Bölümler 22Şu an: 21.BÖLÜM : BEKLENMEDİK KİŞİ
- 1 1.BÖLÜM : GÜLÜŞÜNÜ UNUTMA324 kelime
- 2 2.BÖLÜM : VEDA VE BAŞLANGIÇ162 kelime
- 3 3.BÖLÜM : KÜÇÜK BİR KIRILMA505 kelime
- 4 4.BÖLÜM : UNUTAMAM275 kelime
- 5 5.BÖLÜM : BEKLENMEDİK KARŞILAŞMA365 kelime
- 6 6.BÖLÜM : BEKLENMEDİK BAĞLAR536 kelime
- 7 7.BÖLÜM : SESSİZ KIRGINLIK659 kelime
- 8 8.BÖLÜM : YENİDEN BİR ARADA738 kelime
- 9 9.BÖLÜM : GİZLİ KONUŞMA1.368 kelime
- 10 10.BÖLÜM : SAKLANAN GERÇEKLER725 kelime
- 11 11.BÖLÜM : YENİ BAŞLANGIÇLAR853 kelime
- 12 12.BÖLÜM : YENİ BİR MELODİ1.057 kelime
- 13 13.BÖLÜM : GÖZ KAMAŞTIRAN SÜRPRİZ1.199 kelime
- 14 14.BÖLÜM : İZMİR1.572 kelime
- 15 15.BÖLÜM : SORUN1.230 kelime
- 16 16. BÖLÜM : BEKLENMEDİK KİŞİ383 kelime
- 17 17.BÖLÜM : DORUK579 kelime
- 18 18.BÖLÜM : OLMASA DA OLUR782 kelime
- 19 19.BÖLÜM : KAPANMAYAN YARALAR917 kelime
- 20 20.BÖLÜM : ÖZGÜRLÜK1.304 kelime
- 21 21.BÖLÜM : BEKLENMEDİK KİŞİ472 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22.BÖLÜM : YÜZLEŞME527 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar 🩷
Bölüm ile ilgili düşüncelerinizi yazmayı unutmayın 🩷
Motora binmek, hayatımda bir ilkti ve ilkleri yaşamayı çoğu zaman sevmişimdir. Bir süre sonra Deniz motoru durdurduğunda kafeye geldiğimizi fark ettim. Ellerimi Deniz’in belinden çekerek, öğrettiği gibi motorun sol tarafından inip kaskımı çıkarması için önüne geçtim ve vizörüme iki kez nazikçe vurdum. Deniz, ilk başta anlamaz gözlerle baktı ama gözlerinin kısılmasından gülümsediğini anladım.
Vizörünü açıp motorundan inerek yanıma geldiğinde, aramızdaki boy farkının ne kadar fazla olduğunu fark ettim. Kaskımı nazik hareketlerle çıkarıp saçlarımı düzeltti.
“Çisel, çok güzelsin ve bunun farkındasın,” dediğinde, yanaklarımın kızardığına yemin edebilirdim. Dalgalı siyah saçları rüzgârda dağılmıştı. Eğilmesi için işaret parmağımla ona işaret ettiğimde, eğildi ve ellerim yumuşacık saçlarıyla buluştu. Burnuma buram buram erkek şampuanı kokusu doldu, gülümsemeden edemedim. Kalbimdeki kelebeklerin kanat çırpışını o an fark ettim. Hafifçe saçlarını düzeltip geriye çekildim.
Deniz bana o güzel gülümsemesiyle bakarken, bakışlarımı ondan çekip arkasındaki pamuk şeker pembesi, küçük ama bir o kadar da tatlı kafeye baktım. Dayanamayarak kafeye doğru ilerlediğim sırada Berkay cam kapıyı hızla açarak bana doğru koştu. Ne olduğunu anlayamadan duraksarken bana sıkıca sarıldı. Kollarımı ona doladığımda bir arkadaş sıcaklığını derinden hissettim. İlk geri çekilen o olduğunda, “Bu sarılmanın anlamı koruyucu arkadaş sarılması mıydı?” diye fısıldadım.
İşaret parmağını dudaklarına götürerek “sus” işareti yapıp geri çekildi.
“Yani demek istiyorsun ki seni Deniz’den koruduğumu belli etmek içindi bu sarılma? Hayır tabii ki, her zamanki halim bu sen de biliyorsun,” deyip göz kırptığında kıkırdadım.
Birlikte kafeye girdiğimizde, sağ tarafta beyaz bir kasa vardı. Birbirinden güzel kekler ve daha adını bile bilmediğim birçok tatlı, minik kaplara yerleştirilmişti. Kasada orta yaşlarda bir kadın vardı; yaka kartında “Tülin” yazıyordu. Bizi görünce, “Hoş geldiniz,” dedi.
Kafamı hafifçe sallayarak karşılık verdim. Kafeye göz gezdirdiğimde, duvarlarda birbirinden renkli tablolar olduğunu ve sol tarafın tamamen camdan oluştuğunu fark ettim.
Berkay elini sırtıma yerleştirerek beni arkadaşlarımızın olduğu yöne doğru yönlendirdi. Deniz de hemen arkamızdan geldi. Masaya oturduğumuzda, karşımda Deniz vardı. Parlayan gözlerle bana bakıp göz kırptığında, içimde anlam veremediğim bir güven hissi oluştu. Gülümseyerek karşılık verdim. Hemen solumda oturan Ece,
“Anlamadım sanma, konuşacağız eve gidince,” dediğinde, cevap vermeme fırsat bırakmadan devam etti:
“Biz, Deniz ve sen gelmeden önce siparişlerimizi verdik. İsterseniz siz de verin.”
Deniz garsonu çağırıp Americano ve kek siparişi verdi. Garson bana baktığında ise, çikolatalı pasta ve ice latte sipariş ettim.
Garson gittikten sonra, sol çaprazımda oturan Miray, Berkay’la konuşmasını bölerek bana döndü:
“Çisel, sen kaç yaşındasın? Nerede yaşıyorsun? Neler yapıyorsun? Biraz kendinden bahset bana. Biz seninle hiç sohbet edemedik,” diyerek dudaklarını büzdü.
Boğazımı temizleyip, “Büzme o dudaklarını, tanışırız tabii,” dediğimde neşeyle ellerini çırptı.
Kendimi tanıtmaya başladım:
“18 yaşındayım, İstanbul’da yaşıyorum. Liseden bu yıl mezun oldum ve…”
Konuşmaya devam edeceğim sırada, arkamdan gelen bir topuk sesi dikkatimi dağıttı. Hızla arkamı döndüğümde gördüğüm kişi karşısında tüm kanımın çekildiğini hissettim.
Bu gerçek olamazdı, değil mi? Mümkün değildi. Ben ya hayal görüyordum…
Ya da kabus demek, bu durumda daha mantıklı olurdu.
Bölüm etkileşimi
