❀ KAPAK KIZI | 17

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: ❀ KAPAK KIZI | 17

-17-

Akşam gece kulübünde Esra'yı bu kadar mutlu görmeyi ummuyordum. Güya buraya benim özgürlüğümü kutlamaya gelmiştik ama Esra benden daha mutluydu ve eğleniyordu. Onun bu hâline bakarken güldüm. Hoşuma gitmişti.

Ayaz her zamanki gibi o baston yutmuş hâliyle etrafı kolaçan ederken son derece ciddi görünüyordu. Çok önemli bir iş üstündeymiş gibi. Aslında teknik olarak Lidya Tanay'ın özel korumalığını yapıyordu ve yeterince önemli bir işti. Ancak Ayaz'ı işe almamıza vesile olan o sapığın eve saldırısından sonra hiç ses seda çıkmamıştı. Ne yalan söyleyeyim, ben de zamanla unutur gibi olmuştum.

Sanki Ayaz benim herhangi bir arkadaşımdan biriydi. Pek çalışanım olarak bile gördüğümü söyleyemezdim. Biz sanki onunla hep birlikteydik. Kısa zamanda öylesine garip bir huzur vermişti bana. Belki de o kadar kısa sürede öyle çok şey olmuştu, onunla öyle şeyler yaşamıştık ki bu hızlı bir biçimde birbirimize yaklaşmamıza sebep olmuştu.

Pırpır içkilerimizi getirirken Ayaz hemen köşemizdeki masada bir adamla selamlaştı. Dönüp baktığımda işe başladığı sabah bize getirdiği hacker arkadaşı olduğunu fark ettim. Yüzü tanıdık gelince dikkatli bakıp saniyeler içinde hatırlamıştım. Adı Çağdaş mıydı, Çağlar mıydı, öyle bir şeydi işte.

Hiçbir detayı kaçırmadığı gibi bu selamlaşmayı da kaçırmayan Esra önce adamı alıcı gözüyle şöyle bir süzdü. Sanki hoşuna gitmişti. Ayaz'a döndü hevesle. "Arkadaşın mı?"

"Evet."

Hem Esra'nın ilgilenmesi dolayısıyla hem de kaba olmamak adına arkadaşını çağırmasını istemeyi düşündüm. Hem belki Ayaz'ı her zamanki odun gibi duruşunun da dışında daha arkadaş gibi görebilirdik. Kim bilir, belki onun hakkında eğlenceli anılar bile öğrenebilirdik.

Baş işaretiyle arkadaşını işaret ettim. "Davet etsene masamıza."

Kibarca "Çok konuşur, başınız şişer. Bence gerek yok." diyerek reddetse de işin peşini bırakmaya niyetim yoktu.

Ayaz gibi suskun bir adamın yanında herkes geveze olduğu için bu konuyu abarttığını düşünüyordum. Hem abartmasa ne olacaktı ki? Biz buraya sıkıcı bir iş toplantısına değil eğlenmeye gelmiştik. "Olsun canım, biz de burada eğleniyoruz sonuçta." derken omuz silktim. Onun bana bakarken çekingen olduğunu ve bu teklifime karşı isteksiz duruşunu görünce işi ona bırakmamaya karar verdim ve ani bir hamleyle hemen adamın masasına döndüm. Neyse ki tekti. "Merhaba." Emin olmak için "Çağdaş'tı değil mi?" diye sordum.

Beni yakından gördüğüne memnun olan ve arkadaşça bir tebessümle karşılık veren adam "Çağlar." diye düzeltti anlayışlı bir biçimde. "Beni hatırladığınıza sevindim Lidya Hanım."

Çok kibar ve saygılı bir çocuktu. Açıkçası Esra'nın onunla ilgilenmesi de biraz hoşuma gitmişti. Bu eğlenceyi tertip ederek eğlenmeyi en çok hak eden arkadaşıma küçük bir jest yapmaktı niyetim. Ya da belki yine bencillik yapıp Ayaz'ın kara kutusunu patlatmak. "Bize katılsana." Ayaz'a baktığında pek emin olamasa da ısrar ettim. "Hadi."

Daha fazla reddedemedi. Televizyonlardan tanıdığı ünlü birinin isteğini daha fazla geri çevirmeyerek yanımıza geldiği için memnundum. O gelir gelmez Esra hemen elini uzatıp kendini tanıtmış, aralarında bir muhabbet kurmak istemişti. Bu konularda oldukça cesur bir kadındı.

