9. bölüm / 12
KARA İZLERBÖLÜM 8-ESKİ EV
Bölümler 12Şu an: BÖLÜM 8-ESKİ EV
- 1 GİRİŞ80 kelime
- 2 BÖLÜM 1-SESSİZLİK2.956 kelime
- 3 BÖLÜM 2-KAYIP GECE3.430 kelime
- 4 BÖLÜM 3- DÖRDÜNCÜ GÖLGE3.587 kelime
- 5 BÖLÜM 4- İKİNCİ SESSİZLİK5.568 kelime
- 6 BÖLÜM 5- AYNADAKİ DÖRDÜNCÜ KİŞİ4.438 kelime
- 7 BÖLÜM 6- DENİZ'İN GERÇEĞİ3.868 kelime
- 8 BÖLÜM 7- KAYIP KAYIT1.965 kelime
- 9 BÖLÜM 8-ESKİ EV1.875 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 BÖLÜM 9- SON GECE2.045 kelime
- 11 BÖLÜM 10- SONUN BAŞLANGICI2.587 kelime
- 12 TEŞEKKÜR318 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SAYFA 1
Çocukluk evimin önünde durduğumda ilk fark ettiğim şey sessizlikti.
Yıllardır kimsenin yaşamadığı bir ev, insana boş gelmeliydi.
Ama bana öyle gelmedi.
Sanki ev bizi bekliyordu.
Eylül arabadan indi.
— Burası mı?
Başımı salladım.
— Evet.
Arda arkamızdan geldi.
— Emin misin?
Kapıya baktım.
— Değilim.
Anahtarı çıkardım.
Kilit hâlâ çalışıyordu.
Kapıyı açtığım anda eski tahta kokusu yüzüme vurdu.
İçeri girdim.
Her şey bıraktığım gibiydi.
Koridor.
Merdivenler.
Duvarın köşesindeki küçük çizik.
Ve...
Salonun karşısındaki ayna.
Bir an durdum.
Aynada kendimi gördüm.
Ama bu kez yansımam normaldi.
Eylül yanıma geldi.
— Ne oldu?
— Bu aynayı hatırlıyorum.
— Nereden?
— Bir şey sakladığım yeri.
Arda hemen sordu:
— Nerede?
Parmağımı aynanın altındaki duvara uzattım.
— Burada.
Duvarın küçük bir bölümüne bastırdım.
Bir tık sesi geldi.
Duvarın içinden küçük bir bölme açıldı.
İçinde tek bir kutu vardı.
Kutunun üzerinde ismim yazıyordu.
MERT.
Kutuyu elime aldım.
Ve kapağını açmadan önce içimden bir düşünce geçti:
Bu evde unuttuğum şey, Deniz'den daha eskiydi.
---
SAYFA 2
Kutunun içinden üç şey çıktı.
Eski bir fotoğraf.
Küçük bir anahtar.
Ve katlanmış bir kâğıt.
Önce fotoğrafı açtım.
Çocukluk hâlim vardı.
Yanımda Kaan.
Ama bu kez üçüncü kişi yoktu.
Fotoğrafın arkasında:
“Bu fotoğraf çekildiğinde Deniz henüz yoktu.”
Eylül yazıyı okudu.
— Deniz henüz yoktu...
Arda fotoğrafı elimden aldı.
— Demek ki Deniz daha sonra ortaya çıktı.
— Ama Kaan vardı.
— Evet.
Anahtarı elime aldım.
Üzerinde hiçbir numara yoktu.
Sadece küçük bir harf vardı:
D.
Eylül bana baktı.
— D ne?
— Bilmiyorum.
Kâğıdı açtım.
İlk satırda kendi el yazımı gördüm.
“Mert, bunu bulduysan geçmişin sana anlatılmaya hazır.”
Altında başka bir cümle vardı.
“Ama önce odana git.”
Eylül bana baktı.
— Odana?
Başımı salladım.
Merdivenlere yöneldim.
