KARA İZLER kitap kapağı

8. bölüm / 12

KARA İZLER

BÖLÜM 7- KAYIP KAYIT

Vaveyla Yazarı: İrem YANAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: BÖLÜM 7- KAYIP KAYIT

SAYFA 1

Sabah olduğunda hiçbir şey değişmemişti.

Ama ben değişmiştim.

Gece boyunca uyumamıştım. Tavana bakıp dururken aklımdan aynı soru geçmişti.

Deniz kimdi?

Daha doğrusu...

Neden herkes onun kim olduğunu biliyor da ben bilmiyordum?

Yataktan kalktım.

Odanın içi sessizdi.

Masamın üzerinde dün gece bulduğumuz siyah defter duruyordu.

Yanına yaklaşmadım.

Çünkü bazı şeyleri açmak için cesaret değil, hazırlık gerektiğini öğrenmiştim.

Telefonum çaldı.

Eylül.

— Uyandın mı?

— Evet.

— Evden çıkma.

Sesindeki ciddiyet dikkatimi çekti.

— Neden?

Kısa bir sessizlik oldu.

— Arda yeni bir kayıt bulmuş.

Kalbim hızlandı.

— Ne kaydı?

— Senin sesin.

Bir an sustum.

— Ne söylüyorum?

Eylül cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.

— Bilmiyorum.

— Eylül.

— Çünkü kaydı Arda bile sonuna kadar dinleyememiş.

— Neden?

Bu kez sesi daha da alçaldı.

— Çünkü kaydın sonunda senin sesinle başka bir isim söyleniyor.

— Kimin adı?

Eylül birkaç saniye sustu.

Sonra:

— Deniz.

Telefon elimde donup kaldı.

Tam o sırada masanın üzerindeki siyah defter kendi kendine açıldı.

Sayfada daha önce olmayan bir cümle vardı:

“Eğer bu kaydı dinliyorsan, artık geri dönüş yok.”

Altında ise tek bir tarih yazıyordu.

17 Ekim.

Ve hemen altında:

“İlk gerçek, Mert'in sesinde saklı.”

SAYFA 2

Defterin üzerindeki cümleye tekrar baktım.

“İlk gerçek, Mert'in sesinde saklı.”

Telefonu kapatıp Eylül'ün söylediklerini düşündüm.

Benim sesim.

Deniz'in adı.

17 Ekim.

Hepsi aynı yerde birleşiyordu.

Üzerimi giyinip evden çıktım.

Eylül kapının önünde bekliyordu.

Yanında Arda vardı.

— Kayıt nerede? diye sordum.

Arda elindeki küçük cihazı gösterdi.

— Burada.

Cihazı aldım.

— Dinledin mi?

— Başını.

— Sonunu neden dinlemedin?

Arda gözlerini bana çevirdi.

— Çünkü son cümleyi duyduğumda kaydı kapattım.

— Neden?

— Çünkü o cümleyi daha önce de duymuştum.

Eylül araya girdi.

— Nerede?

Arda cevap vermedi.

Cihazı çalıştırdı.

Önce cızırtı duyuldu.

Sonra...

Benim sesim.

— Eğer bunu dinliyorsan, yine unutmuşum demektir.

Nefesimi tuttum.

Kayıt devam etti.

— Deniz'i arama.

Bir saniye sessizlik oldu.

Sonra sesim fısıldadı:

— Çünkü Deniz'i bulduğun gün...

Kayıt kesildi.

Arda cihazı kapattı.

— Devamı yok.

— Var, dedim.

— Nereden biliyorsun?

Cihaza baktım.

— Çünkü devamını hatırlıyorum.

SAYFA 3

Eylül bana yaklaştı.

— Ne hatırlıyorsun?

Gözlerimi kapattım.

Karanlık bir oda gördüm.

Masada bir kayıt cihazı vardı.

Karşımda Kaan duruyordu.

Ama yüzü değişmiş gibiydi.

— Deniz nerede? diye sormuştum.