Bir yandan Pırpır bize getirdiği içkileri tadarken hafifçe hıçkırdı. "Bu kırmızı olan acıymış." dedi gözlerimin içine bakarak yakalandığını gizlemeye çalışan bir edayla. "Ödem yapar bence, siz içmeyin."

Buraya kırk yılın başında eğlenmeye geldiğimiz için kilo ve ödem gibi şeyleri düşünmüyordum ama alkole pek alışık olmayan Pırpır'ın içkileri içerken yakalanmasını görmezden geldim. Başımı iki yana sallayarak gözlerimi devirdim ve gülerek Çağlar'a döndüm. "Eee Çağlar, nasılsın, iyi misin?"

"İyiyim, teşekkür ederim."

"Bize biraz kendinden bahsetsene." Aslında Ayaz'la ilgili sorular sormadan önce zemin hazırlıyor olmama rağmen sorularım Esra'yı gıcık etmiş görünüyordu.

Sessizce bana doğru yengeç yürüyüşüyle yaklaşıp kulağıma uzandı. "Bu sefer gerçekten benim. Sakın kendine âşık edeyim deme."

"Üff ne saçmalıyorsun Esra, bir dur!"

Çağlar ise benden duyduğu soruyla biraz şaşırırken kaşlarını kaldırarak gülümsedi. "Valla ne söyleyeyim, neden bahsedeyim bilemedim ki." Önemsiz bir detaydan bahseder gibi dudaklarını kıvırdı. "Her zamanki şeyler."

Ben tam Ayaz'la ne kadar süre tanıştıklarını soracakken Esra girdi araya. "Siz hackerdınız değil mi?"

Bilmiş bir yüz ifadesiyle güldü Çağlar. "Eh, evet. Öyle de denebilir."

Esra'dan fırsat kalırsa diye "Ayaz'la ne kadar süredir tanışıyorsunuz?" sorumu araya sıkıştırdım.

"Aslında uzun yıllardır tanışıyoruz."

"Çocukluktan beri falan mı?"

"Yok, o kadar değil. Ergenlikten beri diyebiliriz."

Komik çocukluk anılarından giremeyecektim, belli olmuştu. Üstelik bir de sürekli Esra'nın yırtık dondan çıkar gibi soruları hiç yardımcı olmuyordu.

Elindeki içkiden bir yudum daha aldıktan sonra Çağlar'a doğru bir adım daha attı sevgili arkadaşım Esra. "Mesela bir şahsın hesabını istek üzerine belli bir meblağ karşılığında hackleyebiliyor musunuz?"

Çağlar "Eski sevgilin mi?" diye sordu aslında sorudan uzak, cevabını bildiği bir ifadeyle. Zaten böyle saçma bir şeyi başka kime yapmak isterdi ki kadınlar?

Her zaman cingöz olan Esra ise o an saflığı tutmuş gibi karşılık verdi. "Nereden anladın?"

Çağlar'ın tek cevabı ise sevimli bir gülüş olmuştu. O Ayaz'a göre biraz daha sıcakkanlı, arkadaş canlısı biriydi, bu belliydi. Biri ateşse diğeri buzdu. Böyle zıt insanlar nasıl o kadar iyi arkadaş olabiliyorlardı hiçbir zaman anlayamamıştım doğrusu. Bizim bile Esra'yla benzerliklerimiz daha fazlaydı.

Pırpır elindeki içkiden büyük bir yudum alıp yuttuktan sonra kaşları çatıldı. Küçük dudaklarından bir hıçkırık çıktıktan sonra "Ne iyi oldu değil mi böyle?" diye sorarken biraz gevşemiş görünüyordu.

Esra "Aynen." diyerek kafa salladı. "Bekârlığa Merhaba Partisi." diyerek ekledi bir slogan atar gibi.

Bense arkadaşını masaya davet etmemize rağmen Ayaz'ın kazık gibi durmasına takılmış durumdaydım. İfadesizdi. Ve buraya geldiğinden beri hiçbir şeye ağzını sürmemişti. "Sen de içsene." diyerek dirsek attım ona. "Öyle kaskatı durma."

Net bir ifadeyle karşılık verdi. "Yok, ben içmeyeceğim. Görevdeyken içmiyorum." derken aslında burada neden bulunduğunu hatırlatmıştı bana. Bu pek hoşuma gitmemişti doğrusu.

"Patronun olarak ben izin veriyorum."

Başını iki yana salladı. "Hayır. Prensip olarak içmiyorum, teşekkürler."

