10 bölüm: KONSORSİYUMUN GÖLGESİ

Vaveyla Yazarı: Meryem Simsek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 10 bölüm: KONSORSİYUMUN GÖLGESİ

10. BÖLÜM

Ambarın kasvetli atmosferinde yankılanan o tek el silah sesiyle birlikte Cihan’ın hesabı kapatılmıştı. Ancak ardında bıraktığı o son kehanet, karanlık dünyanın üzerine yeni bir karabasan gibi çökmüştü: İtalyan Konsorsiyumu.
Rıza Karadağ, adamları tarafından güvenli bir bölgeye taşınırken ilk kez Miran’a minnet dolu ve mahcup bakışlarla baktı. İki aile arasındaki onlarca yıllık kan davası, ortak bir düşmana ve o düşmanın getirdiği felakete karşı amansız bir ittifaka dönüşmüştü.
Ayla, ambardan çıktıklarında soğuk rüzgarın yüzünü yalamasına izin verdi. Miran hemen arkasındaydı. Yavaşça Ayla’nın yanına yanaştı ve onun yağmurdan ıslanmış omuzlarına kendi deri ceketini bıraktı.
"Korkuyor musun Ayla?" diye sordu Miran, sesi fırtınanın gürültüsünü yaran bir kararlılıkla doluydu.
Ayla, gözlerindeki o kırılmaz ateşi Miran’a çevirdi. "Seni bulduktan, babamın gözlerindeki gerçeği gördükten sonra hiçbir şeyden korkmuyorum Miran. İtalyanlar gelsin... Biz buradayız."
Miran hafifçe gülümsedi. Ayla’nın elini tutup kenetledi. "Bizim şehrimize, bizim evimize girmeye çalışan herkes bedelini öder."
Ertesi gün, Soykan Yalı’sında büyük bir kriz masası kurulmuştu. Karadağların ve Soykanların önde gelen isimleri ilk kez aynı masada yan yana oturuyordu. Masanın başında ise Miran ile Ayla duruyordu.
Boran, masaya büyük bir harita ve birkaç fotoğraf bıraktı.
"Abi," dedi Boran ciddiyetle. "Cihan yalan söylemiyormuş. Akdeniz’in en tehlikeli mafya oluşumlarından biri olan Vinci Konsorsiyumu, Boğaz’ın kontrolünü eline almak için harekete geçmiş. Şehrin dışındaki tüm limanları ve depoları ablukaya almaya başladılar. Başlarında ise acımasızlığıyla tanınan Don Lorenzo var."
Tam o sırada yalı kapısındaki korumalar içeriye siyah, mühürlü bir zarf getirdi. Zarfın üzerinde kan kırmızısı bir mum mühür duruyordu.
Miran zarfı açtı. İçinden çıkan İtalyanca yazılmış kısa nota baktı:
"Soykan ve Karadağ ailelerine... Şehri ya kendiliğinizden bize teslim edersiniz ya da ikinizin aşkını da, ailelerinizi de Boğaz’ın karanlık sularına gömeriz. Bu gece midnight’ta (gece yarısı) limanda buluşacağız."
Miran kağıdı elinde sıkıp buruşturdu. Gözlerinde o eski, tanıdık, acımasız karanlık belirdi.
Ayla belindeki silahın şarjörünü takıp kurdu. Çıkan tok ses odadaki herkesin iliklerine kadar hissettiği bir meydan okumaydı.
"Bize savaş ilan ettiler Miran," dedi Ayla, masadaki herkese bakarak. "Onlara bu şehrin kime ait olduğunu öğretme vakti geldi."
Miran, Ayla’nın belini tutup kendine doğru çekti. Bütün adamların gözü önünde onun alnına derin bir öpücük kondurdu.
"Bu gece," dedi Miran, sesi bir yemin gibi gürleyerek, "ya bu şehri onlara mezar edeceğiz ya da yan yana aynı toprağa gireceğiz."
Gece yarısına doğru geri sayım başlamıştı. Sadece iki ailenin değil, tüm İstanbul yeraltı dünyasının geleceğini belirleyecek devasa bir savaş kapıdaydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.