30. bölüm / 31
KAPAK KIZI ღBİTTİღ❀ KAPAK KIZI | 29
Bölümler 31Şu an: ❀ KAPAK KIZI | 29
- 1 ❀ KAPAK KIZI | PROLOG659 kelime
- 2 ❀ KAPAK KIZI | 11.610 kelime
- 3 ❀ KAPAK KIZI | 22.380 kelime
- 4 ❀ KAPAK KIZI | 31.864 kelime
- 5 ❀ KAPAK KIZI | 41.729 kelime
- 6 ❀ KAPAK KIZI | 51.550 kelime
- 7 ❀ KAPAK KIZI | 61.290 kelime
- 8 ❀ KAPAK KIZI | 71.537 kelime
- 9 ❀ KAPAK KIZI | 82.414 kelime
- 10 ❀ KAPAK KIZI | 91.694 kelime
- 11 ❀ KAPAK KIZI | 101.332 kelime
- 12 ❀ KAPAK KIZI | 111.360 kelime
- 13 ❀ KAPAK KIZI | 121.670 kelime
- 14 ❀ KAPAK KIZI | 131.475 kelime
- 15 ❀ KAPAK KIZI | 142.405 kelime
- 16 ❀ KAPAK KIZI | 151.961 kelime
- 17 ❀ KAPAK KIZI | 161.882 kelime
- 18 ❀ KAPAK KIZI | 172.258 kelime
- 19 ❀ KAPAK KIZI | 181.546 kelime
- 20 ❀ KAPAK KIZI | 192.186 kelime
- 21 ❀ KAPAK KIZI | 201.758 kelime
- 22 ❀ KAPAK KIZI | 212.134 kelime
- 23 ❀ KAPAK KIZI | 221.927 kelime
- 24 ❀ KAPAK KIZI | 232.537 kelime
- 25 ❀ KAPAK KIZI | 242.601 kelime
- 26 ❀ KAPAK KIZI | 252.122 kelime
- 27 ❀ KAPAK KIZI | 261.541 kelime
- 28 ❀ KAPAK KIZI | 272.863 kelime
- 29 ❀ KAPAK KIZI | 283.322 kelime
- 30 ❀ KAPAK KIZI | 291.507 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 ❀ KAPAK KIZI | 30 | FİNAL2.121 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-29-
Emniyet müdürlüğünden döndüğümüzde üzerimden kamyon geçmiş gibi hissediyordum. Zihnen bir yorgunluktu bu. Duyduklarıma, öğrendiklerime inanamadım. Mito'nun -ki artık geçmişimize dair bu hitap kelimesini bile kullanmak istemiyordum- ona muhtaç hissedip bağlanmam için bu oyunu kurduğunu öğrendiğimden beri kendimde değildim. Buna ihtiyacı yoktu, bana ihanet etmeseydi ben zaten ona bağlılığımı koruyordum. Nasıl hastalıklı bir düşünceye kapıldığına inanamadım.
İfadesinde suçlamaları reddetse de koridorda karşılaştığımızda içimden bir şey kopmuştu. Ondan öylesine midem bulanmıştı ki yüzleşmek bile istememiştim ancak aniden karşılaşıvermiştik işte.
Yüzüne bile bakmadan sorduğum tek şey "Neden?" olmuştu. Acı dolu bir fısıltı gibi çıkmıştı bu dudaklarımdan. Geçmişimizi kirletmişti. En azından onu geride kalan eski anılar olarak bıraksaydı, almasaydı benden.
İfade verirken yalan söylemeyi beceren adam yüzüme baktığında yıllardır beraber olduğu kadına karşı süngülerini düşürmüştü. Tıpkı beni aldattığını yakaladığımda olduğu gibi bir katarsis yaşamıştı. "Hayatında yitirdiğim önemi geri kazanmak için. Beni eskiden olduğu gibi sev diye. Sakatlanmadan önceki gibi bana ihtiyacın olduğunu hissetmek istedim. Bana yeniden bağlan istedim."
Elimle durdurdum onu bu saçmalıkları daha fazla sıralamasın diye. Yüzüne bakamıyordum. Sadece "Bir daha karşıma çıkmak gibi bir hata yapma, sakın." diyebildim. Ve oradan gittim.