Daha fazla ısrar edemeyeceğim için omuz silktim. Zaten o alkolle çenesi açılacak tiplere benzemiyordu. Boşa bir çabaydı benimki.

Ben çoktan bana musallat olan sapığı unutmuştum da Ayaz'ı arkadaşım ilân etmiştim bile. Onun da benimle en az benim kadar eğlenmesini istemiştim ama görevi buna mani oluyordu. Neden onunla tanıştığımdan beri duygu ve düşünceleri benim için bu kadar önemliydi bilmiyordum ama sanırım onu bir dost olarak önemsiyordum. Ya da... Neyse. Belki de boşlukta olduğum için bana çok yanlış anlaşılmaya müsait şeyler hissettiriyordu.

Ayaz ise kapalı bir kutuyu geçtim, tüm kapıları kilitli bir kutuydu sanki. Öyle ketum, sessiz, ifadesizdi ki. Bazen bana bakışlarını yakalamasam tamamıyla iş için bile olsa benimle ilgilenmediğini düşünecektim.

Onunla rastgele bir sohbet kurmak için Çağlar'ı ve ona aptal aptal sorular sorarak çocuğu güldüren Esra'yı gösterdim. "Ne kadar iyi anlaştılar değil mi?"

Kaşları havalandı tebessüm eder gibi bir ifadeyle. "Fazla iyi."

"Aaa neden öyle diyorsun? Arkadaşının arkadaşımla iyi anlaşmasından hoşnut değil misin?"

"Hayır, pek öyle değil." Bu kez açıklamak için bana döndüğünde gövdesinin ve bakışlarının bana dönmesi üzerimde sıcak bir his bıraktı. Baharda camdan odaya sızan hafif serin bir rüzgâr gibi tanıdık ve hep aradığım bir his. "Sadece ben iş ve arkadaşlık ilişkilerinin bu kadar karışmasından hoşlanmıyorum. Ben sizin özel korumanızım, siz benim patronumsunuz. Benim arkadaşımla sizin arkadaşınız-"

"Ooofff, Ayaz!" derken şakayla karışık kaşlarımı çatıp gözlerimi kıstım. O sırada kıs kıs gülmeden önce "Çok sıkıcısın, gevşe biraz ya!" dedim. "Ne var bunda?"

Sanki karşımdaki adamla ilişkimin ıncığını cıncığını konuşmamışız gibi profesyonel davranması tatlı bir şekilde canımı sıkıyordu. Ne yani, anlattığım tüm o sırları saat başı resetliyor muydu kafasından? Hacker arkadaşı da yardım ediyordur ona bu konuda.

İçkimden bir yudum aldıktan sonra ben de adama doğru döndüm. "Aslında Esra arkadaşını esir almasaydı senin hakkında gizli bilgiler alacaktım ağzından ama olmadı." Onların ne kadar iyi anlaştıklarını göstererek ekledim. "Gördüğün gibi."

Ellerini birbirine kenetlemiş adam "Neyi merak ediyorsanız bana sorabilirsiniz." dedi dürüst bir yüz ifadesiyle. Ne sorsam cevaplayacak gibiydi sesi.

Aslında ilk merak ettiğim soru başta bu olsa da artık ilk sıralarda değildi ama ürkütmemek için yem olarak kullanmak istedim. "Askerliği neden bıraktın?"

Dudakları önemsiz bir ayrıntıyı dile getirir gibi kısa bir an dikdörtgen hâlini aldı. "Öyle özel bir sebebi yok. Bana uygun olmadığına karar verdim."

"Neden?" Çok sorguluyormuş gibi görünmemek için sıradan bir ifadeyle ekledim. "Yani o kadar emekten sonra neden vazgeçer ki insan?"

"Gençken..." Bu kelimesine güldüğümü görünce o da başını öne eğip güldü. Ve gerçekten göz alıcı bir gülüşü vardı. "Yani geçmişte bazı şeylere merak sarmıştım."

"Nasıl şeyler?"

"Kafes dövüşü gibi şeyler."

Biraz şaşırsam da bunu belli etmeden anladığımı ifade eden bir baş işaretiyle devam etmesini istedim. Ancak bu sırada onu kafes dövüşünde kan ter içinde, en vahşi ve seksi hâliyle hayal etmekten kendimi alıkoyamadım. İlkel duygularım beni esir almış gibiydi.

"Çok değer verdiğim bir üstümün kulağına gitmiş. Beni izlemeye geldi. Kardeşi olarak gördüğü için de bunun yanlış olduğunu, duyulursa ordudan atılacağımı söyledi. Bir seçim yapmam gerekince de..."

