İntikam Oyunu kitap kapağı

27. bölüm / 33

İntikam Oyunu

25. BÖLÜM: KAYIPLAR VE YENİ UMUTLAR

Vaveyla Yazarı: Uwu Kizi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 25. BÖLÜM: KAYIPLAR VE YENİ UMUTLAR
  1. 1 GİRİŞ298 kelime
  2. 2 KARAKTER TANITIMI357 kelime
  3. 3 1.BÖLÜM:BAŞLIYORUZ959 kelime
  4. 4 2.BÖLÜM: GÖLGESİZLERİN HİKAYESİ1.251 kelime
  5. 5 3.BÖLÜM:GÖLGESİZLERİN PLANI VE YIKICILAR2.099 kelime
  6. 6 4.BÖLÜM:HESAPLAŞMA VE İKİ YARALI GÖLGESİZ1.858 kelime
  7. 7 5.BÖLÜM:GÖLGESİXKERİN İNTİKAM YEMİNİ1.632 kelime
  8. 8 6.BÖLÜM:GÖLGESİZLERİN İLK HAMLESİ1.920 kelime
  9. 9 7. BÖLÜM: DURDURULAN SEVKİYAT VE ERDEMLER'İN ÇÖKÜŞÜ1.050 kelime
  10. 10 8. BÖLÜM: KARAR ANI VE KARŞI HAMLE1.649 kelime
  11. 11 9. BÖLÜM: SAVAŞ ZAMANI1.735 kelime
  12. 12 10. BÖLÜM: DÜŞMANA AŞIK OLMAK1.058 kelime
  13. 13 11. BÖLÜM: ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER VE DOĞRU KARAR1.134 kelime
  14. 14 12.BÖLÜM: BEKLENMEYEN ŞEYLER1.708 kelime
  15. 15 13.BÖLÜM:ATILAN İMZALAR VE AYNI ÇATI ALTINDA1.525 kelime
  16. 16 14.BÖLÜM:SAKAR ŞEY VE BAY UKALA ARIZA MAKİNESİ VE ÇAYLAK MAFYA SERT ŞEY VE İNSAN SARAFI1.901 kelime
  17. 17 15.BÖLÜM:KÜÇÜK KISKANÇLIKLAR VE CİDDİ DURUM1.636 kelime
  18. 18 16. BÖLÜM: BEKLENMEYEN TEKLİF1.863 kelime
  19. 19 17. BÖLÜM: SAKLANAMAYAN DUYGULAR VE CEMAL ERDEM'İN İLK HAMLESİ1.499 kelime
  20. 20 18.BÖLÜM: ZOR BEKLEYİŞ VE ASIL HAMLE1.282 kelime
  21. 21 19.BÖLÜM: KAÇMAK ZORUNDA KALMAK1.536 kelime
  22. 22 20. BÖLÜM: HER ŞEYDEN UZAKTA1.875 kelime
  23. 23 21.BÖLÜM:BEKLENMEYEN AŞK İTIRAFI1.506 kelime
  24. 24 22. BÖLÜM: KARŞILIKLI DUYGULAR1.416 kelime
  25. 25 23. BÖLÜM: TEHLİKENİN TAM ORTASINDA2.734 kelime
  26. 26 24. BÖLÜM: KÜÇÜK SÜRPRİZ3.251 kelime
  27. 27 25. BÖLÜM: KAYIPLAR VE YENİ UMUTLAR1.886 kelime · Okuduğun bölüm
  28. 28 26.BÖLÜM:YENİ UMUTLAR3.135 kelime
  29. 29 27. BÖLÜM: SIRLAR VE YARALAR1.650 kelime
  30. 30 28. BÖLÜM: ZORLU BEKLEYİŞ VE İKİNCİ KAYIP1.596 kelime
  31. 31 ÖZEL BÖLÜM851 kelime
  32. 32 29. BÖLÜM: ÖDEŞME ZAMANI3.217 kelime
  33. 33 30.BÖLÜM=SEVİNÇ VE ACI2.036 kelime

"Lara!"

