KARA DOSYA:F-17 kitap kapağı

21. bölüm / 27

KARA DOSYA:F-17

(21)KORKUT DOSYASI

Vaveyla Yazarı: Havva Aksoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: (21)KORKUT DOSYASI

Kapının kilidi açıldı.
Çıkan ses, gecenin sessizliğinde olduğundan çok daha yüksek geldi.
Demir Alp önümde duruyordu.
Bir eli kapının üzerinde, diğer eli hazırdı. Fakat kapıyı hemen açmadı.
Ben ise gözlerimi o karanlık aralıktan ayıramıyordum.
İçeride ne olduğunu göremiyordum.
Ama birinin bizi beklediğini hissediyordum.
Az önce duyduğumuz ses hâlâ kulaklarımdaydı.
“Demir Alp'e sorman gereken bir soru var.”
O cümle zihnimin içinde dönüp duruyordu.
Neden özellikle Demir Alp?
Neden ben değil?
Neden Bora değil?
Demir Alp'in geçmişinde benim bilmediğim bir şey vardı.
Bundan artık emindim.
“Kapıyı aç.”
Sesim düşündüğümden daha sakin çıkmıştı.
Demir Alp bana baktı.
“İçeride ne olduğunu bilmiyoruz.”
“Biliyorum.”
Bir an sustum.
“Fakat dışarıda kalırsak da hiçbir şey öğrenemeyeceğiz.”
Bakışları birkaç saniye yüzümde kaldı.
Sonunda kapıyı itti.
Gıcırdayan metal sesi koridora yayıldı.
İçeri girdik.
Bina yıllardır kullanılmıyormuş gibiydi. Duvarlarda dökülmüş boya parçaları, yerde kırılmış camlar ve tavandan sarkan kablolar vardı.
Fakat bir şey tuhaftı.
Her yer toz içindeyken koridorun ortasında temiz ayak izleri vardı.
Yeni.
Birileri buraya bizden önce gelmişti.
Demir Alp feneri yere tuttu.
İzler koridorun sonuna doğru ilerliyordu.
Ben istemsizce peşlerinden baktım.
Bir anlığına içimde garip bir tanıdıklık oluştu.
Sanki bu koridoru daha önce görmüştüm.
Ama nerede?
Çocukluğumun bulanık görüntüleri zihnimin kıyısında dolaşıyordu.
Bir kapı.
Bir saat.
Bora'nın eli.
Sonra karanlık.
“Almıla.”
Demir Alp'in sesi beni düşüncelerimden çıkardı.
Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapısı açıktı.
İçeri girdiğimizde ortada yalnızca eski bir masa duruyordu.
Masanın üzerinde ise bir dosya vardı.
Demir Alp dosyayı görünce durdu.
Yüzündeki ifade değişti.
“Ne oldu?”
Cevap vermedi.
Dosyaya yaklaştı.
Kapağında tek bir yazı vardı.
KORKUT AİLESİ
Elimi ağzıma götürdüm.
Bacaklarımın gücü çekilmiş gibi oldu.
Demir Alp dosyaya dokunmadı.
“Bunu buraya kim koydu?”
Sesindeki gerginliği ilk kez bu kadar açık duyuyordum.
Dosyayı açtım.
İlk sayfada ailemin isimleri vardı.
Annem.
Babam.
Bora.
Ben.
Sayfanın alt kısmında ise bir tarih yazıyordu.
17 yıl önce.
Parmaklarım sayfanın üzerinde dondu.
Sonra bir şey fark ettim.
Benim adımın yanında kırmızı bir işaret vardı.
Bora'nın yanında ise yoktu.
“Demir Alp…”
Sesim titredi.
“Burada benim ismimin yanında neden işaret var?”
Yaklaştı.
Sayfaya baktı.
Cevap vermedi.
Bu sessizlik içimdeki korkuyu büyüttü.
Dosyanın sonraki sayfasını çevirdim.
Tek bir cümle vardı:
“Kız çocuğu hayatta kaldı.”
Nefesim kesildi.
Bir sonraki satıra geçtim.
“Fakat çocuk olay gecesine dair hiçbir şey hatırlamıyor.”
Demir Alp dosyayı elimden aldı.
