10. bölüm · İntikam Oyunu

8.BÖLÜM: KARAR ANI VE KARŞI HAMLE

Uwu Kizi

POYRAZ ATEŞ ERDEMDEN;
Bu olanlara inanamıyordum dün gece polisler gelmiş ve babamı yine götürmüşlerdi bu sefer kime kıydı diye düşünrken bu sefer daha kötüsünü yapmıştı

İnsan Tocareti,babam bunu nasıl yapmıştı anlayamıyorudum bunu sormak için sabah erkenden karakola gelmiştim onu bekliyordum

Babam içeri geldiğinde o sert adamı gitmişti ama hala aynı bakışlar vardı acımasız bakışkar

"Poyraz oğlum"

"Baba bunu nasıl yaptın,insanları öldürmeni anlıyorum tamam öldürdüklerin düşmanındı ama İnsan Ticareti nedir baba,bunu nasıl yaptın"

"İftira oğlum bana iftira atılar"

"Ne iftirası Allah aşkına baba belgeler var"

"Onlar sahte,Gölgesizler denen grup yaptı, beni buraya tıkmak için iftira attılar"

Gerçekten onlar mı yapmıştı,yoksa babam kendini haklı çıkarmak için onlara mı iftira atıyordu

"Baba bak eğer bana yalan söylüyorsan ve bu kadar pis bir işe bulaştıysan artık Poyraz diye bir oğlun yok"

"Yalan söylemiyorum oğlum,emin ol davayı ben kazanacağım ve buradan çıkacağım"

"Karşındaki savcının ve avukatın kim olduğunu biliyor musun baba"

"Bilmiyorum ne önemi var mı"

"Savcı Lara Deniz Koyal Avukat ise Mert Karaca bu isimler sana tanıdık geliyor mu"

Babam umursamaz bir şekilde "Daha öncede söyledim kim olursa olsun ben bu davayı kazanacığım"

"Umarım kazanırsın baba yoksa bu işin sonu en az 5 en fazla 10 yıl hapis"

"Merak etme oğlum ama bizimde karşı hamle yapmamız lazım"

"Ne yapacağız baba"

"Madem onlar baba iftira attı bizde onlardan birine atacağız"

"Kime atacağız"

"Anlarsın oğlum anlarsın"

Kim bilir bu sefer kimin canını yakacaksın baba?Acaba kimin hayatını karartacağız?

MAHKEME GÜNÜ-KARA DENİZ KOYALDEN
Adliye binasına girdiğimde koridor her zamankinden daha kalabalıktı.
Kameralar… gazeteciler… fısıldaşan insanlar…

Bugün sıradan bir dava günü değildi.
Bugün Cemal Erdem yargılanacaktı.

Ve herkes sonucu görmek istiyordu.

Mert yanımda yürüyordu. Elindeki dosya kalındı; son iki gün içinde topladığımız her şey içindeydi.

“Hazır mısın?” diye sordu alçak sesle.

“Hazırım,” dedim.
“Yıllardır bu anı bekliyorum.”

İçerden isimlerimiz duyuruldu

"Savcı Lara Deniz Koyal,Avukat Mert Karaca içeri bekleniyorsunuz" sonra o pisliğin ismi duyuldu "Davalı Cemal Erdem içeri bekleniyorsunuz"

Hakim dosyaya baktı.
“Savcı Lara Deniz Koyal, iddialarınızı sunabilirsiniz.”
Ayağa kalktım.
Salon sessizleşti.

“Sanık Cemal Erdem ve şirketine bağlı kişiler, yasa dışı yollarla gençleri ve çocukları ülke dışına kaçırarak insan ticareti yapmıştır. Sevkiyat sırasında yakalanan mağdurlar, ele geçirilen belgeler ve para transfer kayıtları dosyada mevcuttur.”

Hakim belgeleri inceledi sonra Merte döndü
"Mert Karaca,sizin de bir idianız varsa şunun lütfen"

Mert dosyasını kapatıp ayağa kalktı. Salondaki uğultu bir anda kesildi.

“Sayın hâkim,” dedi sakin ama net bir sesle,
“Savcılığın sunduğu belgeler yalnızca para transferlerini değil, sevkiyat tarihleriyle kayıp ihbarlarının birebir örtüştüğünü de göstermektedir.”

