9. bölüm · İntikam Oyunu
7. BÖLÜM: DURDURULAN SEVKİYAT VE ERDEMLER'İN ÇÖKÜŞÜ
Gece boyunca kimse uyumadı.
Depoya döndüğümüzde saat çoktan sabahı geçmişti ama yorgunluk kimsenin umurunda değildi.
Masada dosyalar açıktı.
Ekranlar doluydu.
Ve artık şüphe yoktu.
Kader gözlerini ekrandan ayırmadan konuştu.
"Sevkiyat bu gece. Liman üzerinden değil. Terk edilmiş eski bir sanayi bölgesinden çıkış yapacaklar."
"Kaç kişi?" diye sordum.
"En az on silahlı adam, 5 kamyon olacak. Çoğu genç ya da çocuk olmak üzere her kamyonda 10 kişi olacak."
"Kaçta başlayacak?" diye sordu Hisar.
"23.50."
"Planımız ne?" diye sordu Elvan.
"Kader, sen kameralarla ilgileneceksin. Kameraları kapatacaksın. Gece ve Hisar, siz dış cepheden sorumlusunuz. Göreviniz silahlı adamları etkisiz hâle getirmek ve şüpheli bir şey görürseniz haber vermek. Eğer her şey yolunda giderse Mert, Elvan ve ben kamyonlara girip insanları alacağız."
"Ne kadar zamanımız olacak?" diye sordu Gece.
"15-30 dakikada bitirmemiz gerekiyor."
"Peki sonra ne olacak?" Bunu soran Hisar'dı.
"Sonra üçüncü hamleye geçeceğiz. Yani Cemal Erdem'in itibarını yerle bir edeceğiz."
"Nasıl yapacağız?" diye sordu Mert.
"Elimizdeki belgeleri polise vereceğiz. Polis de gerekeni yapacak. Cemal Erdem bugün bitecek," dedim net bir şekilde.
Herkes başını salladı. Onlar da bunu istiyordu. Cemal Erdem'in cezasını çekmesini, itibarının yerle bir olmasını.
Biz Gölgesizler bu gece Cemal Erdem'i bitirecektik.
~
ESKİ SANAYİ BÖLGESİ-23:50
Gece çökmüştü.
Bölge yıllardır terk edilmişti; kırık camlar, paslı kapılar ve sessizliğin içine sinmiş bir suç kokusu vardı.
Kamyonların çıkacağı depo uzaktan seçiliyordu.
Zayıf sarı ışıklar.
İki giriş.
Silahlı adamlar.
Kulaklıklar açıldı.
"Gölgesizler, herkes yerinde mi?" dedim fısıltıyla.
Kader'in sesi geldi.
"Kameralara sızdım. Kör noktalar oluşturuyorum. Üç dakika sonra dış kameralar tamamen karanlık."
Gece konuştu.
"Hisar'la dış cephedeyiz. Şu anlık iki adam var."
"Kader'in işaretiyle başlıyoruz."
Saniyeler ağır ağır aktı.
"Kameralar kapalı," dedi Kader.
"Artık hayalet gibisiniz."
"Başlıyoruz."
~
DIŞ CEPHE-HİSAR KARABAĞDAN;
Kader işareti verdiği anda başlamıştık. Gece'yle ikimiz.
Tek hareketle iki adamı bayıltmıştık.
"İki adam halledildi," diye fısıldadım kulaklığa. Tam o anda bir adam sesi duydum.
"Ne oluyor orada?"
Bu ses fazlasıyla tanıdıktı. Arkamı döndüğümde onu gördüm. O yeşil gözlü yavşağı.
Soner Doğan.
Ben de beni dansa kaldıran o herif. Elini kırmak istiyordum. Şansım varmış. Yanında dün partide Gece ile dans eden herif vardı. İsmi neydi lan bunun? Ha, şimdi hatırladım. Aydın Karaaslan.
