4. bölüm / 31
KAPAK KIZI ღBİTTİღ❀ KAPAK KIZI | 3
Bölümler 31Şu an: ❀ KAPAK KIZI | 3
- 1 ❀ KAPAK KIZI | PROLOG659 kelime
- 2 ❀ KAPAK KIZI | 11.610 kelime
- 3 ❀ KAPAK KIZI | 22.380 kelime
- 4 ❀ KAPAK KIZI | 31.864 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 ❀ KAPAK KIZI | 41.729 kelime
- 6 ❀ KAPAK KIZI | 51.550 kelime
- 7 ❀ KAPAK KIZI | 61.290 kelime
- 8 ❀ KAPAK KIZI | 71.537 kelime
- 9 ❀ KAPAK KIZI | 82.414 kelime
- 10 ❀ KAPAK KIZI | 91.694 kelime
- 11 ❀ KAPAK KIZI | 101.332 kelime
- 12 ❀ KAPAK KIZI | 111.360 kelime
- 13 ❀ KAPAK KIZI | 121.670 kelime
- 14 ❀ KAPAK KIZI | 131.475 kelime
- 15 ❀ KAPAK KIZI | 142.405 kelime
- 16 ❀ KAPAK KIZI | 151.961 kelime
- 17 ❀ KAPAK KIZI | 161.882 kelime
- 18 ❀ KAPAK KIZI | 172.258 kelime
- 19 ❀ KAPAK KIZI | 181.546 kelime
- 20 ❀ KAPAK KIZI | 192.186 kelime
- 21 ❀ KAPAK KIZI | 201.758 kelime
- 22 ❀ KAPAK KIZI | 212.134 kelime
- 23 ❀ KAPAK KIZI | 221.927 kelime
- 24 ❀ KAPAK KIZI | 232.537 kelime
- 25 ❀ KAPAK KIZI | 242.601 kelime
- 26 ❀ KAPAK KIZI | 252.122 kelime
- 27 ❀ KAPAK KIZI | 261.541 kelime
- 28 ❀ KAPAK KIZI | 272.863 kelime
- 29 ❀ KAPAK KIZI | 283.322 kelime
- 30 ❀ KAPAK KIZI | 291.507 kelime
- 31 ❀ KAPAK KIZI | 30 | FİNAL2.121 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-3-
Hemen yanımdaki odanın kapısını açıp içeri buyur ettim Ayaz'ı. Yanımdan geçerken yoğun bir okyanus kokusu ferahlığı burnuma doldu. Atmosfere huzurlu bir koku yayıyor gibiydi. Hiçbir yorum yapmadan odaya girip tam ortasında durdu. Yine o matematik hesabı yapan düşünceli ifadesi odanın içinde dolaştı durdu.
"Henüz hazırlatamadım burayı. Malûm, kargaşalardan. Ama akşama eksiksiz bir şekilde hazır olur. Eksik gördüğün ya da ihtiyacın olan bir şey varsa Pırpır'a söyleyebilirsin."
İlk kez o donuk ve ifadesiz yüzünde meraklı bir kaş çatış gördüm. "Pırpır?"
Sanki yıllardır benimle kalan biriymiş gibi açıklamamış olmama güldüm ve "Kişisel asistanım Pırıl. Ben ona Pırpır diyorum." açıklamasını yaptım.
"Herkese lakap takar mısınız böyle?"
Haylaz bir çocuk gibi başımı hafifçe yana yatırarak "Eh, sayılır." dedim.
Odayı incelerken "Benim lakabım ne olacak merak ettim doğrusu." dedi yüzüme bakmadan.
"Bunu zaman gösterecek..." dedikten sonra beklentisini yok ettikten sonra ekledim. "...1,97."
Başını öne eğerken ilk defa dudaklarında gülmeye yakın bir kıvrılış hissettim ama net değildi.
Daha fazla soru sormadı adam. Bense gereksiz bir şekilde sohbetin devam etmesini istiyordum. Beni koruyan adamı daha iyi tanımak niyetindeydim ama art arda sorular sorup onu sıkmak da istemiyordum. Çok konuşkan birine benzemiyordu.