Kaan bana bakıp gülümsemişti.

— Onu hâlâ arıyor musun?

— Bana gerçeği söyle.

— Gerçek sandığın şey senin değil, Mert.

Görüntü bir anda kayboldu.

Gözlerimi açtım.

Eylül beni izliyordu.

— Kaan'ı gördüm.

Arda hemen sordu:

— Nerede?

— Bir odadaydı.

— Hangi oda?

Başımı salladım.

— Bilmiyorum.

Sonra cebimde bir şey olduğunu fark ettim.

Elimi cebime attım.

Küçük bir anahtar çıktı.

Üzerinde:

17

yazıyordu.

Arda anahtarı görünce sustu.

— Bu anahtar sende değildi, dedi.

— Nereden biliyorsun?

— Çünkü onu yıllar önce ben sakladım.

Eylül şaşkınlıkla baktı.

— Nereye?

Arda cevap vermedi.

Ben anahtarı avucumda sıktım.

— Söyle.

— Eski çocuk kliniğine.

İçimde soğuk bir his yayıldı.

— O zaman oraya gidiyoruz.

SAYFA 4

Eski çocuk kliniği şehrin kenarında, yıllardır kullanılmayan bir binaydı.

Kapının önüne geldiğimizde hava kararmaya başlamıştı.

Eylül arabadan indi.

— Buraya daha önce geldin mi?

— Hayır.

Arda cevap verdi:

— Ben geldim.

Bana baktı.

— Ama tek başıma.

Kapının kilidi paslanmıştı.

Anahtarı çıkardım.

17 numaralı anahtarı kilide soktum.

Döndürdüm.

Kapı açıldı.

İçerisi sessizdi.

Koridor boyunca eski odaların kapıları sıralanıyordu.

Numaralar silinmişti.

Bir tek...

17

net görünüyordu.

Kapının önünde durdum.

Elimi kapıya koyduğum anda başım ağrımaya başladı.

Bir çocuk sesi duydum.

— Mert, içeri girme.

Gözlerimi kapattım.

— Kaan...

Eylül bana baktı.

— Ne oldu?

— Biri bana bu kapıyı açmamamı söylemişti.

Arda'nın yüzü değişti.

— Kim?

— Hatırlamıyorum.

Kapıyı açtım.

İçeride eski bir masa vardı.

Masanın üzerinde tek bir kayıt cihazı duruyordu.

Ve yanında...

Bir fotoğraf.

Fotoğrafta üç çocuk vardı.

Ben.

Kaan.

Ve üçüncü kişi.

Yüzü çizilmişti.

SAYFA 5

Fotoğrafı elime aldım.

— Bu kim?

Arda yaklaşmadı.

Eylül fotoğrafa baktı.

— Yüzünü neden çizmişler?

Fotoğrafın arkasını çevirdim.

Şu yazıyordu:

“Üçüncü kişi hatırlanırsa, kayıt silinecek.”

Arda derin bir nefes aldı.

— Bu odada başka bir şey olmaması gerekiyordu.

— Ama var.

Masaya baktım.

Kayıt cihazının yanında küçük bir bant vardı.

Üzerinde:

MERT — 12 MAYIS

yazıyordu.

Bandı cihaza taktım.

Cızırtı.

Sonra çocukluk sesim:

— Bugün Kaan bana bir sır söyledi.

Başka bir çocuk sesi geldi.

— Sakın kimseye anlatma.

Ben sordum:

— Peki Deniz kim?

Çocuk cevap verdi:

— Deniz bir isim değil.

Kalbim hızlandı.

— O zaman ne?

Kısa bir sessizlik.

Sonra çocuk:

— Bir plan.

Kayıt burada kesildi.

Eylül bana baktı.

— Bir plan...

Arda duvara yaslandı.

— Demek sonunda o kısmı da buldunuz.

— Sen bunu biliyor muydun?

— Evet.

— Neden bana söylemedin?

Arda gözlerini kaçırdı.

— Çünkü o planın neden başladığını bilmiyordum.

