19. bölüm / 27
KARA DOSYA:F-17(19)GEÇ KALDIN
Bölümler 27Şu an: (19)GEÇ KALDIN
- 1 (1)3 GÜN 3 SAAT665 kelime
- 2 (2)İLK KARŞILAŞMA783 kelime
- 3 (3)YILDIRIM TİMİ589 kelime
- 4 (4)İLK SABAH519 kelime
- 5 (5)İLK İZLER1.038 kelime
- 6 (6)FEKELİ861 kelime
- 7 (7)AYNİ TARAFTA834 kelime
- 8 (8)İLK HABER1.226 kelime
- 9 (9)KARANLIĞIN İÇİNDE792 kelime
- 10 (10)KAPININ ARDINDA477 kelime
- 11 (11)KAYIP İZ1.119 kelime
- 12 (12)3 GÜN525 kelime
- 13 (13)3 SAAT437 kelime
- 14 (14)ESKİ BİR FOTOĞRAF931 kelime
- 15 (15)YARIM KALAN519 kelime
- 16 (16)İZ1.274 kelime
- 17 (17)DOSYANIN İÇİNDEKİ SIR794 kelime
- 18 (18)BORA TEK DEĞİLDİ965 kelime
- 19 (19)GEÇ KALDIN1.077 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 (20)F-171.206 kelime
- 21 (21)KORKUT DOSYASI1.563 kelime
- 22 (22)03.171.285 kelime
- 23 (23)GÖRÜNMEYEN İZ1.793 kelime
- 24 BAZEN SESSİZLİK GEREKİR1.250 kelime
- 25 ALIŞILMIŞIN DIŞINDA833 kelime
- 26 KIRIK HATIRALAR2.575 kelime
- 27 1K ÖZEL1.494 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Telefonu elimden alan Demir Alp, ekrana birkaç saniye daha baktı.
Sonra ekranı kapattı.
“Çıkıyoruz.”
“Mesajı görmedin mi?”
“Gördüm.”
“E o zaman nereye gidiyoruz?”
Kapıya yöneldi.
“Mesajın geldiği yere.”
Kaşlarımı çattım.
“Nasıl yani?”
Cevap vermeden kapıyı açtı.
Koridora çıktığımızda etraf normal görünüyordu.
Fazla normal.
Az önce burada bir şeylerin değiştiğini hissediyordum ama kimse farkında değilmiş gibiydi.
Demir Alp hızlı adımlarla ilerlerken ona yetişmeye çalıştım.
“Bir dakika. Bora'yla bunun ne ilgisi var?”
“Bilmiyorum.”
“Az önce de bilmiyorum dedin.”
“Çünkü bilmiyorum, Almıla.”
Sesindeki sertlik beni susturdu.
Merdivenlerden aşağı inerken telefonu tekrar çıkardı.
Bir numarayı aradı.
“Dinliyorum.”
Karşı taraf bir şey söyledi.
Demir Alp'in adımları yavaşladı.
“Emin misin?”
Kısa bir sessizlik.
“Tamam. Kimseye haber verme.”
Telefonu kapattı.
“Ne oldu?”
Bana baktı.
“Mesajın gönderildiği telefon birkaç dakika önce binanın yakınında tespit edilmiş.”
“Yakınında mı?”
“Evet.”
İçimdeki huzursuzluk arttı.
“Peki kişi nerede?”
Demir Alp cevap vermedi.
Dışarı çıktığımızda hava kararmaya başlamıştı.
Otoparka doğru ilerledik.
Tam araca binecekken Demir Alp aniden durdu.
Ben de durdum.
“Ne oldu?”
Yüzünü binaya çevirdi.
“Bir şey yanlış.”
“Neymiş?”
“Bizi buraya kadar getirmek istemiş.”
“Kim?”
Bakışları tekrar bana döndü.
“Mesajı atan kişi.”
Tam o sırada telefonum yeniden titredi.
Bu kez mesaj yoktu.
Bir fotoğraf vardı.
Ekrana baktığım anda nefesim kesildi.
Fotoğrafta Bora vardı.
Ama fotoğraf yeni çekilmiş gibiydi.
Arkasında karanlık bir koridor, duvarda eski bir saat ve kapının üzerinde tek bir işaret vardı.
F17.
Demir Alp fotoğrafı gördüğü anda telefonu elimden aldı.
İlk kez gözlerindeki şaşkınlığı saklayamadı.
“Bunu nereden biliyorlar?”
“F17 ne?”
Cevap vermedi.
