KARA DOSYA:F-17 kitap kapağı

22. bölüm / 27

KARA DOSYA:F-17

(22)03.17

Vaveyla Yazarı: Havva Aksoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: (22)03.17

“Almıla, sakın arkana bakma.”

Ses, kulağının dibinde değildi.

Ama öyle yakın gelmişti ki Almıla’nın nefesi bir anda kesildi.

Bütün bedeni, dönüp arkasına bakmak için istemsizce gerildi. Omuzları kasıldı. Parmakları hâlâ Korkut dosyasının kenarındaydı. Kâğıtların arasından düşen fotoğraf yerde, karanlığın içinde yarı görünür hâlde duruyordu.

Arkasında biri vardı.

Bunu artık sadece sesinden anlamıyordu.

Ayak sesini duyuyordu.

Yavaş.

Ölçülü.

Yaklaşıyordu.

Almıla gözlerini kapattı. Dönmemeliydi. İçindeki bütün içgüdüler “kaç” diye bağırırken, başka bir şey onu olduğu yerde tutuyordu.

Demir Alp.

Onu göremiyordu.

“Demir Alp?”

Cevap gelmedi.

Bu sessizlik, duyduğu ayak seslerinden daha korkunçtu.

Sonra metal bir ses duyuldu.

Tak.

Ardından kapının kilidi döndü.

Almıla irkildi.

“Demir Alp!”

Bu kez cevap karanlığın içinden geldi.

“Buradayım.”

Sesi yakındı.

Fakat aynı anda arkasındaki ayak sesleri de durdu.

Bir anlığına herkes sustu.

Sonra kapı sertçe kapandı.

Almıla koştu.

Kapı koluna uzandığında kol aşağı inmedi.

Kilitlemişlerdi.

“Kapı açılmıyor.”

Demir Alp hemen yanına geldi. Kapıyı yokladı, sonra omzuyla yüklenmeye çalıştı.

Hiçbir şey olmadı.

Kapının arkasından ağır bir mekanizmanın sesi geldi.

Klak.

Almıla’nın yüzü gerildi.

“Bizi buraya kilitlediler.”

Demir Alp cevap vermedi.

Çünkü o da aynı şeyi anlamıştı.

Bu artık bir takip değildi.

Bir tuzaktı.

Almıla geriye doğru bir adım attı. Karanlığın içinde bir gölge hareket etti.

Bu kez kendini tutamadı.

Arkasına döndü.

Bir insan silueti birkaç metre ötede duruyordu.

Yüzü seçilmiyordu.

Ama elindeki metal çubuğun zemine sürtünmesi yeterince açıktı.

Almıla’nın kalbi hızlandı.

Gölge bir adım attı.

Demir Alp hemen Almıla’nın önüne geçti.

“Yaklaşma.”

Karşıdaki kişi durmadı.

Bir adım daha.

Sonra bir tane daha.

Almıla, Demir Alp’in koluna dokundu.

“Bizi neden buraya getirdi?”

Demir Alp’in bakışları karanlıktaki kişiden ayrılmadı.

“Bilmiyorum.”

Karşıdaki kişi ilk kez konuştu.

“Yalan.”

Tek kelime.

Ama odanın havasını değiştirmeye yetti.

Demir Alp’in çenesi gerildi.

“Almıla’nın yanında konuş.”

“Onun yanında konuşuyorum zaten.”

Gölge bir anda hızlandı.

Demir Alp Almıla’yı geriye itti.

Metal çubuk sertçe duvara çarptı.

Güm.

Almıla irkilerek yere düşen dosyaya baktı.

Sayfalar yere saçılmıştı.

Fotoğraf ise birkaç metre öteye kaymıştı.

Almıla ona ulaşmak için hamle yaptı.

Tam eğildiği sırada biri bileğini yakaladı.

“Almıla!”

Demir Alp saldırganın kolunu çekip onu Almıla’dan uzaklaştırdı.

Almıla sendeleyerek duvara tutundu.

Nefesi hızlanmıştı.

Kaçacak yer yoktu.

Kapı kilitliydi.

Pencere yoktu.

Telefonunun ekranı açılmıyordu.

Ve karşılarında duran kişi, onları buraya kapatmak için önceden her şeyi hazırlamıştı.

Saldırgan yeniden Demir Alp’e yöneldi.

Demir Alp bu kez geri çekilmedi.

İki adam karanlığın içinde birbirine doğru hamle yaptı.

Almıla birkaç adım geriye kaçtı.

Ayağı bir şeye takıldı.

Yerdeki fotoğraf.

Eğilip onu aldı.

Fotoğrafın arkasında daha önce görmediği bir yazı vardı.