Her basamakta başka bir anı beliriyordu.
Bir oyuncak.
Bir masa.
Bir pencere.
Son basamağa geldiğimde durdum.
Odamın kapısı hâlâ aynıydı.
Kapıyı açtım.
Oda boştu.
Ama yatağın üzerinde yeni bırakılmış bir şey vardı.
Siyah bir defter.
Üzerinde tek kelime:
DENİZ.
---
SAYFA 3
Defteri açmadım.
Bir süre sadece baktım.
Arda kapının yanında duruyordu.
— Bu burada daha önce yoktu.
— Biliyorum.
Eylül yatağın kenarına yaklaştı.
— Belki biri bizden önce buraya geldi.
— Kim?
Kimse cevap vermedi.
Defteri elime aldım.
İlk sayfa boştu.
İkinci sayfa da.
Üçüncü sayfada bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafı görünce nefesim kesildi.
Ben.
Kaan.
Ve...
Bir kadın.
Kadının yüzü fotoğrafta karalanmıştı.
Arkasında tarih vardı:
12 MAYIS 2010.
Eylül fotoğrafa baktı.
— Bu kim?
— Bilmiyorum.
Arda fotoğrafı çevirdi.
Arkasında tek cümle:
“Onu hatırlarsan, Deniz'in neden yaratıldığını anlarsın.”
— Deniz yaratıldı mı? dedim.
Arda sustu.
— Ne demek bu?
Arda gözlerini kaçırdı.
— Bazı insanlar kendilerini korumak için başka bir hikâye yaratabilir.
Eylül bana baktı.
— Yani Deniz...
Cümlesini tamamlayamadı.
Ben tamamladım.
— Bir hikâyeyse?
Defterin sayfasında yeni bir yazı belirdi.
Sanki mürekkep az önce dökülmüş gibiydi.
“Hikâye değil.”
Altında:
“Savunma.”
---
SAYFA 4
— Savunma...
Kelimeyi tekrar ettim.
O anda odanın içindeki hava değişti.
Bir anlığına çocukluğuma döndüm.
Karanlık.
Kapalı bir oda.
Bir çocuğun ağladığını duyuyordum.
Sonra bir kapı açıldı.
Kaan karşımdaki sandalyede oturuyordu.
— Korkma, diyordu.
— Korkuyorum.
— O zaman başka birini yarat.
— Kimi?
Kaan bana bakıyordu.
— Deniz'i.
Görüntü kayboldu.
Gözlerimi açtığımda Eylül yanımdaydı.
— Mert?
— Kaan bana Deniz'den bahsetti.
Arda hemen sordu:
— Ne dedi?
— “Başka birini yarat.”
Eylül'ün yüzü değişti.
— Başka biri...
Başımı salladım.
— Ama neden?
Arda cevap vermedi.
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
Tak.
Sonra bir kez daha.
Tak.
Üçümüz aynı anda kapıya baktık.
Arda öne çıktı.
Koridora çıktık.
Ses alt kattaki salondan geliyordu.
Merdivenlerden indik.
Salon boştu.
Ama pencerenin yanında küçük bir kayıt cihazı vardı.
Üzerinde:
“MERT İÇİN.”
yazıyordu.
Cihazı açtım.
Bu kez duyduğum ses çocukluk sesim değildi.
Bir yetişkin konuşuyordu.
— Eğer bunu dinliyorsan, plan başarısız oldu.
Sonra:
— Çünkü Mert hatırlamaya başladı.
---
SAYFA 5
Kayıttaki ses devam etti.
— Deniz'in ortaya çıkması gerekiyordu.
Arda cihazı kapatmak istedi.
Elini tuttum.
— Hayır.
Kayıt devam etti.
— Deniz, Mert'i korumak için oluşturuldu.
Eylül bana baktı.
— Seni kimden koruyordu?
Kayıt cevap vermedi.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra:
— Kendisinden.
O an odadaki herkes sustu.
Kayıt devam etti.