“Yeter.”
“Hayır.”
İlk kez ona karşı çıktım.
“Devamını okuyacağım.”
Dosyayı geri çekmeye çalıştım.
Tam o sırada odanın dışından bir ses duyuldu.
Bir kapı kapandı.
Demir Alp hemen sustu.
İkimiz de koridora baktık.
Ayak sesleri yaklaşıyordu.
Yavaş.
Sakin.
Sanki gelen kişi bizim burada olduğumuzu biliyordu.
Demir Alp beni arkasına çekti.
Ayak sesleri kapının önünde durdu.
Sessizlik.
Sonra kapının dışından bir ses geldi.
“Dosyayı bulduğunuzu biliyorum.”
Ses tanıdıktı.
Ama kime ait olduğunu çıkaramıyordum.
Ardından kapının altından küçük bir fotoğraf içeri sürüldü.
Fotoğrafın ön yüzü yere bakıyordu.
Demir Alp eğilip aldı.
Çevirdi.
Fotoğrafa baktığı anda yüzündeki bütün renk çekildi.
Ben de fotoğrafa baktım.
Ve o an, yıllardır hatırlayamadığım geceden bir görüntü zihnime saplandı.
Demir Alp.
Ama çocuk hâlindeydi.
Ve fotoğrafta…
Bora'nın yanında duruyordu.
Fotoğrafı elimden almak için uzandığımda Demir Alp geri çekildi.
“Dur.”
Sesindeki ton, beni olduğum yerde bıraktı.
Fotoğrafa tekrar baktı.
Çocuk hâlindeki Demir Alp, Bora'nın yanında duruyordu.
Bora'nın yüzünde garip bir ifade vardı. Gülümsüyor gibiydi ama gözleri kameraya değil, fotoğrafı çeken kişiye bakıyordu.
Ben ise fotoğrafın kenarındaydım.
Yüzüm tam görünmüyordu.
Sanki kadrajın dışına çıkmaya çalışıyordum.
“Bu fotoğrafı kim çekti?”
Demir Alp cevap vermedi.
Gözleri fotoğrafın arkasına çevrildi.
Fotoğrafı çevirdiğinde parmaklarının hafifçe titrediğini gördüm.
Bu küçücük hareket bile içimdeki bütün şüpheleri yeniden uyandırdı.
“Sen bunu daha önce gördün.”
“Hayır.”
Cevabı çok hızlıydı.
“Yalan söylüyorsun.”
Bu kez sustu.
İçimde bir şey ağır ağır yer değiştiriyordu.
Demir Alp'e ilk kez gerçekten güvenmemem gerektiğini düşünüyordum.
Ama aynı anda onun da bu fotoğraftan korktuğunu görüyordum.
Korktuğu şey ben değildim.
Geçmişti.
Fotoğrafı tekrar elime aldım.
Parmaklarım Bora'nın yüzüne değdiğinde zihnimde bir görüntü belirdi.
Bir bahçe.
Güneş.
Bora'nın sesi.
“Almıla, buraya gel.”
Sonra Demir Alp.
Çocuk hâliyle.
Elinde küçük bir top vardı.
Bora ona bir şey söylüyordu.
Ne dediğini duyamıyordum.
Görüntü bir anda değişti.
Gökyüzü karardı.
Bir araba.
Açılan bir kapı.
Bora'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Sonra bir el.
Siyah saat.
Görüntü kesildi.
Gözlerimi açtığımda nefes nefese kalmıştım.
Demir Alp önümdeydi.
“Ne gördün?”
“Bilmiyorum.”
Başımı tuttum.
“Hatırlamaya çalıştıkça her şey dağılıyor.”
Demir Alp bir şey söylemek üzereydi.
Tam o sırada dosyanın arasından bir kâğıt yere düştü.
İkimiz de aynı anda eğildik.
Kâğıdın üzerinde çocukluk fotoğraflarımızın tarihleri vardı.
Bir satırın yanında ise kırmızı mürekkeple yazılmış kısa bir not:
“İlk temas: 12 Haziran.”
Altında ikinci bir cümle vardı.
“Çocuklar birbirlerini tanıyor.”
Kalbim hızlandı.
“Çocuklar?”
