6. bölüm / 31
KAPAK KIZI ღBİTTİღ❀ KAPAK KIZI | 5
Bölümler 31Şu an: ❀ KAPAK KIZI | 5
- 1 ❀ KAPAK KIZI | PROLOG659 kelime
- 2 ❀ KAPAK KIZI | 11.610 kelime
- 3 ❀ KAPAK KIZI | 22.380 kelime
- 4 ❀ KAPAK KIZI | 31.864 kelime
- 5 ❀ KAPAK KIZI | 41.729 kelime
- 6 ❀ KAPAK KIZI | 51.550 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 ❀ KAPAK KIZI | 61.290 kelime
- 8 ❀ KAPAK KIZI | 71.537 kelime
- 9 ❀ KAPAK KIZI | 82.414 kelime
- 10 ❀ KAPAK KIZI | 91.694 kelime
- 11 ❀ KAPAK KIZI | 101.332 kelime
- 12 ❀ KAPAK KIZI | 111.360 kelime
- 13 ❀ KAPAK KIZI | 121.670 kelime
- 14 ❀ KAPAK KIZI | 131.475 kelime
- 15 ❀ KAPAK KIZI | 142.405 kelime
- 16 ❀ KAPAK KIZI | 151.961 kelime
- 17 ❀ KAPAK KIZI | 161.882 kelime
- 18 ❀ KAPAK KIZI | 172.258 kelime
- 19 ❀ KAPAK KIZI | 181.546 kelime
- 20 ❀ KAPAK KIZI | 192.186 kelime
- 21 ❀ KAPAK KIZI | 201.758 kelime
- 22 ❀ KAPAK KIZI | 212.134 kelime
- 23 ❀ KAPAK KIZI | 221.927 kelime
- 24 ❀ KAPAK KIZI | 232.537 kelime
- 25 ❀ KAPAK KIZI | 242.601 kelime
- 26 ❀ KAPAK KIZI | 252.122 kelime
- 27 ❀ KAPAK KIZI | 261.541 kelime
- 28 ❀ KAPAK KIZI | 272.863 kelime
- 29 ❀ KAPAK KIZI | 283.322 kelime
- 30 ❀ KAPAK KIZI | 291.507 kelime
- 31 ❀ KAPAK KIZI | 30 | FİNAL2.121 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-5-
Kural 1: Kan kusuyor olsan bile kızılcık şerbeti içtim diyeceksin, keyfin yerindeymiş gibi davranacaksın.
Ünlü biri olmanın yanı sıra dedikoducu kadınlardan oluşan bu kız arkadaş grubuyla buluştuğumda aklımdan çıkarmamam gerekenler listesinin başında bu vardı. En iyisi bile seni çok sevdiğini söyleyip senin için seviniyor gibi davranır, köşeyi döndüğünde hakkında dedikodulara başlardı.
Bu kızlardan çoğu insanın üzüntülerinden mutlu olur, mutluluklarına sevinir gibi davranıp kıskançlıktan çıldırırdı. Peki, bu kadar ikiyüzlü olmalarına rağmen neden mi görüşüyordum? Çünkü bunun bir sonu yoktu.
Her şeyden önce samimiyetsiz bulduğum bu kişilerin çoğunun ya babaları babamla arkadaştı ya da medyada göz ardı edilemeyecek kadar önemli bağlantıları vardı. Biriyle görüşmeyeyim desem diğerlerinin de onlardan aşağı kalır yanı yoktu. Hangi biriyle görüşmeyecektim? Bunun bir sonu mu vardı? Kendimi onlardan soyutlarsam kazanacağım tek şey nefret olacaktı. Sonra aleyhime yapılan asılsız bir sürü haber, prestijimi zedeleyecek söylentiler... Uğraşamazdım.
Açık konuşmak gerekirse durumun bu masadaki kızlar için de çok farklı olduğunu sanmıyordum. Babaları gizli köşelerde benimle iyi anlaşmaları gerektiğini öğütleyip duruyor olmalıydı. Hem ünlü ve konuşulan biri olmam hem de babamın eski ve köklü bir yapım şirketinin sahibi olması dolayısıyla duruma bir iş anlaşması gibi bakıp benimle iyi geçinmeye çalışıyorlardı anlayacağınız. Her iki taraf için de diplomatik bir karardı bu.