— Mert bazı olayları hatırlarsa, Deniz geri çekilecek.
Son cümle:
— Ama bir gün Mert ile Deniz aynı gerçeği hatırlarsa...
Kayıt kesildi.
Arda cihazı kapattı.
— Yeter.
— Hayır.
— Mert, bunu daha fazla dinleme.
— Neden?
Arda bana baktı.
— Çünkü devamını ben biliyorum.
— Söyle.
Arda uzun süre sustu.
Sonra:
— O gece seni bu eve getirdik.
— 17 Ekim gecesi mi?
— Evet.
— Kaan da burada mıydı?
Arda başını salladı.
— Evet.
Eylül fısıldadı:
— Ben de vardım.
Bana döndü.
— Ama sen bizi hatırlamadın.
Başım ağrımaya başladı.
Duvarlara baktım.
Bir görüntü daha geldi.
Üçümüz bu salondaydık.
Kaan elindeki siyah defteri masaya bırakıyordu.
Sonra bana:
— “Şimdi unut.”
diyordu.
---
SAYFA 6
Görüntü kayboldu.
Ama Kaan'ın sesi hâlâ kulağımdaydı.
“Şimdi unut.”
Eylül koluma dokundu.
— Mert, iyi misin?
— O gece burada bir şey oldu.
Arda:
— Evet.
— Ne?
Arda cevap vermeden önce salondaki eski televizyonun yanına yürüdü.
Altındaki çekmeceyi açtı.
İçinden eski bir kaset çıkardı.
Üzerinde:
17 EKİM — SON KAYIT
yazıyordu.
Kaseti elime aldım.
— Bunu neden şimdiye kadar sakladın?
Arda başını eğdi.
— Çünkü açmaya cesaret edemedim.
— Neden?
— Son kayıtta sen varsın.
Kaseti eski cihaza yerleştirdik.
Cızırtı.
Sonra benim sesim:
— Eğer bunu dinliyorsanız...
Bir nefes aldım.
— Demek ki plan bozuldu.
Eylül bana baktı.
Kayıttaki ses devam etti.
— Deniz'i bulmaya çalışmayın.
Sonra birkaç saniyelik sessizlik.
— Çünkü Deniz'i aradığınız sürece asıl kişiyi kaçıracaksınız.
Arda fısıldadı:
— Asıl kişi...
Kayıt tekrar başladı.
— Eylül, sana güveniyorum.
Eylül dondu.
— Ama bir gün sana söylediğim her şeyi unutursam...
Kayıt kesildi.
Sonra son bir cümle duyuldu:
— Bana gerçeği sen hatırlat.
---
SAYFA 7
Eylül'ün gözleri doldu.
Ama ağlamadı.
Sadece bana baktı.
— Bunu sana daha önce de söylemişim.
— Neyi?
— “Sana gerçeği hatırlatacağım.”
Arda kaseti durdurdu.
— Bir şey eksik.
— Ne?
— Kayıt burada bitmemiş.
Kasetin devamını açtı.
Bu kez başka bir ses vardı.
Kaan.
— Mert bunu hatırlarsa her şey biter.
Benim sesim:
— Belki de bitmesi gerekiyordur.
Kaan:
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü o gerçeği öğrenirse kendini suçlayacak.
Bir sessizlik.
Sonra Kaan'ın son cümlesi:
— Deniz'i bu yüzden yarattık.
Kaset bitti.
Eylül bana baktı.
— Kendini suçlamak...
— Ne için?
Arda cevap vermedi.
Ben ise odanın ortasında öylece kaldım.
Bir anda aklıma bir soru geldi.
— Kaan nerede?
Arda sustu.
— 17 Ekim'den sonra Kaan'a ne oldu?
Eylül gözlerini kapattı.
— Bilmiyoruz.
— Yalan.
— Mert...
— Biri biliyor.
Tam o sırada kapının dışından bir ses geldi.
— Ben biliyorum.
