12. bölüm · Karanlık Güzellik
11. Bölüm - Karma ve Sessizlik
Depo artık sessizdi.
İçeride yatan adam hâlâ yerdeydi. Resmen bayılma eşiğindeydi. Yaman kafasını eğdi, soğuk bakışlarla ona baktı.
“Bayılma lan. Daha o patronuna da selamımı söyleyeceksin.”
Adam titredi. Daha sözlerini tamamlayamadan, Yaman yumruğunu geçirdi. BAM! Adam bayıldı.
(Yazarın iç ses; LAN MADEM BAYILTACAN NİYE ADAMI AZARLIYON?!)
Depodan çıkan Asena, Altay’ın kolunu tutuyordu.
Altay hafifçe öne eğildi. Asena homurdana homurdana Altay'ı resmen arabaya sürüklüyordu (yazarın iç ses; Asena... Adam yürüyebilir... Bırak adamı.)
"O adamlara bi vursan zaten yerde olacaklardı. Yorgun muydun?"
“Tamam… tamam... Yorgundum...”
Altay kısa ve soğuk bir sesle konuştu. Sonrada iç çekti, yüzünde hafif bir gülümseme vardı ama hâlâ biraz acı içindeydi.
Altay;
“Kuzen…"
dedi ama Asena başını sallayarak susturdu.
“Sessiz ol. Eve gidiyorsun.”
Altay sadece başını salladı. Asena onu götürdü, gözü hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan… ama sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Yaman ise depodan çıkıp arabasına bindi.
Ofisine doğru giderken kafasının içinde tek bir şey vardı: Asena Gökbörü.
“Tamamen acımasız…”
diye mırıldandı.
Ama yine de, gözlerinde garip bir parıltı vardı.
Ofisine geldiğinde masasının başına oturdu.
Kahvesinden bir yudum aldı ve derin bir nefes verdi.
Ama aklı hâlâ depoda, Asena’nın bakışlarında, hareketlerinde… ve Altay’ı korumasındaki o sert kararlılıktaydı.
O gece, Altay kendi evinde uyuyordu.
Düşünceleri karma karışık ama güven içinde… ve belki biraz meraklıydı.
Asena ise üste, odasında sessizce oturuyordu.
Hiçbir şey olmamış gibi görünse de, içindeki fırtına hâlâ dinmemişti.
Yaman da kendi ofisinde, ışıkları kapalı, sadece bir masa lambasının ışığında düşünüyordu.
Ama tek bir şey açıktı: aklı, kalbi ve dikkati hâlâ tamamen Asena’daydı.
(Yazarın iç ses; Yaman'ı bi psikoloğa mı yollasam ya...)