Dosyadan birkaç belge çıkarıp görevliye uzattı.

“Bu belgelerde, sanığın şirketine bağlı paravan firmalar üzerinden yapılan para akışları açıkça görülmektedir. Ayrıca operasyon gecesi kurtarılan mağdurların ifadeleri de dosyaya eklenmiştir.”

Hakim belgeleri incelerken Cemal Erdem yerinde huzursuzca kıpırdandı.

Mert devam etti:
“Bu olay tek bir sevkiyat değildir. Sistemli ve planlı şekilde yürütülen bir insan ticareti ağı söz konusudur. Bu nedenle sanığın yalnızca şirket sahibi değil, organizasyonun yöneticisi olduğu kanaatindeyiz.”

Salon bir anda hareketlendi. Fısıldaşmalar yükseldi.

Sonra Cemal Erdem’e döndü.
“Sanık Cemal Erdem, savunmanızı yapabilirsiniz.”

Cemal Erdem ayağa kalktı

"Sayın hakim bu suçlamalar bana atılmış asılsız bir suçlamadır belgeler kesinlikle sahtedir,beni bitirmek isteyen birileri var bunu onlar yapıyor"

Hakim ona bakıp "Bunu kanıtlaya bilir misiniz"

"Hayır ne yazık ki kanıtlayamam"

Mert hakime

"Hakim bey belgelerin incelenmesini talep ediyorum belgeler incelenirse herşey ortaya çıkacaktır"

"İtiraz ediyorum sayın hakim" diye bağırdı Cemal Erdemin avukatı

"Dosyaları inceleseniz bile birşey çıkmayacak bu sadece mahkemenin vaktini harcayacak" diye açıkladı

Hakim tokmağını vurdu "Belgeler kapsamlı bir şekilde ilgilenecek iki saat ara verildi"

O iki saat benim için bir ömür gibi geçti sanki saatler geçmek bilmiyordu şu anda sadece birşey istiyordum o da adaletin sağlanması

İki saat sonra mahkeme devam etti nefes almayı unutmuş gibiydim

Hakim dosyalara bakıp "Dosyalarda sahteceilik olmadığı ancak imzanın onun imzası değil başka birinin imzası olduğu tespit edilmiştir"

Nefesim kesildi bir şeyler yanlıştı

Mert fısıldadı "Burda birşeyler dönüyor"

"Farkındayım Mert" diye fısıldadım

Hakim tokmağını vurdu "Dava bitmiştir Cemal Erdemin tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir"

Olamaz,Adalet yine yerini bulmamıştı kesin bu herif

Mahkeme salonundan ne ara çıktığımı bende hatırlamıyordum dışarı çıktığımızda Mertle ikimiz çok kötü bir şey gördük

Cemal Erdem Halimle el sıkışıyor ve ona para veriyordu

Cemal Erdem Hakime rüşvet vermişti bu sayede çıkmıştı

Mert dişlerini sıkarak "Bu adam ne yaptığını zannediyor böyle"

"Rüşvet vererek çıkmış" diye mırıldandım ikimizde sinirle arabaya bindik

Araba hareket ettiğinde içimdeki öfke artık kontrol edilebilir bir şey değildi.
Direksiyona vuran ışık gözümü alıyordu ama umurumda değildi.

Adalet…
Yine paranın altında ezilmişti.

Mert yan koltukta sessizdi.
Onu böyle sessiz görmek nadirdi.
Bir süre sonra konuştu.

“Bu iş burada bitmeyecek, değil mi?”

Gözümü yoldan ayırmadan cevap verdim.
“Hayır.”

"Şimdi ne yapıyoruz"

"Başka bir yol bulacağız onu tamamen bitirecek yok edecek bir yol"

"Nasıl yapacağız"

"Bilmiyorum ama yapmak zorundayız"

ESKİ DEPO-14:30
Depoya girdiğimiz anda o soruyu soran Gece oldu "Cemal Erdem tutuklandı mı"

"Hayır köpek herif Hakime rüşvet vermiş" diye sinirle cevap verdi Mert

"Peki şimdi ne olacak" diye sordu Hisar

"Başka bir yol bulmalıyız" dedim net bir şekilde

Hepimiz akşama kadar uğraştık tartışmalar yaptık hepimiz bu herifin cezasını çekmesini istiyorduk