Tam o sırada odanın dışından bir ses geldi.

Bir kapı kapandı.

Üçümüz de sustuk.

Koridordan ayak sesleri geliyordu.

SAYFA 6

Ayak sesleri kapının önünde durdu.

Eylül bana baktı.

Arda işaret ederek sessiz olmamızı söyledi.

Kapı kolu hareket etti.

Ama kapı açılmadı.

Sonra dışarıdan bir ses duyuldu.

— Mert.

Kendi sesimdi.

Donup kaldım.

Eylül fısıldadı:

— Bu nasıl mümkün?

Kapının arkasındaki ses tekrar konuştu.

— Mert, kapıyı aç.

Arda başını iki yana salladı.

— Açma.

Ses devam etti.

— Eylül de yanında, değil mi?

Eylül'ün yüzü değişti.

— Bizi görüyor.

Arda kapıya yaklaştı.

— Kim olduğunu söyle!

Cevap gelmedi.

Birkaç saniye sonra ayak sesleri uzaklaştı.

Kapıyı açtığımızda koridor boştu.

Yerde bir kâğıt vardı.

Üzerinde:

“Yanlış kişiyi takip ediyorsunuz.”

Altında bir ok vardı.

Ok, koridorun sonundaki odayı gösteriyordu.

Odaya girdik.

Duvarlarda eski fotoğraflar asılıydı.

Hepsinde ben vardım.

Çocukken.

Okulda.

Evde.

Klinikte.

Ama bir şey garipti.

Fotoğrafların hiçbirinde ailem yoktu.

Her fotoğrafta aynı kişi uzakta duruyordu.

Yüzü görünmüyordu.

Eylül bir fotoğrafı eline aldı.

— Mert...

Fotoğrafın köşesinde tarih vardı.

18 EKİM.

Ama ben o fotoğrafı daha önce hiç görmemiştim.

SAYFA 7

Fotoğrafın arkasında yazan cümle beni susturdu.

“Mert bu fotoğrafı hatırlamamalı.”

Eylül fotoğrafı bana uzattı.

— Bunu neden hatırlamaman gerekiyor?

— Bilmiyorum.

Arda fotoğrafın tarihine baktı.

— 18 Ekim...

— Ne olmuş o gün?

Arda cevap vermedi.

— Arda!

— O gün seni bulduğumuz gündü.

— Kim buldu?

— Ben.

Eylül araya girdi.

— Ben de oradaydım.

İkisine baktım.

— Peki Kaan?

Arda başını kaldırdı.

— Kaan da oradaydı.

İçimde bir şey düğümlendi.

— O zaman neden herkes bana başka bir hikâye anlattı?

Arda sustu.

Eylül ise gözlerini kapattı.

— Çünkü 18 Ekim'den sonra hiçbirimiz aynı şeyi hatırlamadık.

— Neden?

— Çünkü bir kayıt yapıldı.

— Ne kaydı?

Eylül'ün sesi titredi.

— Senin hafızanla ilgili bir kayıt.

Kayıt cihazına baktım.

— O zaman bunu dinleyeceğiz.

Bandı yeniden çalıştırdım.

Bu kez benim sesim değil...

Eylül'ün sesi geldi.

— Mert'e bunu anlatırsak her şeyi hatırlayacak.

Sonra Kaan'ın sesi:

— Hatırlaması gereken şey Deniz değil.

Eylül:

— Peki ne?

Kaan:

— Kendisinin ne yaptığını.

Kayıt kesildi.

SAYFA 8

O cümleden sonra odadaki hava değişti.

— Ben ne yaptım? diye sordum.

Arda cevap vermedi.

— Bana bakın.

İkisi de sustu.

— Ben ne yaptım?

Eylül gözlerimin içine baktı.

— Hatırladığında bana kızabilirsin.

— Sadece gerçeği söyle.

— O gece...

Eylül durdu.

— Sen Kaan'ı odadan çıkardın.

— Sonra?

— Kapıyı kilitledin.