İki tarafın da birbirilerine tahammül etmek zorunda hissettiği bir arkadaşlık ilişkisiydi bizimki. Esra hariç. O deli dolu hatta lafını sakınmayan bir kızdı. Küçük yaşlarda kum havuzunda oynadığımız günlerden beri çocukluk arkadaşıydık ve benden maddi manevi herhangi bir kazancı yoktu. Tabii yakışıklı erkeklerle tanışmak dışında. O kadarı da olsundu.
Collines.
Duvarlarını büyük, yeşil, yapay tropikal yapraklarla saran dekorasyonu ve sıcak tonda ışıklandırmalarıyla canlı bir görüntüye sahipti. İnsanları yemek yiyip buraya para dökmeleri için çağırıyordu âdeta. Ünlü ve varlıklı insanların vazgeçilmez mekânlarından biriydi burası.
Özellikle ünlü simaların sıkça tercih ettiği bir yerdi. Hatta çoğu için bir tiyatro sahnesi. Bilerek cam kenarına geçip sevgilisiyle tartışırken paparazzilere görüntü vererek gündem olmaya çalışan mı dersiniz, paparazzileri kendileri arayıp çıkışta yakalanmış gibi rol kesip tripten tribe giren mi dersiniz... Her türlü oyun mevcuttu buralarda.
Tepeler soğuktur. Zirve tek kişiliktir. Ve zirve asla tek bir kişinin zimmetinde olmaz. Her zaman sizinle zirveyi paylaşmak isteyen, buranın paylaşabileceğiniz bir yer olmadığını anladığındaysa sizi aşağı itmek isteyenler olacaktır. Bu yüzden her daim gözünüzü açık tutmanız gereken bir yerdi burası. Kendinizden başka kimseye güvenmemeniz gereken tehlikeli bir uçurumdu.
Kızlarla masaya oturduğumuzdan beri beraberimde gelen ve arka masaya oturup telefonunda bir şeylere bakarken etrafı dikkatle süzen adam masamızın gündem konusu olmuştu. Masadaki herkes en az bir beş altı kere dönüp bakar olmuştu Ayaz'a. Kabul, bir bakanın bir daha bakacağı türden çekici bir adamdı ama bizimkiler de biraz abartıyordu doğrusu.
Esra yanında oturan adını hatırlamadığım kızın -bir armatörün kızıydı ve pek hukukumuz yoktu- omzunu dürttü kendi omzuyla. Alıcı gözle baktı Ayaz'a. "Yakışıklı, değil mi?"
"Hem de nasıl."
Bu kez daha şiddetli dürten Esra uyarıcı bakışlarını kıza dikti. "Çok fazla bakıp eskitme adamı." Ayaz hakkında ahlâksız planları olduğunu gizlemeyen flörtöz bakışlarla dudakları kıvrıldı. "O benim."
Kız biraz bozulmuş gibi kaşlarını kaldırdı. "Hani canım, ben üzerinde senin olduğuna dair bir işaret göremiyorum?"
"Aaa illa köpeklerin yaptığı gibi adamın üstüne mi işeyelim yerimizi belli etmek için! Benim diyorsam benim!"
Sesleri yükselir gibi olduğunda dudaklarımı büzüp sessiz olmaları için uyardım. "Şşşt! Adam duyacak, sonrası rezillik." Esra'ya döndüm yüzümü buruşturarak. "Ayrıca o ne iğrenç muhabbetler ya."
Omuz silkti Esra. "Ne yapayım, işaret dedi."
Geçiştirdim bakışlarımla kızları. "Hem biz kendi sohbetimize bakalım kızlar. Bu ne böyle, sanki ilk defa erkek görüyormuşuz gibi."
Esra'nın diğer yanında sadece adının Elis olduğunu bildiğim kız hâlâ gözünü Ayaz'dan alamıyordu. "Böylesini gördük mü? Görmedik." Ünlülerle dolu camiada ne mankenler ne oyuncular gördüğüne emindim ve abarttığını düşünüyordum ama karşılık vermeme fırsat kalmadan bana doğru eğilip "Sevgilisi falan var mı? Biliyor musun?" diye sordu.
"Dur bismillah! Daha bugün başladı, nereden bileyim?" Arkama yaslandım umursamaz bir biçimde kollarımı kavuşturarak. "Hem elin korumasından bana ne. O benim sadece çalışanım."
"Kızım senin için sormuyoruz herhâlde, kendimiz için soruyoruz." Bu cümlesinden sonra imalı bir ifadeyle devamını getirdi Elis. "Senin Mito'n var zaten." Aklına yeni gelmiş gibi sordu. "Ha Mito demişken... Onunla nasıl gidiyor?"