Akşam 19:30 gibi Mert'in telefonu çalıp duruyordu bilinmeyen numara olduğu için açmıyordu ama telefon ısrarla çalınca açmak zorunda kaldı

"Ne var!Ne istiyorsunuz benden kardeşim ne arayıp duruyorsunuz!" Karşı taraf ne söyledi bilmiyorum ama Mert'in kaşları çatıldı sesi sertleşti "Ne saçmalıyorsun sen yok öyle
birşey" deyip sinirle telefonu kapattı

"Ne oldu abi" diye sordu Elvan ebdişeyle

"Önemsiz birşey"

Ama yüzü öyke söylemiyordu

"Mert sen önemsiz birşeye sinirlenmezsin neler oluyor" diye sordum net bir şekilde

"Tanımadığım bir adam bana evrakta sahtecilikle suçlandığımı söyledi"

"Ne" dedim sesim ilk defa sert çıkmıştı

"Ne demek sahtecilik" dedi Elvan sert bir şekilde

Bir anda deponun kapısı çaldı "Açın kapıyı polis"

Kapıyı açtığımızda bir polis içeri girip "Mert Karaca hangimiz"

Mert öne çıktı "Benim,bir sorun mu var memur bey"

"Hakkınızda evrakta sahtecelik suçkaması var tutuklusunuz"

Depodaki hava bir anda buz gibi kesildi.

Elvan, Mert’in kolunu tutan polise doğru bir adım attı.
Gözleri dolmuştu ama sesi titremiyordu.

“Bir yanlışlık var. Abim böyle bir şey yapmaz.”

Polislerden biri resmi bir sesle konuştu:
“Şikâyet ve deliller mevcut. İfade için götürülüyor. Savcılık karar verecek.”

Mert sakin kalmaya çalışıyordu ama çenesinin sıkıldığı belliydi. Bana baktı.
“Lara…”

O bakışın anlamını biliyordum.
Soğukkanlı kal
Ama içimde bir şeyler kırılıyordu

“Merak etme,” dedim.
“Bunu yapan kimse, bedelini ödeyecek.”

Polisler Mert’i dışarı götürdü.
Kapı kapandığında depoda ölüm sessizliği vardı.

Sonra Elvan sandalyeye tekme attı.
“Bu bir tuzak,abime tuzak kurdular!”

Hisar dişlerini sıktı
"Cemal Erdem o yapmış olmalı"

Kader soğukkanlı olmaya çalışarak
"Eğer Mert'in suçsuzluğunu ispatlayamazsak 8 yıl hapise girer ve avukatlığını elinden alırlar"

Elavan bir küfür savurdu sonra kapıya yöneldi "Ben ağbime gidiyorum onu görmek zorundayım"

Elvan kapıya yöneldiğinde Hisar kolundan tuttu.

“Tek başına gidemezsin,” dedi sertçe.
“Bu bir oyun. Ve biz şu an hedefteyiz.”

Elvan kolunu çekti. Gözleri doluydu ama ağlamıyordu.
“Bu benim abim, Hisar gitmek zorundayım.” deyip Hisarın elinden kurtuldu

Sessizlik oldu.
Sonunda ben konuştum.

“Gideceğiz. Ama birlikte.”

KARAKOL-20:27

Karakolun ışıkları her zamanki gibi soğuktu.
Duvarlar griydi. Koridorlar sessiz

Ama içimizde fırtına kopuyordu.
Görevli polis bizi görünce başını kaldırdı.

“Ziyaret saati bitmek üzere. Kimi görmek istiyorsunuz?”

“Mert Karaca,” dedim net bir sesle.
Polis kısa bir süre bilgisayara baktı, sonra içeri haber verdi.

“Beş dakikanız var.”

Elvan’ın nefesi hızlandı.
Hisar omzuna hafifçe dokundu.
“Güçlü dur,” diye fısıldadı.

Cam bölmenin arkasına geçtiğimizde Mert getirildi.

Üzerinde hâlâ sabahki kıyafetleri vardı ama yüzü yorgundu.

Elvan telefonu elinden düşürecek gibi oldu.
“Abi…”

Mert hafifçe gülümsedi.
“İyiyim. Sakin olun.”