Duyduğum sesle gözlerimi zorlanarak açtım. Başım hâlâ dönüyordu.

Ellerim arkadan bağlanmıştı. Soğuk, nemli bir zemin ve küf kokusu. Anlaşılan yine eski bir depodaydım.

Gözlerimi biraz daha açtığımda beni şok eden başka bir şey daha gördüm. Başka biri. Bana oldukça yakın biri.

Gece.

"Lara, iyi misin?" diye sordu endişeyle.

"İyiyim. Ama sen... sen nasıl? Seni neden kaçırdılar?" diye sordum merakla.

"Bilmiyorum," dedi sesi kısık çıkmıştı.

"Oo, bakıyorum da uyanmışsınız."

O pis sesi duyduğumuz anda ikimiz de o tarafa baktık.

Murat Aksoy pis bir şekilde sırıtarak bize bakıyordu.

"Ne istiyorsun?" diye sordum öfkeyle.

"Sakin ol Savcı Hanım. Stres bebek için iyi değil."

"Ne!?" Gece'nin hayret dolu sesi depoda yankılandı.

Bunu söylediği anda kanım dondu. Hamile olduğumu sadece ben ve Mina biliyorduk. Bu herif nasıl öğrenmişti ki?

Murat bana bakmaya devam etti.

"Eminim bu bebeği nasıl öğrendiğimi merak ediyorsun. Dur... hastane raporlarına bir şekilde ulaşmış olabilirim."

"Seni pislik herif!" diye haykırdım yüzüne.

"Sakin ol, bebeğine zarar gelsin istemezsin değil mi?"

"Ona dokunursan seni parçalarım!" diye haykırdı Gece.

"Sakin ol amca kızı."

"Bana öyle deme pislik! Ben o adamın kanını taşımıyorum!" diye haykırdı Gece. Öfkesi her zamanki gibi değildi. Daha öfkeli görünüyordu.

"Kuzen, senin bu öfkeni hamileliğine veriyorum. Hamilelik hormonları seni mahfetmiş."

"NE!?"

Bu sefer şok geçiren bendim. Gece hamile miydi?

Gece'nin gözleri büyüdü, dudakları titredi. Anlaşılan burada bu şekilde söylemek istememişti ama Murat söylemişti.

"Gece..." diye fısıldadım. "Sen de mi?"

Gece bana baktı, gözlerinde korku ve utanç karışık bir ifade vardı.

"Lara... ben..."

"Sakin olun hanımlar," dedi Murat ellerini iki yana açarak. "İkiniz de hamile, ikiniz de benim misafirimsiniz. Dayımın sizinle ilgili büyük planları var."

"O herif ne planlıyorsa söyle," dedim dişlerimin arasından.

Murat güldü. O pis, sinsi gülüşüyle.

"Öğreneceksiniz merak etmeyin. Ama önce... biraz bekleyeceksiniz."

Kapıyı çarpıp gitti. Geride karanlık, soğuk ve iki hamile kadın kalmıştı.

Zorlanarak da olsa Gece'nin yanına süründüm.

"Ne yapacağız Lara?" diye fısıldadı Gece.
"Bebeklerimiz... onlara bir şey yaparlarsa..."

"Yapmayacaklar," dedim kararlı bir sesle. "Bize ihtiyaçları var. Cemal Erdem'in bir planı var, bizi öldürse planı suya düşer. Bebeklerimiz güvende."

"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"

Sessiz kaldım. Emin değildim. Sadece umut ediyordum.

Gece'nin gözleri doldu. Sesi titriyordu.

"Lara... Ben... çok korkuyorum... Ben, ben... bebeğimi kaybetmek istemiyorum."

Aslında ben de korkuyordum. Bebeğim için. Hayatımda hiç korku hissetmemiştim. Hiç korkmamıştım. Ama şimdi korkuyordum. Kaybetmekten korkuyordum. Bebeğimi kaybetmekten.

Ama içten içe biliyordum ki bizi bulacaklardı. Biz kurtulacaktık. Buna inanmak istiyordum.