Omuz silktim ve en canlı hâlimle "Her zamanki gibi, çok iyi." yanıtını verdim. İlk kural neydi, kan kus kızılcık şerbeti iç. Ve karşında sana inanmaz bakışlar atsalar da asla bozuntuya verme.
Esra'nın yanındaki isimsiz kız kaşlarını kaldırarak "Öyle mi? Ben hiç öyle duymadım ama... Neyse." deyiverdi. Sen ne duymuş olabilirsin ki acaba? Bizim hakkımızda ne biliyorsun da ne duydun? İlk düşündüğüm şeyler bunlardı ama asla böyle söylemezdim.
Hep burnu biraz havada olsa da nazik biri gibi davranırdım. Yani olması gerektiği gibi. Ne benden nefret edecekleri kadar itici ne de istedikleri şekilde yaklaşabilecekleri kadar tevazu sahibi. Ortası olmalıydı her zaman. Yine öyle yaptım.
Önemsemez gibi gözlerimi kısarken sinir bozucu derecede rahat gülüşümü takındım. "Ne duymuşsun bakalım hayatım?"
Kızla göz göze geldiklerinde Elis onun bakışlarından hemen anlayıverdi. "Ha sen geçen günkü şeyi diyorsun." Gözleri büyüdü anladım der gibi. Sonra bana döndü Elis. Sanki bunu zevk aldığı bir yemeği sindire sindire yiyormuş gibi söylemeye çalışıyordu. "Şey, canım... Nasıl söylesem bilmem ki."
"Direkt söyleyebilirsin mesela."
"Bu senin... Mito'yu bizim kızlarla geçen gün hep takıldığımız gece kulübünde bir kızla gördük. Hatta DJ kabininde..."
İsimsiz kız susmasını işaret ederek gözlerini büyüttü ve kaşlarını kaldırdı. O an anladım bir tiyatro döndüğünü. Dişlerimi sıkarak gülümsemeye başladım. "Eee?"
Esra sakin olmamı işaret eden bir bakışla beni yatıştırmaya çalışsa da Elis durdurak bilmiyordu. "Canım, anla işte." İki elinin parmak uçlarını birbirine yapıştırarak sesini kıstı. "Öpüşüyorlardı. Dudak dudağa."
Donup kaldım. Ama ani bir tepki vermemem gerektiğini bilecek kadar da her şeyin farkındaydım. Burada vereceğim herhangi bir ters tepki sonra yol, su, elektrik olarak dönebilirdi bana.
Sakinliğimi korudum. "Ne zaman gördünüz?" diye sordum sadece.
"Cumartesi gecesi. Meşhur DJ gecesinde."
Onaylayarak başımı salladım bilmişlikle. "Yanlış anlaşılma olduğunu biliyordum. Cumartesi, tüm gece boyunca Mito benimleydi." Önemsemez bir ifadeyle ekledim. "Biriyle karıştırmışsınızdır." Yalan söylemekten bir gün burnum Pinokyo'nunkinden beter uzayacaktı ama bu beni durdurur muydu? Sanmam.
Elbette bunun hesabını Mito'dan soracak, bir açıklama isteyecektim. Ve bunun içinde bir yanlış anlama olduğuna da inanmak istiyordum. Ancak şimdi yapmam gereken şey tam anlamıyla durumu kurtarmaktı. Sonuna kadar inkâr.
Rahat bir biçimde arkama yaslandım ve güldüm. "Yanlış görmüşsünüzdür kızlar. Mito öyle şey yapmaz biliyorsunuz. Onun gözü benden başkasını görmez." Ne yalan söyleyeyim, son bir buçuk senedir bundan o kadar da emin değildim.
Eskiden olsa kalıbımı basardım Mito'nun benden başkasıyla olmayacağına. Ama son zamanlarda -ki bu son zamanlar bir seneden fazla bir süreyi kapsıyordu- çok garip davranıyordu. Mito'yu tanıyamıyordum. O benim olmasını istediğim kişi değildi. Kabul edebileceğimin tam tersi biri olma yolunda gidiyordu. Bunun psikolojik bir durum olduğunu, yaşadığı travmadan kaynaklandığını ve sabır göstermem gerektiğini biliyordum ama bazen dayanamıyordum.
Bu kadar da ileri gitmemiştir diye düşünsem de o andan beri geçen havadan sudan konuşmalara konsantre olamadım. İçimde hep bir şüphe. Damla damla artan ve taştığında beni de Mito'yu da hatta o an etrafımda kim varsa onları da bitirecek bir patlama.