"Karanlık tarafı seçtin." Kendi dudaklarımdan çıkan cümleye bile inanamadım. Dudaklarımı içe doğru birbirine bastırırken buldum kendimi.

Ayaz ise sanki bu yanıtımdan hoşlanmış gibi "Karanlık taraf..." diyerek tekrarlarken ağır ağır aşağı yukarı salladı başını. "Güzel bir tanım." İç geçirdi. "Evet, öyle oldu. Kafes dövüşlerinde çok iyiydim. O zamanlar çok paraya ihtiyacım vardı. Ben de dövüşü seçtim." Omuz silkti. "Cahillik işte. Sonra da geri dönemedim."

Aslında hem biraz sıradan hem de biraz beklenmedik türde bir hikâyeydi, kabul ediyordum. Ayaz'dan beklemediğim tarzda bir yanıt. Hem ona özgü hem de hayatın içinden. Garip bir biçimde tatmin etmişti söyledikleri. İnsanın tutkuları peşinde koşmasının ne demek olduğunu iyi bilirdim. Sonunda pişmanlık olsa da. Bu yüzden ilk defa onu bu kadar anlarken ona böylesine yakınlaştığımı hissettim.

Bu konuya derinlemesine daldığımız için neredeyse asıl sormak istediğim soruyu unutacaktım. "Son sevgilinden neden ayrıldın?" diye sorduğumda bu beklenmedik dönüşe şaşırdığını yüz hatlarından anladım. Sorar gibi bana baktığında bir açıklama yapmam gerektiğini anladım ama tıpkı onun hikâye anlatıcılığındaki gibi bir sıradanlıkla omuz silktim. "Merak işte."

"Bu biraz özel bir soru olmuyor mu?"

"Seninle uzatmalı nişanlımı basmaya gittik, ondan daha mı özel sence?" Bakışlarım ona tepeden bakar gibiyken bunu komik buldu ve ilk defa böylesine içten güldü. Onun keyif alışından cesaretlenerek bastırdım. "Yeterince yakınlaştığımızı sanıyorum artık."

Pes etmiş bir ifadeyle başını yan yatırdı. "Eh, haklısınız. Ne diyebilirim ki?"

Onunla bu kadar yakınlaşmak hoşuma gitmişti. Birbirimizden bahsetmek, geçmişine dair izlere dokunmak... Bu garip bir biçimde içimi ısıtıyordu ve açıklamasını kendi içimde yapabildiğim bir şey değildi. Ben Ayaz'la vakit geçirmekten hoşlanıyordum. Onu tanımayı istiyordum. Belki de gizemli bir bulmacayı çözmeye dair arzuydu bu. Ama kimin umurunda? Ona dair şeyleri merak ediyordum. Yumuşak bakışlarının üzerimde gezinmesinden hoşlanıyordum.

Ben ısrarlı bakışlar atmasam sorumun cevabını vereceği yoktu. Onu sadece bakışlarımla baskı altında bırakarak cevabı dudaklarının arasından alabilmeyi başardım. "Ben... Evlenmek istiyordum. Ciddiydim. Ama onun görüşü benimkiyle aynı değilmiş. O yüzden yollarımızı ayırdık."

Anladığımı ifade ederek dudaklarımı bastırıp başımla onayladım. Ayrılıklarında Mito'yla bizimkindeki gibi bir benzerlik aradım ama yoktu. Ben hiçbir zaman Mito'yla yana yakıla evlenmek istememiştim mesela. Medya da dâhil herkes evleneceğimizi beklediği için, dahası tüm bu nişanlılık olayı yılan hikâyesine dönüştüğü için artık evlenelim noktasına gelmiştik.

"Peki şimdi gelse, görüşü değişmiş bir biçimde... Seninle evlenmek istese?"

Dudakları büküldü adamın. Başını iki yana sallayarak "Artık çok geç." dedi gözlerime bakarak. "Ona karşı bir şey hissetmiyorum."

Daha fazla sorular sorup Ayaz'ın özel alanını işgal etmek istemedim. Belki sorulmasını istemiyordu, yanıtlamaktan hoşlanmıyordu ve patronu olduğum için kibarlık gösteriyordu. Bunları düşünerek duracağım yeri bildim.

