10. bölüm / 14
KİMSİN YA SEN ? ( Yarı texting)6. Bölüm
Bölümler 14Şu an: 6. Bölüm
- 1 Tanıtım14 kelime
- 2 1. Bölüm497 kelime
- 3 2. Bölüm511 kelime
- 4 3. Bölüm505 kelime
- 5 4. Bölüm308 kelime
- 6 5. Bölüm592 kelime
- 7 6. Bölüm583 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7. Bölüm457 kelime
- 9 Cenko3 kelime
- 10 8. Bölüm778 kelime
- 11 9. Bölüm465 kelime
- 12 10. Bölüm374 kelime
- 13 11. Bölüm386 kelime
- 14 12. Bölüm1.024 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve varana kadar Dila saniyede on soru sordu.
Odama girip kapıyı kapattığımda yatağın üzerine kendimi bıraktım. Cenk'in "Babanın hiçbir şeyden haberi yok... bilmemesi en doğrusu" deyişi kulaklarımda çınlıyordu.
Telefonumu elime aldım. WhatsApp'a girdim. Tam ben yazacakken ekran canlandı.
Gölge: Eve vardın mı? İlk mesajı bu sefer ben atayım dedim. Kafan karışmış gibi duruyordu küçük hanım.
Klavyeye sertçe bastım.
Ben: Cenk abi... Hâlâ inanamıyorum. Sen benimle resmen oyun oynadın! Ayrıca o gün evimin önüne adam yığdın, beni korkudan öldürüyordun!
Gölge: O sabah Akif’in malları kaçırdığını ve bana yanlış numaradan oyun oynadığını sanıyordum Beren. Kim olduğunu bilseydim, kapına adam yollamazdım. Seni tehlikeye atmak isteyeceğim son şey bile değil.
Ben: Tehlike mi? Babamın ne işler çevirdiğini bana hiç anlatmadınız. Siz ne sevkiyatından bahsediyordunuz dün gece? Babam yasadışı işler mi yapıyor?
20.21
Görüldü. Uzun süre cevap gelmedi. En sonunda telefon titredi.
Gölge: Bunlar senin bilmen gereken, senin odaklanman gereken şeyler değil. Sen sadece sınavına çalışacaksın. Baban seni bu dünyadan uzak tutmak için canını verir, bunu sakın unutma. Ve aramızdaki bu durum sadece ikimizin arasında kalacak.
20.30
Ben: Aramızdaki durum mu? Bizim aramızda bir durum mu var Cenk?
İlk defa ona "abi" dememiştim. Klavyede adını yazarken bile parmaklarımın içi titremişti.
Yazıyor...
Gölge: Var ya da yok... Bunu zaman gösterecek Beren. Ama şimdilik sen derslerine odaklan.
Görüldü attım..
Gölge kişisi cenk olarak değiştirildi...
Telefonu göğsüme bastırıp derin bir nefes aldım. Tehlikeli bir oyunun tam ortasındaydım. Bir tarafta babamın sert dünyası ve onun en güvendiği adamı Cenk, diğer tarafta ise YKS stresi. Ama içimden bir ses, bu senenin integralden çok daha zorlu geçeceğini söylüyordu.
..........
Aradan geçen iki hafta, hayatımın en garip ve en monoton günleriydi.
Bir yanda her sabah uyandığımda beni bekleyen devasa YKS gerçeği, deneme sınavları ve limit-türev soruları diğer yanda ise telefonumun ekranında sadece Gölge olarak kalan o sessizlik...
Cenk o günden sonra bir daha ne yanıma geldi ne de bana mesaj attı.
Sanırım ikimiz de o gün sınırları biraz zorladığımızın farkındaydık. O bana küçük hanım demeyi, ben ise ona abi dememeyi seçtiğim an, aramızdaki o görünmez çizgi iyice belirginleşmişti.
O günden sonra kendimi tamamen derslere verdim. Dila bile bendeki bu ani değişim karşısında şoktaydı.
"Kızım, sen gerçekten robota bağladın," dedi Dila, kütüphanenin bahçesinde kahvelerimizden yudumlarken.
"İki haftadır ne o gizemli çocuktan bahsediyorsun ne de telefona bakıyorsun. Ders manyağı oldun çıktın."
"Olması gereken bu zaten Dila," dedim, gözlerimi önümdeki biyoloji notlarından ayırmadan. "O olay bir anlık bir hataydı, bitti gitti. Benim tek bir hedefim var, o da bu sınavı kazanmak. Başka şeylerle kaybedecek vaktim yok."
Dila derin bir nefes alıp arkasına yaslandı. "Haklısın aslında. En doğrusunu yapıyorsun. Böylesi ikiniz için de daha güvenli."
Ona hak veriyordum. Cenk'in dünyası bana göre değildi o, babamın gölgesinde, benim hiç bilmediğim ve bilmek istemediğim tehlikeli işlerin tam ortasındaydı.
Ben ise sadece 18 yaşında, geleceğini kurmaya çalışan bir lise öğrencisiydim.
Akşam eve döndüğümde odama geçip masanın başına oturdum. Saatlerce soru çözdüm, ta ki gözlerim yorgunluktan kapanana kadar. Gece yarısını çoktan geçmişti.
Telefonumu sessizden çıkarıp alarmı kurmak için elime aldığımda, ekranda iki haftadır görmediğim o ismi gördüm. Kalbim aniden eski ritmini buldu, göğsüm sıkıştı.
Gölge:İki haftadır durum bildirimi gelmiyor, küçük hanım. Dersler nasıl gidiyor?
Mesajı okurken dudaklarımın kenarında hafif bir tebessüm belirdi. İki haftalık o sessiz, normal günler bir anda uçup gitmiş gibi hissettim. Klavyeye dokundum.
Ben:Gayet iyi gidiyor. Kendimi tamamen derslere verdim, konular da bitti sayılır. Sizin sevkiyatlar ne durumda? Krizler çözüldü mü?
Yazıp gönderdim. Telefonu yatağın üzerine bırakıp derin bir nefes aldım.
Hayatımın ne kadar normal kalmasını istesem de, bu numaranın ucundaki gizem her seferinde beni bir şekilde kendine çekmeyi başarıyordu.
