kayıp miras kitap kapağı

3. bölüm / 8

kayıp miras

1

Vaveyla Yazarı: beyza .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 1

şimdiden söyliyim bu hikayede saklambaç yok.
Evde outer baks izlerken gaza gelerek yazdım,
iyi okumalar aşklarım

şarkımız: OUT OF MY LEAGUE

1. BÖLÜM

Bazı hikayelerin nasıl başladığını sonradan düşününce insanın aklı almıyor.
O an yaptığın küçücük bir şeyin, hayatının geri kalanını değiştireceğini bilmiyorsun.
.

Her şey aslında oldukça sıradan bir günle başlamıştı. Okul bitmişti ve herkes boşluğa düşmüştü. Bu uzun tatil Beyza'ya iyi gelmemişti. Her gün görüştüğü arkadaşlarıyla artık görüşememek canını sıkıyordu. Her neyse.
Gebze'ye yeni açılan bir antika eşya dükkanını ziyaret edecekti bugün. Kablolu kulaklığında CRUSH! açmış salına salına gidiyordu her şeyden habersiz.
Dükkanın önüne geldiğinde dış tasarımı çok hoşuna gitmişti. Eskimiş bir ahşaptı. Vakit kaybetmeden içeri girdi. Duvarlarda eski tablolar asılıydı. Bazılarında deniz vardı. Bazılarında gemiler. Bazılarında ise yüzlerini tanımadığı insanların solmuş portreleri.
Tezgahın arkasında yaşlı bir adam oturuyordu. Elinde büyüteç vardı ve küçük bir saatin içini açmış, onunla uğraşıyordu.
"Kolay gelsin." Dedi gülümseyerek, adam teşekkür etti.
Beyza rafların arasında dolaşırken kendinden geçiyordu, her şey o kadar gizemli geliyordu ki...
Eski kitaplara baktı, sonra eski haritalara. Sonra bir rafta üst üste dizilmiş pusulalara takıldı. Sanki birbirleriyle bağlantılıydı. Fiyatlarına baktığında parasının hiçbir şeye yetmediğini gördü ve kendini bu şeylerden sıyırmaya çalıştı.
Tam çıkmaya hazırlanıyordu ki dükkanın arka tarafında, diğer eşyalardan biraz daha karanlık bir köşede duran şeyi gördü.
Bir sandık. Kalın, koyu renkli tahtadan yapılmıştı. Kenarlarında paslanmış metal parçalar vardı. Üzerinde yılların bıraktığı çizikler ve çatlaklar bulunuyordu. Sanki uzun süre denizde kalmış, sonra bir yerlerde unutulmuş gibiydi.
Hızlıca yanına geldi, sandığın üzerinde garip bir sembol vardı.
Bir kafatası.
Altında iki çapraz kemik.
Ve kafatasının arkasından geçen, dalgaya benzeyen üç çizgi.
Parmaklarını uzatıp dokunacakken durdu, sembolü tanıyordu ama nerden? hatırlamıyordu.

"Beğendin mi?" Dükkan sahibinin sesiyle irkildi. Hızlıca arkasını dönünce adamla göz göze geldi. "Çok güzel, replika mı gerçek mi?" Yaşlı adam sanki komik bir şey söylemiş gibi alayla sırıtarak sandığın üzerini okşadı.
"Bir balıkçı getirmişti. Yıllar önce bir geminin enkazından çıkartıldığını söyledi. İyi para aldı.”
" Sembollere falan bakınca sanki korsan sandığı."
Adamın yüzündeki ifade bir anlığına değişti. "Barbossa'yı bilir misin?" "Hector Barbossa mı? Evet, yani bir makalede (?) okumuştum..."
Korsanlık tarihinin en ünlü isimlerinden biriydi Barbossa. Kayıp hazinesiyle ilgili sayısız hikaye vardı. Kimileri hazinenin hiç var olmadığını söylüyor, kimileri ise yıllardır yanlış yerde arandığını. Cengizhan'ın mezarı gibi gizemini koruyor, yerini kimse bilmiyordu. "Bu sandık, onun gemisinden olabilir evlat, o kadar eski ki, tam bir tarihi eser." Gerçek olabilir miydi?
"Ben bunu böbreğimi satsam alamam amca, bari fotoğrafını çekebilir miyim?" Adam kafa salladı. Sandığın birkaç fotoğrafını çekti; önden, yandan, sembolün yakınından. Tam telefonu cebime koyacakken sandığın alt kısmında çok küçük bir çizik fark etti.
Eğilince gördü ki tahtanın üzerinde birkaç rakam vardı. Onları da çekti. 41° 17' okunabilir sadece bu kadardı. Altındaki rakamların bir kısmı tahtanın aşınması nedeniyle silinmişti. Onu da çekti.
"Bu nedir?" Diye sordu adama göstererek. "Çok araştırdım fakat kayda değer bir şey bulamadım."
Doğruldu ve geri adımladı. "Bir gün bu sandığı alacağım inş." "O gün geldiğinde burada olmayabilir.."
.
Gece olmuştu fakat Beyza'nın aklındaki düşünceler susmamıştı. Dayanamayıp bilgisayarın başına geçti, telefonundan fotoğraflara bakıyordu. En son kendini Google'da arama yaparken buldu.