Gece'yi sakinleştirmek için:

"Kaybetmeyeceksin," dedim net bir şekilde. "Sana söz veriyorum. İkimiz de bebeklerimizi kaybetmeyeceğiz."

"Ya kurtulamazsak?"

"Kurtulacağız. Sence Poyraz ve Aydın bizi bırakır mı?"

Gece gülümsemeye çalıştı.

"Bırakmazlar. Aydın'ı biraz tanıdıysam, beni göremeyince delirmiştir. Ayrıca eminim ki Poyraz da..."

Lafını ben tamamladım.

"Beni bulamayınca delirmiştir. Evet, biliyorum."

"Sence bu herif bizden ne istiyor?" diye sordu korkuyla.

"Bilemiyorum. Ama içimden bir ses yakında anlarız diyor."

"Sadece bebeklerimiz iyi olsun istiyorum," diye fısıldadı.

"Ben de," diye mırıldandım.

~

POYRAZ ATEŞ ERDEM'DEN;

Eve geldiğimde ilk fark ettiğim sessizlikti. Ve bu sessizlik benim içime kurt düşürdü.

"Lara?"

Ses yok.

Tamam, kötü düşünme Poyraz. Belki uyuyordur. Paranoyaklaştım iyice.

"Lara, uyuyor musun?"

Yukarı çıktım. Lara odada değildi.

"Lara, neredesin güzel Savcım?"

Balkona baktım, yoktu. Tamam, artık paranoyaklaşmıyorum. Artık eminim. Kesin bir şey oldu.

Mutfağa koştum, boş. Salon boş, lavabo boş. Tam çıkacağım sırada lavabonun kenarında bir şey fark ettim.

Hamilelik testi.

Testi korkarak elime aldım. Çift çizgiydi.

Nasıl yani? Lara hamile miydi? Peki o zaman şimdi neredeydi?

Telefonum çalınca baktım. Mina arıyordu.

"Alo, Poyraz abi? Lara abla evde mi?"

"Hayır, yok. Sen onu en son ne zaman gördün?"

"2-3 saat önce geldi. Kan tahlili yaptık ve Lara abla 5 haftalık hamile."

Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Lara gerçekten hamileydi.

"Ne?" diyebildim sadece.

"Poyraz abi, bir sorun var. Biri hastane kayıtlarına girip Lara ablanın dosyasına bakmış. Kim olduğunu biliyorsundur."

"Murat Aksoy değil mi? Geberteceğim lan o herifi! Bu sefer onu benim elimden kimse alamaz!" dedim öfkeyle.

"Poyraz abi, sakin olmaya çalış. Öfke hiçbir şeyi kolaylaştırmaz."

"Mina, sakın benden şu anda sakinlik bekleme! O herif benim karımı ve daha doğmamış çocuğumu kaçırdı! Benden nasıl sakinlik bekleyebiliyorsun?"

Tam o anda biri daha beni aramaya başladı. Aydın arıyordu.

"Mina, diğerlerine haber ver! Lara'yı bulmak zorundayız derhal!" dedim sinirle.

Telefonu kapattıktan sonra Aydın beni yine arıyordu.

"Poyraz, Gece'yi gördün mü?"

"Hayır, evde değil mi?"

"Evde olsa sana sorar mıyım sence? Of, nerede bu kız ya! Kafayı yiyeceğim şimdi!"

Birden kafamda şimşekler çaktı. Belki de o herif Gece'yi de...

"Aydın, Lara kaçırıldı. Bunu o Murat Aksoy yaptı ve sanırım Gece'yi de..."

Daha lafımı bitirmeden Aydın'ın öfke dolu sesi geldi.

"LAN O HERİF KARIMI VE DOĞMAMIŞ BEBEĞİMİ BENDEN ALDI YA! BULDUĞUM ANDA GEBERTECEĞİM ONU!"

Duyduklarım karşısında şok oldum. Gece de mi hamileydi yani?

"Ne?!" dedim sesim yüksek çıkmıştı.