Tek bir tarih.

12 Haziran.

Altında ise saat:

03.17

Almıla’nın gözleri büyüdü.

“Demir Alp…”

Sesi titredi.

Demir Alp saldırganla arasındaki mesafeyi açmaya çalışırken ona baktı.

“Ne var?”

Almıla fotoğrafı kaldırdı.

“Bu saat…”

Demir Alp’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Sanki fotoğrafı görür görmez ne olduğunu anlamıştı.

Almıla bunu fark etti.

Ve ilk kez korkusunun yanında başka bir duygu hissetti.

Şüphe.

“Sen bu saati biliyorsun.”

Demir Alp cevap vermedi.

Tam o anda odadaki ışık tekrar yandı.

Saldırgan yoktu.

Kapı hâlâ kilitliydi.

Ama yerde, Demir Alp’in hemen yanında, az önce orada olmayan küçük siyah bir saat duruyordu.

Almıla’nın gözleri saate takıldı.

Siyah kordon.

Gümüş renkli küçük bir çizik.

Çocukluğundan beri rüyalarında gördüğü o ayrıntı.

Demir Alp de saate baktı.

Sonra Almıla’ya.

Ve bu kez susması, verdiği herhangi bir cevaptan daha ağırdı.
Fotoğrafa bakarken parmaklarımın titrediğini fark ettim.

03.17.

Bu rakamları daha önce görmüştüm.

Nerede olduğunu hatırlayamıyordum. Ama hatırlamamak, tanımadığım anlamına gelmiyordu. İçimde bir yer, bu saati gördüğünde neden nefesimin daraldığını biliyor gibiydi.

Gözlerimi fotoğraftan ayıramadım.

Sonra siyah saate baktım.

Yerde öylece duruyordu.

Karanlığın içinden çıkmış gibi.

Elimi uzatmaya cesaret edemedim.

“Demir Alp…”

Sesim beklediğimden daha kısık çıktı.

Cevap vermedi.

Başımı kaldırdım.

Bana bakıyordu.

Yüzünü tam seçemiyordum ama gözlerindeki ifadeyi görebiliyordum. Bir şey söylemek istiyor gibiydi. Fakat söylemiyordu.

İşte o an içimdeki korkunun yerini başka bir şey aldı.

Öfke.

“Sen biliyorsun.”

Sessizlik.

“Bu saati biliyorsun.”

Yine cevap yoktu.

Bir adım ona yaklaştım.

“Bana daha önce hiç görmediğini söyleme.”

Demir Alp başını hafifçe çevirdi.

Bu küçücük hareket bile içimdeki şüpheyi büyüttü.

Yerdeki saate yeniden baktım.

Sonra fotoğrafa.

Çocuk hâlim.

Bora.

Ve Demir Alp.

Üçümüz aynı karedeydik.

Benim hatırlamadığım bir hayatın içinde.

Boğazım düğümlendi.

“Bora bunu biliyor muydu?”

Bu kez Demir Alp konuştu.

“Almıla, buradan çıkmamız gerekiyor.”

İçimde bir şey koptu.

“Konuyu değiştirme.”

Sesim yükselmişti.

“On yedi yıldır herkes benden bir şey saklıyor. Ailem hakkında, Bora hakkında, Fekeli hakkında… Şimdi de sen.”

Bir an durdum.

“Sen de mi?”

Demir Alp bana doğru bir adım attı.

Geri çekilmedim.

“Bana güvenmek zorunda değilsin.”

“Zaten sorun da bu.”

Söz ağzımdan çıkar çıkmaz pişman oldum.

Çünkü yüzündeki ifade değişmişti.

Ama ne düşündüğünü bilmiyordum.

Bilmek de istemiyordum.

En azından o an istemiyordum.

Arkamdan bir ses geldi.

Metal bir şey yere sürtündü.

İrkilip döndüm.

Kimse yoktu.

Ama kapının kilidi kendi kendine hareket etti.

Klik.

Demir Alp hemen kapıya yöneldi.

Ben de peşinden gittim.

Kapı açılmıyordu.

Tekrar denedi.

Sonra bir kez daha.

Hiçbir şey.

“Geri çekil.”

“Ne yapacaksın?”

“Kapıyı açacağım.”

Bir adım geriye çekildim.

Demir Alp omzuyla kapıya yüklendi.

Kapı sarsıldı.

Ama açılmadı.

Tam o sırada telefonum titreşti.

Ekrana baktım.

Bilinmeyen Numara.

Bir mesaj vardı.

Sadece dört kelime:

“03.17'de kimi gördün?”

Kalbim hızlandı.

Telefon elimden düşecek gibi oldu.

03.17.

Bu artık tesadüf değildi.