"Korsan Barbossa hazine"
"Karasakal hazinesi"
"Kayıp hazineler"
"Hector Barbarossa hayatı"

Bilindik bilgileri geçti, ingilizce kaynaklara girdi ve çevirmekle uğraştı. En son eski bir dijital gazete arşivi buldu.
Sayfalar sararmış gibi görünen eski taranmış belgelerle doluydu. Arama çubuğuna tekrar yazdı: Blackbeard treasure (karasakal hazinesi) Bir süre sonuçlara baktı, bir başlık gördü.
"Karasakal'ın Kayıp Hazinesine Ait Olduğu İddia Edilen Harita Bulundu.” Hemen tıkladı, haber yıllar öncesine aitti. Habere göre Karadeniz kıyılarında bulunan eski bir haritanın, Karasakal'ın kayıp hazinesiyle bağlantılı olabileceği düşünülmüştü. Ama harita hiçbir zaman kamuoyuna gösterilmemişti. Haritanın bir kısmının fotoğrafı vardı, büyütüp yaklaştırınca anladı. Sandıktaki sembolle aynı semboller vardı. Her şey uyuyordu, hikaye tamamlanıyordu.
"Hassiktir.."
Tesadüf olabilirdi.
Elbette olabilirdi.
Ama ya değilse?
Haberleri okumaya devam etti. Haritanın nerede bulunduğuna dair bir bilgi yoktu. O gece saatlerce aramalar yaptı, belgeseller izledi, ihtimalleri düşündü.
Aklı artık ermiyordu. Karasakal lakabıyla anılan Hector Barbossa, 1900lerde yaşamış çok ünlü bir korsandı ve inşa ettiği büyük bir hazinesi olduğu söyleniyordu. Öyle ki bir oda dolusu kadar büyüktü. Hikayenin devamı belli, yağmaladığı yerlerden birinde Elizabeth adında bir köle kadını kurtarır ve büyük bir aşk yaşarlar fakat sonra? Hazineye ne olduğu dünyanın gizemiydi.
.
Sabah uyanır uyanmaz ilk iş o antikacıya gitti fakat içeri girince ne görsün, sandık yoktu. Hızlıca rafların tozunu silen adamı buldu. "Amca dünki sandık nerede?" Adam bir an sustu fakat devam etti. "Dün akşam biri satın aldı." "Ne demek satın aldı ya? Kim aldı?" Adam masasına ilerlerken Beyza peşinden gitti. "Ne bileyim ben kim! Parasını verdi aldı işte." "Böyle değerli bir şeyi nasıl satarsın? Kendin dedin hazine olabilir!"
"Evlat yaşlı bir adamım ben hazine peşinde mi koşacağım? Ayrıca sandık boş, alan kişi muhtemelen evinde güzel bir yere koyar."
Beyza derin bir nefes vererek saçlarını geriye attı. "Tamam en azından kimin aldığını söyleyin lütfen."
"Müşterilerimin DNAsını çıkarmıyorum herhalde, uzun boylu şapkalı biriydi, senden biraz büyüktür."
"Of ya! Off bak her neyse sana numaramı vereyim eğer o sandıkla alakalı bir şey bulursan ya da alan kişiyle beni ara lütfen Allah için?" Adam kafa salladı, Beyza bir kağıda numarasını yazıp dükkandan ayrıldı.

"Tamamdır, elimizde ne var bir bakalım... birkaç fotoğraf, bir sembol, eksik bir koordinat, eski bir gazete haberi, şehir efsaneleri vee, artık kimin elinde olduğunu bilmediğim bir sandık. Harika!" Ne yapacağını düşündü, ailesine haber verebilirdi belki, babası hazine olaylarını severdi ama dur. Aklına başka bir şey geldi.

Telefonumu çıkardı. "Alo, evde misin?"
"Evet."
"Parka çıkak mı yarım saate?"
"Olur da sen iyi misin?"
"Bomba gibiyim, neyse yarım saate çık."
"Tamam görüşürüz."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.