19. bölüm · Kına ve Sır(İsfad)

Kına ve Sır 19. Bölüm-Başın Sağ Olsun

Azra 32-52

Bölümler

Fatih kamerayı elleri, kolları ve ağzı bağlı olan Ayaz'a çevirdi. Sonra Ayaz'ın kafasına silah dayadı. Ayaz hüngür hüngür ağlıyor, bağırmaya çalışıyordu.

Fadime:Ayaz!!!
İso:Hayır! Bak Fatih ne istiyisan iste oğluma dokunma! Ne istersen yaparum! Abi derum, adamın olurum! Bırak uşağumi!
Fatih:Zamanında kabul edecektun. Ama son bir iyilik yapacaum sağa. Oğlunun ölümünü görmeyeceksun

Fatih'in tetikteki eli sıkılaştı. Silah sesiyle eş zamanlı olarak kamera kapandı. Son duyulansa Ayaz'ın ağzındaki örtüye rağmen attığı çığlığı oldu. Sonra telefon kapandı. Herkes darmadağın olmuştu.

İso:OĞLUM!!!
Fadime:HAYIR!!!
Adil:AAAAAAĞĞ!!!
Oruç:AYAZ!!!

O gün Furtuna ve Koçari ailesi için hayat orta yerinden kırılmıştı. İso yaşama sevincini kaybetti. İçindeki deli gibi yanan ateş söndü. Yerini çaresizliğe bıraktı. Fadime içine kapandı. Gülümsemesi soldu. Esme evlat acısını o kadar iyi anlıyordu ki, o da yıkılmıştı. Adil her yerde Fatih'i aratıyordu. Eleni ve Oruç ise artık eğlenmeyi kendilerine haram görüyorlardı. İki köyüde bir yastır aldı götürdü. Aradan 2 gün geçti. Ayaz için bir cenaze töreni düzenlenecekti fakat ellerinde Ayaz'ın cansız bedeni bile yoktu. İso ve Fadime'yi bu bile yıkıyordu. Önce cenaze namazı kılınmak için erkekler bir araya geldi. Cenaze namazı başladı. İso zaten yıkılmak üzereydi. Namazda ayakta durmaya çalışsada daha fazla dayanamadı ve namaz esnasında dizlerinin üzerine düştü. Gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Namaz bitince Oruç hemen kardeşinin yanına geldi ve ona sıkı sıkı sarıldı. Fadime ise yere oturmuştu. Hüngür hüngür ağlıyordu. Olanlara inanmak istemiyordu. Kocasını o halde görünce içi parçalandı. Ama hareket edemedi. Gücü kalmamıştı. Sonra yağmur yağmaya başladı. Dualar okundu, mezar yapıldı ve cenaze bitti. Herkes eve dağıldı. 6 kişi hariç. İso, Fadime, Adil, Oruç, Eleni ve Esme. Hepsi darmadağındı. Adil bir şekilde söze girdi.

Adil:Fadime, İso hayde eve gidelum. Böyle olmaz. Hem boş mezarın önünde ağlamanın faydası yok.

İso'nun gözü mezar üzerindeki yazılarda gezindi.

AYAZ FURTUNA
D. T.
21.02.2026
Ö.T.
16.08.2029

Gözleri doldu. Babasınıda bu tarihte kaybetmişti.

İso:Abi, babam da Ağustos'un 16'sında ölmüştü. He da?
Oruç:He abim.
Fadime:Eve gidelum.

Eve gitmek için herkes ayağa kalktı. Fadime ve İso son kez mezara baktı. Sonra eve gittiler. Eleni ise sağlık ocağına gitti. Ama kendi evlerine değil Koçari'ye. Evin önüne geldiklerinde İso'nun gözüne Çakır çarptı. Gözü döndü. O öfkeyle Çakır'ın üstüne atladı. Ard arda attığı yumruklara rağmen Çakır sesini çıkarmıyordu. Çünkü biliyordu. İso haklıydı.

İso:Senun yüzunden öldü oğlum! Senun yüzunden!!!

Oruç İso'yu durdurmak için öne atlayacaktı ama İso engel oldu.

İso:Abi karışma! Çakır sen de babasun ula! Sen de babasun...

İso'nun öfkesi yerini kedere bıraktı. Ağlamaya başladı. Sonra yukarıdan Akça ve elini tuttuğu kızı Ela geldi. Akça Çakır'ı öyle görünce endişeye kapıldı ama sonra İso ve Fadime'nin o çaresiz halini gördü. Çakır karısının yanına gitti. Ela ise babasının iyi olduğundan emin olduktan sonra İso'ya doğru koştu ve ona sarıldı. Ela İso'yu çok severdi. Onunla küçükken sürekli oyunlar oynardı. Şuan 7 yaşındaydı ama İso'yu hala çok seviyordu.

Ela:Başın sağ olsun İso abi. Ama ağlama.