Üçümüz birden kapıya döndük.
---
SAYFA 8
Kapının önünde kimse yoktu.
Sadece yerde bir zarf vardı.
Üzerinde:
MERT'E
yazıyordu.
Zarfı açtım.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Kaan.
Tek başına.
Fotoğrafın arkasında tarih:
18 EKİM 2010.
Altında:
“Kaan kaybolmadı.”
İkinci satır:
“Sadece adını değiştirdi.”
Arda fotoğrafı elimden aldı.
— Bu imkânsız.
— Neden?
— Çünkü Kaan'ın öldüğü söylendi.
Eylül şaşkınlıkla:
— Kim söyledi?
Arda cevap vermedi.
— Arda!
— Resmî kayıtlarda Kaan yok.
— Nasıl yani?
Arda dosyayı açtı.
— Kaan diye biri hiç kaydedilmemiş.
O an bütün parçalar birbirine bağlanmaya başladı.
Deniz bir isim değildi.
Kaan resmî kayıtlarda yoktu.
Ve benim çocukluğumda bazı insanlar sanki hiç var olmamıştı.
Eylül fotoğrafın arkasındaki yazıya baktı.
— “Adını değiştirdi.”
Başımı kaldırdım.
— Peki hangi isimle?
Zarfın içinden ikinci bir kâğıt çıktı.
Üzerinde tek bir harf vardı:
D.
Ve altında:
“Kaan'ı bugün de tanıyorsun.”
---
SAYFA 9
O cümle içimde bir şeyleri yerinden oynattı.
— Bugün de tanıyorum...
Eylül bana baktı.
— Mert, etrafımızdaki herkesi düşün.
Arda hemen:
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü bunu yaparsak herkesten şüphe etmeye başlarız.
Başımı salladım.
— Belki de amaç tam olarak bu.
Zarfın içinden küçük bir kâğıt daha çıktı.
Bu kez üç isim vardı.
MERT
EYLÜL
ARDA
Üçünün yanında da aynı tarih:
18 EKİM.
Ama en altta dördüncü bir satır vardı.
İsim yazmıyordu.
Sadece:
“?”
Eylül fısıldadı:
— Dördüncü kişi...
Arda kâğıdı elimden aldı.
— Bu evden çıkmamız gerekiyor.
— Neden?
— Çünkü bizi buraya getiren kişi, hâlâ burada olduğumuzu biliyor.
Tam o sırada üst kattan bir kapı sesi geldi.
Güm.
Sonra bir tane daha.
Güm.
Arda merdivenlere yöneldi.
— Siz burada kalın.
Ben peşinden gittim.
Eylül de arkamızdan geldi.
Üst kata çıktığımızda odamın kapısı açıktı.
İçeride kimse yoktu.
Ama yatağın üzerinde yeni bir not vardı.
“Kaan'ı arıyorsanız aynaya bakın.”
Aynaya baktım.
Bu kez yalnız değildim.
Yansımamın arkasında biri duruyordu.
---
SAYFA 10
Arkamı döndüm.
Kimse yoktu.
Tekrar aynaya baktım.
Gölge hâlâ oradaydı.
Eylül de aynaya bakıyordu.
— Mert...
— Gördün.
— Evet.
Arda aynaya yaklaştı.
— Bu bir yansıma değil.
— Nereden biliyorsun?
Arda aynanın kenarındaki çizgiye dokundu.
— Çünkü arkasında boşluk var.
Aynayı yerinden çıkardık.
Arkasında küçük bir oda vardı.
Odanın içinde eski bir masa.
Bir sandalye.
Ve duvar boyunca sıralanmış dosyalar.
Masada ise tek bir kayıt cihazı.
Üzerinde:
KAYIT 0
yazıyordu.
Cihazı açtım.
Bu kez ses çok netti.
Kaan.
— Mert, eğer bunu dinliyorsan beni bulmaya çalışacaksın.
Nefesimi tuttum.
— Ama beni bulamayacaksın.