Demir Alp kâğıdı elimden aldı.
“Bunu burada bırakmışlar.”
“Kim?”
Cevap vermedi.
Kâğıdın altındaki imzaya baktım.
İmza tek harften oluşuyordu.
F.
O an odanın dışından bir ses duyuldu.
Bu kez ayak sesi değildi.
Bir telefon çalıyordu.
Eski, mekanik bir telefon sesi.
Demir Alp koridora çıktı.
Ben de arkasından gittim.
Telefon, yıllardır kullanılmayan masanın üzerinde duruyordu.
Çalıyordu.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Demir Alp elini ahizeye uzattı.
“Bekle.”
Ama artık çok geçti.
Ahizeyi kaldırdı.
Karşı taraftan birkaç saniye boyunca yalnızca nefes sesi geldi.
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
“Demir Alp Karan.”
Demir Alp'in yüzü gerildi.
Adam devam etti.
“On üç yaşındaki bir çocuğun, on yedi yıl önce gördüğü şeyi hatırlamayacağını düşündünüz.”
Ben donup kaldım.
Demir Alp hiçbir şey söylemedi.
Adamın sesi bu kez daha da soğuktu.
“Yanıldınız.”
Telefon kapandı.
Ve aynı anda binanın bütün ışıkları yandı.
Koridorun sonunda bir kapı açıldı.
İçeriden biri çıktı.
Elinde eski bir dosya vardı.
Bize doğru yürümeye başladı.
Yaklaştıkça yüzünü seçebiliyordum.
Sonra durdu.
Bana baktı.
Ve yıllardır kimsenin bana söylemediği bir cümleyi söyledi:
“Almıla, seni o gece Fekeli kaçırmadı.”
Adamın söylediği cümleden sonra koridorun havası değişti.
Sanki binanın içindeki bütün sesler bir anda kesilmişti.
Ne Demir Alp'in nefesini duyabiliyordum ne de dışarıdaki rüzgârı.
Sadece o cümle vardı.
“Almıla, seni o gece Fekeli kaçırmadı.”
Bir süre anlamını kavrayamadım.
Sonra zihnim, duyduğum kelimeleri tek tek yerine koymaya başladı.
Fekeli.
Kaçırılmak.
O gece.
Ben.
Yıllardır herkesin anlattığı hikâyenin içinde tek bir gerçek vardı sanıyordum. Ailem kaybolmuştu. Bora benden ayrılmıştı. Sonrasında hayatımın büyük bir kısmı, o gecenin bıraktığı boşluğun etrafında şekillenmişti.
Ama şimdi biri çıkıp bana bütün bunların yanlış olduğunu söylüyordu.
İçimdeki ilk duygu korku olmadı.
Öfkeydi.
Çünkü eğer bu doğruysa, yıllardır bana anlatılan her şey bir yalandı.
“Ne demek istiyorsun?”
Sesim titredi.
Adam cevap vermedi.
Elindeki dosyayı açtı.
Sayfaları yavaşça çevirdi.
Sanki acele etmiyordu.
Sanki benim bütün hayatım onun elindeki birkaç kâğıttan ibaretti.
Sonunda bir sayfada durdu.
“Bunu kendin okumak ister misin?”
Dosyayı bana uzattı.
Elimi kaldırdım.
Ama alamadım.
Parmaklarım havada kaldı.
Çünkü dosyanın üst köşesinde bir fotoğraf vardı.
Küçük bir çocuk.
Ben.
Fotoğrafın altında tarih yazıyordu.
12 Haziran.
Aynı tarih.
Demir Alp'in biraz önce gördüğü nottaki tarih.
Nefesim daraldı.
“Bu fotoğrafı nereden buldun?”
Adam ilk kez doğrudan gözlerimin içine baktı.
“Senin evinden.”
Bir an hiçbir şey düşünemedim.
Sonra aklıma evimiz geldi.
Çocukluğum.
Annemin eski eşyaları.
Bora'nın odası.
Ve yıllardır açılmayan küçük bir sandık.
Sandığın içinde ne olduğunu hatırlamıyordum.
Ama nedense o anda biliyordum.
Orada bir şey vardı.
Bir cevap.