Benim için zordu. Onu geride bırakmak değil, bunu çoktan başarmıştım. Yaptıklarıyla kendisine olan duygularımı yok edeli çok olmuştu. Ancak zor olan, geçmişimizdeki anıları geride bırakmaktı. Kirlettiği anılarımızı yok saymak.
Şimdiyse evimdeydim. Salondaki koltuğa yorgunlukla bıraktım kendimi. Sıkıntılı bir iç geçirdim. Hemen yanıma hiçbir şey söylemeden sessizce oturan adam beni izliyordu. Ellerimi saçlarımın arasından geçirip ofladım. Bu olanlardan çok bunalmıştım.
Metin'in ihanet haberleri ve son dakika haberi gibi gündeme düşen saldırganı azmettirme söylentileri sayesinde temize çıkmıştım çıkmasına ama bambaşka hissediyordum. Arınmış gibi değil de üstümden koca bir mazi ayaklarını sürüye sürüye geçmiş gibi.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi telefonum çaldı. Yine meraklı dostlardan biri sanmıştım ama annemdi. Onca olay olup biterken aramayan, iyi olup olmadığımı sormayan kadın şimdi beni neden aramıştı merak bile etmiyordum doğrusu. Abimin söyledikleri doluştu zihnime. Onunla arana mesafe koy demişti. Metin'i hayatımdan çıkardıktan sonra onu çağrıştıran ya da onunla ilgili iyi şeyler hatırlatan herkese mesafe koyma fikri daha da güçlenmişti. Bunların başında her fırsatta bana Metin'i öven annem geliyordu elbette.
Çalıp duran telefonumu yanıtladım. "Kızım! Neler olmuş öyle? İyi misin?" diye yalandan soran kadına karşı bir şey söylemek bile gelmedi içimden. Öyle sahteydi ki.
Zor da olsa bıkkınlıkla "İyiyim anne." cümlesi çıktı dudaklarımdan. O bile isteksizce çıkmıştı. Olmasa da olur gibi. Onu bir an önce başımdan atmak istedim. "Sen neden aramıştın?"
Dürüstçe sorduğum soruyla şok olmuş bir sessizliğe büründü. "Ne demek neden aradın? Ben senin annenim Lidya, seni merak ettim elbette."
"Sen beni pek merak etmezsin anne, lütfen birbirimize oynamayalım."
"Kalbimi kırıyorsun ama. Sırf Mito'nun bir hatası yüzünden bana da cephe alman hoş değil."
Bu konuşmayı daha fazla sürdürüp sinirlerimi yıpratmamak için derin bir nefes aldım ve sordum. "Anne, ne istiyorsun?"
Kemküm etse de çıkardı ağzındaki baklayı. "İnan acil bir durum olmasaydı sen bu durumdayken istemezdim ama... Ben biraz nakite sıkıştım."
İki parmağım burun direğimde gezinirken sakin kalmaya çalıştım. "Ne için?"
"Bir operasyon için doktoruma-"
"Anne, artık operasyonların için sana para vermeyeceğim." Herhangi bir yanıt veremeyen kadının şaşırma süresinden faydalandım. "Bu konuya açıklık getirmek istiyorum."
"Ne demek bu?"
Aniden agresifleşen sesinden az sonra kavgaya hazırlandığını hissetsem de geri adım atmadım. "Temel ihtiyaçların ve psikolog masrafların için her zaman buradayım. İhtiyaçlarını tamamen üstleniyorum ama estetik ya da keyfi masraflarını artık karşılamayacağım, bunlar için beni arama. İlk ve son kez söylüyorum bunu. Ciddiyim."
"Sen... Ne biçim konuşuyorsun benimle? Nasıl bir kız oldun böyle?" Sesi gittikçe yükseldi. "Nasıl bir evlat oldun?" Herhangi bir tepki vermediğimi görünce "Ben senin annenim!" kartını kullandı. Ona karşılık verip tartışmasını alevlendireceğimi sanıyordu ama son derece yanılmasına sebep olacak bir yanıtla döndüm.
"Lütfen demagoji yapma anne. Ben söyleyeceğimi söyledim. Her ay bahsettiğim ihtiyaçların için banka hesabına paran yatar, fazlası için artık beni arama. Kendine iyi bak, hoşça kal."