"Daha önce Gece'yle söyleyecektik ama fırsat bulamadık. Ki şimdi boşver, onları bulmalıyız."

"Mina diğerlerine haber verecek. Sen de eski depoya gel. Onları bulacağız."

~
LARA DENİZ KOYAL ERDEM'DEN;

Gece ile birlikte karanlıkta bekliyorduk. Saatlerdir buradaydık. Dışarıdan hiçbir ses gelmiyordu. Soğuk bedenimi ısırıyordu ama içimdeki korku her şeyden ağırdı.

"Lara," diye fısıldadı Gece. "Uyuyor musun?"

"Hayır."

"Bebeklerimiz... Onlar iyi olacaklar değil mi?"

Sesinde o kadar korku vardı ki içim parçalandı. Ona baktım.

"Merak etme. Bizi bulacaklar ve bebeklerimiz iyi olacak," dedim onu sakinleştirmeye çalışarak.

Gece kafasını dağıtmak için bana bakıp:

"Kaç haftalık?"

"5 haftalık. Peki seninki kaç haftalık?"

"18 haftalık."

"Yani 4,5 aylık değil mi?"

"Evet."

"O zaman seninki de neredeyse 1 aylık değil mi Lara?"

"Evet. Seninkinin cinsiyeti belli oldu mu? Kız mı, yoksa erkek mi?"

"Bilmiyorum. Ama Aydın kız istiyor. 'Kız hissediyorum' diyor."

"Belki de kızdır."

"Bence de kız," dedi Gece hafifçe gülümsedi.

Tam o sırada Murat gelince ikimiz de sustuk. İkimizin de yüzü asıldı.

"Merhaba hanımlar, nasılsınız bakalım?"

Gece sinirle cevap verdi:

"Sen gelene kadar iyiydik."

Murat'ın sırıtışı büyüdü.

"Kuzen, cidden bu hamilelik seni bozdu. İstersen bebeği alalım da hormonların düzelsin."

"Sen ne diyorsun pislik herif? Bebeğimden uzak dur!"

"Dayımın hedefi aslında Elvan ve Kader'di. Ama sizin hamile olduğunuzu duyunca bir süre onları geri plana atıp sizinle ilgilenmemi istedi."

Murat'ın bu sözleriyle içimdeki öfke daha da büyüdü. Demek Elvan ve Kader hedefiydi ama bebeklerimiz yüzünden şimdilik rahattılar. Bu bilgi hem içimi rahatlattı hem de daha çok korkuttu. Çünkü Cemal Erdem'in hamile kadınlarla ne yapmak istediğini bilmiyordum.

"Ne yapmayı planlıyor?" diye sordum soğuk bir sesle. "Söyle Murat, ne yapacak bize?"

"Bilmemeniz daha iyi Savcı Hanım."

dedi gülerek.

"Eğer bebeklere bir şey olursa..."

Devamını getiremedim. Getirmeme gerek yoktu.

Murat bir şey söylemeden dışarı çıktı.

Gece'ye bakıp:

"Sanırım bizimkileri beklemeden kaçmamız gerekecek," dedim kararlı bir sesle.

Gece gülümsedi.

"Eski günlerdeki gibi mi?"

"Aynen öyle," dedim.

"İpleri nasıl açacağız?" diye sordu Gece.

Etrafa baktım. Biraz ötede bir çıkıntı gördüm.

"Orada," dedim fısıldayarak.

Gece hemen anladı. Sürünerek o tarafa gitti. Gece çıkıntıya sürtünerek bileklerindeki ipi biraz zorladı. Sonunda ipi çözdü.

Gece'nin elleri serbest kaldığı gibi yanıma geldi. Parmakları titriyordu ama hareketleri kararlıydı. Arkamdaki ipleri çözmeye çalışırken fısıldadı:

"Sakin ol, sakin ol… Oldu sayılır…"

"Gece, acele et," dedim dişlerimin arasından. "Murat her an gelebilir."

"Tamam… tamam… işte!"