“Demir Alp.”
Başını kaldırdı.
“Almıla…”
Sesi bu kez çok daha düşüktü.
“Bora'yı bulmak istiyorsan benimle geleceksin.”
“Sen nereye gidiyorsun?”
Kapıyı açtı.
“F17'ye.”
Araca bindim.
Demir Alp motoru çalıştırırken tek kelime etmedi.
Ben ise elimdeki telefona bakmaya devam ediyordum.
Fotoğraftaki Bora hâlâ gözümün önündeydi.
“F17 ne?”
Demir Alp gözlerini yoldan ayırmadı.
“Şu an bilmen gereken bir şey değil.”
“Fotoğrafta Bora var.”
“Biliyorum.”
“Ve sen F17'yi görünce neden böyle davrandın?”
Sessizlik.
Sonunda derin bir nefes aldı.
“Çünkü F17 bir yer adı değil.”
Ona döndüm.
“Ne o zaman?”
“Bir dosya.”
Kaşlarım çatıldı.
“Ne dosyası?”
“Yıllar önce kapatılmış bir dosya.”
“Fekeli mi?”
Direksiyondaki elleri bir anlığına sıkıldı.
Bu, cevaptan daha fazlasını anlatıyordu.
“Demek Fekeli'yle ilgili.”
“Almıla.”
“Ne?”
“Bana bir daha bunu sormadan önce şunu düşün.”
Sesi sakindi ama gözleri değildi.
“Bora neden F17'nin içinde?”
Boğazım düğümlendi.
“Bilmiyorum.”
“Ben de bilmiyorum.”
Araba karanlık yolda ilerlerken telefonum yeniden titredi.
Bu kez numara farklıydı.
Mesajı açtım.
“Ona güvenme.”
Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.
“Özellikle Demir Alp'e.”
Telefonu elimden düşürecek gibi oldum.
Demir Alp göz ucuyla ekrana baktı.
“Ne yazıyor?”
Cevap vermedim.
“Almıla.”
Telefonu ona uzattım.
Mesajı okudu.
Yüzünde hiçbir ifade oluşmadı.
Bu daha da kötüydü.
“Sen bunu bekliyordun.”
“Hayır.”
“Yalan söyleme.”
Araba bir anda yavaşladı.
Demir Alp yolun kenarına çekti.
Motor çalışmaya devam ediyordu.
Bana döndü.
“Bana güvenmiyorsan, şimdi inebilirsin.”
Bir an sustum.
Sonra başımı iki yana salladım.
“Hayır.”
“Neden?”
Gözlerimi ondan ayırmadan cevap verdim.
“Çünkü beni buraya kadar getiren kişi sen değilsin.”
Demir Alp kaşlarını çattı.
“Ne demek istiyorsun?”
Telefonu kaldırdım.
“Bizi buraya getiren kişi, şu an bizi izliyor.”
Tam o anda arka koltuktan küçük bir ses geldi.
Tık.
İkimiz de aynı anda arkamıza döndük.
Arka koltuk boştu.
Ama koltuğun üzerinde küçük, siyah bir zarf duruyordu.
Üzerinde tek bir şey yazıyordu:
ALMILA AYZIT KORKUT
Zarfın alt köşesinde ise kırmızı kalemle çizilmiş bir işaret vardı.
F17.
Bir süre kimse konuşmadı.
Gözlerim zarfın üzerindeki ismimdeydi.
Almıla Ayzıt Korkut.
Adımı bu kadar düzgün yazmaları bile içimi ürpertmeye yetmişti.
Demir Alp uzanıp zarfı almak istedi.
Elini tuttum.
“Dur.”
Bana baktı.
“Ne?”
“Bu benim.”
“Almıla, bunun sana gönderildiğinden emin değiliz.”
“Üzerinde adım yazıyor.”
“Tam da bu yüzden.”
Elimi çekmedim.
“Ya içinde Bora'yla ilgili bir şey varsa?”
Demir Alp birkaç saniye sustu.
Sonra elini geri çekti.
“Tamam.”
Zarfı dikkatlice aldım.
Kapağında hiçbir mühür yoktu.
Sadece kenarında küçük bir sayı vardı.
17.
Zarfı açmadan önce Demir Alp'in yüzüne baktım.
“Hazır mısın?”
Kaşlarını çattı.
“Ben değil…”
Bir an durdu.
“…sen hazır mısın?”
Cevap vermedim.
Zarfı açtım.
İçinden tek bir kâğıt çıktı.