“Nasıl iyi olabilirsin?” dedi Elvan.
“Tutuklandın!”

Mert’in bakışları bana döndü.
“Bu iş Cemal Erdem’in işi, değil mi?”

Başımı salladım.
“Başka kim olabilir ki?”

Mert derin bir nefes aldı.
“Biri savcılığa benim imzamla hazırlanmış sahte belgeler sunmuş. Sevkiyat dosyasındaki bazı evraklar değiştirilmiş. Suçu benim üstüme yıkmışlar.”

"Mahkeme ne zaman?" Diye sordum soğukkanlı bir şekilde

"Yarın ilk duruşma olacak, büyük ihtimalle avukatlığım elimden gidecek ve o pislik yüzünden hapis yatacağım" dedi Mert sakin olmaya çalışarak

"Abi hayır öyle olmayacak,ben seni çıkarmak için elinden geleni yapacağım kurtulacaksın" dedi Elvan ağlamaklı bir sesle abisini böyle görmek onu mahfediyordu

"Size güveniyorum ama o herif sizi de hedef alacaktır"

"Umrumda değil" dedi Elvan sert şekilde

"Görüşme bitti" görevlinin sesini duyuduğumuzda Elvan ayağa kalkmadı abisini vırakmak ona çok ağır geliyordu

Mert ona gülümseyip "Asma o yüzünü Elvan ben seni böyle görmeye alışık değilim sen güçlü durmaya çalış tamam mı"

"Tamam abi hoşçakal"

"Hoşçakal küçük kardeşim" görevli Merti gördüğünde Elvan ona son bir kez baktı mahkemede herşey belli olacaktı

ERTESİ GÜN-MAHKEME
Salon yine kalabalıktı hepimiz gergindik ama en gergin Elvandı elkeri titriyordu dudaklarını söylüyordu Hisar ona destek veriyordu ama Elvan abisi konusunda aşırı hasa ve gergin bir kız olmuştu

Hakim içeri girdi "Duruşma başlıyor Mert Karaca hakkında evrakta sahtecilik suçlaması var bu suçlanaları nasıl savunacaksınız"

Elvan ayağa kalktı "Sayın hakim müvekkilim Mert Karaca suçsuzdur o böyle birşeyi aşka yapmaz"

"Kanıtınız var mı"

Elvan sesiz kaldı kanıtımız yoktu Hakim dosyaya baktıktan sonra tokmağını vurdu

"Karar Mert Karacanın 8 yıl hapis yatmasına ve avukatlığının elinden alınmasına karar verilmiştir"

Hakimin tokmağının sesi salonda yankılandı.
Karar verilmişti.

Sekiz yıl.

Ve avukatlığın elinden alınması.

Salonda bir uğultu yükseldi. Gazeteciler fısıldaşmaya başladı. Kameralar kapıya doğru yöneldi.

Ama biz hiçbirini duymuyorduk.

Elvan donmuştu.
Sanki biri zamanını durdurmuştu. Gözleri boşluğa bakıyordu.
Sonra bir adım attı.

“Hayır…” diye fısıldadı.
Hakime doğru bir adım daha attı.

“Hayır! Bu karar yanlış! Abim suçsuz!”

Hisar hemen kolundan tuttu.
“Elvan, dur.”

Ama Elvan artık kendini tutamıyordu.

“Bu bir tuzak! Onu siz hapse gönderiyorsunuz! Suçlu olan dışarıda geziyor!”

Hakim tokmağını tekrar vurdu.

“Düzeni bozmayın. Görevliler!”

İki görevli hızla yaklaştı.
Mert, polisler tarafından ayağa kaldırılırken Elvan’a baktı.
Sesi sakindi.
“Yeter Elvan.”

"Abi ama sen suçsuzsun"

"Elvan lütfen bir kez olsun benim sözümü dinle"

Elvan sustu.
Gözleri doldu ama ağlamadı.
Mert hafifçe gülümsedi.
“Güçlü dur.”

Sonra götürüldü.
Kapı kapandı.
Ve Elvan çöktü.

Biz onlara hamle yapmıştık onlarda karşılığını vermişti ama bunu yaparak savaş fermanını imzalamışlardı ve farkında bile değilerdi

Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 🥰 🌹