Kapının kenarında kollarımı kavuşturup onun dümdüz bakan yüzünü incelerken "Açıkçası hakkında en merak ettiğim şey, mezun olduktan sonra asıl mesleğini neden bıraktığın. Neden pilot olarak devam etmedin?" diye sordum.
Çok eğri olmayan ama onun yüzünde erkeksi duran bir burnu ve köşeli çenesi vardı. Çıkık elmacık kemikleri için ne kadar çok kadının bıçak altına yattığından haberi var mıydı merak ettim. Ama hepsinden merak ettiğim ve az önce sorduğum sorunun yanıtı gelmedi.
Duymamış gibi davranarak etrafı izliyordu. Sanki odada dinleme cihazı arayan bir ajan gibi her şeye karşı dikkatli bakışları hoşuma gitse de sorumu duymazdan gelmesi uyuz etmişti beni.
Ona çatma işini beni sinir edecek bir sonraki hareketine erteledim ve aşağıdaki olaylar aklıma geldi. Mito'nun ona kaba davrandığını düşünüyordum ve nedense o an Ayaz'a bir açıklama ihtiyacı hissettim. "Mito'nun kusuruna bakma. Son zamanlarda biraz garip davranıyor." Omuz silktim çok önemli bir şey değilmiş gibi. Son zamanlarda dediğim, son iki yıldır falan. Tabii bu küçük detayı aramıza henüz bugün katılmış yakın korumam Ayaz'la paylaşmadım. "Normalde böyle biri değildir. Söylediklerini ciddiye alma."
Bu kez duymazdan gelmek yerine yüzüme baktı ama herhangi bir cevap vermedi. Sadece onaylar gibi hissetmemi sağlayacak şekilde gözlerinde küçük bir yumuşama gördüm. Önemli değil der gibiydi. Biz hep bu adamın gözleriyle konuşacaksak işimiz vardı. Sürekli bakışlarından bir anlam mı çıkarmam gerekecekti?
Aslında o sustukça hakkında merak ettiklerim de artıyordu. Örneğin aşağıda Esra'nın ona asılmasına herhangi bir tepki vermemesi, görmezden gelmesi ve umursamamasını neye yormalıydım? Bir ilişkisi olup olmadığını merak ettim saçma bir şekilde. Ama düşününce saçma da değildi. Sonuçta bu adam an itibarıyla yedi yirmi dört benim yanımda olacak, benimle ilgilenecekti. Neredeyse bir hayatı olmayacaktı. Sevgilisi bu duruma ne diyecekti? Tabii varsa.
Ben katlanamazdım. Benim sevdiğim adam başka bir kadının sürekli dibinde. Bu ülkece ünlü oyuncu Lidya Tanay da olsa canım sıkılırdı duruma. Hatta en çok canımı sıkanlar listesinin başını bu çekerdi. Herhangi biri de değil, çoğu kişi tarafından güzel ve zarif bulunan bir kadının yanında. Tamam, Lidya, şimdi narsist duygularını bir kenara bırak ve Ayaz'a odaklan. Onu tanımaya çalış çünkü canın artık ona emanet.
Yaslandığım yerde doğruldum ve sanki önemsiz bir şeyden bahseder gibi öylece gözlerimi kıstım. "Peki sen bu yoğun iş temposuna ayak uydurabilecek misin?" diye sordum. Ayak uydurabileceğini elbette biliyordum ama direkt sevgilin var mı diye sormak yerine bunu kılıf olarak kullanmak daha stratejikti. O yüzden konuya beni ilgilendiren bir kısımdan girdim. "Sevgilinle falan eskisi kadar sık görüşemeyeceksin, kendine ait bir hayatın olmayacak neredeyse."
O an benim ardı ardına gelen soru niteliğindeki cümlelerime sevgilim alışıktır böyle şeylere, sorun etmez ya da sevgilim yok gibi net bir cevap bekliyordum. Ama az önce mesleğiyle ilgili sorduğum basit bir soruya cevap bile vermeyen Ayaz'ın "Ben bu tempoya alışığım. Sorun yok." diyerek beni şaşırtacağını düşünmemiştim.