Gece'ye baktım.
Bakışları Aydın Karaaslan'a kilitlenmişti.
Ama bu, balodaki bakış değildi.
Bu...
nefret doluydu.
Aydın kaşlarını çattı.
"Bir sorun mu var?" dedi alaycı bir sesle.
Sonra Gece'yi tanımış gibi kaşlarını çattı.
"Lan, yine mi sen?" dedi ciddi ciddi.
Soner Doğan bir adım öne çıktı.
Elini silahına attı.
"Burada olmamanız gereken bir yerde gibisiniz," dedi. Sonra bana baktı. "Maskeyle çok güzel görünüyordun. Yüzün de çok güzelmiş."
Ne diyor lan bu bana? Ben bu yavşağın ağzını, burnunu kırarım.
Gece'ye çok kısa bir bakış attım.
Hazırdı.
Kulaklığa fısıldadım:
"Hisar'dan Gölgesizler'e… dış cephede iki hedef var. Tanıdık."
Lara'nın sesi geldi, sakin ama sert:
"Gecikme istemiyorum. Sessiz olun."
Gece anında harekete geçti. Aydın'ın doğrulttuğu silahı tek hareketle düşmesini sağladı.
Gece Aydın'a bakarak:
"Beni hatırladın mı bakalım?"
"Hiç unutur muyum? İki kere kafama vurup bayıltmıştın."
Aydın Gece'ye hamle yaptığında Gece ani bir hareketle onu yere yatırıp kolunu büktü. Aydın acıyla bağırdı:
"LANN! BANA NİYE HEP SEN DENK GELİYORSUN?"
Aydın'ın çığlığı karanlık depoda yankılandı ama kısa sürdü.
Gece dizini sırtına bastırmıştı bile.
"Sesini kes," dedi soğuk bir fısıltıyla.
"Al, bu da üç."
deyip silahıyla Aydın'ın ensesine vurup bayılttı.
O anda Soner bana doğru hamle yaptı.
Silahını kaldırmasına izin vermedim.
Bir adım.
Bileğini kavradım.
Tersine çevirdim.
Silah yere düştü.
Soner inledi.
Yeşil gözlerindeki o balodaki rahatlık yoktu artık.
"Sert kızmışsın," dedi dişlerinin arasından.
"Gerçekte bu kadar sert durmuyordun."
Kulağına fısıldadım:
"Maskeler yalan söyleyebilir ama gerçekte ben buyum. Hisar Karabağ."
deyip ensesine vurup bayılttım.
Gece kulaklığa:
"Gece'den Gölgesizler'e, hedefler etkisiz hâlde."
"Anlaşıldı," diyen Lara'nın sert sesi duyuldu.
~
İÇ SAHA -LARA DENİZ KOYAL'DEN;
Kapının kilidi Elvan'ın tek hamlesiyle çözüldü.
Kapı gıcırdayarak açıldığında içerden gelen koku midemi kaldırdı.
· Metal.
· Ter.
· Korku.
Kamyonlar yan yana dizilmişti.
Beş taneydi.
Kapakları kapalıydı ama içeriden gelen sesler...
Fısıltılar.
Ağlayan çocuklar.
Nefes almaya çalışan insanlar.
Dişlerimi sıktım.
"Mert," dedim fısıltıyla.
"Kamyonları açıyoruz. Hızlı."
Mert başını salladı.
Elvan çoktan ilk kamyona yönelmişti. Kapak açıldığında gördüğüm şey...
İnsanın içini paramparça ediyordu.
Gençler.
Çocuklar.
Bazıları zincirlenmişti.
Bazıları korkudan donup kalmıştı.
"Bitti," dedim kendime.
"Bu gece bitiyor."
"Kimse korkmasın," dedi Elvan yumuşak bir sesle.
"Buradayız. Artık güvendesiniz."
Bir çocuk bana baktı.
Gözleri kocamandı.
