10. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Su Baloncuğu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: 10. Bölüm

Babamın masadaki sessizliği adeta fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Gözlerini bana dikti, sonra bakışları bir anlığına salonda gezinip tekrar bana döndü.
"Beren," dedi sesi tehlikeli bir sakinlikle. "Aylardır bu an için çalışıyorsun. Derece yaptın. Şimdi 'gitmiyorum' demek ne demek? Bu bir seçenek değil kızım. Senin iyiliğin için, geleceğin için karar çoktan verildi."
"Benim geleceğim hakkında kararları ben veririm baba," dedim sesimi bozmamaya çalışarak. "İstanbul'da da harika üniversiteler var. İstediğim bölümü burada da okuyabilirim."
Babam derin bir nefes alıp ayağa kalktı. Yüzündeki o otoriter ifade tamamen geri dönmüştü. "Bu konu burada kapanmıştır. Yarın belgelerini hazırlıyoruz."
Sonra kapıda duran Cenk'e döndü. "Cenk, Beren'i eve götür."
Cenk başıyla onayladı. "Emredersiniz Yılmaz Bey."
Restorandan çıkarken aramızda tek bir kelime dahi geçmedi. Arabaya bindiğimizde Cenk gaza bastı. Aynadan yüzüne baktığımda çene kaslarının ne kadar kasıldığını görebiliyordum.
Şehrin ışıkları camdan akıp giderken Cenk arabayı aniden bizim evin yoluna değil, sahile doğru kırdı. Tenha bir yerde arabayı durdurup motoru kapattı.
Sessizliği ilk bozan o oldu. "Ne yapmaya çalışıyorsun Beren?"
"Ne demek ne yapmaya çalışıyorum?" dedim ona dönerek. "Gitmek istemiyorum Cenk. Bu kadar basit."
"Basit değil!" diye sesini yükseltti, sonra hemen kontrolünü kazanıp sesini kıstı.
"Babanı tanımıyorsun. Kararlarından asla geri adım atmaz. Ayrıca senin için en güvenli yer burası değil, yurt dışı. Baban haklı. Bu dünyadan ne kadar uzak olursan o kadar iyi."
"Sen de mi benim gitmemi istiyorsun yani?" dedim, gözlerimin dolmasına engel olamayarak.
"Aylardır yüzüme bakmadın, tek bir mesaj bile atmadın. Şimdi de beni göndermeye mi çalışıyorsun?"
Cenk direksiyonu sıkan ellerini gevşetti. Yüzündeki o sert ifade bir anda kırıldı. "İstediğim şey bu değil..." diye fısıldadı. "Ama zorunda olduğum şey bu. Senin güvende olduğunu bilmek zorundayım."
"Ben senin yanında güvende hissediyorum!" diye ağzımdan kaçırdım bir anda.
Cenk donup kaldı. Kömür karası gözleriyle doğrudan gözlerimin içine baktı. Arabanın içindeki hava bir anlığına durdu sanki.
Telefonu cebinde titrediğinde ikimiz de irkildik. Ekranda babamın ismi yazıyordu. Cenk derin bir nefes alıp telefonu açtı.
"Evet Yılmaz Bey... Yoldayız, birazdan evde oluruz."
Telefonu kapattıktan sonra bana baktı. "Baban belgeleri hazırlatıyor Beren. Haftaya İngiltere uçuşun var. Ve ne yazık ki bunu durduramam."
Arabayı tekrar çalıştırdığında içimdeki o çaresizlik hissi büyüdü. Bir yanlış numarayla hayatıma giren Gölge, şimdi beni kendi elleriyle başka bir ülkeye uğurlamaya hazırlanıyordu. Erkeklerin hepsi nasıl aynı olabilirdi?yada ben mi bu adamı gözümde bu kadar büyüttüm?