Mesleği ve beni korumakla ilgili sorulara olan netliği arkadan dolanarak sorduğum diğer sorulara karşı göstermemesi hafiften canımı sıksa da bir şey söylemedim. Ve hakkında cevabını bulamadığım belirsizliklerle ilgili soruları merak etmeye devam ettim. Ne yazık ki artık daha fazla soru sorup kafasını şişiremezdim. Zira basit bir yakın koruma için fazlaydı bile sorularım.
Dudak bükerek sıradan bir sesle "Güzel." dedim sadece. Tatmin olmadığımı gizledim ve onun tarafından dikkat çekmek istemedim. Esra da şansına küssün canım, Ayaz'ın sevgilisi olabilirdi bu yanıtlara bakılırsa.
Aramızdaki sessizliği bozmak için konuyu dağıtan bir ifadeyle odayı gezdirdim Ayaz'a. Büyükçe bir odaydı. İçindeki ebeveyn banyosunu gösterdim. "Burası banyo. Temiz havlular konulmamış daha, yardımcılara söylerim hallederler. Dediğim gibi başka bir şeye ihtiyacın olursa belirtmen yeterli."
Ayaz ise odada en çok yatakla ilgileniyordu. Eliyle rahat olup olmadığına baktı. Uykuyu seven ve insanüstü yoğunlukta çalışan biri olarak uyumanın onun için önemini anlayabiliyordum. Benim için de uyku çok önemliydi. Özellikle kaliteli bir uyku. Eğer gerektiği kadar iyi uyuyamazsam hortlağa dönüyordum.
Onun yatağı incelemesi üzerine "Uyku senin en önemli kriterlerinden biri anladığım kadarıyla. Kaç saat uyuyorsun?" diye sordum.
"Dört saat uyku bana yetiyor."
Duyduğum cevapla gözlerim yuvalarından çıkacakmış gibi büyüdü ve şaşırdım. "Sen ciddi misin? Ben tek bir gece dört saat uyku uyusam ertesi gün cenazemi kaldırırlar."
En az sekiz saat uyumam gerekirdi benim. O da en az. Fazla uyumanın da zararlı olduğunu az çok biliyordum ama yoğun iş tempomda beni dinlendiren tek şey iyi bir uykuydu. Yüzümü canlı ve güzel tutan en önemli şey. En iyi cilt bakımlarını da yapsan sonunda o uyku gibisi olmuyordu işte.
Odayı inceleme işlemi sonunda bittiğinde kendisinden fazla konuşmuşuz gibi bana döndü adam. "Açıkçası ben sizin günlük rutininizi öğrenmek isterim."
"Tabii, anlatayım... Öncelikle yoğun bir çalışma tempom var bahsettiğim gibi. Bazı değişmez kurallarım olsa da işim gereği rutinlerimin tamamına uyamıyorum. Örneğin kabul ettiğim uzun soluklu yeni bir iş tamamıyla düzenimi değiştirmemi gerektirebiliyor." Kaçamak bir bakış atarak ekledim. "Tabii anlaştığım şirket nazımın geçtiği birine aitse iş değişir. Esneklik sağlanabiliyor."
Odadan çıkıp evi gezdirmeye başladım konuşmamı sürdürürken. Önce civardaki odaları gezdirdim. "Genelde sabah sekiz, dokuz gibi kalkarım. Ayılmak için duş alırım. Sütsüz ve şekersiz kahvemi içer, sabah koşuma çıkarım. Eve döndüğümde yine kısa bir duştan sonra buz banyosu yaparım." Anlaması için açıkladım. "Cildin geç yaşlanmasını ve diri kalmasını sağlıyor. Kırışıklıkları falan geciktiriyor."
Anladım der gibi kaşlarını kaldırdıktan sonra bana bakan adam "Suyun altında bu kadar zaman geçirmenize rağmen yüzgeçlerinizin çıkmamasına şaşmalı." derken yine yüzünde gülümsemeye benzer bir ifade gördüm. Eğleniyor gibiydi.