Titriyordu.
"Gerçekten mi?" dedi fısıltıyla.
Diz çöktüm.
Göz hizasına indim.
"Gerçekten," dedim.
"Kimse sizi buradan alamayacak."
Kader'in sesi geldi:
"Lara, çabuk olun. Gelenler var."
Kader'in uyarısıyla hızlı bir şekilde gençleri ve çocukları kamyonlardan çıkardık.
"Kader'den Gölgesizler'e, iş tamam. Herkes toplanacağımız yere gitsin," dedim net bir sesle.
Sonra çocuklara döndüm:
"Merak etmeyin, ailenize kavuşacaksınız. Şimdi polise gidiyoruz. Onlar sizi ailenize götürecek."
Telefonumu çıkardım.
"Alo, polis mi? Bir ihbarda bulunacaktım."
"Dinliyoruz."
"Eski sanayi bölgesinde bir sürü kamyon ve çocuk ve gençlerden oluşan bir ticaret var. Lütfen hemen gelin."
"Hemen geliyoruz."
Polisler gelip çocukları götürdüğünde içimde bir rahatlama oldu. Cemal Erdem bu masum hayatları mahfedememişti.
~
TOPLANMA NOKTASI-00:25
Herkes birer birer geldi.
Gece'nin yüzünde kan vardı.
Kendi kanı mı, yoksa dövdüğü Yıkıcı'nın kanı mı belli değildi.
Ama gözleri sakindi.
Hisar sessizdi.
Her zamankinden daha sessiz.
Ama omuzları dikti.
Mert derin bir nefes aldı.
"Bu sevkiyat durdurma işlerini çok sevdim," dedi.
"Partilerden, balolardan iyidir."
Kader dizüstü bilgisayarı kapattı.
"Polis gelmeden önce son hamleyi de başlatıyorum," deyip belgeleri polislere yolladı.
"Ve işte son hamle de tamam. Yarın Cemal Erdem'in tutuklanma haberini alırız," dedi Kader. Sesinde ilk defa heyecan vardı.
ERTESİ SABAH-08:12
Haber siteleri çökmüştü.
SON DAKİKA
ERDEM HOLDİNGE ŞAFAK OPERASYONU:
Cemal Erdem ve üst düzey yöneticiler gözaltında
İNSAN TİCARETİ – KARA PARA – SİLAH KAÇAKÇILIĞI
Yurt dışı bağlantılar inceleniyor
Televizyon açıktı.
Spikerin sesi titriyordu.
"Erdem Holding'in uzun süredir 'temiz' görünen ticari faaliyetlerinin arkasından... Türkiye tarihinin en büyük insan ticareti ağlarından biri çıktı."
Gece ekrana bakıyordu.
Gözünü kırpmadan.
Ekranda Cemal Erdem belirdi.
Takım elbisesi buruşmuştu.
Saçları dağınıktı.
Etrafı polislerle çevriliydi.
O güçlü adam yoktu artık.
Bir gölge kalmıştı.
Bitmişti. Cemal Erdem artık hapise girmişti. Hak ettiği yerdeydi.
Mert bana dönüp:
"Lara, dosyaya baktım. Cemal Erdem'in davasına bakacak olan savcı senmişsin."
"Cemal Erdem'e karşısındaki avukat kim? Yani benimle çalışacak avukat?" diye sordum Mert'e.
"Ben."
"Kolay olmayacak," diye mırıldandım.
"Biliyorum. Mahkemeye kadar bilgi toplamalıyız."
"Mahkeme ne zaman?" diye sordu Elvan.
"2 gün sonra," dedi Mert.
"Yani bilgi toplamak için iki günümüz var," diye mırıldandım.
Cemal Erdem şimdilik hapisteydi ve biz onun orada kalması için elimizden geleni yapmalıydık.
Evet, bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım beğenmişsinizdir. Düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim ❤️🥰🌹