Kâğıdın üzerinde bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafı elime aldığım anda nefesim kesildi.
Bora.
Ama bu kez yalnız değildi.
Yanında bir adam vardı.
Yüzü görünmüyordu.
Sadece kolundaki siyah saat seçiliyordu.
Fotoğrafın arkasında ise el yazısıyla tek bir cümle vardı:
“Kardeşini bulmak istiyorsan, geçmişini hatırla.”
Parmaklarım titredi.
“Demir Alp…”
Fotoğrafı ona uzattım.
Baktığı anda yüzündeki ifade değişti.
“Bu adamı tanıyor musun?”
Cevap vermedi.
“Demir Alp?”
Fotoğrafı elimden aldı.
Uzun süre baktı.
Sonra gözlerini kapattı.
“Evet.”
Kalbim hızlandı.
“Kim?”
Gözlerini açtı.
“On yedi yıl önce kaybolan biri.”
“Kim?”
Bu kez gözlerini doğrudan gözlerime dikti.
“Fekeli'nin dosyasındaki ilk isim.”
O an telefonum yeniden titredi.
Yeni mesaj.
Bu kez yalnızca tek bir cümle vardı:
“Demir Alp'e sormayı unutma: O gece neredeydi?”
Telefon ekranındaki cümleye tekrar baktım.
“Demir Alp'e sormayı unutma: O gece neredeydi?”
O an arabanın içindeki hava değişti.
“Demir Alp…”
Cevap vermedi.
“Bunu açıklaman gerekiyor.”
Gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
“Şimdi değil.”
“Ne zaman?”
Sessizlik.
“Bora kayıp. F17 diye bir dosya var. Bana adımın yazdığı bir zarf geliyor. Sonra biri sana ‘o gece neredeydin’ diye mesaj atıyor.”
Sesim yükseldi.
“Ve sen hâlâ bana şimdi değil diyorsun.”
Demir Alp aniden frene bastı.
Araba yolun ortasında durdu.
Bana döndü.
“Çünkü sana anlatırsam geri dönüşü olmayacak.”
“Zaten geri dönüşü yok.”
Bir süre birbirimize baktık.
Sonunda cebinden eski, yıpranmış bir anahtar çıkardı.
Anahtarın üzerinde aynı işaret vardı.
F17.
“Bu anahtar yıllardır bende.”
Gözlerim büyüdü.
“Sen F17'ye daha önce gittin.”
“Evet.”
“Ne zaman?”
“On yedi yıl önce.”
Kalbim hızlandı.
“Bora'nın doğduğu yıl mı?”
Demir Alp cevap vermedi.
Bu sessizlik cevaptı.
Tam o sırada dışarıdan bir ses geldi.
Tak.
İkimiz de başımızı çevirdik.
Arabanın yan camında küçük bir kâğıt vardı.
Demir Alp hemen kapıları kilitledi.
“İçeride kal.”
“Ne oluyor?”
“Almıla, sakın kapıyı açma.”
Kâğıdı camdan aldı.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Yanlış kişiyi takip ediyorsunuz.”
Demir Alp kâğıdı buruşturdu.
“Kimse dışarı çıkmıyor.”
“Peki ne yapacağız?”
Telefonu çıkardı.
Tam bir numarayı arayacakken ekran karardı.
Telefonu kapanmıştı.
Benim telefonum da aynı anda kapandı.
İkimiz de birbirimize baktık.
Sonra aracın önündeki farlar bir anda söndü.
Karanlığın içinde yalnızca uzaktan gelen bir sokak lambası görünüyordu.
Ve birkaç saniye sonra…
Arabanın arka tarafından bir ses geldi.
“Bora'yı aramamanız gerekiyordu.”
Donup kaldım.
Demir Alp elini kapı koluna götürdü.
Ben fısıldadım:
“Kim o?”
Cevap gelmedi.
Sonra arka camda bir gölge belirdi.
Bir el cama dokundu.
Ve o elin bileğinde…
Fotoğraftaki siyah saat vardı.
Demir Alp'in yüzü bembeyaz oldu.
“Bu imkânsız…”
Gölge yavaşça camdan çekildi.
Ardından yere bir şey bırakıldı.
Bir anahtar.
Demir Alp eğilip yerden aldı.
Anahtarı gördüğü anda fısıldadı:
“F17 açılmış.”
“Ne demek bu?”
Bana baktı.
“Bora orada değil.”
Bir an sustu.
“Bizi oraya çağırıyorlar.”
Bölüm etkileşimi
