7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Su Baloncuğu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 7. Bölüm

Cenk :Krizler benim dünyamda hiç bitmez küçük hanım, ama hallediyoruz. Derslerine odaklanmana sevindim. Ama yine de kendini çok fazla yıpratma.
Ben: Yıpratmak zorundayım, sınava az kaldı. Hem siz beni düşünmeyi bırakın da kendi tehlikeli işlerinize bakın Gölge Bey.
Cenk: Seni düşünmek, günün sonunda o tehlikeli işlerden kaçıp nefes alabileceğim tek sığınak desem?

Bu mesajı okuduğumda kalbimin ritmi yine altüst oldu. Telefonu göğsüme bastırıp gözlerimi tavana diktim. O geceden sonra yazışmalarımız tam da kaldığımız yerden, sanki iki haftalık o soğuk ara hiç yaşanmamış gibi devam etti.
Her gece yarısı birkaç cümle de olsa mesajlaşıyor, günün stresini birbirimizle atıyorduk. Cenk’in o mesafeli ama içten içe korumacı tavrı, benimse ona takılmaktan vazgeçmeyen hâlim aramızda adı konulmamış bir bağ oluşturmuştu.
Aradan bir hafta daha geçti. Günlerim dershaneler, deneme sınavları ve gece yarısı mesajlaşmalarıyla bir düzen içinde ilerliyordu. Ta ki cuma günü öğleden sonra babam arayana kadar.
Telefonun ekranında "Babam" yazısını görünce doğruldum.
"Efendim baba?"
"Beren, nasılsın kızım?" dedi o her zamanki otoriter ve tok sesiyle. "Uzun zamandır görüşemedik, bu akşam seni görmek istiyorum. Güzel bir restoranda akşam yemeği yiyelim. Okul çıkışına arabayı gönderiyorum, hazır ol."
"Tamam baba, olur. Görüşürüz," diyebildim sadece. Babama hayır demek pek mümkün olmazdı zaten.
Son ders zili çaldığında Dila’yla vedalaşıp okulun kapısından çıktım. Kalabalığın arasından sıyrılıp sokağa baktığımda, bahçe kapısının hemen kenarında babamın siyah lüks siyah sedan arabasını gördüm. Ve sürücü koltuğunun kapısı açılıp dışarı adım atan kişi... Cenk’ti.
Üzerinde jilet gibi duran koyu füme bir takım elbise vardı. Gözündeki siyah güneş gözlüklerini çıkarıp ceketinin cebine takarken bakışları doğrudan beni buldu. Yavaş adımlarla arka kapıya doğru geçip kapıyı benim için açtı.
"Buyurun Beren Hanım," dedi tamamen resmi bir ses tonuyla. "Babanız sizi restoranda bekliyor."
Etraftaki öğrencilerin meraklı bakışları arasında arabaya bindim. Cenk kapıyı kapatıp direksiyonun başına geçti. Araba sessizce süzülerek okulun önünden ayrılırken, dikiz aynasından bana baktığını fark ettim.
Eğilip öne doğru yaklaştım. "Mesajlarda çok daha rahattınız Gölge Bey, bu aşırı resmiyet de ne böyle?"
Cenk dikiz aynasından hafifçe gülümsedi ama yüz hatlarındaki o ciddi ifade bozulmadı.
"Babanın gözü kulağı her yerdedir küçük hanım. Ayrıca resmiyet iyidir, sınırları korur."
"Öyle mi?" dedim meydan okuyan bir ses tonuyla. "Gece yarısı integral taktikleri verirken hiç de sınır koruyor gibi durmuyordunuz ama."
Cenk arabayı kırmızı ışıkta durdurup başını hafifçe arkaya doğru çevirdi. Kömür karası gözleri doğrudan gözlerime kilitlendi.
"O geceydi Beren... Şimdi ise babanın en güvendiği adamıyım ve seni emniyetli bir şekilde ona götürmekle görevliyim. Babanın dünyasında kuralları çiğnemenin bedeli ağır olur."
"Ama bazı kurallar çiğnenmek için vardır, değil mi?" diye fısıldadım.
Cenk derin bir nefes aldı, bakışlarındaki o koyu ve gizemli ifade derinleşti. Yeşil ışık yandığında tekrar yola odaklandı.
"İnan bana beren çiğnemek isteyeceğin en son kural benimle ilgili olandır."
Arabanın içindeki sessizlik, ikimizin de içinde büyüyen o tehlikeli çekimle ağırlaşırken, akşam yemeğinin düşündüğümden çok daha zorlu geçeceğini anladım.