Herhangi bir yanıt vermesine fırsat bırakmadan kapattım telefonu. Bir yükü daha sırtımdan attığım için rahatlamıştım. Aslında hep bu anı düşünüp başka hayal etmiştim. Bunları söylediğimde ve yıllardır verdiklerimin aniden silinmesi, hayırsız evlat ilân edilmemin ardından çok üzüleceğimi ve kendimi suçlu hissedeceğimi düşünmüştüm. Annemin söyleyeceklerinden yaralanacağımı falan. Ama bunların hiçbiri olmadı.
Ben artık o kadar yorgundum ki öz annemin bile hakkımda ne düşündükleriyle ilgilenmiyordum. Beni bitiren ve yeni bir versiyonumu başlatan bu zorlu sürece neredeyse teşekkür edecektim çünkü eskiden cesaret edemeyeceğim çoğu şeyi gerçekleştirmiş, sonucunda da hiç düşündüğüm gibi pişman olmamıştım. Aksine, rahatlamıştım. Bunun için kendime minnettardım.
Başımı yaslandığım koltuğun arkasına attım. Öyle sesli bir nefes verdim ki sanki yüklerim o nefesle dışarı atılmıştı. Bir ağırlıktan kurtulmuş gibi rahatlıkla gözlerimi kapattım. Artık sadece ben vardım. Kendimi mutlu etmek için yaşayacaktım.
Usulca "İyi misin?" diye sordu Ayaz.
Sadece başımı sallayıp geçiştirmek istemedim çünkü öyle değildim. "Bu olaylar beni çok yıprattı, yordu." Derin bir nefes aldım duralarken. "İşimden soğudum, hayatımdan soğudum." Sesim öyle bıkkın çıkıyordu ki kendimi tanıyamadım.
Hem benim hem Pırpır'ın telefonları susmak bilmiyordu. Bana yüz çeviren herkes yeniden peşimde koşmaya başlamıştı yavaş yavaş. Herkes hâl hatır sorma bahanesiyle olanların aslını astarını öğrenme derdindeydi.
Tüm bu kalabalığın arasından koşarak uzaklaşasım vardı. "Alıp başımı gidesim var." dedim öylece. Ondan hiçbir şey gizlemeksizin zihnimdeki ve kalbimdeki duru düşünceleri onunla paylaşmıştım.
Aslında Metin'e teşekkür etmem gerekirdi. Evet, saçmaydı biliyordum ama onun oynadığı bu oyun sayesinde Ayaz'ı kazanmıştım hayatıma. Çok garipti. Bana yaptığı o kötülük, oynadığı o ürkütücü oyun, geçmişimizi yok etmesine sebep olan felaket güzel bir şeye yol açmıştı. Bana Ayaz'ı getirmişti.
Belki kaderimizde vardı karşılaşmak. Belki bir gün bir yoldan geçerken karşılaşacaktık, bilmiyordum ama eğer imkânım olsaydı bu süreci daha erkene çekerdim. Ne pahasına olursa olsun Ayaz'ın hayatıma daha erken girmesini isterdim.
Hemen yanımda oturan adamın dingin tavırları beni de sakinleştiriyordu. Elimi yakaladı eli. Avcunun içinde kenetlenen parmaklarım yeniden güvenle sarmalandı. "Alıp başını gitme konusunda kararlıysan Ayvalık'ta bir evim var." Başını hafifçe yana yatırdı. "Sana layık değil ama..."
Yarım bir gülüşle ona dönüp yanağını avuçladım. "Saçmalama."
Onun sandığı gibi lüks arayan biri değildim. Eskiden bunlar beni mutlu ederdi. Ergenlik zamanlarımda kapılarda karşılanmak, benden yaşça büyük kişiler tarafından saygı görmek pohpohlardı beni ama artık bunların hepsinin bir yalandan ibaret olduğunu görmüştüm. Zamanında ayaklarımın dibinde kul köle olan insanların tek bir hatamı kolladığını gözlerimle görüp anlamıştım. Hiçbir şeyin sonsuza dek sürmeyeceğini de. Tek bir musibet her şeyi değiştirmiş, gözlerimi açmıştı.
Hâlâ işimi seviyordum. Onu yapmaktan zevk almamı hiçbir şey engelleyemezdi. Ama onun getirdiklerinden nefret etmiştim. Sırf işimi iyi yapıp çok tanındığım için insanların maskelerine katlanmak midemi bulandırmıştı artık.