İpler çözülünce bileklerimdeki acı bir an için ferahladı ama korku hemen geri döndü. Gece'nin elini tuttum.

"Şimdi ne yapacağız?"

Gece etrafa baktı. Deponun tek ışığı kapının altından sızan zayıf bir ışıktı. Ona doğru ilerledik. Kapıyı yokladım, kilitliydi. Ama eskiydi, paslanmıştı.

"Zorlamalıyız," dedim.

Gece başını salladı. Omuzlarımızı dayayıp son gücümüzle ittirdik. Kapı gıcırdayarak aralandı. Dışarıdaki soğuk hava yüzümüze çarptı.

Hızla etrafa bakındık. Depo boş bir arazinin ortasındaydı, etrafı karanlık orman sarmıştı. Ama tam karşımızda bir araba duruyordu. Anahtarı bile kontakta takılıydı.

"Şansımız yaver gitti," diye fısıldadı Gece.

Tam arabaya doğru yürüyorduk ki arkamızdan bir ses duyduk.

"Durun!"

Arkamızı döndük. Genç bir adam, elinde silahla bize doğru geliyordu. Gözleri şaşkındı, anlaşılan bizi bu kadar çabuk çözeceğimizi beklemiyordu.

Gece'ye baktım. Gözlerinde o tanıdık parıltı vardı. Eski günlerdeki gibi.

"Ben hallederim," dedi fısıltıyla.

Adam yaklaştıkça Gece bir adım öne çıktı. Ellerini havaya kaldırdı, teslim olur gibi yaptı.

"Tamam, tamam… yakaladınız bizi…"

Adam biraz gevşedi ama silahını indirmedi.

Gece bir yılan gibi hamle yaptı. Adamın bileğini kavradı, silahı yere düşürdü ve dizini adamın karnına dayayıp tek hareketle yere serdi. Adamın kafası yere çarptı, bayıldı.

Gece silahı alıp bana döndü. Nefes nefeseydi ama gülümsüyordu.

"Hâlâ becerebiliyorum," dedi.

"Sen bir harikasın," dedim gülümseyerek. "Hadi, bin arabaya."

Arabaya bindiğimiz anda Gece arabayı çalıştırdı. Hızla sürmeye başladı.

"Lara, telefonun yanındaysa Poyraz'ı ara çabuk!"

Ceplerimi kontrol ettim. Evet, telefonum yanımdaydı. Anlaşılan o ahmak almayı unutmuştu.

Telefonu açıp telefon rehberinden bildiğim o numarayı aradım.

Poyraz.

Telefonu arayıp hoparlöre aldım. İlk çalışta açıldı.

"Lara! Tanrım, şükürler olsun! Neredesin sen? Kafayı yedim! O herif mi kaçırdı seni? Neredesin, yerini söyle bana? Gece de mi? Neredesin sen? Aydın'la kafayı yedik!"

"Poyraz, ormanlık bir alandayız. Gece yanımda, geliyoruz."

"Gece!" Aydın'ın endişeli sesi geldi.

"Buradayım Aydın, geliyoruz."

Sonra Poyraz'ın endişeli sesi geldi:

"Lara, canlı konum bildir. İyi olduğunuzdan emin olmalıyım."

"Tamam, bir dakika bek—"

Tam o anda silah patlama sesi duyduk. Gece direksiyonun hâkimiyetini kaybetmeden gaza bastı.

Arkadan Murat bağırıyordu:

"Lan siz benden kaçabileceğinizi mi zannediyorsunuz? Bunun bedelini ödeyeceksiniz!"

Gece daha çok gaza bastı. Ateş etmeye devam ediyorlardı.

Birden bir kurşun arabanın tekerine saplandı. Her şey çok ani gelişmişti.

Gece birden hâkimiyetini kaybetti ve bir ağaca çarptık.

Birden etraf karardı ve her şey sustu.

~

Uyandığımda kafamda bir sıcaklık hissettim. Başım kanıyordu. Sonra başka bir şey hissettim. Karnımda keskin bir sancı.

Hayır, olamaz. Kanamam vardı.