Kalbim hızlandı.

— Neden?

— Bilmiyorum.

— Sen orada mıydın?

— Evet.

— Arda?

— O da vardı.

Arda başını eğdi.

— Ama kapının dışında.

— İçeride kim vardı?

Eylül cevap vermeden önce gözlerini kapattı.

— Sen ve Kaan.

Bir görüntü daha geldi.

Karanlık oda.

Kaan kapının yanında.

Ben karşısında.

Elimde siyah defter.

Kaan bana:

— Bunu yaparsan beni bir daha bulamazsın.

diyordu.

Ben ise:

— Zaten seni bulmamam gerekiyor.

demiştim.

Görüntü kayboldu.

Gözlerimi açtım.

— Defter...

Eylül sordu:

— Ne oldu?

— O gece defteri ben almışım.

Arda başını salladı.

— Evet.

— Peki neden?

Arda'nın cevabı beni daha da şaşırttı.

— Çünkü defterin içinde...

Durdu.

— Senin itirafın vardı.

SAYFA 9

— Benim itirafım?

Arda başını salladı.

— Evet.

— Neyin itirafı?

— Onu bilmiyoruz.

— Bilmiyoruz mu?

— Defter kayboldu.

Eylül bir anda çantasını açtı.

İçinden siyah bir defter çıkardı.

— Bu mu?

Arda defteri görünce şaşırdı.

— Bunu nereden buldun?

— Mert'in evinden.

Bana baktı.

— Masanın altında.

Defteri elime aldım.

Kapağını açtım.

İlk sayfa boştu.

İkinci sayfa boştu.

Üçüncü sayfada tek bir kelime vardı:

“BAŞLANGIÇ.”

Sayfayı çevirdim.

Bu kez yazı daha uzundu.

“Bunu okuyorsan, Mert henüz her şeyi hatırlamıyor.”

Altında:

“Ama Eylül hatırlıyor.”

Eylül'ün yüzü soldu.

— Ben mi?

Bir sonraki sayfayı çevirdim.

“Eylül'e güven.”

Sonra başka bir cümle:

“Ama onun hatırladığı her şeye inanma.”

Eylül bana baktı.

— Mert...

Defteri kapattım.

— Sana inanıyorum.

— Ya yanlış hatırlıyorsam?

— O zaman birlikte hatırlarız.

Bir an sessiz kaldık.

Arda başka bir sayfayı açtı.

— Burada bir isim var.

Sayfada yalnızca:

D. Y.

yazıyordu.

Altında:

“Kayıt 3.”

Arda'nın yüzü ciddileşti.

— Bu kayıt hâlâ burada olabilir.

— Nerede?

Arda duvarın arkasını gösterdi.

— Arşiv odasında.

SAYFA 10

Arşiv odasının kapısını açtığımızda yüzlerce eski dosyayla karşılaştık.

Tozlu raflar.

Eski kasetler.

Kilitli kutular.

Arda el fenerini kaldırdı.

— D. Y. kaydını bulmamız gerekiyor.

Eylül raflara bakarken ben masanın üzerindeki küçük kutuyu fark ettim.

Üzerinde ismim vardı.

MERT.

Kutuyu açtım.

İçinde bir fotoğraf ve küçük bir not vardı.

Fotoğrafta ben vardım.

Yanımda Eylül.

Ve arkamızda Kaan.

Ama fotoğrafın tarihi:

17 EKİM, 23.17

Fotoğrafın arkasında:

“Üçünüz burada değildiniz.”

Kaşlarımı çattım.

— Bu nasıl mümkün?

Arda fotoğrafı aldı.

— Çünkü fotoğrafın çekildiği yer burası değil.

— Neresi?

Arda fotoğrafın arkasındaki küçük işareti gösterdi.

— 17 numaralı oda.

Eylül şaşkınlıkla:

— Ama o odada üçümüz de vardık.

Arda başını salladı.

— Hayır.

— Ne?

— Fotoğrafın çekildiği saatte...

Arda sustu.