Ayaz "Gözlerden uzak bir ev." dedi. "Uzun zamandır ne uğruyorum ne de kalıyorum. Benim yerime bir arkadaşım bakıyor oraya. İstersen gidebiliriz."
Adamın gözlerine döndü bakışlarım. Yorgunluğumu gören dinlendirici bir bakışı vardı bana. Sanki beni kollarına alıp iyileştirmek ister gibi. Tek hamleyle içimdeki huzursuzluğu söküp almak istercesine.
Onun beni koruma içgüdüsüne, iyileştirme çabasına inandım ve teslim ettim kendimi. Sadece onun ve benim olduğumuz bir tatil fikri iyi gelmişti kalbime. Gözlerine bakıp "Gidelim buralardan." dedim sadece. Başımı göğsüne yaslarken günlerden beri ilk kez huzurluydum. "Biraz kafamızı dinleyelim."
Bu kararıma memnun olduğunu gösteren bakışlarını üzerimde gezdiren adam huzurluydu. Bakışları biraz karmaşıktı. Bu yeni Lidya'ya alışmaya çalışıyor gibiydi ama iyiydi. Sanırım yeni Lidya'yı eskisinden daha çok sevmişti. Bana kalırsa onun özgür ruhunu sevmişti en çok.
Eski Lidya onunla Ayvalık'a gelemezdi. İşleri başından aşkın olurdu, seti olurdu, diziden atılsa da adının unutulmasından korkar, anksiyete krizleri geçirir ve yeni projeler peşinde koşardı. Ama yeni Lidya sakindi. Kendini akışa bırakmıştı. Unutulmaktan korkmuyordu çünkü herkesin bir gün öleceğinin, öldükten bir süre sonra da unutulacağının farkındaydı. Belki de bu yüzden içi rahattı, kalbi rahattı. Hayata biraz daha sıkı bağlanmıştı yorgunluklarına rağmen.
Bir gün hayat bitecekse ve unutulacaksak dünyada tanınmak ya da daha fazla güç, para için haldır haldır çalışmanın ne anlamı vardı? Eninde sonunda unutulacaksak sevdiklerimizle vakit geçirip bizi mutlu edecek şeylere zaman ayırmalıydık. Ben bunu bir sabah uyanıp öğrenmemiştim. Geçirdiğim bu zorlu birkaç hafta kafamın içinde bir pencere açmıştı.
Bunaldığım son zamanlarda girdiğim farkındalık, beni biraz da kendi ruhum için çabalamaya yönlendirmişti. Hep bir gün çıkacağım şu tatille başlamıştım mesela. Ayaz'la güzel bir tatil geçirmek bana iyi geleceği gibi birbirimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olacaktı.
Neden bahsettiğimi anlamayacağına bahse girecek olsam da "Eski Lidya'yı mı özledin yoksa yeni Lidya'yı mı daha çok sevdin?" diye sordum aniden.
O ise şaşırmak yerine kısa bir duraksamanın ardından "Ben Lidya'nın her hâlini sevdim." yanıtını verdi. Bu bile birbirimizi tamamladığımızı gösterir nitelikteydi.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! 💄 KAPAK KIZI'nın yeni bölümüne hatta finalden önceki son bölümüne hoş geldiniz. Evet, 30. Bölüm final bölümümüz. 🥹 Belki doyamadınız, belki de benim gibi bu kadarı yeterli dediniz. Ben bu hikâyeyi çok uzun planlamamıştım zaten. Biliyorum, bir külliyat gibi uzun uzadıya kitaplarım var ama bu onlardan biri değil. Her şey tadında güzeldir diyorum ve bu hikâyeyi de noktalamaya hazırlanıyorum. Umarım sizlere de o yaz esintisini, romantik komedi havasını biraz olsun verebilmiştir.
Finalden önceki bölümümüz hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bizi nasıl bir final bekliyor? Düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz. Bu arada KAPAK KIZI bitiyor diye üzülmeyin, abisi Bülent Tanay'ın hikâyesi ESTETİK AŞK HATALARI yolda, geliyor. 💥 Profilimden o hikâyeyi de takibe alabilirsiniz. Eksiklerim, hatalarım olduysa affola. Finalde daha detaylı konuşmak dileğiyle diyorum ve şimdilik bol yorumlarınızı beklemek üzere veda ediyorum. 🍀 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial
Bölüm etkileşimi
