10. bölüm · Karanlık Güzellik

9. Bölüm; Yanlış Kişiye Dokundunuz

Hira Akbaş

Gece.
Askeri üs her zamanki gibi sakindi.
Ama birkaç saat sonra o sakinlik paramparça olacaktı.
Altay üs dışındaki bir sokakta yürüyordu.
Görevden yeni çıkmıştı.
Telefonuna bakarken bir araba sessizce yanına yaklaştı.
Kapı açıldı.
İçinden üç adam indi.
Altay hemen durdu.
Kaşlarını çattı.

“Yanlış adama bulaşıyorsunuz.”

(Yazarın iç ses ; - _ - ?)

Adamlar güldü.

“Hayır.”

Birisi silahını kaldırdı.

“Tam doğru adama.”

Altay saldırmaya çalıştı.
Birine yumruk attı.
Ama arkadan biri silahın kabzasıyla başına vurdu.
BAM.
Altay yere düştü.
Gözleri karardı.
Adamlar onu arabaya sürükledi.
Araba hızla uzaklaştı.

Bir saat sonra…

Askeri üste bir asker koşarak geldi.

“Komutanım!”

Asena döndü.

“Ne var?”

Asker elindeki telefonu uzattı.

“Bunu gönderdiler.”

Asena telefonu aldı.
Ekranda bir video vardı.
Video açıldı.
Karanlık bir oda.
Bir sandalyeye bağlı biri.
Altay.
Asena'nın gözleri bir anda değişti.
Videodaki adam konuştu:

“Komutan Gökbörü…”
“Kuzenini geri istiyorsan…”

Adam güldü.

“Tek başına gel.”

Sonra kamera Altay’a döndü.
Altay’ın yüzü kan içindeydi ama hâlâ gülüyordu.

“Sakın gelme."

(Yazarın iç ses; Asena da dinleyecek? Yok canım.)

Video kapandı.
O anda…
Asena'nın yüzündeki ifade tamamen değişti.
Soğukluk yoktu artık.
Öfke vardı.
Altay’ın adı geçen herkes bilir…
Asena’nın en zayıf noktasıydı.
Bir asker temkinli konuştu:

“Komutanım… bu tuzak olabilir.”

Asena cevap vermedi.
Bir başka asker dedi ki:

“Operasyon planlayalım—”

Asena sertçe konuştu.

“Hayır.”

Askerler sustu.
Asena silahını aldı.

“Adres neresi?”

Asker yutkundu.

“Eski liman deposu.”

Asena yürümeye başladı.
Bir asker arkasından seslendi.

“Komutanım—”

Asena döndü.
Gözleri artık tehlikeliydi.

“Onlar asker değil.”

Sesi soğuktu.

“Düşman.”

Sonra ekledi.

“Ve düşmanlarımın tek kaderi vardır.”

Asker yavaşça sordu:

“…nedir?”

Asena cevap verdi.

“Yok olmak.”

Aynı anda…
Şehrin diğer tarafında.
Yaman Dağ’ın adamlarından biri telaşla içeri girdi.

“Patron!”

(Yazarın iç ses; Bu ne alaka şimdi? )

Yaman başını kaldırdı.

“Ne var?”

Adam hızlıca konuştu.

“Altay Gökbörü kaçırılmış.”

Yaman'ın gözleri daraldı.

“Kim kaçırmış?”

“Arslan grubu.”

Yaman hemen ayağa kalktı.
Ama adam devam etti.

“Bir şey daha var.”

Yaman sertçe sordu.

“Ne?”

Adam derin nefes aldı.

“Komutan Gökbörü… tek başına gitmiş.”

Bir saniye sessizlik oldu.

Sonra Yaman sertçe homurdandı.

“Bu kadın ölmeden durmayacak."

Masaya yumruğunu vurdu.

“Kadın deli mi?!”

Adam sessiz kaldı.
Yaman dişlerini sıktı.

“Adres?”

Adam söyledi.
Yaman ceketini aldı.

“Arabayı hazırlayın.”

Adam sordu:

“Patron… neden?”

Yaman kapıya yürüdü.
Sesi ciddiydi.

“Çünkü o kadın operasyon yaparken acımasız.”

Sonra kapıyı açtı.
Ama yüzündeki ifade karanlıktı.

“Ama kuzenine dokunulursa…”

Adam yutkundu.

“…o zaman?”

Yaman cevap verdi.

“O zaman komutan değil.”

Arabaya doğru yürüdü.

“…intikamcı olur.”

Dakikalar sonra...

Eski liman deposunda…
Adamlar silahlarla bekliyordu.
Ortada bağlı biri vardı.
Altay.
Kapı gıcırdayarak açıldı.
İçeri biri girdi.
Asena.
Yalnız.
Adamlar güldü.

“Komutan hızlı geldi.”

Asena etrafa baktı.
Gözleri buz gibiydi.

“Bırakın onu.”

Adam kahkaha attı.

“Bu kadar mı?”

Sonra silahını kaldırdı.

“Sen gerçekten yalnız mı geldin?”

Asena cevap verdi.

“Evet."

Adam gülümsedi.

“Yanlış karar.”

Tam o sırada…
Depo kapısı BAM diye patladı.
Silah sesleri yankılandı.
BAM BAM BAM
Adamlar panikle döndü.
Kapıda biri duruyordu.
Siyah takım.
Ela gözler.
Yaman Dağ.
Silahını indirirken konuştu.

“Yanlış karar değil.”

Sonra Asena’ya baktı.

“Yanlış plan.”

Asena kaşlarını çattı.

“Ben senden yardım istediğimi hatırlamıyorum.”

Yaman hafifçe gülümsedi.

“Biliyorum..”

Sonra silahını tekrar kaldırdı.

“Ama yine de geldim.”

(Yazarın iç ses; Aferin aq)