O söyleyene kadar çok fazla duş ve banyo rutini kullandığımı fark etmemiştim bile. Annem sürekli güzel kokmaktan ve cildin erken yaşlanmamasından bahsederdi ve küçük yaşlardan beri beni böyle bir düzene alıştırmıştı.
Anlayışlı bir biçimle gülümsedikten sonra devam ettim. "Kahvaltıda yeşil sebzeli detoks suyumu içerim, Pırpır hazırlar her sabah."
"Sonra?"
"Ne sonra?"
"Kahvaltıda ne yersiniz?"
Sıradan bir ifadeyle "Yeşil sebzeli detoks suyu işte." diye açıkladım.
"Sadece detoks suyu mu?"
"Evet."
"Sadece ve sadece."
Onaylayarak başımı sallarken "Hı hı." dedim yalnızca. Onun cümlesini abartıyla tekrarladım. "Sadece ve sadece."
Ayaz ilk defa hakkımda bir şeye şaşırıyor gibi görünüyordu. "Kahvaltı yapmadan hayatta kalabilmeniz mucize."
Dudaklarım kıvrılarak güldüğümde söylediği şeyi biraz komik bulmuştum. "Siz dünyalılardan biraz farklı besleniyorum desene."
Kaşları havalanan adam "Epey farklı." dedi.
"Tek öğün besleniyorum ben. Sadece akşam yemeği, o da akşam beşi geçmeyecek şekilde. Alkol kullanımım minimum seviyede. Zararlı alışkanlıklardan da kesinlikle uzak duruyoruz."
"Duruyoruz?"
Mito'yla ben demek isterdim ama maalesef değildi. O benden çokça farklı beslenir ve yine farklı davranırdı. Ben kurallara tam itaat ederken o tam kuralları çiğneyen isyankâr bir ergen gibi davranır, Taço'yu deli ederdi. Kişisel asistanı Semih'e de Allah sabırlar versin diyordum.
Mito'yla ortak yanlarımızdan bahsetmediğimi fark ettiğim için şaka yollu takılarak "Siz dünyalılardan farklı olarak biz ölümsüzler böyle yapıyoruz demek istemiştim." yanıtını verdim Ayaz'a.
Başını öne eğerken tebessümünün ne kadar çekici olduğunu düşündüm. Esra'nın zevkine her zaman güvenilirdi.
Konuyu çok da dağıtmadan evin alt katlarını gezdirmeye başladım rutinlerimden bahsetmeyi sürdürürken. "Sonrasında çekimler ve provalar, bildiğin gibi. Varsa yapımcı ve prova toplantıları. Ya da bazen hayranlar için düzenlenen imza etkinlikleri falan. Günüm böyle geçiyor." dedim omuz silkerek. "Şanslıysam ve vaktim varsa öğleden sonra üç, dört gibi spor salonuna giderim. Vaktim olmazsa sporumu akşam, evimde yaparım." derken tam da alt kattaki spor salonumu gösteriyordum. "Eğer spor yapıyorsan sen de bu odayı kullanabilirsin."
Evet veya hayır demeden teşekkür eder gibi başını salladı adam. Sonra sauna odası ve kapalı havuzun olduğu yerleri gösterdim. "Bu katta sanırım gezilecek yerler buralar. Başka merak ettiğin şeyler varsa sorabilirsin."
"Kendinize ait hiç mi zamanınız olmuyor?"
Sorusuna şaşırmıştım biraz. Kimse benim kendime zaman ayırıp ayırmadığımı merak etmez, bununla ilgili bir soru sormazdı. "Kendime ait zamanım olarak..." Gafil avlanmış gibi hissettim. Çalışmadığım yerden gelmişti soru. Düşündüm, düşündüm ve kendime ait olan zamana örnek verdim. "Spor salonundan sonra kuaför randevum oluyor. Manikür, pedikür, cilt bakımı, saç bakımı falan." Omuz silkerek ekledim. "Sonuçta kadınların kendilerine ayırdıkları vakit sayılır."