"Gece..." diye inledim. Ona ne olmuştu? Ben arabadan dışarı fırlamıştım ama Gece neredeydi?

"LARA!!"

Poyraz'ın sesi.

Poyraz gelmişti. Beni o şekilde görünce hemen yanıma koştu.

"Lara! Aman Tanrım, ne oldu! Lara, konuş benimle! İyi misin? Konuş benimle Güzel Savcım, benim!"

"Poyraz... Karnıma sancı girdi... Çok kanamam var... Dayanamıyorum!!"

"Tamam, tamam! Geçecek! İyi olacaksın! Sen de iyi olacaksın, bebeğimiz de iyi olacak!"

"Poyraz, Gece yok! Kazadan sonra ben arabadan fırladım ama Gece... Gece yok! O hâlâ arabada olabilir!!!" diye haykırdım.

O an yarı baygın hâlimle Aydın'ın yüzünü gördüm. Yüzündeki dehşeti ve acıyı net bir şekilde gördüm.

"GECE!!"

Doğrulmaya çalıştım ama sancı çok kötüydü.

Gördüğüm şey Aydın'ın arabaya doğru koşması oldu.

O an dehşeti gördüm. Ağaç arabanın üstüne devrilmişti ve ağacın bir dalı camı parçalayıp şoför koltuğuna batmıştı. Zorlanarak kalktım.

"LARA, DUR!"

Poyraz beni durdurmaya çalışmıştı ama acıya rağmen yürüyerek arabaya doğru yürüdüm.

Arabanın yanına gittiğimde dizlerimin üzerine çöktüm. Ve o anda dehşeti gördüm.

Ağaç dalı Gece'nin karnına saplanmıştı.

Aydın onu arabadan çıkardığını gördüğüm an ise son andı.

Son duyduklarımda ise Poyraz'ın adımı haykırması ve Gece'nin çığlığıydı.

"Aydın... Aydın çok acıyor... Aydın çok kanamam var!"

"Bekle güzelim, hastaneye gidiyoruz."

"Aydın... Aydın... Bebeğimi kaybettim!" diye ağlayarak bağırdığını duydum.

Sonrası ise karanlık.

~

İKİ SAAT SONRA - HASTANE ODASI

Beyaz ışıklar... Dezenfektan kokusu... Makinelerin ritmik sesleri...

Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm Poyraz oldu. Başını ellerinin arasına almış, dirseklerini dizlerine dayamış öylece bekliyordu. Yüzü solgundu, gözlerinin altı morarmıştı.

"Poyraz..." diye fısıldadım. Sesim kısılmıştı, boğazım kuruydu.

Başını kaldırdı. Gözlerindeki korku yerini bir anlık rahatlamaya bıraktı.

"Lara!" Sandalyeden fırladığı gibi yanıma geldi. Elleri titriyordu.

Onun gözlerine baktım. Kıpkırmızıydı.

Korkuyla baktım ona.

"Poyraz... bebeğim?..."

Tam o sırada Mina geldi.

"Lara abla, nasılsın?"

"Bilmiyorum... Bebeğim?"

"Sana bir iyi, bir kötü haberim var. Kötü haber: bebeklerin ikiz olacaktı ama birini ne yazık ki kurtaramadım. İyi haber: diğer bebeğin iyi."

Hem üzülmüş hem sevinmiştim. Üzülmüştüm çünkü bir bebeğimi kaybetmiştim. Sevinmiştim çünkü diğer bebeğim hâlâ yaşıyordu.

Birden aklıma Gece geldi. Mina'ya bakıp:

"Gece nasıl?"

"Gece hâlâ ameliyatta. Çok kan kaybetmiş, çok uğraştık. Ama ne yazık ki Gece'nin bebeği..." Gerisini söyleyemedi.

Söylemesine gerek yoktu. Ben zaten anlamıştım. Bebeğini sabırsızlıkla bekleyen Gece, ne yazık ki bebeğini kaybetmişti....

Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenmişsinizdir düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim 🥰🌹❤