9. bölüm / 14
KİMSİN YA SEN ? ( Yarı texting)5. Bölüm
Bölümler 14Şu an: 5. Bölüm
- 1 Tanıtım14 kelime
- 2 1. Bölüm497 kelime
- 3 2. Bölüm511 kelime
- 4 3. Bölüm505 kelime
- 5 4. Bölüm308 kelime
- 6 5. Bölüm592 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 6. Bölüm583 kelime
- 8 7. Bölüm457 kelime
- 9 Cenko3 kelime
- 10 8. Bölüm778 kelime
- 11 9. Bölüm465 kelime
- 12 10. Bölüm374 kelime
- 13 11. Bölüm386 kelime
- 14 12. Bölüm1.024 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve gidip annemin hazırladığı akşam yemeğini hızla yedikten sonra odama fırladım. İçimde, eve gidip Gölge'ye Bak nasıl da çözdüm diye durum bildirimi yapma isteği filizleniyordu.
Ben: Evdeyim. Ve o integrali çözdüm bu arada. Yani durum bildirimi falan değil bu, sadece tüyolarınızın işe yaradığını söylemek istedim.
19.08
On dakika sonra ekran ışığı odayı aydınlattı.
Gölge: Çözebileceğini biliyordum, küçük hanım. Zeki olduğunu dün gece benimle dalga geçerken anlamıştım zaten.
19.18
Ben: Dalga geçmiyordum, arkadaşım Dila beni işletiyor sanmıştım! Hem siz hep böyle yoğun musunuz? Mesajlara çok geç bakıyorsunuz.
Gölge: Benim dünyamda telefon başında beklemek lüks bir eylemdir Beren. Her an bir kriz çıkabilir. Ama senin mesaj bildirimini görünce işi biraz ertelediğim doğrudur.
Bu mesajla birlikte odanın içinde sessiz bir çığlık attım!
Ben: Vay be. Sevkiyatlar bekleyebilir yani?
Gölge: Senin integralinden daha önemli değiller şimdilik. Bu arada, yarın okul çıkışı doğrudan eve mi geçeceksin? Yarın senin güzergahında küçük bir işim var. Belki bu sefer seni sadece adamlarıma izletmekle yetinmem, bizzat gelirim.
Nefesim boğazımda düğümlendi. Yarın beni görmeye mi gelecekti? Birden panikledim. Ya adam otuz beş yaşında, göbekli, kel bir mafya babasıysa?
Ben: Uyumadan önce son bir soru... Kaç yaşındasınız siz? Yani küçük hanım deyip duruyorsunuz ama aramızda ciddi bir jenerasyon farkı var mı bilmek hakkım bence 😄
Gölge: Jenerasyon farkı mı? Korkma Beren, emeklilik yaşım gelmedi henüz. 24 yaşındayım. Şimdi uyu, iyi geceler.
...
Ertesi gün okul çıkışı heyecandan karnıma ağrılar girmeye başlamıştı. Dila’yla okul kapısından çıktık. Yolun karşısındaki kahve dükkanının önünde durduk.
"Beren, ben içeri girip bir soğuk kahve alacağım, sen kapıda bekle," dedi Dila. O sırada telefonum titredi.
Gölge: Arkana bakma. Sağına doğru, gri arabanın yanındaki motorun oraya bak.
Nefesim kesildi. Kafamı yavaşça sağa doğru çevirdim. Siyah bir motosikletin üzerinde, kaskını henüz çıkarmış, siyah deri ceketli bir adam duruyordu. Dağınık kumral saçları, keskin yüz hatları ve doğrudan bana bakan kömür karası gözleriyle tam karşımdaydı.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Bu... Bu olamazdı! Cenk abiydi bu!
Cenk abi kim mi? Babam, piyasada adı sanı bilinen, sert ve fazlasıyla otoriter bir iş adamıydı. Annemle yıllar önce ayrılmışlardı.
Babamla görüştüğüm zamanlarda bana göz kulak olmak, beni arabayla götürüp getirmek için hep Cenk abi görevlendirilirdi. Babamın en güvendiği, sağ kolu gibi gördüğü genç bir adamdı. Günlerdir o gizli iş hattından bana küçük hanım diye yazan kişi Cenk'ti!
Cenk motordan inip ağır adımlarla yanıma geldi. Tam karşımda durdu. "Selam, küçük hanım," dedi. Sesi, mesajlardaki o kendinden emin, hafif alaycı tonun ta kendisiydi. "Ya da... Resmiyetten çıkalım, selam Beren."
"Cenk abi..." diye fısıldadım panikle. "Sen... Sen ciddi misin? Gölge sen misin yani? İnanmıyorum şu an, şaka mı bu?"
Cenk hafifçe gülümsedi. "Evin önüne sinyal takibiyle adamları gönderene kadar ben de sadece isim benzerliği olan bir tesadüf sanıyordum. Ama adamlarım telsizden pembe pijamalı bir kızın perdeden ağladığını söyleyince... Taşlar yerine oturdu."
"Biliyordun yani!" diye çıkıştım. "Ben olduğumu anladığın halde benimle dalga geçmeye devam ettin! İntegral tüyoları verdin!"
"Eğlenceliydi," dedi Cenk, kömür karası gözlerini benden ayırmadan. "Ayrıca arkadaşın dila içeriden çıkmak üzere, sakin ol."
"Babamın haberi var mı?" diye sordum korkuyla.
Cenk’in yüzündeki gülümseme yerini ciddi bir ifadeye bıraktı. Sesini kıstı
"Babanın hiçbir şeyden haberi yok Beren. Ve emin ol, ikimizin iyiliği için de bu numara hatasını hiçbir zaman bilmemesi en doğrusu."
Tam o sırada Dila elinde kahvelerle dışarı çıktı. Bizi yan yana görünce adımları yavaşladı. "Beren? Bu... Bu kim?"
Cenk, Dila’ya doğru profesyonel bir tavırla başını salladı. "Merhaba Dila. Ben Beren'in babasının şirketinden Cenk. Yoldan geçerken gördüm, bir selam vereyim dedim." Sonra tekrar bana döndü. "Derslerine odaklan küçük hanım. İyi günler."
Cenk motoruna binip hızla gözden kaybolurken Dila şok içinde arkasından bakakaldı. "Kızım... O mesajlaştığın çocuk bu adam mıydı yani?!"