Dudak büktü adam ve "Belki." dedi pek tatmin olmamış gibi. "Diğer kadınlar için terapi gibi olabilir. Ama bu sizin için gereklilik ve topluluk karşısında olduğunuz için bunu sürekli yaptığınızı düşünürsek pek zevk aldığınızı düşünmüyorum."
Nedense karşımdaki adamın hakkımda bu kadar çok ve -en sinir bozucu kısmı geliyor- haklı çıkarımda bulunması, benimse savunmaya geçecek bir şey bulamamam garipti.
Genellikle herkes tarafından özenilesi bir hayat yaşadığımı düşünürdüm çünkü etrafımda benim yerimde olmak için ruhunu şeytana satacak insanlar olurdu ama ilk kez bu adam tarafından acınacak, hayatsız biri gibi hissetmiştim. "Kendime ait zamandan kastın nedir, merak ettim." diye sordum sıradan bir ifadeyle.
Adam dudaklarını kıvırırken "Bilmem, yani... Arkadaşlarınızla bir yerlerde yemek yemek, bir şeyler içmek, tatile gitmek gibi." diye açıkladı.
Tatil mi? Onun ne olduğunu unutalı çok olmuştu. Sezonun başından yaza kadar dizi projelerim oluyordu. Yazın herkes tatile çıkarken de reklam çekimleri, sosyal sorumluluk projeleri derken başımı kaşıyacak vaktim olmuyordu ki. Nasıl bir yerlere gidebilirdim? Sanki o an hayatımdaki eksikliğin tatil olduğunu hatırlamış gibiydim.
Bana bakan adamın merakını gidermekten uzak bir ifadeyle "Biz Mito'yla bile birbirimize çok sık vakit ayırabilen insanlar değiliz. Kendime nasıl bu söylediğin şekillerde vakit ayıracağım ki?" yanıtını verdim.
"Nasıl yani, nişanlınızla bile tatile gidemiyor musunuz?"
Başımı iki yana salladım umutsuzca. "Benim programım uygun olsa onunki olmuyor, onunki olsa benimkinde aksilikler çıkıyor. Hafta sonları bile bir yerlere kaçmayalı ne kadar zaman oldu..."
Çenesini kaşırken düşünceli bir hâl almıştı bakışları. Mito'yla ilişki dinamiğimizi farklı bulduğu kesindi. Ama daha fazla sorgulamaya niyeti yok gibiydi. "Peki, en merak ettiğim kısma gelelim..."
İlk defa Ayaz'ın hakkımda merak ettiği bir şeyi duymak üzereyken dikkat kesildim. Neden hakkımda bir şeyleri merak etmesi bu kadar ilgimi çekmişti bilmiyordum ama soran bakışlarımı üzerine diktiğimde beklediğimin aksine bir şey sordu.
"Bu evin kaç girişi var? Hepsini görmek isterim."
Kısa bir bozguna uğramanın ardından belli belirsiz başımı salladım. "Tabii, gel benimle." diyerek önden yürüdüm.
An itibarıyla yakın korumam olan Ayaz Karatay hakkındaki ilk izlenimlerim... Kendisi asla erimeyecek koca bir buz kütlesiydi ve bazen de sorulan sorulara karşı cevapsız, dümdüz duran biri olarak sanatsal bir heykel görevi görüyordu. Hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederim.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! 👑 Haftanın "KAPAK KIZI" gününe hoş geldiniz! Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz? Ah keşke bu hikâyeyi yaz mevsiminde yayınlasaydım, şöyle sahile karşı güneşlenirken... Ne zevkli olurdu. 🏖️ Her neyse.
Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz? Sizce Lidya ve Ayaz arasında yakınlaşmalar ne zaman başlayacak? Kafanızdaki fantezileri burada okumak isterim. 😎 Ve en önemli faktörümüz, Mito... Onun hakkında ne düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz. Hikâye henüz tam anlamıyla temposunu kazanmadı, asıl olaylar başladığında bakalım nasıl hissedeceksiniz. Şimdilik benden bu kadar. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