Kayıt devam etti.
— Çünkü aradığın kişi Kaan değil.
Bir saniye sessizlik.
— Deniz de değil.
Sonra:
— Aradığın kişi, benim bıraktığım kişi.
Kayıt sustu.
Eylül:
— Ne demek bu?
Cihaz tekrar çalıştı.
Kaan'ın son cümlesi duyuldu:
— Mert, kendine dikkat et. Çünkü seni benden koruyan kişi artık yanında değil.
Kayıt bitti.
Arda bana baktı.
— Kimden bahsediyor?
Cevap vermedim.
Çünkü odadaki masanın üzerinde bir dosya daha görmüştüm.
Üzerinde:
EYLÜL
yazıyordu.
---
SAYFA 11
Dosyayı açtığımda Eylül yanıma geldi.
— Benim dosyam mı?
İlk sayfa boştu.
İkinci sayfa da.
Üçüncü sayfada bir fotoğraf vardı.
Eylül'ün çocukluk hâli.
Yanında...
Kaan.
Eylül fotoğrafa baktı.
— Onu hatırlıyorum.
Arda şaşkınlıkla:
— Nasıl?
— Çünkü bu fotoğrafı daha önce gördüm.
— Nerede?
Eylül cevap vermedi.
Gözleri fotoğrafta takılı kalmıştı.
Sonra birden:
— Hastane.
— Hangi hastane?
— Bu evin yanındaki eski hastane.
Arda:
— O bina yıllar önce kapatıldı.
Eylül başını salladı.
— Hayır.
Bana baktı.
— Ben oraya 18 Ekim'de gittim.
İçimde bir ürperti oluştu.
— Ben de orada mıydım?
Eylül gözlerini kapattı.
— Evet.
— Kaan?
— O da.
Arda sessizce sordu:
— Peki sonra?
Eylül'ün sesi titredi.
— Sonra Kaan bana bir şey söyledi.
— Ne?
Eylül bana baktı.
— “Mert'in hafızası geri gelirse, ona ilk olarak beni anlatma.”
— Neden?
— Çünkü önce...
Sustu.
— Kendini hatırlaması gerekiyordu.
Dosyanın son sayfasını çevirdim.
Tek cümle vardı:
“Mert'in unuttuğu ilk kişi Eylül değil.”
Altında:
“İlk kişi kendisi.”
---
SAYFA 12
Dosyayı kapattım.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Deniz'in kim olduğunu bulmaya çalışırken kendi geçmişimin içine girmiştim.
Kaan'ın kaybolmadığını öğrenmiştim.
Eylül'ün benden sakladığı bir geçmiş vardı.
Arda'nın anlatmadığı başka bir gerçek.
Ve benim...
Kendimden sakladığım bir şey.
Odanın duvarındaki saate baktım.
Saat 23.17'yi gösteriyordu.
Aynı saat.
17 Ekim gecesindeki saat.
Bir anda bütün ışıklar söndü.
Eylül:
— Mert?
— Buradayım.
Arda telefonunun ışığını açtı.
Tam o anda eski kayıt cihazı yeniden çalıştı.
Karanlığın içinden Kaan'ın sesi geldi.
— Eğer bu kaydı duyuyorsanız...
Bir cızırtı.
— Mert artık hazır.
Eylül elimi tuttu.
Kayıt devam etti.
— Ama gerçek şu:
Kısa bir sessizlik.
— Deniz'i siz yaratmadınız.
Arda dondu.
— Ne?
Kaan'ın sesi son kez duyuldu:
— Deniz, Mert'ten önce vardı.
Kayıt kesildi.
Işıklar yeniden yandı.
Masadaki dosyanın üzerinde daha önce olmayan bir isim vardı.
KAAN YILMAZ.
Altında ise bir adres.
Ve son satır:
“Yarın gece burada buluşacağız.”
Adrese baktım.
Burası...
Eylül'ün eviydi.
Bölüm etkileşimi