Belki de bu gecenin başından beri aradığımız şey, F17'de değil, yıllardır kendi evimizin içinde saklıydı.
Demir Alp adama doğru bir adım attı.
“Yeter.”
Adam ona döndü.
“Senin için de yeterince geç değil mi, Demir?”
Demir Alp'in yüzü gerildi.
Adamın kullandığı isimle değil, söylediği tonla irkildim.
Birbirlerini tanıyorlardı.
Hem de sandığımdan daha uzun zamandır.
Demir Alp'in bana bakmasını bekledim.
Bakmadı.
İşte o an içimde küçük bir şey kırıldı.
Belki de bütün bu süre boyunca yanlış soruyu soruyordum.
“Demir Alp…”
Sesim çok alçaktı.
Başını kaldırdı.
“Sen beni ne zamandır tanıyorsun?”
Cevap vermedi.
O birkaç saniyelik sessizlik, bana bütün geceden daha ağır geldi.
Sonra koridorun sonunda bir kapı daha açıldı.
İçeriden bir ses yükseldi.
Çocuk sesi.
Kısık.
Titrek.
Ama tanıdıktı.
“Almıla…”
Gözlerim kapıya çevrildi.
Bora.
Bu kez ses gerçekten yakındı.
Bir adım atacakken Demir Alp kolumu tuttu.
“Gitme.”
Ona baktım.
“Bora oradaysa neden gitmeyeyim?”
Demir Alp'in gözlerinde ilk kez çaresizlik gördüm.
“Çünkü o kapının arkasında Bora varsa…”
Sesi kesildi.
Yutkundu.
“…Bora'nın yanında başka biri de var.”
Kapının altından ince bir gölge geçti.
Sonra içeriden Bora'nın sesi yeniden duyuldu.
Bu kez ağlamıyordu.
Fısıldıyordu.
“Almıla, beni bulduysan…”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Demir Alp'e hâlâ güveniyorsan, sakın içeri girme.”
“Almıla, beni bulduysan…”
Bora'nın sesi kapının arkasından yeniden duyuldu.
“Demir Alp'e hâlâ güveniyorsan, sakın içeri girme.”
Sözleri biter bitmez kapının kolu hareket etti.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Demir Alp beni arkasına çekti.
“Geriye.”
Sesindeki sakinlik kaybolmuştu.
Kapının diğer tarafındaki kişi artık konuşmuyordu.
Sadece kapıyı zorluyordu.
Metal her harekette biraz daha titriyordu.
Ben istemsizce geri çekildim.
İçimdeki korku artık yalnızca geçmişle ilgili değildi.
Burada biri vardı.
Ve bize ulaşmaya çalışıyordu.
Demir Alp etrafa baktı. Koridorun sonunda eski bir çıkış kapısı vardı.
“Oraya gidiyoruz.”
Tam hareket edecekken kapının kilidi çatladı.
İkimiz de donduk.
Demir Alp kolumdan tuttu ve beni duvarın kenarına çekti.
Bir saniye sonra kapı sertçe açıldı.
İçeriden karanlık bir gölge çıktı.
Yüzünü seçemiyordum.
Adam bir an durdu.
Sonra doğrudan bana baktı.
Elindeki metal çubuğu yere bıraktı.
Çıkan ses koridorda yankılandı.
“Bunca yıl sonra hâlâ aynı şeyi yapıyorsun.”
Nefesimi tuttum.
“Ne yapıyorum?”
Adam cevap vermedi.
Bir adım attı.
Demir Alp önüme geçti.
Adamın bakışları ona kaydı.
“Sen hâlâ onu koruduğunu sanıyorsun.”
Demir Alp'in sesi sertleşti.
“Bir adım daha atma.”
Adam durdu.
Sonra cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafı yere bıraktı.
“Bunu hatırlarsan…”
Gözlerini bana dikti.
“…kimin peşinden gitmen gerektiğini anlarsın.”
Tam o anda koridorun ışıkları söndü.
Karanlık.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra arkamdan bir kapı sesi geldi.
Demir Alp'in eli kolumdaydı.
Ama artık yalnızca ikimiz yoktuk.
Karanlığın içinden bir fısıltı yükseldi.
“Almıla, sakın arkana bakma.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18