Nefesim daralmıştı ve bunu her geçen dakika daha fazla hissediyordum. Bana yine estiler ve aniden masadan kalktım. "Kızlar sizinle sohbet harikaydı ama artık eve dönmeliyim. Erken yatmam gerek. Yarın çekimim var."
Onlarla ayaküstü vedalaştıktan sonra Ayaz'la göz göze geldik ve peşime takıldı. Mekândan çıkarken tabii ki olmazsa olmazlarımız, biricik paparazzilerimizin tinerci gibi yolumuzu kesmesi çok özeldi.
Paparazzilerden biri "Metin Bey'le ilişkiniz nasıl gidiyor Lidya Hanım? Ufukta evlilik var mı?" diye sorarken uğultular çoğalmaya başlamıştı.
"Gayet keyifli gidiyor."
Başka bir paparazzi "Mito'yla ayrıldığınız konuşuluyor. Bu söylentilere ne diyorsunuz?" diye sorduğunda sabrımın son kırıntılarını kullanarak sahte ve anlayışlı bir tebessümle karşılık vermeye çalıştım.
"Size uzatmalı nişanlılar denilmesinden rahatsız olmuyor musunuz?"
Tebessümümü bir maske gibi dudaklarımda zoraki tutmaya çalışırken "Teşekkürler arkadaşlar." diyebildim yalnızca.
Ayaz'ın yardımlarıyla arabaya binerken sakinliğimi korumak öyle zordu ki. İyiden iyiye moralim yerle bir olmuştu. Hiç dışarı çıkmasaydım daha iyiydi bence.
Arka koltukta yanıma oturan Ayaz, bana kısa bir bakış attıktan sonra camdan dışarıya baktı. "Herkesin burnunu soktuğu bir hayatınızın olması zor, ha?"
Başımı iki yana salladım söylenerek. "Hem de nasıl. Keşke bir günlüğüne benim hayatımı yaşasaydın. O zaman bu piranaların bir damla kan için dişlerinin nasıl kaşındığını görürdün."
Dudakları sıkıntıyla gerilen adam "Şimdiden görebiliyorum." dedi ve ekledi. "Ama siz iyi idare ediyorsunuz."
Bu konuda rakip kabul etmiyordum. "Eh, yılların tecrüesi." yanıtını verdim böbürlenerek.
Benim çocukluk hayatım setlerde geçmişti. Biraz annemin başrolünde olduğu reklam ve katalog çekimlerinde, biraz çocuk oyuncu olarak katıldığım setlerde... Ünlü olmanın bedelini her adımda dozu biraz daha artarak, fazlasıyla ödüyordum. Bunu ünlü biriyle birlikte olarak ikiye çarparsak daha da katlanılmaz hâl aldığını söyleyebilirdim. Mito'nun da bu yolda çok yardımcı olduğunu söyleyemezdim.
Camdan dışarı baktığımda başlangıç noktamızı ve şu anki hâlimizi düşünürken gözlerimin dolduğunu hissettim. Kimseye göstermeyi sevmediğim gibi Ayaz'a da göstermeyi istemedim. Etrafımdaki kimse zayıf yanlarımı görsün istemezdim.
Beni görmese bile arkamdan "İyi misiniz?" diye seslenmesi altıncı hisleri kuvvetli bir adam olduğunu düşündürüp biraz korkutuyordu. Sonuçta kimse gizlenmesini istediği şeylerin bir günlük koruması tarafından çözülüp ortalara dökülmesini istemezdi. Ona dönmeden onaylayarak salladım başımı. Her şeyin yolunda olduğu zamanlar çok uzakta kalmış olsa bile.
Aslında hiçbir şey böyle kasvetli başlamamıştı. Başlangıçta her şey çok güzeldi. Eğlenceliydi. Birlikte yapılan keyifli tatiller, el ele gidilen davetler, herkesin gözünün üzerinde olduğu örnek bir ilişki, birbirine aşkla bakan gözler ve sevgiyle birleşen dudaklar... Sonra hiçbir keyifli ve eğlenceli yanı kalmamıştı. Geriye kalan şeyler listesi; tartışmalar, kavgalar, ego savaşları, iştahsızlık yüzünden günlerce aç kalma, ilerleyen yeme bozuklukları ve saç dökülmeleri...
Kimse bana aşkın bu kadar can acıtıcı bir şey olduğunu söylememişti.
...
*
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