Biz sessizce etrafı seyrederken Esra ve Çağlar'ın içkilerini yudumlayarak kıkırdaşmaları, birbirinin kulağına bir şeyler fısıldamaları Esra'nın bana doğru yürüyerek "Bir çay içelim bence." demesiyle son buldu. Bu Esra'nın eve erkek atma sinyaliydi. Ne zaman bunu izdivaç programları alaycılığıyla söylese mesajı alırdım ben. Kalite kontrole gidiyorum demek oluyordu onun dilinde.

Başımı iki yana sallayarak kulağına uzandım ve "İflah olmazsın." dedim sadece.

Omuz silkerek Çağlar'ın koluna girdi ve mekândan gayet umursamaz ve keyifli bir biçimde ayrıldılar. Ayaz bile şaşırmış durumdaydı. Bana dönüp bön bön baktı.

"Ne oldu şimdi?"

Bense yaramaz bir kız çocuğu gibi "Arkadaşım arkadaşını ev attı, ups!" diyerek alaycı bir utangaçlıkla ağzımı kapattım.

Ayaz gülüp gülmemek arasında kaldığında tüm bunlar yaşanırken göz ardı ettiğimiz Pırpır'ın durumu gözüme çarptı. Önünde birkaç boş içki bardağı vardı ve kafayı bulduğuna dair bir bakış atarken ayakta durmaya dair gösterdiği özen takdire şayandı.

Yüzünde kusacak gibi bir ifade gördüğüm kızı karga tulumba tuvalete yetiştirirken Ayaz da peşimden gelip kadınlar tuvaletinin önüne kadar taşımama yardım etti.

Pırpır'ı içeri sokup kabinlerden birinde kusmasına yardımcı olduktan sonra bizi bekleyen adama durumu anlatmak için kapıya çıktım. "İçkiye alışık olmayınca..." Dudaklarımı kıvırdım kapıyı göstererek. "Böyle oluyor işte." Yüzümün üstüne dikkatle bakan adama soran bakışlar attım. "Ne? Ne oldu?"

"Saçınızda bir şey var."

Elim saçlarımda dolanırken "Nerede?" diye sordum. Göstermek için bana yaklaşan adamın gömleğindeki düğme kıyafetimin kırçıllı kısmına takıldı.

Birbirimize yapışık hâlde bir kazanın kurbanı gibi dururken "Affedersiniz..." diye mırıldanan Ayaz'ın düğmesini kurtarmaya çalışırken serin nefesini üzerimde hissetmenin verdiği ferahlamaya kandım.

Yüzü kızarmış adam utangaçca benden ayrılmaya çalışırken düğmesini zorluyordu. O an ilginç bir atmosfere yenik düştüm. İçtiğim birkaç kadeh benim gibi birine dokunmazdı ama tek bir bakış, hoş bir koku, tatlı bir nefes beni kendimden geçirmeye yetti.

Dudaklarım kontrolsüzce onunkilere çekilirken adam şaşkın bakışlarını üzerimde gezdirerek düğmesini takıldığı yerden kurtarıp geri çekildi. "Özür dilerim." dedi sadece. Özür dilerim.

Ateşe dokunmuş gibi ben de iki adım geriledim. Bunun nasıl olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Böyle bir şeyi daha önce yapmamam bir kenara, daha önce hiç reddedilmemem de büyük bir şok etkisi yaratmıştı. Başımdan aşağı soğuk sular dökülmüştü.

Adamın hızlı adımları koridorda uzaklaşırken ben de alelacele kapıyı açıp kadınlar tuvaletine saklandım. Sırtımı kapattığım kapıya yasladığımda nefesimi tutmuş durumdaydım. Az önce ne olmuştu öyle?

Sınırları aşan bendim, özür dileyense oydu. Bu beni darmadağın etmeye yetti.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 💄 Salı akşamlarının şekerparesi, KAPAK KIZI geldi haanııım! Nasıl buldunuz bölümümüzü? Neler oluyor böyle? 🙉 Lidya ve Ayaz arasındaki bu garip çekim nereye gidiyor? Ayaz neden geri çekildi? Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? 😂 Şaka bir yana, Ayaz'ın tepkisi neye dayanıyor sizce? Buraya yazabilirsiniz.

Aslında her şey bu kadar tazeyken Lidya'nın bu kadar cesur olması da biraz beklenmedik. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz. Bir de şey var tabii, bakalım yeni bölümde bizi neler bekliyor? Ayaz'ın tavrına karşılık Lidya ne tepki verecek? Aralarındaki ilişki ne boyuta gelecek? Tahmin ve teorilerinizi buraya yazabilirsiniz. İstek sahneleriniz varsa onları da buraya alabilirim. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

87okunma 6beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18