eralp'in üstten açılmış birkaç düğmeden gördüğüm şeyle kaşlarımı çattım. Elimi Eralp'e uzattığımda, "Bir şeye mi ihtiyacın var güzelim?" elimi karnına değdirdiğimde sertlik vardı. Göğsüne dokunduğumda da aynı sertlik vardı.

Akalp'e baktım. Onda da çelik yelek vardı? Karnına dokunduğumda hissettiğim sertlik, Eralp ile aynıydı. Derin derin nefesler alırken ağlamaya başladım. Eralp doktor çağırmaya gittiğinde Akalp ise beni kaldırmış ve bana sarılmıştı.

Göz kapaklarım ağırlaşınca nefesimi bırakıp kendimi bıraktım.

§

Başımın ağrısıyla gözlerimi açtım. Sanki beynimin içinde kız kaçıran patlamışlar gibiydi. Avuç içlerimi gözlerime bastırdım. Bir süre böyle durduktan sonra ellerimi gözlerimden çektim.

Etrafa bakarken kaşlarımı çattım. Ben en son hastane odasında uyumuştum, şimdi nasıl odama gelmiştim ki? Sandalye de uyuyan kişiye baktım. Eralp miydi, Akalp mi? Uyurken anlaşılması zordu. Hele ki uzaktan bakınca.

Dün olanlar aklıma bir bir geldi. Ödül aldığım sırada Akalp, kendisini siper etmişti bana. Sonra yine siper olmuş avizenin başıma düşmesini engellemişti. Benim yüzümden yaralandığını düşünüp çok korkmuştum ama bayılmamıştım...

Ben bayılmamıştım. Ve olanları hatırlıyordum. Ben korkabiliyordum artık. Korkumu, korkusuzca yaşabilir miydim yani?

"Uyanmışsın." Akalp'in sesiyle irkilerek ona baktım. Masanın üzerinde ki eczane poşetinden ilaçlar çıkarıp su doldurmuştu.

"Düne ait bir şeyler hatırlıyor musun?"

Cevap vermeli miyim? Dur bir dakika. Neden bana bunu sormuştu ki? Sonuçta ben uyumuştum. Uyuduğum için olanları hatırlıyordum ya?

"Dün biraz olay yaşandı ve sen şoka girdin, ama bayılmadın hiç. Ta ki normal odaya alınına kadar. Normal odaya alındığında sana sarıldım ve sen bayıldın."

İçtiğim su boğazımda kaldı. Ciğerlerim parçalanırcasına öksürürken Akalp sırtımı sıvazladı. Bayılmış mıydım? Bayıldıysam nasıl hatırlıyordum peki?

Kapı tıklanıp açıldı. İçeriye Eralp girdiğinde gülümseyerek yanıma gelip bana sarıldı. "Çok korkuttun bizi." dedi. Ben de ona sarılırken yutkundum. "Tabii hatırlamıyorsun... Hatırlamaman en iyisi zaten. Boşver."

İkisine de bir süre sessizce baktım. Ama hatırlıyordum ben. Onlara söylemeli miydim? Bilmiyorum. Şu anlık bunu kendime saklayabilirdim.

"Hadi, hadi kalk! Bugün kahvaltıyı ben hazırlıyorum." Eralp keyifle odadan çıktığında peşinden de Akalp çıkmıştı.

Dolaptan kıyafet alırken aynadan kendime baktım. Dün ki elbisem yoktu üzerimde pijama takımım vardı. Bunu hatırlamıyordum işte. Sanırım ben uyurken değiştirmişlerdi. Yanıma kıyafet alıp banyoya ilerdim.

Kısa bir duşun ardından üzerimi giyinip saçlarımı havluya sardığım gibi banyodan çıktım. Mutfağa girdiğim gibi gözlerim masanın üzerine kaydı. İlk kez hep beraber kahvaltı yapacaktık.

"Döktürmüşsün." dedim Eralp'in yanına sokulup patates kızartmasını çalarken. "Hamaratlığım tuttu." kıkırdadım. Hep beraber masaya oturduğumuz kapının çalmasıyla Akalp masadan kalkmıştı.

"Akalp bahsetti de o adamlara ne oldu? Yakalandı mı?" Eralp kafasını salladı. "Üç kişilerdi. Biri kaçtı ama ikisi elimizde. Şu anda da sorgu da olmaları lazım." dedi. Akalp de yeniden yerine oturup kahvaltısını etmeye başladı.

"Şu diziler de, filmler de oyun oynuyorlar ya siz de oynuyor musunuz?"

Eralp, Akalp'e bakıp gülmeye başladı. "Kanal 7 oyunculuğu mui stersin? Flash TV mi?" kaşlarımı çatarak Eralp'e tekme attım masanın altından. Eralp'e de bi şey sorulmuyordu. Hemen bir dalga konusu oluyordum.

"Bence yapılabilir. Herkesin zaafı farklı sonuçta." çayımdan bir yudum alıp, "Yani korkularını bulup üzerine gidebilirsiniz." dediğimde Eralp yeniden güldü. Gözlerimi devirerek kahvaltı yapmaya devam ettim.

Artık susma kararı almıştım çünkü Eralp sayesinde ne desem dalga konusu oluyordum.

Kahvaltı yaparken sussam da, zihnim bir an olsun susmamıştı. Neden bayılmamıştım? Nasıl hatırlıyordum? Bu sadece anlık mıydı yoksa gerçekten iyileşmiş miydim? Bilmiyorum. Ama aklımda bunlar gibi binlerce cevapsız sorular vardı.

Aklımda canlanan anıyla elimden çatalı düşürmüştüm. Çatalı sakince alarak bir şey olmamış gibi devam ettim.

Akalp'in bana suni teneffüs yaptığı andı canlanan. Biliyorum herhangi bir ard niyeti yoktu ama dudaklarımız birbirine değdiğinde sanki o an nefesimi tutmuş gibi hissetmiştim. Yutkundum. Unutmuş gibi davransam daha iyi olabilirdi.

Yoksa bu dört duvar arasında salak saçma düşüncelere kapılacaktım. Kafayı yemeden buradan çıkmam gerekiyor. Hem de hemen.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18