Gözlerimi kapattım.

Ve o anda bir görüntü geldi.

Kısa.

Bulanık.

Ama gerçek kadar net.

Bir koridor.

Soğuk bir zemin.

Bora'nın eli.

Ve uzakta duran bir çocuk.

Yüzünü seçemiyordum.

Ama bileğinde siyah bir saat vardı.

Gözlerimi açtım.

Nefes alamadım.

Çünkü elimdeki fotoğrafta da aynı saat vardı.

Demir Alp'e baktım.

“Ben o gece birini gördüm.”

Sesim titriyordu.

“Kim?”

Başımı yavaşça kaldırdım.

“Bir çocuk.”

O an kapının diğer tarafından üç kez vuruldu.

Tak.

Tak.

Tak.

İçerideki hava bir anda ağırlaştı.

Sonra kapının ardından bir çocuk sesi duyuldu.

“Almıla…”

Olduğum yerde donup kaldım.

O sesi tanıyordum.

Bora'nın sesiydi.

“Bu kez…”

Ses bir an sustu.

“…geç kaldın.”
“Bu kez… geç kaldın.”

Bora'nın sesini duyduğum anda bütün bedenim buz kesti.

Kapının önünde olduğumu unutmuştum. Demir Alp'i, elimdeki fotoğrafı, siyah saati… Her şeyi.

Sadece o sesi duyuyordum.

Bora.

On yedi yıl boyunca rüyalarımda defalarca duyduğum ses.

Küçükken bana bir şey anlatırken kullandığı o ton.

Ama bu mümkün değildi.

En azından bildiğim kadarıyla değildi.

“Bora?”

Sesim kapının arkasına ulaşır mı bilmiyordum.

Cevap gelmedi.

Kapıya yaklaştım.

Demir Alp kolumdan tuttu.

“Dur.”

Elini çekmeye çalıştım.

“Bırak.”

“Almıla, bunun ne olduğunu bilmiyoruz.”

“Ben biliyorum.”

Başımı kapıya çevirdim.

“Bu onun sesi.”

Demir Alp bir şey söylemedi.

İşte o sessizlik beni daha da öfkelendirdi.

Çünkü artık onun susmasının da bir anlamı olduğunu düşünmeye başlamıştım.

Kapıya bir adım daha attım.

Tam elim kapı koluna uzanırken içeriden bir kâğıdın yere bırakılma sesi geldi.

Sonra ayak sesleri.

Uzaklaşıyordu.

“Bora!”

Kapıyı tekrar zorladım.

Bu kez kilit gevşemişti.

Demir Alp omzuyla kapıya yüklendi.

Kapı açıldı.

Koridor bomboştu.

Koştum.

Ayak seslerim duvarlarda yankılanıyordu. Koridorun sonunda bir kapı vardı. Kapı kapanmak üzereydi.

Biri oradan çıkmıştı.

Arkasından yetişmek için hızlandım.

Kapıya ulaştığımda sadece soğuk hava yüzüme çarptı.

Dışarıda kimse yoktu.

Ama yerde bir şey vardı.

Küçük, eski bir anahtar.

Eğilip aldım.

Anahtarın ucunda kırmızı bir ip bağlıydı.

İpin üzerinde tek bir harf vardı.

B.

Parmaklarım anahtarın üzerinde sıkılaştı.

“Bora…”

Demir Alp arkamda durdu.

“Bunu hemen kullanma.”

Ona döndüm.

“Artık bana ne yapacağımı söyleme.”

Anahtarı avucumda kapattım.

“Çünkü bir daha seni dinlersem, yine geç kalacağım.”

Demir Alp cevap vermedi.

Koridorun sonuna baktım.

Az önce burada biri vardı.

Belki de yıllardır aradığım kişi.

Belki de sadece beni yönlendiren başka bir tuzak.

Bilmiyordum.

Ama ilk defa elimde gerçek bir iz vardı.

Ve bu kez onu bırakmayacaktım.

---

Aynı saatlerde, şehrin başka bir yerinde, terk edilmiş bir binanın üst katında bir telefon titredi.

Ekranda tek bir mesaj vardı.

“Almıla anahtarı buldu.”

Telefonun sahibi mesajı okudu.

Bir süre cevap yazmadı.

Sonra pencerenin önüne yürüdü.

Aşağıdaki sokaklara baktı.

Elini cebine attığında parmakları eski bir fotoğrafa dokundu.

Fotoğrafın köşesinde üç çocuk vardı.

Bora.

Almıla.

Ve Demir Alp.

Fotoğrafı tekrar cebine koydu.

Telefonuna yalnızca iki kelime yazdı:

“Bırakın gelsin.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18