— Ne?

— Mert burada değildi.

O an içimdeki bütün düşünceler birbirine girdi.

— O zaman fotoğraftaki kişi kim?

Kimse cevap veremedi.

Tam o sırada arşivin en arkasından bir ses geldi.

— Ben biliyorum.

Üçümüz aynı anda döndük.

Koridor boştu.

Ama ses tekrar geldi.

— Mert'in o gece nerede olduğunu ben biliyorum.

SAYFA 11

Sesin geldiği yere doğru yürüdük.

Rafların arasında küçük bir kayıt cihazı bulduk.

Üzerinde:

KAYIT 3

yazıyordu.

Arda cihazı çalıştırdı.

Önce sessizlik.

Sonra bir erkek sesi.

— 17 Ekim, saat 23.17.

Bir başka ses:

— Mert burada değil.

İlk ses:

— Eylül nerede?

— O da yok.

— Peki fotoğraftaki insanlar kim?

Kısa bir sessizlik.

Sonra:

— Onlar gerçek değildi.

Eylül bana baktı.

— Ne demek bu?

Kayıt devam etti.

— Mert'in zihni olayları birleştirmeye başladı. Deniz kimliğini hatırlamaya çalışıyor.

Arda cihazı durdurdu.

— Burada bahsedilen şey...

— Deniz mi?

— Evet.

Kayıt yeniden başladı.

— Eğer Mert Deniz'i tamamen hatırlarsa, 17 Ekim'in gerçek yüzü ortaya çıkacak.

Sonra başka bir ses duyuldu.

Bu kez benim sesimdi.

— Hayır.

Kayıttaki kişi sustu.

Benim sesim tekrar konuştu:

— Deniz'i hatırlamayacağım.

Ardından başka bir cümle:

— Çünkü Deniz benim unuttuğum kişi değil.

Kayıt bitti.

Eylül bana baktı.

— Peki kim?

Cevap veremedim.

Tam o anda kayıt cihazı kendiliğinden yeniden çalıştı.

Son cümle geldi:

— Deniz...

Bir saniye sessizlik.

— Seni hatırlayan kişi.

SAYFA 12

Kayıt bittiğinde odada kimse hareket etmedi.

Sanki hepimiz aynı anda bir şey anlamıştık.

Ama henüz hiçbirimiz bunu söylemeye cesaret edemiyorduk.

Eylül yavaşça bana yaklaştı.

— Mert...

— Söyle.

— Deniz belki de senin geçmişindeki biri değil.

— O zaman kim?

Eylül cevap vermedi.

Arda elindeki dosyayı açtı.

Son sayfada yeni bir belge vardı.

Belgenin üzerinde:

KAYIT 0

yazıyordu.

Altında tek bir isim:

MERT.

Ve en altında:

“İlk kayıt silinmedi.”

Arda belgeyi bana uzattı.

— Bu kayıt diğerlerinden önce oluşturulmuş.

— Nerede?

Arda dosyanın altındaki adrese baktı.

Yüzü değişti.

— Mert'in eski evi.

Eylül şaşkınlıkla:

— Çocukluk evin mi?

Başımı salladım.

— Orada artık kimse yaşamıyor.

Arda:

— O zaman gidip bakacağız.

Dosyayı kapattım.

Tam çıkacakken yerde küçük bir kâğıt gördüm.

Üzerinde yalnızca dört kelime vardı:

“Bölüm burada bitmiyor.”

Altında bir tarih:

18 EKİM.

Ve son satır:

“Gerçek, Mert'in evinde bekliyor.”

Kâğıdı cebime koydum.

Eylül yanıma geldi.

— Hazır mısın?

Kapıya baktım.

— Hayır.

Sonra kapıyı açtım.

— Ama artık geri dönmeyeceğim.

Çünkü ilk kez anlıyordum.

Biz Deniz'i aramıyorduk.

Deniz'in bıraktığı izleri takip ediyorduk.

Ve o izlerin sonu...

Benim çocukluk evime çıkıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.